Çelebi Mehmed'in baş kâtipliğine ve nişancılığına yükselen Gümüşlüzâde Ahmed Paşa, Amasya'nın köklü Gümüşlüzâde ailesinden bir XV. yüzyıl âlimi ve devlet adamıydı. Kaynaklarda Mevlânâ Şemseddîn Ahmed Çelebi diye de anılır. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'a göre Timur'un adamlarının Amasya âlimlerini sınadığı günlerde bilgisiyle şehri beladan kurtarmış, Çelebi Mehmed'e Mir'âtü'l-Mülûk adlı bir kitap sunmuş, vezirlik rütbesine yükselmiş ve 827 (1424) yılının sonlarında ölmüştür. Hüsameddin onu "edîb, şâir, münşî" diye niteler; ama bugün elde ondan bir şiir yoktur. Edebî adını taşıyan tek eser, Türkçe yazılmış ilk Osmanlı siyasetnamelerinden sayılan bu nesir kitaptır. Timur dönemi, Gümüşlü Camii ve Düzme Mustafa olayları üzerine notlar, maddenin tam metniyle beraber Ahmed Paşa-Gümüşlüzâde sayfasındadır; aile ayrıca Gümüşlüzâdeler yazısında anlatılır.

Hüsameddin'in Kaydı

Maddeden yalnız şiir ve kitapla ilgili kısım alınmıştır:

Amasya a'yânından Gümüşlüzâde Hüsâmeddîn Hüseyin Çelebi ibn-i Pîr Alâeddîn Ali Çelebi bin Kutbeddîn Mehmed Çelebi bin Cibrîl Bey'in mahdûmu ve Şeyhülislâm Celâleddîn Abdurrahman Çelebi'nin birâderidir. Ammizâdesi Mevlânâ Şücâ'eddîn Ebu'l-Bekâ Pîr İlyâs Halvetî hazretlerinden ve Mevlânâ Hüsâmeddîn Hasan el-Hûyî'den ulûm-ı şer'iyye ve edebiyyeyi ahz u ikmâl ederek ders-i âm oldu. Ulemâ arasında zekâ ve faziletiyle iştihâr etdi. Kendisine Mevlânâ Şemseddîn Ahmed Çelebi dendi. [...] Amasya hükümdârı Çelebi Sultân Mehmed Hân nâmına te'lîf eylediği "Mir'âtü'l-Mülûk" adlı kitabını Sultân-ı müşârün-ileyhe takdîm ederek teveccüh-i tâmma mazhar oldu. 811'de Çelebi Sultân'ın baş-kâtibi ve müsteşârı olup 816'da müstakillen Osmanlı Pâdişâhı oldukta nişancı olarak dîvân-ı hümâyûn erkânından sayıldı. 822 senesinde vezâreti hâ'iz görülüp 824'de Sultân Murâd-ı Sânî cülûsunda mevkî'i rasânet buldu. [...] 827 senesi evâhirinde vefât etdi. Fâzıl, ulûm-ı şer'iyye ve edebiyyede mâhir, muhâzarât ve târîhe vâkıf, edîb, şâir, müdebbir, münşî bir zât idi.

Günümüz Türkçesiyle: Amasya ileri gelenlerinden Gümüşlüzâde Hüsameddin Hüseyin Çelebi'nin oğlu ve Şeyhülislam Celâleddin Abdurrahman Çelebi'nin kardeşidir. Amcasının oğlu Pîr İlyâs Halvetî'den ve Mevlânâ Hüsameddin Hasan el-Hûyî'den dinî ilimleri ve dil-edebiyat ilimlerini öğrenip tamamlayarak ders-i âm oldu; âlimler arasında zekâsı ve faziletiyle tanındı ve kendisine Mevlânâ Şemseddin Ahmed Çelebi denildi. Amasya hükümdarı Çelebi Sultan Mehmed adına yazdığı Mir'âtü'l-Mülûk adlı kitabını sultana sunarak onun tam güvenini kazandı. 811'de Çelebi Sultan'ın baş kâtibi ve danışmanı oldu; sultan 816'da tek başına Osmanlı padişahı olunca nişancı olarak Divan-ı Hümayun üyeleri arasında sayıldı. 822'de vezirlik rütbesinde görüldü, 824'te II. Murad tahta çıkınca da yerini korudu. 827 yılının sonlarında öldü. Faziletli, dinî ve edebî ilimlerde usta, sohbet bilgisine ve tarihe vâkıf, edip, şair, tedbirli ve iyi bir yazı ustasıydı.

