Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Gördi çün bād-ı ṣabā bu zülf ü ruḫsāruñ senüñ
Oldı rūz u şeb benüm bigi hevādāruñ senüñ
Pertev-i ḥüsn ü cemālüñden hemīşe ey ṣanem
Berḳ urur billūrveş ahcār-ı dīvāruñ senüñ
Ḫasta olmaz çün bihiştüñ ey perī merdümleri
Bāġ-ı ḥüsnüñde ‘acebdür çeşm-i bīmāruñ senüñ
Yūsufa dīnār ile kimse degülken müşterī
Olmış idüm rūy-ı zerd ile ḫarīdāruñ senüñ
Yaraşur Ca‘fer saña ger sözde siḥr eyler disem
Ol perīyi çünki tesḫīr itdi güftāruñ senüñ
Günümüz Türkçesiyle
1. Saba rüzgârı senin bu zülfünü ve yanağını görünce gece gündüz benim gibi senin hevesli âşığın oldu.
2. Ey put güzeli, güzelliğinin ve cemalinin ışığından duvarının taşları hep billur gibi şimşek çakar.
3. Ey peri, cennetin insanları hasta olmazken senin güzellik bahçende hasta gözünün bulunması şaşılacak şeydir.
4. Yusuf'a dinarla bile kimse müşteri değilken, ben sarı yüzümle senin alıcın olmuştum.
5. Ey Ca'fer, sana "sözde büyü yapıyor" desem yakışır; çünkü senin sözün o periyi büyüleyip ele geçirdi.
Edebî ve Tarihî Yorum
Sarı Yüzle Yusuf'a Müşteri
Dördüncü beyit Yusuf kıssasının Mısır pazarı sahnesine dayanır. Kardeşlerinin kuyuya attığı Yusuf, sonra Mısır'da köle olarak satılmıştır. Câfer Çelebi bu sahneyi tersine çevirir: Yusuf'a dinarla bile müşteri çıkmazken âşık, sevgiliye "sarı yüzüyle" alıcı olmuştur. Sararmış yüz, altın sikkenin rengindedir; âşığın elinde altın yoktur, ama yüzü altın gibidir ve sevgiliyi bu yüzle satın almaya kalkar. Yusuf divan şiirinde güzelliğin örneğidir; sevgiliyi Yusuf'tan değerli göstermek için Yusuf'un bile alıcısız kaldığı söylenir.
Gazel 94. gazelle aynı redifi taşır: her beyit "senüñ" diye biter. Kafiye bu kez "-ār" ile kurulur: ruḫsāruñ, hevādāruñ, dīvāruñ, bīmāruñ, ḫarīdāruñ, güftāruñ. Matlada bir kelime oyunu vardır. "Hevā" Arapçada hem hava, rüzgâr hem de istek, sevda demektir; "hevādār" da âşık, hevesli anlamına gelir. Havadan ibaret olan saba rüzgârı, sevgilinin zülfünü ve yanağını görünce âşık gibi onun "hevādār"ı olmuştur.
Cennette Hasta Göz
Üçüncü beyit, 92. gazelin üçüncü beytinde de kullanılan bir fikre dayanır: cennet ehli hasta olmaz. Sevgilinin güzelliği bir cennet bahçesidir, ama o bahçede baygın, "hasta" bir göz vardır; bu bir çelişki gibi sunulur. İkinci beyitte sevgilinin güzelliğinin ışığı onun evinin duvar taşlarına vurur ve taşlar billur gibi parıldar.
Mahlas beytinde şair kendine seslenir. Onun sözleri o periyi büyülemiş, "tesḫīr" etmiştir; tesḫīr, cinlerin ve perilerin dualarla, büyüyle buyruk altına alınmasıdır. Peri ancak büyüyle ele geçirilebildiğine göre Ca'fer'in sözünün büyü olduğu söylenebilir. Şiirin büyüye benzetilmesi divan şiirinde bilinen bir övünmedir. Matlada Paris nüshası "bigi" yerine "gibi", Ayasofya nüshası "hevādāruñ" yerine "perīşānuñ" okur. Nazmî'nin derlemesi bu gazeli içermez.
Kaynakça
- İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 397, gazel no. 96. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
- İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 96 (nüsha farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182
Çevrimiçi kaynaklar






