Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün
Cennet dir isem kūyuña cānā ‘aceb olmaz
Kim pertev-i ḥüsnüñle senüñ anda şeb olmaz
Zülfüñle n’ola ebr-i bahār olsa mu‘arıż
Ter-dāmen olanlarda ḥayā vu edeb olmaz
Öykündügiçün sāyene‘aksini eger serv
Başı aşaġa ṣuya atarsa ‘aceb olmaz
Tāb-ı teb-i hicrāndan es̱er ḳomadı hergiz
Ḫaṭṭuñ gibi bir nüsḫa-ı ta‘vīẕ-i teb olmaz
Dil kūyı ṣafāsın bula mı bāġ-ı İremde
Dünyāda çü cennetdeki ‘ay u ṭarāb olmaz
Ġamdan lebüme gelse de cismümdeki cānum
Binümle bu cān cānā ölüp leb-be-leb olmaz
Budur ölümüm istedügüm hecr eleminden
Ḳurtulmaġa anuñ gibi Ca‘fer sebeb olmaz
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey can, senin mahallene cennet desem şaşılmaz; çünkü güzelliğinin ışığıyla orada gece olmaz.
2. Bahar bulutu zülfünle yarışa kalksa ne olur? Eteği ıslak olanlarda haya ve edep olmaz.
3. Selvi, senin gölgene öykündüğü için kendi aksini baş aşağı suya atarsa şaşılmaz.
4. Ayrılık sıtmasının ateşinden hiç iz bırakmadı; senin ayva tüyün gibi bir sıtma muskası olmaz.
5. Gönül onun mahallesinin safasını İrem bağında bulur mu? Cennetteki zevk ve neşe dünyada olmaz.
6. Bedenimdeki can gamdan dudağıma gelse de, ey can, bu can ben ölmedikçe seninle dudak dudağa olmaz. (Beyit iki türlü anlaşılabilir.)
7. Ayrılık acısından istediğim ölüm budur; Ca'fer, ondan kurtulmak için bunun gibi bir sebep olmaz.
Edebî ve Tarihî Yorum
Gecesi Olmayan Mahalle
Matla bir akıl yürütmeyle kurulur: cennette gece yoktur; sevgilinin mahallesinde de onun güzelliğinin ışığı yüzünden gece olmaz; o hâlde mahalleye cennet demek yerindedir. Redifi "olmaz" olan gazelde kafiye "-eb" üzerine kurulmuştur: ‘aceb, şeb, edeb, ‘aceb, teb, ṭarab, leb-be-leb, sebeb. "‘Aceb" kelimesinin ilk ve üçüncü beyitte kafiye olarak tekrarlanması, Câfer Çelebi'nin gazellerinde sık görülen kafiye tekrarının bir örneğidir. Beşinci beyit aynı cennet düşüncesine döner: İrem bağı, efsanede yeryüzünde cennete öykünülerek yapılmış bir bahçedir; ama gönül sevgilinin mahallesindeki safayı orada bulamaz, çünkü gerçek cennetin zevki dünyada bulunmaz.
İkinci beyitte "ter-dāmen" deyimi yine iki anlamlıdır: bahar bulutu yağmurla ıslanmış, eteği ıslaktır; deyimin günahkâr anlamı da buluta yüklenir. Sevgilinin zülfüyle yarışa kalkan bulut, haya ve edep bilmeyen bir günahkârdır. Üçüncü beyit bir hüsn-i ta'lildir: selvinin sudaki aksi baş aşağı görünür; selvi sevgilinin gölgesine öykündüğü için kendini cezalandırmış, aksini baş aşağı suya atmıştır.
Sıtma Muskası
Dördüncü beyit bir halk âdetine dayanır. Sıtmaya karşı yazılı muskalar taşınırdı ve muskanın "nüsha"sı, yani yazılı metni, hastalığı gidereceğine inanılırdı. Sevgilinin ayva tüyü, yanaktaki bir "yazı" (ḫaṭ) olarak ayrılık sıtmasının ateşini söndüren en iyi muskadır. Altıncı beytin anlamı açık değildir: "leb-be-leb" hem dudak dudağa, hem de ağzına kadar dolu demektir; can dudağa gelmiştir, ama sevgiliyle dudak dudağa gelmek ölümden sonra mümkün görünür. Aktarım bir okuyuşa dayanır. Mahlas beyti ölümü ayrılıktan kurtuluşun tek yolu olarak ister. Nazmî bu gazeli nazire mecmuasına almamıştır; tezde de anılmaya değer bir nüsha farkı kaydedilmez.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 376-377, gazel no. 72. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
- İsmail E. Erünsal, "Ca‘fer Çelebi'nin Edebî Kişiliği", Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı giriş bölümü, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 65 (kafiye tekrarı). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 72. https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182
Çevrimiçi kaynaklar






