Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Yüzi açılmış güzelden ḳaçmañuz kim ḫūb olur
Ḫūbdur gül lākin açılsa daḫi maḥbūb olur
Çeşm-i ‘uşşāḳ-ı cihāndur n’ola ter-dāmān ise
Çeşm-i ‘āşıḳ dāmeni ter olmasa ma‘yūb olur
İdelüm ol serve ḳo ey bāġbān peyvend-i şāḫ
Çünki bünyādında ‘ādetdür nebātuñ çūb olur
Kim esīr olmaz buña kim cilve ḳılsa ḫālinüñ
Yıḳmaġa dil ḳal‘asın her noḳṭası bir ṭop olur
Bir gül-i ra‘nādur ol kim bāġa gelse Ca‘ferā
İzine yüz sürmege her serv bir cārūb olur
Günümüz Türkçesiyle
1. Yüzü açılmış güzelden kaçmayın, o güzel olur; gül de güzeldir, ama açılınca daha da sevimli olur.
2. O, dünya âşıklarının gözbebeğidir; eteği ıslaksa ne olur? Âşığın gözünün eteği ıslak olmasa ayıp olur.
3. Ey bahçıvan, bırak o selviye bir dal aşılayalım; çünkü bitkinin yapısında çubuk olması âdettir. (Beytin anlamı kapalıdır.)
4. Beni cilveleşince kim ona esir olmaz? Gönül kalesini yıkmak için onun her noktası bir top güllesi olur.
5. Ey Ca'fer, o öyle bir güzel güldür ki bahçeye gelse her selvi onun izine yüz sürmek için bir süpürge olur.
Edebî ve Tarihî Yorum
Açılan Gül
Matla "açılmak" fiilinin iki anlamıyla oynar. Gül açılır, yani çiçeğini açar; güzel de açılır, yani çekingenliğini bırakır, yüzünü gösterir. Gül kapalıyken de güzeldir ama açılınca daha sevimli olur; yüzü açılmış güzelden de kaçmamak gerekir. Redif "olur", kafiye kelimeleri "-ūb" sesinde buluşur: ḫūb, maḥbūb, ma‘yūb, çūb, ṭop, cārūb. Erünsal dördüncü beyitteki "ṭop" kelimesini göz kafiyesinin örnekleri arasında sayar: Arap harfleriyle yazılışı öteki kafiye kelimelerine benzer, ama okunuşu "-ūb" değil "-op"tur.
İkinci beyitte "ter-dāmān" (eteği ıslak) sözü iki yönlüdür. Gündelik dilde eteği ıslak olmak günahkâr olmak anlamına gelir; beyitte ise gözün "eteği", yani alt kapağı, gözyaşıyla ıslanmıştır. Âşığın gözünün ıslak olması bir ayıp değil, tersine bir gerekliliktir; ıslak olmasa ayıp olur. Böylece bir kusur deyimi âşığın erdemine çevrilir.
Top Güllesi Gibi Ben
Dördüncü beyit çağının savaş teknolojisinden bir imge kullanır. Sevgilinin beni bir noktadır ve cilveleşince gönül kalesini yıkmak için her nokta bir top güllesine dönüşür. Câfer Çelebi'nin yaşadığı yıllar, Osmanlı ordusunda topun kale kuşatmalarında belirleyici olduğu bir dönemdir; şairin kendisi de 1500'deki Modon kuşatmasına katılmıştır. Beyitte gülle ile ben arasındaki benzerlik, ikisinin de yuvarlak ve kara oluşuna dayanır.
Mahlas beytinde selvi bir süpürgeye benzetilir; selvinin sivri ve sık dallı biçimi süpürgeyi andırır. Sevgili bahçeye gelince her selvi onun ayak izine yüz sürmek için süpürge olur. Üçüncü beyitteki aşı ve çubuk imgesi kapalıdır ve nüsha farkları da burada toplanır: Erünsal'ın tezine göre Paris, Hâlet Efendi ve Ayasofya nüshaları bu beyitte "bünyādında" yerine "dunbālinde" (ardında), Kahire nüshası "nebātuñ" yerine "binānuñ" okur. Gazelin Nazmî'nin mecmuasında bir karşılığı yoktur.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 367, gazel no. 61. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
- İsmail E. Erünsal, "Ca‘fer Çelebi'nin Edebî Kişiliği", Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı giriş bölümü, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 66 ve dipnot 294 (göz kafiyesi). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 61 (nüsha farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182
Çevrimiçi kaynaklar






