Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Sīnesin her kimse kim tīrüñ nişānı eylemez
Devlet anı ṭāyir-i baḫt āşiyānı eylemez
Āh-ı ‘āşıḳdan ṣaḳın kim ḥüsnüñüñ gülzārına
İtdügin ol bāġa bād-ı mihrecānī eylemez
Sen gereksin baña ġayruñ dilsitānından n’olur
Kimse kimse cānı ile zindegānī eylemez
Kim ḳıyabilür ki yāruñ dişleye şīrīn lebin
Müşkil olur cāna ḳıymaḳ ‘āḳil anı eylemez
Eldeyiken ḳadrini bil vaṣl-ı yāruñ Ca‘ferā
Çünki dünyā devletin Ḥaḳ cāvidānī eylemez
Günümüz Türkçesiyle
1. Göğsünü senin okuna hedef etmeyen kimseyi devlet, baht kuşunun yuvası yapmaz.
2. Âşığın ahından sakın; çünkü onun güzelliğinin gül bahçesine yaptığını sonbahar rüzgârı bahçeye yapmaz.
3. Bana sen gereksin; başkasının gönül alıcısından bana ne? Kimse başkasının canıyla yaşamaz.
4. Kim kıyabilir de sevgilinin tatlı dudağını ısırır? Cana kıymak zordur, akıllı bunu yapmaz.
5. Ey Ca'fer, sevgilinin vuslatı elindeyken kıymetini bil; çünkü Hak dünya devletini ebedî kılmaz.
Edebî ve Tarihî Yorum
Baht Kuşunun Yuvası
İlk beytin dayanağı bir talih inancıdır. Baht kuşu, yani gölgesi kimin başına düşerse onu padişah yapan hümâ benzeri kuş, ancak göğsünü sevgilinin okuna hedef eden kimsenin göğsünü yuva edinir. Âşığın yaralı göğsü, talihin konduğu bir yuvadır; yarasız göğüs talihsizdir. Redif "eylemez", kafiyeyi taşıyan ses "-ānı": nişānı, āşiyānı, mihrecānı, zindegānı, anı, cāvidānı.
İkinci beyitte âşığın ahı, sonbaharın yaprak döken rüzgârından daha yıkıcıdır. "Bād-ı mihrecānī", İran takviminde sonbaharın başında kutlanan Mihrican bayramının, yani güz mevsiminin rüzgârıdır. Sevgili âşığın ahından sakınmalıdır, çünkü ah güzellik bahçesini güz rüzgârının bahçeye yapabileceğinden daha çok harap eder. Divanın başka bir gazelinde de âşık sevgiliyi ahını almaması için uyarır; bu beyit aynı düşüncenin mevsim imgesiyle söylenişidir.
Cana Kıymak
Üçüncü beyit bir hayat bilgisi cümlesiyle biter: kimse başkasının canıyla yaşamaz. Âşık için başka güzellerin anlamı yoktur; kendi canı olan sevgili gerekir. Dördüncü beyitte "cāna ḳıymaḳ" deyimi iki yönlüdür: hem birinin canına kıymak, öldürmek, hem de "can" diye anılan sevgiliye kıymak. Sevgilinin tatlı dudağını ısırmak ona kıymaktır ve akıllı kişi bunu yapmaz. Son beyit bir öğüttür: vuslat elde iken kıymeti bilinmelidir, çünkü dünyanın devleti ebedî değildir. Erünsal'ın tezindeki nüshalar bu gazelin metninde önemli bir ayrılığa düşmez, Nazmî'nin mecmuası da şiiri almaz.
Kaynakça
- İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 373-374, gazel no. 68. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
- İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 68. https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182
Çevrimiçi kaynaklar






