Özgün Metin

Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün

Olupdur tīġ-i hecriyle ciger çāk
Eyā yā leyte şi‘rī eyne me’vā-k
Cihān olaydı pür ḥūr u firişte
Le-‘amrī mā ‘arefne’l-‘işḳa levlā-k
Getür cāmı götür yüzden niḳābı
Le-nā ke’sü’l-ḥumeyyā min muḥayyā-k
Lebüñden içmişem āb-ı ḥayātı
Le-ḳad aḥyeyte-nī Allāhü ebḳā-k
Ṭoludur dīde vü dilde ḫayālüñ
Sivā ḳalbī vü ‘aynī leyse maġnā-k
Ṣaḳın ey dil firāḳın ṣanma āsān
Fe-lā terḍā bi-hā iyyā-ke iyyā-k
İşiginde çü virdüñ Ca‘ferā cān
Cezā-ke’llāhü ḥayren ṭābe mes̱vā-k

Günümüz Türkçesiyle

1. Ayrılığının kılıcıyla ciğer yarılmıştır. Ah, keşke senin yurdunun nerede olduğunu bilseydim.

2. Dünya huri ve meleklerle dolu olsaydı bile, ömrüme andolsun, sen olmasaydın aşkı tanımazdık.

3. Kadehi getir, yüzünden peçeyi kaldır; bizim şarap kadehimiz senin yüzündendir.

4. Dudağından hayat suyunu içmişim; beni dirilttin, Allah seni bağışlasın, ömrünü uzun etsin.

5. Gözde de gönülde de senin hayalin doludur; kalbim ve gözüm dışında senin konağın yoktur.

6. Ey gönül, sakın onun ayrılığını kolay sanma; ona razı olma, sakın, sakın.

7. Ey Ca'fer, madem onun eşiğinde can verdin, Allah seni hayırla mükâfatlandırsın; yattığın yer hoş olsun.

Edebî ve Tarihî Yorum

Türkçe ve Arapça Mısralar

Gazel bir mülemmadır: her beytin ilk mısraı Türkçe, ikinci mısraı Arapçadır. Arapça mısraların hepsi "-āk" sesiyle, yani Arapçadaki ikinci tekil şahıs zamiri "-ke/-ki" ile biter: me'vā-k (yurdun), levlā-k (sen olmasaydın), muḥayyā-k (yüzün), ebḳā-k (seni bağışlasın), maġnā-k (konağın), iyyā-k (sakın), mes̱vā-k (yattığın yer). Böylece kafiye ve redif, Arapça bir hitap ekinde birleşir; Türkçe mısralar ise bir yandan konuşur, bir yandan da Arapça mısraya bir önsöz olur. Vezin, mesnevilerde sık kullanılan kısa hezec kalıbıdır (Mefā‘īlün Mefā‘īlün Fe‘ūlün); kısa mısralar Arapça cümleleri bir dua ya da ünlem gibi duyurur.

Câfer Çelebi Arapçayı iyi bilen bir ailedendi; Erünsal, Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi'nde II. Bayezid dönemi şairlerinin şiirlerini içeren bir zarfta onun muhtemelen kendi eliyle yazılmış Arapça bir kasidesinin bulunduğunu bildirir. Bu gazelin Arapça mısraları ise öğretici değil, söyleyişe yakındır: "keşke bilseydim", "ömrüme andolsun", "Allah seni bağışlasın", "sakın, sakın" gibi gündelik Arapça dua ve ünlem kalıplarından kurulur.

Levlāk ve Mes̱vā

İkinci beytin Arapça mısraı "Le-‘amrī mā ‘arefne'l-‘ışḳa levlā-k", yani "ömrüme andolsun, sen olmasaydın aşkı tanımazdık" demektir. "Levlāk" kelimesi, Osmanlı okuru için Hz. Peygamber hakkında söylendiği rivayet edilen "Sen olmasaydın felekleri yaratmazdım" sözünü hatırlatır; şair bu sözün yapısını sevgiliye uygular: dünya huri ve meleklerle dolu olsa bile aşk ancak sevgili sayesinde bilinir. Dördüncü beyitte dudak hayat suyudur; âşık onu içerek dirilmiştir ve sevgiliye uzun ömür diler.

Mahlas beyti bir mezar duası gibi kapanır. "Ṭābe mes̱vā-k", "yattığın yer hoş olsun" demektir ve ölüler için söylenen bir dua kalıbıdır. Ca'fer sevgilinin eşiğinde canını vermiştir; şair ona Allah'ın mükâfatını ve rahat bir kabir diler. Altıncı beyitte "iyyā-ke iyyā-k", yani "sakın, sakın", gönle verilen sert bir uyarıdır. Paris nüshasında beşinci beyitteki "dīde vü" "dīdede" olarak geçer; Nazmî bu mülemmaı mecmuasına almamıştır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 397-398, gazel no. 97. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
  • İsmail E. Erünsal, "Hayatı ve Eserleri", Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı giriş bölümü, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 7 (Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi'ndeki Arapça kaside). ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 97 (nüsha farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182

Çevrimiçi kaynaklar