Âşık Ahmed Çelebi, "İmâmzâde" diye anılan, XVII. yüzyılın ortalarında yaşamış Amasyalı bir halk ve saz şairidir. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'ne göre Amasya'daki Kocacık Mescidi'nin imamı İbrâhim Efendi'nin oğluydu; 1070 (1659-60) yılında şair olarak ün kazanmış, 1086 (1675-76) yılından sonra ölmüştür. Hakkındaki bilgi, Hüsameddin'in birkaç satırlık maddesinden ibarettir ve şiirlerinden bugüne bir örnek ulaşmamıştır. Adı sitede Amasya Türküleri ve Uzun Havalar ile Amasya'da Âşıklık Geleneği yazılarında da geçer.
Hüsameddin'in Kaydı
Hüsameddin, Amasya Tarihi'nin on birinci cildinde, adı "ayın" harfiyle başlayan Amasyalıları verdiği bölümde şairi şöyle tanıtır:
Âşık Ahmed Çelebi-İmâmzâde Amasya'da Kocacık mescidi imâmı İbrâhim Efendi'nin oğludur. Mükemmel halk ve saz şâiri olup 1070'de iştihâr ederek 1086 sâlinden sonra vefât etdi. Mükeyyifâtdan âzâde, afîf, saz ve sözde merâkı zâid bir adam idi.
Günümüz Türkçesiyle kayıt şunu söyler: İmamzâde diye bilinen Âşık Ahmed Çelebi, Amasya'daki Kocacık Mescidi'nin imamı İbrâhim Efendi'nin oğludur. Usta bir halk ve saz şairiydi; 1070 yılında ün kazandı ve 1086 yılından sonra öldü. Keyif verici maddelerden uzak duran, namuslu, saza ve söze merakı pek fazla olan bir adamdı.
Maddenin sitedeki aktarımı Hüsameddin ansiklopedisinde okunabilir.
Hayatı
Âşık Ahmed Çelebi'nin doğum tarihi, öğrenimi ve mesleği hakkında bilgi yoktur. "İmâmzâde", yani imam oğlu lakabı, babasının mahalle mescidinde imamlık etmesinden gelir. Kocacık, Hüsameddin'in eserinde hem bir mahalle hem de bir mescit adı olarak sık geçer; eserin başka maddelerinde Kocacık Mescidi'nin imam ve vaizleri ile müezzinleri de anılır. Âşık Ahmed'in babası İbrâhim Efendi'ye ayrıca bir madde ayrılmamıştır.
Hüsameddin'in şair için seçtiği sözler dikkat çekicidir. "Mükeyyifât", Türk Dil Kurumu sözlüğünün tanımıyla keyif verici, uyuşturucu maddelerdir. Hüsameddin'in Âşık Ahmed'i bunlardan "âzâde", yani uzak ve "afîf", yani iffetli diye övmesi, aynı eserde sefahatle anılan başka saz şairleriyle bir karşıtlık kurar. Bir imam oğlunun kahvehane ve saz meclislerine karışan bir âşık olması, Hüsameddin'in gözünde açıklama gerektiren bir durum olmuş olabilir; "saz ve sözde merakı ziyade" ifadesi, şairin bu yola heves ve yetenekle girdiğini anlatır. Bu son yorum bizimdir.
Ölüm tarihi Hüsameddin'de kesin değildir: "1086 sâlinden sonra", yani 1675-76'dan sonra. Cavit Güzel'in Amasya'daki âşık tarzı destan geleneği üzerine çalışması ve buna dayanan yazılar ölüm yılını 1676 olarak verir; bu, Hüsameddin'in "sonra" dediği tarihin kesin bir ölüm yılına çevrilmiş biçimidir ve kaynağın söylediğinden fazlasını ifade eder.
Amasya ile Bağı
Şairin Amasya ile bağı Hüsameddin'in kaydına dayanır: babası Amasya'daki Kocacık Mescidi'nin imamıdır ve şair Amasyalılar arasında sayılır. Âşık Ahmed Çelebi, şehrin XVII. yüzyıldaki saz şairleri kuşağına aittir. Aynı yıllarda Amasya'da, Meydan Köprü'deki "Yüksek Kahve"de destan okuyan sipahi şair Celâlî Mehmed Ağa ile yeniçeri saz şairi Cihâdî Ahmed Ağa da tanınmıştı. Güzel, Âşık Ahmed'i bu yüzyılın "adı anılan" saz şairleri arasında sayar ve hakkında ayrıntılı bilgi bulunmadığını belirtir.
Şiiri
Âşık Ahmed Çelebi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin onun mükemmel bir halk ve saz şairi olduğunu söyler, ama bir dize bile aktarmaz. Güzel de Amasya Tarihi'nde adı geçen âşıkların eserlerinden örnek bulunmadığını ve başka kaynaklarda yaptığı aramalarda bu âşıkların herhangi bir eserine ulaşamadığını not eder. "Âşık" sözü burada mahlas mı, yoksa saz şairlerine verilen genel unvan mı, kaynaktan anlaşılmaz; aynı ciltte Âşık Mehmed Ağa ve Âşık Ali Paşa gibi adlar da bu sözle başlar.
Kaynakların Durumu
Âşık Ahmed Çelebi yalnız Hüsameddin'in kaydında yaşar ve onun bu bilgiyi hangi belgeye dayandırdığı bilinmemektedir. Amasya Tarihi'nin bu sayfası iki sütunlu dizildiği için bazı dijital metinlerde maddesi, hemen yanındaki Odabaşıoğlu Âşık Mehmed Ağa maddesiyle iç içe görünür. Âşık Mehmed Ağa, Odabaşı Halil Ağa'nın torunu, çöğür çalıp destan söyleyen, Selağzı'ndaki kahvehanede dostlarını toplayan ve 1220 (1805) dolaylarında ölen başka bir yeniçeri destancıdır. Çöğür, sapı kısa, gövdesi iri bir halk sazıdır. Kocacık Mescidi, 1070 tarihi ve "saz ve söz merakı" Âşık Ahmed Çelebi'ye; yeniçerilik, çöğür ve Selağzı kahvehanesi Âşık Mehmed Ağa'ya aittir. Kimi yazılarda bu iki kişinin özellikleri birbirine karışabildiği için ayrım burada açıkça belirtilmiştir.
Kronoloji
1070 (1659-60): Âşık Ahmed Çelebi saz şairi olarak ün kazanır.
1086 (1675-76) sonrası: Âşık Ahmed Çelebi ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 389 (e-kitap s. 479). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page479.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 393-394 (e-kitap s. 480). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page480.html
Akademik çalışmalar
- Cavit Güzel, "Amasya'da Âşık Tarzı Destan Geleneği", Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi, 9(3), 2020, s. 1089-1105 (s. 1094-1095). https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1305244
Resmî kaynaklar
- Türk Dil Kurumu, "mükeyyifat" ve "çöğür", Güncel Türkçe Sözlük. https://sozluk.gov.tr/
Çevrimiçi kaynaklar
