[368] Amasya a’yânından Gümüşlüzâde Hüsâmeddîn Hüseyin Çelebi ibn-i Pîr Alâeddîn Ali Çelebi bin Kutbeddîn Mehmed Çelebi bin Cibrîl Bey’in mahdûmu ve Şeyhülislâm Celâleddîn Abdurrahman Çelebi’nin birâderidir.
Ammizâdesi Mevlânâ Şücâ’eddîn Ebu’l- Bekâ Pîr İlyâs Halvetî hazretlerinden ve Mevlânâ Hüsâmeddîn Hasan el-Hûyî’den ulûm-ı şer’iyye ve edebiyyeyi ahz u ikmâl ederek ders-i âm oldu. Ulemâ arasında zekâ ve faziletiyle iştihâr etdi. Kendisine Mevlânâ Şemseddîn Ahmed Çelebi dendi.
805’de Topal Timûr Hân’ın hafîdi Kara Mehmed Sultân ve mu’allimi Abdulcabbâr el-Mu’tezilî berây-ı teftîş Amasya’ya gelip Timûr’un Amasya vâlisi nasb etdiği Kara Devletşâhı Amasya şehrine yanaştırmayan ulemâyı imtihâna çekdikleri esnâda fazîlet-i ilmiyyesi parlak bir sûretde sâbit olduğundan Amasya belâdan kurtuldu. Bu da üstâdı Hazret-i Pîr İlyâs ile beraber Şirvân’a gönderildi.
808’de Timûr Hân’ın vefâtı üzerine ıtlâk edilip yine üstâdıyla beraber Amasya’ya avdet etdi. Amasya hükümdârı [369] Çelebi Sultân Mehmed Hân nâmına te’lîf eylediği “Mir’âtü’l-Mülûk” adlı kitabını Sultân-ı müşârün-ileyhe takdîm ederek teveccüh-i tâmma mazhar oldu.¹⁹
811’de Çelebi Sultân’ın baş-kâtibi ve müsteşârı olup 816’da müstakillen Osmanlı Pâdişâhı oldukta nişancı olarak dîvân-ı hümâyûn erkânından sayıldı. 822 senesinde vezâreti hâ’iz görülüp 824’de Sultân Murâd-ı Sânî cülûsunda mevkî’i rasânet buldu.
Ancak Sadr-ı a’zam Amasyalı Yahşî Beyzâde Bâyezîd Paşa’nın düzme şehzâde nâmıyla meşhûr Sultân Mustafa’nın harbinde esîr ve maktûl olup Candarlızâde İbrâhim Paşa’nın sadâretinde pîrliği bahânesiyle tekâ’üd edildi. 827 senesi evâhirinde vefât etdi.
Fâzıl, ulûm-ı şer’iyye ve edebiyyede mâhir, muhâzarât ve târîhe vâkıf, edîb, şâir, müdebbir, münşî bir zât idi. Mahdûmları Hüsâmeddîn Hasan, Bedreddîn Mahmûd Beylerdir. Mahmûd Beyzâde Abdullah Bey’in mahdûmu defterdâr Şemseddîn Ahmed Bey 890’da katîlen vefât [370] etdi.
818 senesi zelzelesinde harâb olan ceddi Gümüşlüzâde Tâceddîn Mahmûd Bey’in câmi-i şerîfini müceddeden ihyâ etdi. Birâderi Şeyhülislâm ve müfti’s-sakaleyn unvânıyla Ya’kûb Paşa vakfiyesinde mezkûr olan Pîr Abdurrahman Çelebi için Sofular Mahallesi başında Kasr-ı Sûfiyân adlı bir zâviye-i dil-nişîn yaptırdı. Câmi-i şerîfin evkâfını tevsi’ eyledi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasya ileri gelenlerinden Gümüşlüzâde Hüsâmeddîn Hüseyin Çelebi'nin oğludur; Hüseyin Çelebi, Pîr Alâeddîn Ali Çelebi'nin, o Kutbeddîn Mehmed Çelebi'nin, o da Cibrîl Bey'in oğludur. Şeyhülislam Celâleddîn Abdurrahman Çelebi'nin kardeşidir.
Amcasının oğlu Mevlânâ Şücâeddîn Ebü'l-Bekâ Pîr İlyâs Halvetî hazretlerinden ve Mevlânâ Hüsâmeddîn Hasan el-Hûyî'den dinî ve edebî ilimleri öğrenip tamamlayarak ders-i âm oldu. Âlimler arasında zekâsı ve faziletiyle ün kazandı. Kendisine Mevlânâ Şemseddîn Ahmed Çelebi denildi.
805'te [1402-03] Topal Timur Han'ın torunu Kara Mehmed Sultan ile onun hocası Abdülcebbâr el-Mu'tezilî teftiş için Amasya'ya geldiler. Timur'un Amasya valisi olarak atadığı Kara Devletşâh'ı şehre yaklaştırmayan âlimleri sınava çektikleri sırada Ahmed Çelebi'nin ilmî üstünlüğü parlak bir şekilde ortaya çıktığından Amasya beladan kurtuldu. Ahmed Çelebi de hocası Hazret-i Pîr İlyâs ile birlikte Şirvan'a gönderildi.
808'de [1405-06] Timur Han'ın ölümü üzerine serbest bırakılarak yine hocasıyla birlikte Amasya'ya döndü. Amasya hükümdarı Çelebi Sultan Mehmed Han adına yazdığı "Mir'âtü'l-Mülûk" adlı kitabını sultana sunarak onun tam teveccühünü kazandı.
811'de [1408-09] Çelebi Sultan'ın baş kâtibi ve müşaviri oldu; sultan 816'da [1413-14] tek başına Osmanlı padişahı olunca nişancı olarak Dîvân-ı Hümâyun üyeleri arasında sayıldı. 822 [1419] yılında vezirlik rütbesine sahip olduğu görüldü ve 824'te [1421] Sultan II. Murad tahta çıktığında da yerini korudu.
Ancak sadrazam Amasyalı Yahşî Beyzâde Bâyezîd Paşa, "Düzme Şehzade" adıyla tanınan Sultan Mustafa ile yapılan savaşta esir düşüp öldürülünce, Çandarlızâde İbrâhim Paşa'nın sadaretinde yaşlılığı bahane edilerek emekliye ayrıldı. 827 yılının sonlarında [1424] öldü.
Erdemli, dinî ve edebî ilimlerde usta, sohbet bilgisine ve tarihe vâkıf, edip, şair, tedbirli ve güçlü bir yazı ustası (münşî) idi. Oğulları Hüsâmeddîn Hasan ve Bedreddîn Mahmûd Beylerdir. Mahmûd Bey'in oğlu Abdullah Bey'in oğlu defterdar Şemseddîn Ahmed Bey 890'da [1485] öldürülerek can verdi.
