Özgün Metin

Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātün mef‘ūlü fā‘ilātün

Ey serv-i sīm-ten cān bostānda gerçi bitmez
Bu ṭurfe bāġ-ı dilden ḫaddüñ ḫayāli gitmez
Biñ āh u girye itsem girmez ele viṣālüñ
Bir meyvedür bu degme āb u havāda bitmez
İtsem hezār zārī gūş eylemezsin ey yār
Beñzer ki gül ḳulaġı bülbül ünin işitmez
Vir nūr u fer ruḫuñdan bu çeşm-i eşk-bāra
Sen eylük it ṣuya ṣal eylük cihānda bitmez
Taḥt-ı yedinde olsa zülfeyninüñ dehānı
Ca‘fer ta‘accüb itme yoḳluḳ kişiye n’itmez

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey gümüş tenli selvi, can bahçesinde gerçi (senin gibisi) bitmez; ama yanağının hayali bu tuhaf gönül bahçesinden gitmez.

2. Bin ah ve gözyaşı döksem vuslatın ele girmez; bu, her suda ve havada bitmeyen bir meyvedir.

3. Bin kez inlesem kulak vermezsin ey yâr; galiba gülün kulağı bülbülün sesini işitmez.

4. Bu gözyaşı döken göze yanağından nur ve parıltı ver; sen iyilik et, suya at; iyilik dünyada kaybolmaz.

5. Zülüflerinin elinin altında ağzı olsa, Ca'fer, şaşma; yokluk insana neler yapmaz.

Edebî ve Tarihî Yorum

İyilik Et, Suya At

Dördüncü beyit, bugün de bilinen "iyilik yap denize at, balık bilmezse Hâlık bilir" atasözünün bir biçimini taşır: "Sen eylük it ṣuya ṣal eylük cihānda bitmez." Âşık sevgiliden ağlayan gözüne yanağının ışığından bir pay vermesini ister ve gerekçe olarak bu sözü hatırlatır. Atasözünün "suya atmak" kısmı burada ayrıca anlam kazanır, çünkü âşığın gözü zaten gözyaşıyla, yani suyla doludur; sevgilinin iyiliği o suya atılmış olacaktır. Erünsal, Câfer Çelebi'nin mısralar arasına atasözleri yerleştirmeyi sevdiğini belirtir; bu beyit o alışkanlığın açık bir örneğidir.

Gazelin vezni aruzun muzari bahrinden "mef‘ūlü fā‘ilātün mef‘ūlü fā‘ilātün" kalıbıdır ve her mısra iki eşit yarıya bölünür. Gazelde redif kullanılmamıştır; kafiye "-itmez" sesleriyle kurulur: bitmez, gitmez, bitmez, işitmez, bitmez, n'itmez. "Bitmez" kelimesinin üç kez kafiyede yer alması ve her seferinde başka bir anlamda kullanılması gazelin bir ses oyunudur: ilk beyitte bitki bitmez, ikinci beyitte meyve her iklimde yetişmez, dördüncü beyitte iyilik tükenmez.

Yokluk ve Ağız

İkinci beyit vuslatı nadir bir meyveye benzetir; her havada ve suda yetişmez, ahla ve gözyaşıyla ele girmez. Üçüncü beyitte gülün kulağı bülbülün sesini işitmez; gül yaprağının kulağa benzemesi bu imgeyi destekler. Mahlas beytinde gündelik bir söz vardır: "yoḳluḳ kişiye n'itmez", yani yoksulluk insana neler yaptırmaz. Sevgilinin ağzı o kadar küçüktür ki "yok" sayılır; bu "yokluk" zülüflerin elinin altına düşse şaşılmaz. Beyit, ağzın yokluğunu yoksulluk anlamındaki yoklukla birleştirir. Nüshalar burada da ayrılır: Erünsal'ın tezine göre Manchester nüshası "zülfeyninüñ" yerine "zülfeyni tek" der; ilk beyitteki "ḫaddüñ" (yanağın) ise Paris ve Ayasofya'da "la‘lüñ" (dudağın) olur. Nazmî'nin mecmuası bu atasözlü gazeli almamıştır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 374, gazel no. 69. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
  • İsmail E. Erünsal, "Ca‘fer Çelebi'nin Edebî Kişiliği", Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı giriş bölümü, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 59 (atasözleri). ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 69 (nüsha farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182

Çevrimiçi kaynaklar