Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Gün yüzinde zülfin ol meh kim girih-gīr eylemiş
Bir gümüş ḳandīle gūyā müşk zencīr eylemiş
Arḳasına girmiş ebrūsı gözi bīmārumuñ
Ḫasta olmaġın ḳucaġında aña yir eylemiş
Zülf ü ḫaṭdan lāciverdī toz u müşgīn per urup
Ḥaḳ nihāl-i ḳaddiñi dil delmege tīr eylemiş
İki gül yüzlü öpüşse dir gören bezm ehlini
Şevḳden öldürmege bunlar aġız bir eylemiş
Rūy-ı zībāsın ḳara zülfi idinmiş zīr-i dest
Ca‘fer ol cādūyı gör kim māhı tesḫīr eylemiş

Günümüz Türkçesiyle

1. O ay, güneş yüzünün üstünde zülfünü düğüm düğüm etmiş; sanki gümüş bir kandile misk renkli bir zincir takmış.

2. Hasta gözlü sevgilimin kaşı gözünü sırtına almış; göz hasta olduğu için ona kucağında yer etmiş.

3. Hak, zülüften ve ayva tüyünden lacivert toz ile misk kokulu tüyler takarak senin boy fidanını gönül delen bir ok yapmış.

4. İki gül yüzlü öpüşse, gören "bunlar meclis ehlini şevkten öldürmek için ağız birliği etmiş" der.

5. Ca'fer, kara zülfü güzel yüzünü elinin altına almış; o cadıyı gör ki ayı büyüleyip ele geçirmiş.

Edebî ve Tarihî Yorum

Gümüş Kandil, Misk Zincir

Matla bir cami ya da saray kandilini hatırlatır. Kandiller tavandan zincirlerle asılırdı; sevgilinin parlak yüzü gümüş bir kandil, yüzün üstünde düğüm düğüm olmuş kara zülüf de ona takılmış misk renkli bir zincirdir. "Eylemiş" redifinin önünde "-īr" kafiyesi durur: girih-gīr, zencīr, yir, tīr, bir, tesḫīr. Gazelin bütün beyitleri sevgilinin yüzündeki parçaları birer eşyaya ya da kişiye dönüştürür: zülüf zincir, kaş kucak açan bir hasta bakıcısı, boy ok, zülüf cadıdır.

İkinci beyitte sevgilinin baygın, "hasta" gözü kaşın altında durur; kaş onu sırtına almış ya da kucağına çekmiş gibidir, çünkü göz hastadır ve bakıma muhtaçtır. Üçüncü beyit bir ok yapımını anlatır. Okun gövdesi sevgilinin boyudur; okun ucunda kullanılan tüyler zülüf ve ayva tüyünden gelir, lacivert toz da tüyün koyu rengidir. Allah bu oku gönülleri delmek için yapmıştır.

Ağız Birliği

Dördüncü beyit gündelik bir deyime dayanan bir şakadır. "Ağız birliği etmek", bugün de anlaşıp aynı şeyi söylemek demektir. İki gül yüzlü öpüştüğünde ağızları gerçekten birleşir; gören de onların meclistekileri şevkten öldürmek için "ağız birliği" ettiğini söyler. Deyimin mecazi anlamı ile öpüşmenin somut görüntüsü tek kelimede buluşur. Mahlas beyti zülfü bir cadıya benzetir: cadıların ayı gökten indirip büyüleyebildiğine dair eski inanış, burada zülfün ay yüzü elinin altına almasıyla karşılık bulur.

Tezde gösterilen farklar ek ve kelime sırasıyla ilgilidir: Ayasofya ile Hâlet Efendi nüshaları ikinci beyitte "bīmārumuñ" yerine "bīmāruñuñ", üçüncü beyitte "ḫaṭdan" yerine "ḫaṭṭın" okur; son beyitteki "zīr-i dest" Ayasofya nüshasında "dest-zīr" olmuştur. Nazmî'nin mecmuasında bu gazel yoktur.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar