Kudsî Hasan Dede'nin yirmi yıl şeyhlik ettiği Amasya Mevlevîhanesi, XVII. yüzyılın ikinci yarısında şehrin şairlerinin, vaizlerinin ve dervişlerinin buluştuğu bir meclisti. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar onu "fâzıl-ı meşhûr" ve "pîr-i muhterem" diye anar; Mevlevî halifelerinden iken Zilkade 1070'te (Temmuz 1660) şeyh olmuş, Şaban 1091'de (Ağustos-Eylül 1680) ölmüştür. Şairliğini gösteren bir eser yoktur; bilinen, çağdaşlarıyla yaptığı müşaerelerin şehirde dilden dile dolaştığıdır. Amasya Tarihi'nde kendi adına açılmış bir madde yoktur; hayatı, on kadar başka kişinin maddesine ve şehir kroniğine dağılmış cümlelerden derlenir. Kendi şiirlerinden hiçbirine ulaşılamamıştır.
Hayatı
Doğum yılı ve yeri bilinmez. Ailesi, Amasya'nın batısındaki Şeyh Cû'î zaviyesine bağlı bir Mevlevî dede soyudur. Hüsameddin'e göre ağabeyi ya da kardeşi Hacı Mehmed Çelebi, Mevlevî dedelerinden Süleyman Dede bin Şeyh Mehmed Çelebi'nin oğludur; Amasya Mevlevîhanesi şeyhi Mehmed Ârif Dede'nin elinde yetişmiş, 1057'de (1647) Şeyh Cû'î Mevlevîhanesi'nin şeyhi, mesnevîhanı ve vakıf mütevellisi olmuş, harap durumdaki zaviyeyi onarıp köyü yeniden şenlendirmiş ve 1067'de (1656-57) ölmüştür. Maddenin son cümlesi Kudsî'yi bu aileye bağlar:
Amasya Mevlevîhânesi şeyhi meşhûr Hasan Kudsî Dede Efendi, Hacı Çelebi Efendi'nin birâderi idi.
Bu cümle doğruysa Kudsî de Süleyman Dede'nin oğludur ve "Hacı Çelebizâdeler" diye anılan Mevlevî ailesinin bir koluna mensuptur. Hüsameddin babasının adını ayrıca vermez; kardeşlik bağının hangi kaynağa dayandığını da söylemez.
Şeyhliğe gelişi, Amasya'nın en çalkantılı yıllarından birine rastlar. 1070 (1659-60) yılında müftü Hızır Efendi'nin yargılanması şehirde büyük bir kargaşaya dönüşmüş, halk şehir kethüdâsı Mumcuoğlu Seyyid Ahmed Ağa'yı hapsedip sürmüş, mutasarrıf Muslî Paşa taşlanarak şehirden kaçmıştı. Hüsameddin, aynı ayın ortasında yaşanan ölümleri ve atamaları şöyle kaydeder:
Zilka'de evâsıtında tımârhâne kurbinde Nuh Bey Dâru'l-kurrâ'sı Şeyhi Reîsi el-Kurrâ Hâfız Abdurrahman Efendi, mevlevîhâne şeyhi Mahmûd Adnî Dede Efendi, irtihâl-i dâr-ı bekâ edib Hâfız Sun'ullah Efendi dâru'l-kurrâ şeyhi, hulefâ-yı mevleviyyeden Hasan Kudsî Dede Efendi de mevlevîhâne şeyhi oldu.
Bugünkü dille: Zilkade ayının ortalarında, timarhanenin yakınındaki Nuh Bey Dârülkurrâsı'nın şeyhi, kurra başı Hâfız Abdurrahman Efendi ile Mevlevîhane şeyhi Mahmûd Adnî Dede Efendi öldüler; Hâfız Sun'ullah Efendi dârülkurrâ şeyhi, Mevlevî halifelerinden Hasan Kudsî Dede Efendi de Mevlevîhane şeyhi oldu.
Yirmi bir yıl sonra aynı kronik ölümünü de tek cümleyle verir:
Şa'bânda mevlevîhâne şeyhi urefâ-yı ümmetten pîr-i muhterem Hasan Kudsî Dede Efendi vefât edib sâdât-ı Aleviye'den es-Seyyid Alâeddîn Dede Efendi Amasya Mevlevihânesi şeyhi oldu.
Yani Şaban ayında, ümmetin arif kişilerinden saygıdeğer pîr Hasan Kudsî Dede Efendi öldü ve Alevî seyyidlerinden Seyyid Alâeddîn Dede Efendi Amasya Mevlevîhanesi'nin şeyhi oldu.
