Temennâyî Hacı Bayram Efendi, Amasya'nın kuzeyindeki Alevî köyünden yetişip ömrünü şehrin medreselerinde geçiren, 1026 (1617) yılında ölen bir müderris ve şairdir. Halk onu "Alevîköylü Hacı Bayram Efendi" diye bilirdi. Mahlasını oturduğu Temennâ Mahallesi'nden almıştı; mahallenin adı ise iki yüz yıl kadar önce Amasya'ya gelip orada yerleşen İranlı şair Temennâyî Ali Çelebi'den kalmaydı. Bayram Efendi'yi şair olarak anan tek kaynak, bugün elde olmayan Abdî Efendi tezkiresidir; Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar bu tezkireden bir cümle aktarır, ama hiçbir şiir örneği vermez.

Hüsameddin'in Kaydı

Hüsameddin'in onu tanıttığı madde Amasya Tarihi'nin yedinci cildindedir:

Bayrâm Efendi-el-Hâc Temennâyî Amasya'nın kurb-i şimâlisinde kâin Alevî köyünden Alî bin Ahmed Kethüdâ mahdûmudur. Halk arasında Alevîköylü Hacı Bayrâm Efendi demekle meşhûrdur. Amasya'da hıfz-ı Kur'ân etdikten sonra "Tebyînü'l-Mehârim" mü'ellifi el-Hâc Sinâneddîn Yûsuf ve Bahşîzâde Fâzıl Necmeddîn Yahyâ Efendilerden ikmâl-i tahsîl etdi. Yıllarca ders-i âm olup tedrîs-i ulûma muvâzabet ederek nice şâkirdân-ı irfânı yetişti. Hızır Paşa, Ayâs Ağa, Hüseyin Ağa Medreseleri'ne sırasıyla müderris oldu. Bir kaç defa teklif edilen kazâyı reddederek tedrîs ve ifâde mesleğine devam etdi. Kendisi Temennâ Mahallesi'nde ikâmet etdiği münâsebetle "Temennâyî" mahlasını aldı. Fethiye Câmi-i şerîfinde Beyzâvî tefsîrine başladı. 1018'de Atabeg Gâzi Medresesi'yle mütekâ'id olup 1026'da tefsîri hatmetdikten bir kaç mâh sonra vefât etdi. Abdî Efendi Tezkiresinde diyor ki: Temennâyî el-Hâc Bayrâm Efendi, ulûm-i âkliyye ve nakliyyede mâhir, fakîh, müteşerri, fâzıl, edîb, vecîh bir zât idi.

Günümüz Türkçesiyle: Amasya'nın hemen kuzeyindeki Alevî köyünden Ali bin Ahmed Kethüda'nın oğludur ve halk arasında Alevîköylü Hacı Bayram Efendi diye tanınır. Amasya'da Kur'an'ı ezberledikten sonra Tebyînü'l-Mehârim'in yazarı Hacı Sinâneddîn Yûsuf ile Bahşîzâde Fâzıl Necmeddîn Yahyâ Efendi'den okuyarak öğrenimini tamamladı. Yıllarca ders-i âm olarak ilim okuttu, pek çok öğrenci yetiştirdi; sırasıyla Hızır Paşa, Ayas Ağa ve Hüseyin Ağa medreselerinde müderrislik yaptı. Kendisine birkaç kez kadılık teklif edildiyse de kabul etmeyip ders vermeyi sürdürdü. Temennâ Mahallesi'nde oturduğu için "Temennâyî" mahlasını aldı. Fethiye Camii'nde Beyzâvî tefsirini okutmaya başladı; 1018'de Atabeg Gazi Medresesi müderrisiyken emekli oldu, 1026'da tefsiri bitirdikten birkaç ay sonra öldü. Abdî Efendi tezkiresinde onun aklî ve naklî ilimlerde usta, fıkıh bilen, dinin hükümlerine bağlı, faziletli, edip ve itibarlı bir zat olduğunu söyler.

Maddenin tamamı, içindeki adlar üzerine yapılmış araştırmayla birlikte Bayrâm Efendi-el-Hâc Temennâyî başlıklı sayfada yayımlanmıştır. Hocası Sinâneddîn Yûsuf'un 986 (1578) yılında ölen ve Beyzâvî haşiyesiyle tanınan Amasyalı âlim olabileceği, Fethiye Camii'nin geçmişi ve medreseler hakkında bilinenler de orada tartışılır.

Hayatı

Doğum yılı bilinmez. Hüsameddin'in verdiği iki tarih, onun uzun bir hocalık hayatı sürdüğünü gösterir: 1018 (1609-10) yılında emekliye ayrılmış, ama derslerini bırakmamış, Beyzâvî tefsirini yedi sekiz yıl daha okutup 1026'da hatmetmiştir. Tefsirin bitişiyle ölümü arasında yalnız birkaç ay vardır. Hocası Sinâneddîn Yûsuf ile kastedilen kişi gerçekten 986'da ölen Amasyalı müfessirse, Bayram Efendi'nin öğrenciliği 1570'lerden önceye düşer ve hocalık hayatı kırk yılı aşar. Bu hesap Hüsameddin'in "yıllarca ders-i âm olup" sözüyle uyuşur, ama hocanın kimliği kesin olmadığı için tahmin olarak kalır.

