Celâlî eşkıyası 1011 (1602-03) yılında Amasya'ya girdiğinde ölenler arasında, XVI. yüzyılın sonundan beri Mevlevîhanenin postunda oturan Ünsî Ahmed Dede de vardı. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar onu "urefâ ve şuarâdan", yani gönül ehli ve şair kişilerden biri sayar. Hakkında bilinenler, Amasya Tarihi'nin yedinci cildindeki üç cümlelik bir maddeden ibarettir; aynı eserin başka ciltleri ise o yıllarda Mevlevîhanenin başında başka bir şeyh gösterir. Ünsî mahlasıyla yazdığı şiirlerin hiçbirine ulaşılamamıştır.
Hüsameddin'in Maddesi
Amasya Mevlevîhânesi meşâyihinden olup 1000 hudûdunda Mevlevîhâne şeyhi olduğu halde 1011'de kâin sadme-i eşkiyâda vefât etdi. Urefâ ve şuarâdan bir zât idi. Yerine Zâkirbaşı Mehmed Garibî Dede Efendi Mevlevîhâne şeyhi oldu.
Bugünkü Türkçeye çevrilirse: Amasya Mevlevîhanesi'nin şeyhlerindendir. 1000 (1591-92) dolaylarında Mevlevîhane şeyhi oldu ve bu görevdeyken 1011'de yaşanan eşkıya saldırısında öldü. Arif ve şair bir kişiydi. Yerine zâkirbaşı Mehmed Garîbî Dede Efendi Mevlevîhane şeyhi oldu. Maddenin eski kelimeleri ve Mevlevîhanenin genel tarihi, Ünsî Ahmed Dede-Şeyh-i Mevlevî maddesine düşülen notlarda açıklanmıştır.
Madde, şeyhin nereli olduğunu, babasını, kimden el aldığını ve ne kadar yaşadığını söylemez. "1000 hudûdunda" ifadesi kesin bir atama tarihi değil, yaklaşık bir zamandır. Başlıktaki Ünsî, "ünsiyet, yakınlık" kökünden gelen bir mahlastır ve şeyhin şiirlerinde bu adı kullandığını düşündürür.
1011 Eşkıya Baskını
Maddedeki "sadme-i eşkıyâ", Karayazıcı Abdülhalîm'in başlattığı Celâlî ayaklanmasının Amasya'ya ulaştığı olaydır. Hüsameddin'in üçüncü ciltte anlattığına göre Amasya sipahilerinden Deli Zülfikâr Ağa, sekiz binden fazla atlı ve yaya ile şehrin yakınındaki Kaynar mevkiine gelip çadır kurmuş, üç ay kadar şehrin savunucularıyla yazışıp söz dinletmeye çalışmıştı. 1 Receb 1011'de ordusunu kaldırıp şehri her yandan sardı. Amasyalılar kadınları ve çocukları yukarı kaleye çıkarmış, mallarını toprağa gömüp mağaralara saklamıştı. 5 Receb 1011'de (Aralık 1602) eşkıya Ziyâre tarafından şehre girdi, Aşağıpazar'ı baştan sona yaktı ve önüne geleni öldürdü. Birinci ciltteki Mevlevîhane tarihçesi, binanın bu olayda yandığını ve şeyhinin de öldüğünü yazar. Aynı gün ve günlerde ölenler arasında Hüsameddin'in başka maddelerde andığı müderrisler, vakıf mütevellileri ve eski bir Amasya kadısı da vardır.
