Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün
İḫtiyār itdi çün ol māhliḳā bir kepenek
Maẓhar-ı luṭf-ı Ḫüdā oldı baña bir kepenek
Kepenekden çü ġılāfı olur āyīnelerüñ
Ol ḳalender beçe ṣarılsa n’ola bir kepenek
Beni sen şāh-ı nemed-pūşa esīr itdi çü ‘ışḳ
Ben daḫi ‘ışḳ ile geydüm ṣanemā bir kepenek
Böyle āhen-dil iken gün yüzünüñ mihriyle
Geydi dervīş olup āyīne şehā bir kepenek
Bes durur bu yola Ca‘fer gibi ṣādıḳlıġ ile
Gelene ḫūn-ı ciger zād u ḳabā bir kepenek
Günümüz Türkçesiyle
1. O ay yüzlü bir kepenek giymeyi seçince, bir kepenek bana Allah'ın lütfunun görünüşü oldu.
2. Aynaların kılıfı kepenekten olduğuna göre, o kalender genç bir kepeneğe sarınsa şaşılır mı?
3. Ey put güzeli, aşk beni sen keçe giyen padişaha esir edince ben de aşk ile bir kepenek giydim.
4. Ey padişah, ayna böyle demir yürekliyken senin güneş yüzünün sevgisiyle derviş olup bir kepenek giydi.
5. Bu yola Ca'fer gibi sadakatle gelene azık olarak ciğer kanı, giysi olarak da bir kepenek yeter.
Edebî ve Tarihî Yorum
Kepenek Giyen Sevgili
Redifteki "bir kepenek", keçeden yapılmış kaba, kolsuz bir üstlüktür; çobanlar giyer, kalender dervişleri de dünyadan el çektiklerini göstermek için giyerdi. Gazel bu sade giysi üzerine kuruludur: sevgili bir kepenek giymiş, dervişlere özgü bir kılığa bürünmüştür. Matla bunu bir lütuf sayar. Sevgilinin seçtiği giysi âşığa da açılan bir kapıdır; çünkü kepenek giyen sevgili, kepenekli âşığa yakın düşer. İkinci beyitte sevgiliye "ḳalender beçe", yani genç kalender denir; üçüncü beyitte o "şāh-ı nemed-pūş", keçe giyen padişahtır. Padişah ile keçe arasındaki karşıtlık, sevgilinin hem hükmeden hem de derviş kılığına girmiş olduğunu gösterir.
Redifin önündeki kafiye "-ā" sesiyle kurulur: māhliḳā, baña, n'ola, ṣanemā, şehā, ḳabā. Âşık da sevgiliyi izler: aşk onu keçe giyen padişaha esir edince o da aşk yüzünden bir kepenek giymiştir. Giysi, âşık ile sevgili arasında bir yoldaşlık işaretine dönüşür.
Aynanın Kepeneği
İkinci ve dördüncü beyitler aynalarla ilgili bir eşya bilgisine dayanır. O dönemde aynalar cilalanmış madenden yapılır, paslanmaması ve çizilmemesi için keçe ya da kumaş bir kılıf içinde saklanırdı. Sevgilinin yüzü bir aynadır; aynaların kılıfı kepenekten olduğuna göre, o yüzün sahibinin bir kepeneğe sarınması tabiidir. Dördüncü beyitte ayna, maden olduğu için "demir yürekli"dir; ama sevgilinin güneş yüzünü sevince o da derviş olmuş ve keçe kılıfını bir kepenek gibi giymiştir. Taş kalpli bir nesnenin bile aşkla dervişleşmesi beytin nüktesidir.
Mahlas beyti kalenderî yolun azığını sayar: bu yola sadakatle girene azık olarak ciğer kanı, giysi olarak da bir kepenek yeter. Matladaki "luṭf-ı Ḫüdā" Manchester, Kahire, Ayasofya ve Hâlet Efendi nüshalarında "nūr-ı Ḫüdā" olur; Paris nüshası dördüncü beyitte "olup" yerine "uyup" okur. Nazmî'nin mecmuasında gazel görülmez.
Kaynakça
- İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 398-399, gazel no. 98. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
- İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 98 (nüsha farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182
Çevrimiçi kaynaklar