818 [1415-16] yılı depreminde harap olan atası Gümüşlüzâde Tâceddîn Mahmûd Bey'in camiini yeniden ihya etti. Yakub Paşa vakfiyesinde "Şeyhülislam" ve "müfti's-sakaleyn" (insanların ve cinlerin müftüsü) unvanlarıyla anılan kardeşi Pîr Abdurrahman Çelebi için Sofular Mahallesi'nin başında Kasr-ı Sûfiyân adlı gönül açıcı bir zaviye yaptırdı. Caminin vakıflarını da genişletti.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- a'yân: bir şehrin ileri gelenleri
- ammizâde: amca oğlu
- ulûm-ı şer'iyye ve edebiyye: dinî ilimler ve dil-edebiyat ilimleri
- berây-ı teftîş: teftiş, denetleme için
- ıtlâk: serbest bırakma
- teveccüh-i tâmm: tam güven ve yakınlık
- nişancı: padişah fermanlarına tuğra çeken, divanın yazı işlerinden sorumlu yüksek görevli
- vezâreti hâ'iz: vezirlik rütbesine sahip
- mevki'i rasânet buldu: yeri sağlamlaştı, mevkiini korudu
- maktûl: öldürülmüş
- tekâ'üd: emeklilik
- muhâzarât: sohbetlerde kullanılacak edebî ve tarihî bilgi birikimi
- münşî: resmî ve edebî yazı ustası
- katîlen: öldürülerek
- müceddeden ihyâ: yeniden canlandırma, yeniden yapma
- müfti's-sakaleyn: insanların ve cinlerin müftüsü (bir övgü unvanı)
- zâviye-i dil-nişîn: gönle hoş gelen tekke
- tevsi': genişletme
Gümüşlüzâdeler
Ahmed Paşa, Amasya'nın en köklü ailelerinden Gümüşlüzâdeler'e mensuptur. Bugünkü araştırmalarda bu sülalenin Selçuklu emirlerinden Gümüşlü Muînüddin Yunus Müstevfî'nin (ö. 670/1272) soyundan geldiği, ailenin bütün fertlerinin Gümüşlüoğlu ya da Gümüşlüzâde unvanıyla anıldığı belirtilir. Ailenin Halvetîlik ile bağı da güçlüdür: Amasya'da Halvetîlere mahsus olarak yapılan ilk tekke olan Gümüşlüoğlu Tekkesi, "Tâciye" diye bilinen Gümüşlü Camii'nin doğu ve güney tarafındaki boş alanda bulunuyordu. Pîr İlyâs burada halvet çıkarıp tarikatını yaymış, ondan sonra tekkenin başına Abdurrahman Çelebi geçmiştir. Tekkeden bugün bir iz kalmamıştır.
Maddede kardeşi olarak anılan Pîr Abdurrahman Çelebi, Kadir Özköse'nin çalışmasında Pîr İlyâs'tan sonra Gümüşlüoğlu Tekkesi'nin şeyhi olan, Amasya'da müftülük de yapan, "Hüsâmî" mahlasıyla Türkçe şiirler yazan ve 827 [1424] yılında ölen zat olarak tanıtılır. Pîr İlyâs'ın soyundan geldiği için kendisine "Pîrzâde" de denildiği kaydedilir. İsmail İpek ise Yakub Paşa'nın 815 [1412-13] yılında Müftü Gümüşlüzâde Abdurrahman Çelebi için Çilehane (Yakub Paşa) Tekkesi'ni yaptırıp vakfettiğini yazar; Hüsameddin'in "Yakub Paşa vakfiyesinde Şeyhülislam unvanıyla anılır" demesi bu vakfa işaret eder. İpek, Pîr İlyâs'ın yerine geçen Abdurrahman Çelebi'yi şeyhin halifesi, damadı ve amcasının oğlu olarak tanıtır; Hüsameddin'in Pîr İlyâs'ı Ahmed Paşa'nın amcaoğlu, Abdurrahman Çelebi'yi de kardeşi saymasıyla bu akrabalık uyuşur. Ancak İpek aynı zat için 903 [1497-98] ölüm tarihini verir; bu tarih, Abdurrahman Çelebi'nin XV. yüzyılın başında müftü olmasıyla bağdaşmaz ve aynı adı taşıyan sonraki bir aile ferdiyle karıştırılmış olabilir.
Timur'un Amasya'ya Gelişi ve Pîr İlyâs
Hüsameddin'in anlattığı sınav olayı, Amasya'nın yerel tarihinde Pîr İlyâs etrafında şekillenmiş en tanınmış hikâyelerden biridir. 1402 Ankara Savaşı'ndan sonra Amasya'yı Timur'un adamları ele geçirmiştir. Bugünkü kaynaklarda Timur'un Amasya'yı Tâceddin Devletşah'a verdiği, Devletşah'tan memnun olmayan halkın Çelebi Mehmed'i şehre davet ettiği, Çelebi Mehmed'in de Devletşah'ı ortadan kaldırarak 1403'te bölgede hâkimiyet kurduğu yazılıdır. Hüsameddin'in "Kara Devletşâh" dediği kişi bu Tâceddin Devletşah olmalıdır; maddeye göre Amasya âlimlerinin sınava çekilmesinin sebebi de onu şehre sokmamalarıdır.