Köşeli parantezle atlanan yerlerde Hüsameddin, 805'te Timur'un torunu Kara Mehmed Sultan ile hocası Abdülcebbâr'ın Amasya âlimlerini sınadığını, Ahmed Çelebi'nin bu sınavdaki başarısıyla şehrin kurtulduğunu, kendisinin de hocası Pîr İlyâs'la birlikte Şirvan'a gönderilip Timur'un ölümünden sonra döndüğünü anlatır. Emekliliğini ise Sadrazam Bayezid Paşa'nın Düzme Mustafa savaşında öldürülmesinden sonra, Çandarlı İbrahim Paşa'nın sadaretinde yaşlılığının bahane edilmesine bağlar. Kaydın son satırlarında oğulları Hüsameddin Hasan ile Bedreddin Mahmud Beyler, deprem sonrası yeniden canlandırdığı Gümüşlü Camii ve kardeşi için yaptırdığı Kasr-ı Sûfiyân zaviyesi sayılır.

Hayatı

Ahmed Paşa'nın hangi yıl doğduğunu bilmiyoruz, ama ilk yılları Amasya medreselerinde ve aile tekkesinde geçmiştir: hocası Pîr İlyâs, Hüsameddin'e göre amcasının oğlu, kardeşi Abdurrahman Çelebi ise bazı araştırmalara göre Pîr İlyâs'tan sonra Gümüşlüoğlu Tekkesi'nin başına geçmiştir. Ankara Savaşı'ndan sonraki karışık yıllarda Çelebi Mehmed Amasya'yı merkez edinmişti; Ahmed Çelebi'nin onun hizmetine girişi bu döneme düşer. Hüsameddin kitabın sunuluşunu Çelebi Mehmed'in hâlâ "Amasya hükümdârı" olduğu yıllara, baş kâtipliği 811'e (1408-09), nişancılığı da 816'da (1413) başlayan tek başına padişahlığa koyar.

II. Murad döneminde bir süre yerini koruyan Ahmed Paşa, Bayezid Paşa'nın 824'te (1421) Düzme Mustafa savaşında öldürülmesinden sonra Çandarlı İbrahim Paşa'nın sadaretinde emekliye ayrılmış, 827'nin sonlarında ölmüştür. Hüsameddin'in on birinci ciltteki kısa "Şemseddîn Ahmed Paşa-Gümüşlüzâde" maddesi aynı kişiye işaret eder ve okuru buradaki ayrıntılı kayda gönderir.

Mir'âtü'l-Mülûk

Hüsameddin dipnotunda kitabın bir nüshasının İstanbul'da Yerebatan'daki Es'ad Efendi Kütüphanesi'nde bulunduğunu, başında ve içinde "Ahmed bin Hüsâmeddîn el-Amâsî" yazdığını söyler. Bugün eser bu müellif adıyla tanınır. Süleymaniye Kütüphanesi'ndeki nüshaları kaydeden bir yazma kataloğu, Esad Efendi 1890 ve Aşir Efendi 319 numaralı nüshaları anar; kitabın Çelebi Mehmed'e ithaf edildiğini, bu yüzden 811 ile 824 (1408-1421) arasında yazılmış olması gerektiğini ve kimi araştırmacıların onu yanlışlıkla XVII. yüzyıla tarihlendirdiğini not eder. Aynı katalog yazar hakkında başka bilgi bulunmadığını, büyük ihtimalle Çelebi Mehmed'in saray çevresinden olduğunu söyler.