Kadılığı birkaç kez geri çevirmesi, kayıtta onu tanıtan en belirgin ayrıntıdır. Ders veren bir müderrisin önünde kadılık, gelir ve itibar bakımından açık bir yükselme yoluydu. Bayram Efendi'nin bu yolu seçmediği, bütün kariyerini Amasya'nın dört medresesi ile Fethiye Camii'ndeki tefsir dersi arasında geçirdiği anlaşılır. Ne zaman ve hangi vesileyle hacca gittiği yazılmamıştır; "el-Hâc" sıfatı yalnız bunu yaptığını gösterir.

Mahlası ve Temennâ Mahallesi

Bayram Efendi'nin mahlası bir mahalleden gelir, mahallenin adı ise bir başka şairin mahlasından. Hüsameddin sekizinci ciltte Şirazlı Temennâyî Ali Çelebi'yi anlatır: Amasya hükümdarı Hacı Şâdgeldi Paşa'nın son yıllarında şehre gelmiş, ona kasideler sunmuş, sonra oğlu Devâtdâr Ahmed Paşa'ya yakınlaşmış ve Fethiye Mahallesi'ndeki derenin doğu yakasına yerleşmiştir. Farsça şiirde Divriklizâde Yârî Ali Çelebi ile yarışmış, 820'den (1417) sonra ölmüştür. Oturduğu yere "Temennâyî Mahallesi", zamanla kısaltılarak "Temennâ Mahallesi" denmiştir. Böylece XVII. yüzyılın başında yaşayan Bayram Efendi, XV. yüzyılın başındaki bir şairin mahlasını, onun adını taşıyan mahalle aracılığıyla yeniden almış olur. Hüsameddin bu iki kişiyi ayrı maddelerde verir ve aralarında bir akrabalık kurmaz.

Aynı mahlası taşıyan üçüncü bir kişi Latîfî'nin tezkiresindedir: Kayseri yakınlarından, hurufîlik ve tenasüh inancıyla suçlanan bir kalender. Latîfî onu ağır sözlerle anar. Hüsameddin, Ali Çelebi'nin maddesinde bu "mülhid" Temennâyî'nin Amasyalı şairden başka biri olması gerektiğini söyler. Bayram Efendi bu kalenderle karıştırılamaz: 1546'da tamamlanan tezkire o kişiyi geçmiş zaman kipiyle, yaşamış ve gitmiş biri olarak anlatır, Bayram Efendi ise bundan yetmiş yıl sonra ölmüştür.

Şiiri

Şiirlerine ulaşılamamıştır. Onu şair olarak bilmemizi sağlayan, Hüsameddin'in kullandığı ve bugün kayıp olan Abdî Efendi tezkiresidir. Hüsameddin bu tezkireden yalnız tanıtıcı cümleyi aktarır; Abdî'nin ondan bir beyit verip vermediği bilinmiyor. Tezkirenin Hüsameddin'e nasıl ulaştığı ve içinde adı geçen öteki şairler Abdî Efendi tezkiresi yazısında anlatılmıştır. Abdî'nin "edîb" nitelemesi ve mahlas sahibi olması, Bayram Efendi'nin şiirle uğraştığını gösterir; ne kadar ve hangi türde yazdığı ise bilinmiyor.

Ailesi

Hüsameddin'e göre oğulları Hızır, Abdülhalîm ve Abdülazîz Efendiler'dir ve aileye "Hacı Bayramzâdeler" denmiştir. Hızır Efendi'nin oğlu Mehmed Efendi kadılık yapmıştır; Abdülazîz Efendi'nin oğulları Mehmed ve Mustafa Efendiler de ilim yolundadır. Abdülhalîm Efendi, Hüsameddin'in on birinci ciltteki maddesine göre usûl-i fıkıhtaki Menâr metnine yazdığı şerh yüzünden "Şârihü'l-Menâr" diye tanınmıştır; maddesi sitede Abdülhalîm Efendi-Şârihü'l-Menâr başlığıyla okunabilir.

Hüsameddin, Abdülhalîm Efendi'nin oğlu "müverrih-i meşhûr Ahmed Efendi"yi de torunlar arasında sayar. Bu ad, Naîmâ'nın tarihine temel olan kayıp eserin yazarı Şârihülmenârzâde Ahmed Efendi'yi akla getirir. Mehmet İpşirli'nin TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki "Naîmâ" maddesi ise Şârihülmenârzâde'yi "Şârihulmenâr lakabıyla tanınan Kadı Mehmed Efendi'nin oğlu" olarak tanıtır. Babanın adı iki kaynakta farklıdır; tarihçinin Temennâyî'nin torunu olduğu bu yüzden yalnız Hüsameddin'in kaydına dayanır.

Kronoloji

820 (1417) sonrası: Mahalleye adını veren Temennâyî Ali Çelebi ölür.

1018 (1609-10): Bayram Efendi, Atabeg Gazi Medresesi müderrisiyken emekli olur.

1026 (1617): Fethiye Camii'nde okuttuğu Beyzâvî tefsirini bitirir ve birkaç ay sonra ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Çevrimiçi kaynaklar