İsmail İpek'in derlediği rivayette Timur, Amasya âlimlerini o sırada Amasya müftüsü olan Pîr İlyâs ile birlikte sınava çekmiş, sorulardan biri "Savaşan iki Müslüman ordudan ölenlerin hangisi şehittir?" sorusu olmuştur. Öteki âlimler cevap vermekten çekinirken Pîr İlyâs "Vatanı için çarpışıp Allah yolunda ölenler şehittir" diye cevap vermiş; Timur cevaplardan memnun kalarak şehre dokunmamış, Pîr İlyâs'ı da yanında götürmüştür. Pîr İlyâs Timur ölünceye kadar onun yanında kalmış, sonra Amasya'ya dönmüştür. Hüsameddin bu olayda Ahmed Çelebi'ye de önemli bir pay verir ve sürgün yeri olarak Şirvan'ı gösterir. İpek'in anlatımında ise Timur'un valisi olarak Melik Nâsırüddin Bahtiyar adı geçer; Hüsameddin'in Kara Devletşâh'ından farklıdır.
Timur'un ölüm tarihi konusunda Hüsameddin'den ayrılmak gerekir. Hüsameddin bu ölümü 808 yılına koyar; oysa Timur, Çin seferine çıktığı sırada Otrar'da hastalanarak 17 Şâban 807'de (18 Şubat 1405) ölmüştür. Ahmed Çelebi ile Pîr İlyâs'ın Amasya'ya dönüşü bu durumda 1405 yılı içine düşer. Pîr İlyâs'ın ölüm tarihi de kaynaklarda farklıdır: Hüsameddin kitabın birinci cildinde 813 [1410] tarihini verir, Lemezât ise 837 [1433-34] yılını kaydeder.
Mir'âtü'l-Mülûk
Ahmed Paşa'nın Çelebi Mehmed'e sunduğu "Mir'âtü'l-Mülûk" (Hükümdarların Aynası), bugün Türkçe yazılmış en eski siyasetnamelerden biri sayılır. Hüsameddin dipnotta eserin bir nüshasının İstanbul'da Yerebatan'daki Es'ad Efendi Kütüphanesi'nde bulunduğunu, kapağında ve içinde "Ahmed bin Hüsâmeddîn el-Amâsî" yazdığını belirtir. Bu ad, eserin günümüzde de bilinen müellif adıdır. Eser 2016'da Mehmet Şakir Yılmaz tarafından inceleme, metin, sadeleştirme ve tıpkıbasımıyla birlikte "Sultanların Aynası" adıyla yayımlanmıştır. Yayıncının tanıtımına göre XV. yüzyılın başlarında yazılıp Çelebi Sultan Mehmed'e sunulan bu eser, küçük hacmine oldukça kapsamlı bir siyaset felsefesini sığdırmasıyla öne çıkar ve uzun süre ciddi bir çalışmaya konu olmamıştır. Hüsameddin'in yaklaşık bir asır önce verdiği nüsha bilgisi, eserin yeniden gün ışığına çıkmasından çok önce müellifini doğru tanıttığını gösterir.