Meclisi ve Yetiştirdikleri
Kudsî'nin adı, Hüsameddin'in eserinde çoğu zaman bir başkasının hayatını anlatırken, o kişinin kimlerle sohbet ettiğini göstermek için geçer. Bu dağınık cümleler bir araya getirildiğinde, şeyhin çevresinde hem medrese hem tekke hem de kalem ehlinden insanların toplandığı görülür. Divan kâtibi İlhâmî Hasan Çelebi ile "müşâare ve musâhabesi" meşhurdu; Mesnevîhan Şeydâ Ahmed Çelebi ile müşaeresi de aynı sözlerle anılır. İkisi de 1078'de (1667-68) öldüğüne göre bu karşılıklı şiirler, Kudsî'nin şeyhliğinin ilk sekiz yılına ya da daha öncesine aittir. Hızır Paşa Tekkesi şeyhi ve vaiz Memi Dedezâde Burhâneddîn İbrâhim Efendi'nin onunla ve müftü Hızır Efendi'yle şakalaşmaları, Halvetî şeyhi Hüdâyî Ahmed Efendi'nin de onunla "sûfiyâne ve edebî" sohbetleri dillerde idi.
Tekkenin içinden yetişenler daha uzun bir liste tutar. Kocacık Mescidi'nin müezzini Bilâl Efendi, Hüsameddin'in deyişiyle onun sohbetinde "perveriş-yâb" olarak tasavvufa ve edebiyata yönelmiş, 1112'de (1700-01) Mevlevîhane şeyhi olmuştur. Zâkirbaşı Ebû Sa'îd Ahmed Dede onun hizmetinde yetişmiş ve bu künyeyi ona Kudsî vermiştir. Tab'î Ahmed Dede onun şeyhliği sırasında Mevlevîhanenin rüknü iken 1084'te (1673-74) ölmüş; Sâbir Ahmed Dede Şeydâ Ahmed ile Kudsî'nin hizmetinde yetişip Mesnevîhan olmuş; Mevlevî halifelerinden Derviş İbrâhim Çelebi de onun şeyhliği döneminde anılır. Sâkıb Osman Efendi'nin edebî bilgileri Kudsî'den, şer'î bilgileri müftü Hızır Efendi'den aldığı yazılıdır. Bu adların çoğunun "şair" diye nitelenmesi, Kudsî'nin meclisinin şiiri bir tekke terbiyesi parçası olarak gördüğünü düşündürür; bu, kaynakların toplamından çıkan bir izlenimdir.
Oğlu Zarîf Ahmed Efendi başka bir yol tuttu: müfessir Hızır Efendi'den okuyup kadı oldu, Canik kadılığından emekli olarak Amasya'ya döndü ve 1131'de (1718-19) öldü. "Kudsîzâde" lakabı, babasının mahlasının ailede bir soyadı gibi kullanıldığını gösterir.
Kaynakların Durumu
Hüsameddin ad sırasını iki türlü yazar: kronikte ve bazı maddelerde "Hasan Kudsî Dede", başka maddelerde "Kudsî Hasan Dede"; Ebû Sa'îd Ahmed Dede'nin maddesinde ise "Kutsî" imlası geçer. Kudsî'nin bir mahlas olduğu, oğlunun "Kudsîzâde" diye anılmasından ve sohbetlerinin müşaere diye nitelenmesinden anlaşılır; şeyhin bu adı tekke içinde mi, şiirde mi kullandığı belirsizdir. Ad sırası farklı yazılsa da "Hasan Kudsî Dede" ile "Kudsî Hasan Dede" aynı kişidir: ikisinde de Amasya Mevlevîhanesi şeyhidir, aynı kişilerle anılır ve oğlu Zarîf Ahmed'in maddesi onu "Kudsî Hasan Dede" diye verir.
Şeyhlik zinciri kaynakta tutarlı değildir. Birinci ciltteki Mevlevîhane tarihçesi, Bayram Paşa'nın binayı genişletmesinden sonraki şeyhleri "Mehmed Ârif Dede, damadı Mahmûd Dede, Abdülkâdir Dede, Alâeddîn Dede" diye sayar ve Kudsî'yi hiç anmaz. Dördüncü cildin kroniği ise Mahmûd Adnî Dede'den sonra Kudsî'yi, ondan sonra Alâeddîn Dede'yi şeyh yapar. Ölümünden sonraki yıllar için de çelişki vardır: Ebû Sa'îd Ahmed Dede'nin maddesine göre o 1096'da (1684-85) Amasya Mevlevîhanesi şeyhi olmuş ve 1099'da (1687-88) yerini Alâeddîn Dede'ye bırakmıştır; Sâbir Ahmed Dede'nin maddesi ise kendisinin 1097'de (1685-86) şeyh olduğunu söyler. Bu kayıtların hangisinin doğru olduğu Hüsameddin'den çıkarılamaz.
