Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün
Bir nice ḫarābātī vü ḳallāşlaruz biz
Ṣun bāde-i gül-rengi ki ‘ayyāşlaruz biz
Baş terkin urup diş bilerüz la‘lüñe ey dōst
Cānına ḳıyar bir bölük evbāşlaruz biz
Resm eylemişüz gözde ḫayāl-i ḫaṭ u ḫālüñ
Āb üstine naḳş idici naḳḳāşlaruz biz
Cārūb-ı müj ile ḳıluruz yollaruñı pāk
Şehrüñde şehā bir nice ferrāşlaruz biz
Ḫūb eylemişüz gün yüzi māhīyetin idrāk
Zāhid gibi sen ṣanma ki ḫuffāşlaruz biz
Olmadı bize devlet-i pā-būs müyesser
Ca‘fer ne ‘aceb devleti yoḳ başlaruz biz
Günümüz Türkçesiyle
1. Biz birkaç meyhane müdavimi, kalender meşrep kişileriz; gül renkli şarabı sun, çünkü biz zevk ve içki düşkünleriyiz.
2. Ey dost, başı terk edip yakut dudağına diş bileriz; canına kıyan bir bölük serseriyiz biz.
3. Ayva tüyünün ve beninin hayalini gözümüzde resmettik; biz suyun üstüne resim yapan nakkaşlarız.
4. Kirpik süpürgesiyle yollarını tertemiz ederiz; ey şah, senin şehrinde birkaç ferraşız biz.
5. Güneş yüzünün ne olduğunu iyice kavradık; bizi zahit gibi yarasa sanma.
6. Ayak öpme devleti bize nasip olmadı; Ca'fer, ne şaşılacak, biz talihsiz başlarız.
Edebî ve Tarihî Yorum
Biz Kalenderler
Bir bölük rint "biz" diye konuşur ve her beyti kendi kimliğini sayarak bitirir; redif "-lar-uz biz", yani "biz … lerdeniz" yapısıdır. Bu topluluk kendini meyhane müdavimi (ḫarābātī), kalender meşrep (ḳallāş), zevk düşkünü (‘ayyāş), serseri (evbāş), nakkaş, ferraş ve "devleti yok başlar" diye tanıtır. Kafiyeyi "-āş" sesi taşır: ḳallāş, ‘ayyāş, evbāş, naḳḳāş, ferrāş, ḫuffāş, baş. Bu kelimelerin çoğu toplumun kenarındaki tipleri anlatır ve divan şiirinin rintlik geleneğinde, zahitliğe karşı övünülen bir hayat tarzının adlarıdır.
Nazmî'nin mecmuasında gazelin zemini Sâfî mahlaslı Kâsım Paşa'nın "Şehrüñde şehâ bir nice evbâşlaruz biz" diye başlayan gazelidir. Câfer Çelebi'nin dördüncü beytinin ikinci mısraı bu matlaı neredeyse aynen tekrarlar: "Şehrüñde şehā bir nice ferrāşlaruz biz". Değişen yalnız son kelimedir; Paris nüshası ise, tezde görüldüğü üzere, burada da "evbāşlaruz" okur ve zeminle birebir örtüşür. Aynı zemine Necâtî, Revânî, Sultan Bayezid (II. Bayezid), Hadîdî, Refîkî, Lâmi'î, Visâlî, Sabâyî, Kâtibî, Cemâlî, Ferîdî, Mu'îdî, Fakîrî ve Nazmî de nazire yazmıştır; bu, mecmuadaki kalabalık gruplardan biridir.
Suya Resim, Yarasa Zahit
Üçüncü beyitte âşıklar "suyun üstüne resim yapan nakkaşlar"dır: sevgilinin tüyünü ve benini gözyaşıyla dolu gözlerinde resmetmişlerdir. Suya resim yapmak, boşuna emeği anlatan "suya yazı yazmak" sözünü de hatırlatır; beyit bu iki anlamı birlikte taşır. Dördüncü beyitte kirpikler, sevgilinin geçtiği yolları süpüren süpürgelerdir; âşıklar şahın şehrindeki ferraşlardır. Beşinci beyitte zahit yarasaya (ḫuffāş) benzetilir: yarasa güneşi göremez, zahit de güneş yüzlü sevgilinin ne olduğunu kavrayamaz. Mahlas beyti "devlet-i pā-būs", ayak öpme devletine erişemeyen başları "devleti yok başlar" diye anar ve "baş" kelimesini kafiyeye sokar.
Tezde gösterilen öteki ayrılıklar şunlardır: Ayasofya, Paris ve Hâlet Efendi nüshaları ilk beyitte "gül-rengi" yerine "gül-reng", üçüncü beyitte "naḳş idici" yerine "naḳş urucı" okur; Paris nüshası son beyitte "devlet-i pā-būs" yerine "devlet pā-būsı" yazar.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 375-376, gazel no. 71. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
Akademik çalışmalar
- İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 71 (nüsha farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182
Resmî kaynaklar
- M. Fatih Köksal (hzl.), Edirneli Nazmî, Mecma‘u'n-Nezâ'ir, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 681-687, şiir no. 1957-1974 (Câfer Çelebi'nin naziresi no. 1959). https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195954/mecmaun-nezair-edirneli-nazmi.html
Çevrimiçi kaynaklar






