Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Tā ‘araḳ-rīz oldı gīsū-yı perīşānuñ senüñ
Şebnem ile tāze vü terdür gülistānuñ senüñ
Yüz sürer şol deñlü ‘āşıḳlar der ü dīvāruña
Kim gören ṣanur zer-endūd olmış eyvānuñ senüñ
Cān ki vardur tende gūyā mürdedür ṭābūtda
Şöyle bī-ṭākat ḳılubdur anı hicrānuñ senüñ
Ġamzenüñ bir demde biñ cān alduġı yitmez mi dāll
‘Ayn-ı fitne olduġına çeşm-i fettānuñ senüñ
Ebter oldı nüsḫası gül defterinüñ Ca‘ferā
Çıkdı çün rengīn ḫayālāt ile dīvānuñ senüñ
Günümüz Türkçesiyle
1. Dağınık saçların ter damlatmaya başlayalı beri gül bahçen çiyle taze ve nemlidir.
2. Âşıklar kapına, duvarına öyle çok yüz sürer ki gören senin eyvanını altınla kaplanmış sanır.
3. Bedende bulunan can, tabuttaki bir ölü gibidir; senin ayrılığın onu böylesine güçsüz kılmıştır.
4. Gamzenin bir anda bin can alması, fettan gözünün fitnenin ta kendisi olduğuna delil olarak yetmez mi?
5. Ey Ca'fer, renkli hayallerle senin divanın ortaya çıkalı gül defterinin nüshası yarım kaldı.
Edebî ve Tarihî Yorum
Altınla Kaplanmış Eyvan
İkinci beyit âşıkların sararmış yüzlerinden bir yapı süslemesi çıkarır. Âşıklar sevgilinin kapısına ve duvarlarına o kadar çok yüz sürmüştür ki onların sarı benizleri bu duvarlara sinmiş, eyvan altın yaldızla kaplanmış gibi görünür. "Zer-endūd", altın kaplanmış demektir; saray ve konak eyvanlarının yaldızlı süslemesi âşıkların sararmış yüzleriyle yapılmış olur. Âşığın yüzünü sevgilinin eşiğine sürmesi divan şiirinde bilinen bir tevazu ve bağlılık hareketidir; beyit bu hareketin birikmiş sonucunu gösterir.
Redif "senüñ"dür ve her beyit "-uñ senüñ" diye biter: perīşānuñ, gülistānuñ, eyvānuñ, hicrānuñ, fettānuñ, dīvānuñ. Kafiyenin özü "-ān" sesindedir. Matlada sevgilinin dağınık saçları terlemiş, ter damlaları yanağa düşmüştür; yanak bir gül bahçesi, ter de o bahçenin çiyidir.
Fitnenin Gözü
Dördüncü beyit bir ispat diliyle kurulur. "Dāll" delil, kanıt demektir. Gamzenin bir anda bin can alması, sevgilinin gözünün "‘ayn-ı fitne" olduğunun kanıtıdır. "‘Ayn" kelimesi Arapçada hem göz hem bir şeyin kendisi, özü anlamına gelir: göz, fitnenin hem gözü hem de ta kendisidir. Üçüncü beyitte bedendeki can, tabuta konmuş bir ölüdür; ayrılık onu bu kadar güçsüz bırakmıştır.
Mahlas beyti şairin kendi divanını övmeye döner. Ca'fer'in renkli hayallerle dolu divanı ortaya çıkınca gül defterinin nüshası "ebter", yani eksik, yarım kalmıştır. Gül yaprakları bir kitabın sayfalarına benzetilir; şairin divanı o kitaptan daha renkli olduğu için gülün defteri tamamlanamamıştır. Ayasofya ve Hâlet Efendi nüshaları burada "ḫayālāt ile" yerine "ḫayālātında" der. Nazmî'nin mecmuasında gazel, Ahmed Paşa'nın "Velehû" başlığıyla verilen "Cânı ser-gerdân ider zülf-i perîşânuñ senüñ" matlalı gazelini izleyen nazire dizisinde yer alır; Câfer Çelebi'nin matlaındaki "gīsū-yı perīşānuñ senüñ" bu matlaı yankılar. Necâtî ve Kemalpaşazâde'den sonra gelen gazeli Kemâl-i Zerd, Vasfî, Alî, Alâyî, Hilâlî-i Kazzâz, Şâmî, Halîlî, Medhî, Lâmi'î, Revânî ve Zâtî izler.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 395-396, gazel no. 94. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
Akademik çalışmalar
- İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 94 (nüsha farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182
Resmî kaynaklar
- M. Fatih Köksal (hzl.), Edirneli Nazmî, Mecma‘u'n-Nezâ'ir, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 870-875, şiir no. 2574-2590 (Câfer Çelebi'nin naziresi no. 2578). https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195954/mecmaun-nezair-edirneli-nazmi.html
Çevrimiçi kaynaklar