Kendi maddesinin bulunmaması da açıklama bekler. Amasya Tarihi'nin biyografi kısmı alfabetik sıradadır ve on ikinci ciltte, 'ayn harfinde yarım kalmıştır. Kudsî mahlasıyla kâf harfine girecek bir madde, eser o harfe ulaşmadığı için yazılmamış olabilir; Hasan adıyla sıralanmış maddeler arasında ise yer almaz. Bu açıklama bir ihtimaldir. Hüsameddin'deki şairleri cilt cilt derleyen Metin Hakverdioğlu da Kudsî'yi saymaz, yalnız oğlu Zarîf Ahmed Efendi'yi gösterir.
Şiiri
Kudsî Hasan Dede'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. İlhâmî ve Şeydâ ile müşaereleri meşhur olduğu hâlde Hüsameddin bu karşılıklı şiirlerden bir mısra bile kaydetmemiştir. Şeydâ Ahmed Çelebi'nin iki gazelinin elinde bulunduğunu, fakat yandığını yazar; Tab'î Ahmed Dede'nin ve Zarîf Ahmed Efendi'nin elindeki şiirleri için de aynı kaybı not eder. Kudsî'nin çevresinden kalan metinlerin de böyle bir yangında yitmiş olabileceği düşünülebilir; Hüsameddin bu konuda bir şey söylemez. Onun dışındaki kaynaklarda da Kudsî mahlasını taşıyan ve Amasya'daki şeyhe bağlanabilecek bir şiir çıkmadı.
Kronoloji
1057 (1647): Kardeşi Hacı Mehmed Çelebi, Şeyh Cû'î Mevlevîhanesi'nin şeyhi olur.
1067 (1656-57): Hacı Mehmed Çelebi ölür.
Zilkade 1070 (Temmuz 1660): Mahmûd Adnî Dede'nin ölümü üzerine Amasya Mevlevîhanesi şeyhi olur.
1078 (1667-68): Müşaere ettiği İlhâmî Hasan Çelebi ve Şeydâ Ahmed Çelebi ölür.
1084 (1673-74): Mevlevîhanenin rüknü Tab'î Ahmed Dede ölür.
Şaban 1091 (Ağustos-Eylül 1680): Ölür; yerine Seyyid Alâeddîn Dede geçer.
1131 (1718-19): Oğlu Zarîf Ahmed Efendi Amasya'da ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 4, s. 138-139 (e-kitap s. 587), Muslî Paşa dönemi kroniği. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page587.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 4, s. 169-170 (e-kitap s. 599), Ahmed Paşa dönemi kroniği. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page599.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 1, s. 247-249 (e-kitap s. 157), Mevlevîhane tarihçesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page157.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 8, s. 251-252 (e-kitap s. 555), "Hacı Mehmed Çelebi-Şeyhzâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page555.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 313-314 (e-kitap s. 104), "Ebû Sa'îd Ahmed Dede Efendi-Hacı Dede"; c. 7, s. 253 (e-kitap s. 341), "İlhâmî Hasan Çelebi-Cizyedârzâde"; c. 7, s. 511-512 (e-kitap s. 417), "Burhâneddîn İbrâhim Efendi-Memi Dedezâde"; c. 7, s. 527-528 (e-kitap s. 422), "Bilâl Efendi-Müezzin el-Hâc"; c. 8, s. 70 (e-kitap s. 498), "Sâkıb Osmân Efendi-Ârif Dedezâde" maddeleri. amasya.bel.tr
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 9, s. 345-346 (e-kitap s. 109), "Hüdâyî Ahmed Efendi-Müftüzâde"; c. 9, s. 532-533 (e-kitap s. 163), "Derviş İbrâhim Çelebi-Dedezâde"; c. 11, s. 223 (e-kitap s. 425), "Şeydâ Ahmed Çelebi-Bahçıvanzâde"; c. 11, s. 227 (e-kitap s. 426), "Sâbir Ahmed Dede-Mevlevîzâde"; c. 11, s. 319 (e-kitap s. 457), "Tab'î Ahmed Dede-Zâkîrbâşı"; c. 11, s. 353 (e-kitap s. 469), "Zarîf Ahmed Efendi-Kudsîzâde" maddeleri. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page425.html
- Metin Hakverdioğlu, "Amasya Tarihi'nin Şairler Tezkiresi Yönü", Sosyal Bilimler Araştırmaları -11-, ed. Hasan Yerkazan, Önder Eryılmaz, Amasya: Amasya Üniversitesi Yayınları, 2024, s. 5-32. https://amasya.edu.tr/media/4nvlf0bx/sosyal-bilimler-arastirmalari-11.pdf
