Özgün Metin

Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün

Gözüm yaşına baḳmazsın baña senden ‘ināyet yoḳ
Bunı bildüm ki ey mehrū sitāremde sa‘ādet yoḳ
Yüzine ebr-i zülf olsun gelüp her yañadan perde
K’ıraḳdan görmege daḫi o māhı bende ṭāḳat yoḳ
Egerçi māhrūlarda çoġ olur servḳāmetler
Boyuñ Ṭūbā ṭapuñ ḥūrī bu gün senden ḳıyāmet yoḳ
Gören bīhūş olur kimse temāşā idemez anı
Yüzine ġoncaveş burka‘ ṭutunmasun ki ḥācet yoḳ
Eger var ise bir nesne cihānda ḥadd ü pāyānsuz
Belā-yı ‘ışḳdur Ca‘fer k’aña hergiz nihāyet yoḳ

Günümüz Türkçesiyle

1. Gözümün yaşına bakmazsın, bana senden bir lütuf yok; ey ay yüzlü, anladım ki benim yıldızımda talih yok.

2. Zülüf bulutu gelip her yandan yüzüne perde olsun; çünkü o ayı uzaktan görmeye bile bende güç yok.

3. Ay yüzlüler arasında selvi boylular çok olur gerçi; ama boyun Tûbâ, varlığın huri; bugün senden başka kıyamet yok.

4. Onu gören kendinden geçer, kimse ona bakamaz; gonca gibi yüzüne peçe tutmasın, buna gerek yok.

5. Ey Ca'fer, dünyada sınırsız, sonsuz bir şey varsa o aşk belasıdır; onun asla sonu yok.

Edebî ve Tarihî Yorum

Gözünün Yaşına Bakmamak

Matla bugün de kullanılan bir deyimle açılır: "gözünün yaşına bakmamak", acımamak, merhamet etmemek demektir. Câfer Çelebi deyimi kelimesi kelimesine de işletir: sevgili âşığın gerçekten akan gözyaşına bakmaz. İkinci mısra bu merhametsizliği yıldızlara bağlar. "Sitāre" yıldız, "sa‘ādet" ise hem mutluluk hem müneccimlerin uğurlu saydığı yıldız konumudur; âşık kendi yıldızında uğur bulunmadığını anlamıştır. "Yoḳ" redifinin önündeki kafiye kelimeleri "-et" ile biter: ‘ināyet, sa‘ādet, ṭāḳat, ḳıyāmet, ḥācet, nihāyet.

Erünsal bu matlaı, Zâtî'nin Câfer Çelebi'nin gazellerinden yararlanmasının örnekleri arasında gösterir. Zâtî'nin divanındaki 641. gazelin matlaı, Câfer Çelebi'nin ikinci mısraını kafiyesi ve redifiyle birlikte tekrarlar: "Güzeller çıḳdılar seyre bile ol māh ṭal‘at yoḳ / ‘Aceb gün görmedük şaḫsam sitāremde sa‘ādet yoḳ". Erünsal'a göre Zâtî, Câfer Çelebi'nin teveccühünü kazanmak için onu öven yedi kaside yazmış ve gazellerine nazireler söylemiştir; bu matla da onun Câfer Çelebi'den bir mısraı neredeyse aynen aldığı yerlerden biridir.

Tûbâ Boy ve Kıyamet

Üçüncü beyit cennet ve ahiret kelimeleriyle örülür. Sevgilinin boyu cennetteki Tûbâ ağacıdır, varlığı bir huridir; bugün ondan başka "kıyamet" yoktur. "Ḳıyāmet" kelimesi hem dünyanın sonu hem büyük kargaşadır ve "ḳāmet" (boy) kelimesiyle ses bakımından akrabadır. Selvi boylu güzeller çoktur; ama ortalığı kıyamete çeviren boy yalnız sevgilinin boyudur.

Dördüncü beyitte gonca, yüzüne peçe tutmuş bir güzel gibidir; âşık sevgilinin buna ihtiyacı olmadığını söyler, çünkü onu gören zaten kendinden geçer ve bakamaz. Mahlas beyti gazeli "nihāyet yoḳ" sözüyle bitirir; dünyada sınırsız bir şey varsa o aşkın belasıdır. İkinci beyitte Paris nüshası "olsun" yerine "oldı" okur; aynı beyitteki "o māhı" Paris, Ayasofya ve Hâlet Efendi nüshalarında "bu māhı" olmuştur. Hâlet Efendi nüshasında üçüncü beyitte "çoġ olur" yerine "çoḳ", son beyitte "k'aña" yerine "aña" vardır. Nazmî bu gazeli mecmuasına koymamıştır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 389-390, gazel no. 87. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
  • İsmail E. Erünsal, "Ca‘fer Çelebi'nin Edebî Kişiliği", Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı giriş bölümü, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 54-56 (Zâtî'nin Câfer Çelebi'den yararlanması; Zâtî, g. 641). ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 87 (nüsha farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182

Çevrimiçi kaynaklar