Kaynaklar Arasındaki Çelişki
Ünsî'nin maddesi, Hüsameddin'in kendi eserinin başka iki yeriyle bağdaşmaz. Birinci ciltte Mevlevîhanenin şeyhleri sayılırken 975'te (1567-68) Şeyh Ömer Çelebi'nin, ardından Şeyh İbrâhim Çelebi'nin şeyh olduğu, 1011'deki eşkıya olayında Mevlevîhanenin yandığı ve "şeyhinin de mün'adim olduğu" söylenir; Ünsî adı geçmez. Altıncı ciltteki "İbrâhim Dede Çelebi" maddesi de aynı bilgiyi tekrarlar: Şeyh Mehmed Dede'nin oğlu İbrâhim Dede, 995'te (1586-87) Amasya Mevlevîhanesi şeyhi olmuş, on altı yıl kadar şeyhlik yapıp 1011'deki eşkıya vak'asında ölmüştür; oğlu Mehmed Ârif Dede sonradan Bayram Paşa'nın yardımıyla Mevlevîhaneyi yeniden kurdurmuştur.
Böylece aynı yıllar için iki şeyh, aynı baskın için iki ölü şeyh ortaya çıkar. İki kayıt birkaç biçimde uzlaştırılabilir: Ünsî, İbrâhim Dede'nin yanında ikinci bir şeyh ya da halife olarak bulunmuş olabilir; Hüsameddin aynı kişiyi iki ayrı adla iki madde hâlinde yazmış olabilir; ya da kayıtlardan biri hatalıdır. Kaynak bu ihtimallerden hiçbirini doğrulamaz. Ünsî'nin halefi olarak gösterilen Garîbî Mehmed Dede'nin adı ise başka bir yerde doğrulanır: Hüsameddin 1017 (1608-09) yılında Amasya'nın ileri gelenlerini sayarken "Mevlevîhâne şeyhi Garîbî Mehmed Dede Efendi"yi de halkın saygı gösterdiği şeyhler arasında anar. Birinci ciltteki listede Garîbî de yoktur; orada İbrâhim Çelebi'den sonra doğrudan oğlu Mehmed Ârif Dede gelir.
Metin Hakverdioğlu'nun yedinci cilt için çıkardığı şair adları arasında Ünsî bulunmaz; öteki kaynaklarda da Ünsî diye anılan bir Amasya şeyhi çıkmadı.
Şiiri
Ünsî Ahmed Dede'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Şairliğinin tek tanığı maddedeki "şuarâdan" kelimesidir; örnek verilmez, eserlerin akıbeti de anılmaz. Mevlevîhane baskında yandığına göre şeyhin kâğıtlarının da binayla birlikte gitmiş olabileceği düşünülebilir, ama kaynakta buna dair bir kayıt yoktur.
Kronoloji
975 (1567-68): Birinci cilde göre Şeyh Ömer Çelebi Mevlevîhane şeyhidir.
995 (1586-87): Altıncı cilde göre İbrâhim Dede Çelebi Mevlevîhane şeyhi olur.
1000 dolayı (1591-92): Ünsî Ahmed Dede Mevlevîhane şeyhidir.
5 Receb 1011 (Aralık 1602): Deli Zülfikâr'ın kuvvetleri Amasya'ya girer; Mevlevîhane yanar, Ünsî Ahmed Dede ölür.
1017 (1608-09): Garîbî Mehmed Dede Mevlevîhane şeyhi olarak anılır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 343 (e-kitap s. 369), "Ünsî Ahmed Dede-Şeyh-i Mevlevî" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page369.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 87 (e-kitap s. 38), "İbrâhim Dede Çelebi" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page38.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 1, s. 248 (e-kitap s. 157), Mevlevîhane tarihçesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page157.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 3, s. 352-353 (e-kitap s. 523-524), 1011 eşkıya baskını. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page524.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 4, s. 5 (e-kitap s. 538), 1017 yılında Amasya'nın ileri gelenleri. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page538.html
- Metin Hakverdioğlu, "Amasya Tarihi'nin Şairler Tezkiresi Yönü", Sosyal Bilimler Araştırmaları -11-, ed. Hasan Yerkazan, Önder Eryılmaz, Amasya: Amasya Üniversitesi Yayınları, 2024, s. 5-32. https://amasya.edu.tr/media/4nvlf0bx/sosyal-bilimler-arastirmalari-11.pdf
Çevrimiçi kaynaklar
