Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Üstine gülden düşer gülzāra girse in‘ikās
Bilmeyen geymiş ṣanur ol servi gül-gūnī libās
Cism-i pākinden ider kesb-i leṭāfet cāmesi
Ol leṭāfetden ḳoparur in‘ikas ol iltibās
Āteş urur cānına mecmu‘-ı ‘ālem ḫalḳınuñ
Eyleyüp yāruñ libāsın āteşīn ol in‘ikas
Yandum āteş-gūn libāsından ben anuñ derdi yoḳ
Gerçi od anı yaḳar kim ol ola aña mümāss
Vaṣla me’nūs olmış iken hecre ṣalma Ca‘feri
Ḫoş degül bir cāme ba‘żı aṭlas u ba‘żı palās
Günümüz Türkçesiyle
1. Gül bahçesine girse üstüne güllerden bir yansıma düşer; bilmeyen o selviyi gül renkli bir elbise giymiş sanır.
2. Elbisesi onun temiz bedeninden incelik kazanır; o yansıma da bu incelikten bir yanılsama doğurur.
3. O yansıma sevgilinin elbisesini ateş renkli yapınca, bütün dünya halkının canına ateş salar.
4. Onun ateş renkli elbisesinden ben yandım, onun bir derdi yok; gerçi ateş ancak kendisine değeni yakar.
5. Vuslata alışmışken Ca'fer'i ayrılığa salma; bir elbisenin bir yanı atlas, bir yanı çul olması hoş değil.
Edebî ve Tarihî Yorum
Yansıyan Elbise
Gazel bir ışık ve renk oyunudur. Sevgili gül bahçesine girer; güllerin kırmızısı onun üstüne yansır ve bilmeyen kişi selvi boylu sevgilinin gül renkli bir elbise giydiğini sanır. İkinci beyitte bu yanılsamanın sebebi açıklanır: elbise sevgilinin temiz bedeninden incelik ve şeffaflık kazanmıştır, bu yüzden üstüne düşen yansımayı kendi rengi gibi gösterir. Üçüncü beyitte yansıma elbiseyi ateş rengine boyar ve o ateş bütün dünya halkının canına düşer. Kafiyeler "-ās" sesinde toplanır: in‘ikās, libās, iltibās, mümāss, palās; "in‘ikās" (yansıma) kelimesi üç beyitte kafiye olarak kullanılır ve gazelin ana kavramıdır.
Erünsal dördüncü beyti, Câfer Çelebi'nin herkesçe doğruluğu kabul edilen gerçekleri şiire katmasına örnek gösterir: ateş ancak kendisine değeni yakar. Âşık sevgilinin ateş renkli elbisesinden yanmıştır, ama sevgilinin hiçbir derdi yoktur; çünkü ateş, elbiseye bürünen sevgiliyi değil, ona dokunan âşığı yakar. Gerçeğin kendisi değişmez, şiirdeki uygulaması bir sitem olur.
Atlas ile Palas
Mahlas beyti iki kumaşı karşı karşıya getirir: atlas, ipekli ve parlak bir kumaştır; palas ise kaba, çul gibi bir dokumadır. Bir elbisenin bir yanı atlas bir yanı palas olursa hoş durmaz; âşık da vuslata alıştıktan sonra ayrılığa atılmak istemez. Beyit "ya atlas ya palas" sözünü hatırlatır ve gazelin elbise imgesini bir öğüde bağlayarak kapatır.
İkinci beyitteki "ḳoparur in‘ikās", tezdeki karşılaştırmaya göre Paris, Ayasofya ve Hâlet Efendi nüshalarında "ḳopar bu in‘ikās" olur; üçüncü beyitte Ayasofya ile Hâlet Efendi nüshaları "urur" yerine "urup" okur. Dördüncü beytin ikinci mısraı Paris nüshasında "kim ol aña ola", Hâlet Efendi nüshasında "kim od aña ola" biçimindedir. Nazmî'nin nazire derlemesinde bu gazelin izine rastlanmaz.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 377-378, gazel no. 73. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
- İsmail E. Erünsal, "Ca‘fer Çelebi'nin Edebî Kişiliği", Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı giriş bölümü, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 59 (herkesçe kabul edilen ifadeler). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 73 (nüsha farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182
Çevrimiçi kaynaklar