Divandaki Görevleri ve Bâyezid Paşa'nın Ölümü
Hüsameddin'in Ahmed Paşa'nın emekliliğine bağladığı olay, Osmanlı tarihinin bilinen bir dönüm noktasıdır. Amasyalı Yahşî Bey'in oğlu Bâyezid Paşa, 1413'ten 1421'e kadar Çelebi Mehmed'in sadrazamıydı. Mehmed'in ölümünü II. Murad başkente ulaşıncaya kadar gizleyen Bâyezid Paşa, Bizans'ın serbest bıraktığı ve kendini Yıldırım Bâyezid'in oğlu olarak tanıtan Mustafa Çelebi üzerine gönderildi. İki ordu Gelibolu'nun Sazlıdere mevkiinde karşılaştı; Bâyezid Paşa'nın askerleri Mustafa tarafına geçince paşa teslim olmak zorunda kaldı ve Cüneyd Bey ile Evrenosoğlu'nun kışkırtmasıyla Sazlıdere'de öldürüldü (824/1421). Mustafa Çelebi ertesi yıl yakalanıp Edirne'de idam edildi; "Düzme" lakabının bu olaylardan sonra ortaya çıktığı düşünülür. Bâyezid Paşa'nın yerine sadrazamlığa Çandarlı İbrâhim Paşa getirildi. Hüsameddin'in anlatımı bu sıralamayla uyuşur: Amasyalı vezirin ölümüyle onun himayesindeki Amasyalı devlet adamlarının da etkisi azalmış görünmektedir.
Gümüşlü Camii ve Kasr-ı Sûfiyân
Gümüşlü Camii'nin bugünkü tanıtımlarında caminin 1326'da Tâceddin Mahmud Çelebi tarafından yaptırıldığı, ahşap çatılı ilk yapının 1419 depreminde yıkıldığı ve ikinci kez 1491'de Defterdar Mahmud Bey tarafından yaptırıldığı yazılır. Hüsameddin ise depremi 818 [1415-16] yılına koyar ve caminin yeniden yapılmasını Ahmed Paşa'ya bağlar. Deprem tarihindeki birkaç yıllık fark kaynaklarda giderilemedi. 1491'deki yeniden yapımın ise Ahmed Paşa'nın onarımından sonraki ayrı bir inşa evresi olması mümkündür; Ahmed Paşa'nın torununun oğlu Şemseddîn Ahmed Bey'in defterdar olarak anılması, caminin XV. yüzyıl boyunca aile tarafından korunduğunu düşündürür, fakat 1491'deki Defterdar Mahmud Bey'in bu aileyle bağı belgelenemedi.
Kardeşi için yaptırdığı Kasr-ı Sûfiyân'dan bugün bir eser kalmamıştır. Zaviyenin bulunduğu Sofular Mahallesi ise adını hâlâ korumaktadır. Mahallenin bugün ayakta olan Sofular Camii, 1485'te Beylerbeyi Abdullah Paşa tarafından yaptırılmış, tek kubbeli, tek minareli ve zaviyeli bir yapıdır. Hüsameddin'in Ahmed Paşa'nın torunu olarak andığı Abdullah Bey ile bu Abdullah Paşa'nın aynı kişi olup olmadığı kaynaklarda belirtilmez.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 118–118. amasya.bel.tr
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 9-12. Ciltler (11. Cilt), Amasya Belediyesi e-kitap, s. 403 ("Şemseddîn Ahmed Paşa-Gümüşlüzâde"). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page403.html
- Mehmet Şakir Yılmaz (haz.), Sultanların Aynası: Ahmed bin Hüsameddin Amasi ve Eseri Mirâtu'l-Mülûk, İstanbul 2016 (yayıncı tanıtımı). https://www.kitapyurdu.com/kitap/sultanlarin-aynasi-ahmed-bin-husameddin-amasi-ve-eseri-miratulmuluk-incelememetinsadelestirmetipkibasim/396467.html
Akademik çalışmalar
- İsmail İpek, "Amasya'da Halvetîlik ve Pir İlyas Şücâeddin'in Hayatı", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı I, Amasya 2017. https://isamveri.org/pdfdrg/G00226/2017/2017_IPEKI.pdf
- Kadir Özköse, "Amasya'da Bulunan Halvetiyye Tekkeleri", Akademiar Dergisi, sy. 5, Ankara 2018, s. 91-118. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/606666
- "Timur", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/timur
- "Mustafa Çelebi, Düzme", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/mustafa-celebi-duzme
Resmî kaynaklar
Kitaplar
Diğer kaynaklar