Mehmet Şakir Yılmaz'ın Halil İnalcık danışmanlığında hazırladığı 1998 tarihli yüksek lisans tezi ise eserin 1406'da yazıldığını ve sonradan Çelebi Mehmed'e sunulduğunu kabul eder. Yılmaz'a göre kitap, sonraki Osmanlı siyaset kitaplarından farklı olarak gündelik idare sorunlarına çözüm aramaz, iyi yönetimin genel ilkelerini anlatır. Birinci kısmı Nasîrüddîn-i Tûsî'nin Ahlâk-ı Nâsırî'sine dayanan bir ahlak kitabı, ikinci kısmı Gazzâlî'nin Nasîhatü'l-mülûk'una dayanan bir nasihatname düzenindedir. Yılmaz'ın 1406 tarihi ile Hüsameddin'in "Amasya hükümdârı" ifadesi aynı yıllara işaret eder; katalogdaki 811-824 aralığı ise ithafın Çelebi Mehmed'in hükümdarlık yıllarına ait olduğu varsayımına dayanır.

Eserin müellifi Ahmed bin Hüsameddin el-Amâsî ile nişancı Gümüşlüzâde Ahmed Paşa'yı aynı kişi sayan Hüsameddin'dir. Babasının adının Hüsameddin oluşu, "el-Amâsî" nisbesi ve kitabın Çelebi Mehmed'e sunulması bu teşhisi destekler; ama yazma kataloğu müellif hakkında hiçbir bilgi bulunmadığını söylediğine göre, Hüsameddin dışında bu iki kimliği birleştiren bağımsız bir kaynak görülemedi.

Amasya ile Bağı

Ahmed Paşa Amasya'nın en eski ailelerinden birine mensuptur. Aile camii Gümüşlü Camii, aile tekkesi Gümüşlüoğlu Tekkesi'dir; Hüsameddin'e göre Ahmed Paşa 818 (1415-16) depreminde harap olan camii yeniden canlandırmış, vakıflarını genişletmiş ve kardeşi için Sofular Mahallesi'nin başında Kasr-ı Sûfiyân adlı bir zaviye yaptırmıştır. Timur'un adamlarının Amasya âlimlerini sınadığı olay da şehrin yerel anlatısında yer eden bir hikâyedir.

Şiiri

Şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin'in onu şairler arasında sayması bir örnekle desteklenmez; bu adla bir tezkire kaydı da bulunamadı. Kadir Özköse, kardeşi Şeyh Abdurrahman Çelebi'nin "Hüsâmî" mahlasıyla Türkçe şiirler yazdığını söyler; Hüsameddin ise bu mahlası aynı adı taşıyan, II. Bayezid döneminde yaşamış başka bir Abdurrahman Çelebi'ye verir. Bu karışıklık Hüsâmî (Pîr Abdurrahmân Çelebi) sayfasında tartışılmıştır. Ahmed Paşa'nın bir mahlası olup olmadığı bilinmiyor. Mir'âtü'l-Mülûk içinde şiir bulunup bulunmadığı da okunan kaynaklardan anlaşılamadı.

Kronoloji

805 (1402-03): Timur'un adamlarının Amasya âlimlerini sınadığı olay; Ahmed Çelebi hocasıyla birlikte Şirvan'a gönderilir.

811 (1408-09): Çelebi Mehmed'in baş kâtibi ve danışmanı olur.

816 (1413): Çelebi Mehmed'in tek başına padişahlığıyla nişancı olur.

824 (1421): II. Murad'ın tahta çıkışında yerini korur.

827 (1424) sonları: Ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

  • Mehmet Şakir Yılmaz, Political Thought in the Beginning of the Ottoman Empire as Expressed in Ahmed bin Husameddin Amasi's Kitab-i Miratu'l-Muluk (1406), Yüksek Lisans Tezi, Bilkent Üniversitesi, 1998. http://hdl.handle.net/11693/18058

Diğer kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar