Âşık Mehmed Ağa, XVIII. yüzyılın sonu ile XIX. yüzyılın başında yaşamış Amasyalı bir yeniçeri çavuşu, çöğür çalan bir saz şairi ve destancıdır. Odabaşı Halil Ağa'nın torunu olduğu için Odabaşıoğlu diye anılır. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'ne göre "mükemmel bir halk şâiri" olarak savaşlarda yeniçerilere çok yararlı olmuş, Selağzı'nda Garibler Mescidi yakınındaki kahvehanede dostlarını toplamış ve 1220 (1805-06) yılına doğru ölmüştür. Hakkındaki bilgilerin tamamı Hüsameddin'in kısa maddesine dayanır. Destanlarından ve şiirlerinden bugüne bir örnek ulaşmamıştır.

Hüsameddin'in Kaydı

Hüsameddin, Amasya Tarihi'nin on birinci cildinde, adı "ayn" harfiyle başlayan Amasyalıları verdiği bölümde şairi şöyle tanıtır:

Âşık Mehmed Ağa-Odabaşıoğlu. Amasya yeniçerilerinden Ahmed Ağa bin Odabaşı Halil Ağa'nın oğludur. Bu da yeniçeri çavuşlarından olup Çöğür çalar, destân söylerdi. Mükemmel bir halk şâiri olduğundan muhârebelerde çok işe yarardı. Garibler Mescidi-Selağzı civârındaki kahvehânede yarânı toplardı. 1220 yılına doğru ömrü âhir oldu. Sesi ve nağmesi güzel, orta boylu, yakışıklı saz çalmada mâhir bir destancı idi. İçerişehir'de Kırkbedel civârında hânesi var idi. Evlâdına Âşıkoğulları dendi. Bunlardan diş tabîbi Ahmed Hamdi Efendi, Amasyalı İsmail Hakkı Paşa'ya dâmâd olup Üsküdar'da icrâ-yı sanat etmekte iken 1338'de vefât etdi.

Günümüz Türkçesiyle kayıt şunu söyler: Âşık Mehmed Ağa, Amasya yeniçerilerinden Odabaşı Halil Ağa oğlu Ahmed Ağa'nın oğludur. O da yeniçeri çavuşlarındandı; çöğür çalar, destan söylerdi. Usta bir halk şairi olduğu için savaşlarda çok işe yarardı. Garibler Mescidi ile Selağzı civarındaki kahvehanede dostlarını toplardı. 1220 yılına doğru ömrü sona erdi. Sesi ve nağmesi güzel, orta boylu, yakışıklı, saz çalmakta usta bir destancıydı. İçerişehir'de Kırkbedel civarında evi vardı. Çocuklarına "Âşıkoğulları" dendi. Bunlardan diş hekimi Ahmed Hamdi Efendi, Amasyalı İsmail Hakkı Paşa'nın damadı olmuş, Üsküdar'da mesleğini sürdürürken 1338'de ölmüştür.

Maddenin sitedeki aktarımı ve açıklamaları Hüsameddin ansiklopedisinde okunabilir.

Hayatı

Âşık Mehmed Ağa'nın doğum tarihi bilinmez. Hüsameddin onun soyunu üç kuşak geriye götürür: babası Amasya yeniçerilerinden Ahmed Ağa, dedesi ise Odabaşı Halil Ağa'dır. Odabaşı, yeniçeri ocağında bir odanın, yani bir birliğin günlük düzeninden sorumlu subaydır. Ailenin üç kuşak boyunca ocak içinde kaldığı anlaşılır; Mehmed Ağa da yeniçeri çavuşlarından olmuştur. "Âşık" sözünün burada bir mahlas mı, yoksa saz şairlerine verilen genel unvan mı olduğu kaynaktan anlaşılmaz. Hüsameddin maddeyi bu adla başlatır ve şairin çocuklarına "Âşıkoğulları" dendiğini yazar; ad, aileye şairin sanatından geçmiş görünür.

Hüsameddin'in verdiği bilgiler bir yeniçeri âşığının hayatının ana çizgilerini çizer. Mehmed Ağa çöğür çalarak destan söylemiş, savaşlarda askerin gönlünü yüceltmiştir. Türk Dil Kurumu sözlüğü çöğürü "iri gövdeli, kısa saplı bir tür halk sazı" diye tanımlar. Barış zamanında şairin buluşma yeri, Selağzı'nda Garibler Mescidi yakınındaki kahvehanedir. Hüsameddin onun sesini ve nağmesini güzel, boyunu orta, yüzünü yakışıklı bulur ve saz çalmadaki ustalığını öne çıkarır. Bu tarif, saz şairinin meclisteki görünüşünü ve sesini hatırlayan bir yerel bilgiye dayanıyor olmalıdır; Hüsameddin bilgisini nereden aldığını söylemez.

Ölüm tarihi için Hüsameddin "1220 yılına doğru" der. Hicrî 1220 yılı Nisan 1805 ile Mart 1806 arasına düşer. Şairin hangi savaşlara katıldığı da belirtilmez; yaşadığı dönemde Amasya yeniçerilerinin katıldığı büyük seferler, 1768-1774 ve 1787-1792 Osmanlı-Rus savaşlarıdır. Mehmed Ağa'nın bu seferlerde bulunmuş olabileceği bir tahmindir, kaynakta yazılı değildir.

Amasya ile Bağı

Âşık Mehmed Ağa Amasyalıdır. Amasya yeniçeri ocağında yetişmiş, evi İçerişehir'de Kırkbedel civarında bulunmuş, sanatını Selağzı'ndaki kahvehanede icra etmiştir. Bu kahvehane, Amasya'da saz ve destanın şehir içinde nerelerde duyulduğunu gösteren yerlerden biridir. XVII. yüzyılda Celâlî Mehmed Ağa "Yüksek Kahve" denen kahvehanede, XVIII. yüzyılın ikinci yarısında Âsafî Ahmed Bey Şehzadeler Türbesi yakınındaki bir kahvehanede söylemişti. Âşık Mehmed Ağa bu zincirin son halkalarındandır. Bu çevre sitede Amasya'da Kahvehane ve Sohbet Kültürü, Amasya'da Âşıklık Geleneği ve Amasya Türküleri ve Uzun Havalar yazılarında anlatılmıştır.

Şiiri

Âşık Mehmed Ağa'nın şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin onun destan söylediğini ve usta bir halk şairi olduğunu yazar, ama bir destanından ya da dörtlüğünden örnek vermez. Cavit Güzel de Amasya'daki âşık tarzı destan geleneği üzerine çalışmasında, Amasya Tarihi'nde adı geçen âşıkların eserlerinden örnek bulunmadığını ve başka kaynaklarda da bu âşıkların herhangi bir eserine ulaşamadığını belirtir. Destanlarının hangi savaşları ya da olayları anlattığı bilinmemektedir.

Ailesi

Hüsameddin, şairin soyundan gelenlere "Âşıkoğulları" dendiğini söyler ve bunlardan yalnız birini adıyla anar: diş hekimi Ahmed Hamdi Efendi. Ahmed Hamdi Efendi, Amasyalı İsmail Hakkı Paşa'nın damadı olmuş, İstanbul'da Üsküdar'da diş hekimliği yaparken 1338 (1919-20) yılında ölmüştür. Hüsameddin onu şairin "evlâdından" sayar; Ahmed Hamdi'nin şairin oğlu mu, torunu mu olduğu bu sözden anlaşılmaz. Yüz yılı aşan zaman aralığı torun ya da daha sonraki bir kuşağı akla getirir; bu bir çıkarımdır.

Şairin dedesi Odabaşı Halil Ağa'nın adı Amasya Tarihi'nin başka maddelerinde de geçer. Altıncı ciltteki Ak Hasan Ağa maddesine göre Odabaşı Halil Ağa'nın oğlu Ak Hasan Ağa da yeniçeri olmuş, İran savaşlarında ün kazanmış, birkaç kez Amasya serdarı olmuş ve 1173 (1760) Zilhiccesinde ölmüştür. Hüsameddin bu Halil Ağa'nın Âşık Mehmed Ağa'nın dedesiyle aynı kişi olup olmadığını söylemez. Aynı ad ve rütbe, ailenin Amasya yeniçerileri arasında köklü bir yeri olduğunu düşündürür, ama iki maddeyi birbirine bağlayan açık bir kayıt yoktur.

Kaynakların Durumu

Âşık Mehmed Ağa hakkındaki bütün bilgi Hüsameddin'in maddesine dayanır; başka bir kaynakta adına rastlanmamıştır. Güzel'in makalesi ve sitedeki âşıklık ve türküler yazıları da bu maddeyi aktarır. Güzel'in metninde çalgının adı "çukur [çöğür]" biçiminde geçer; bu fark muhtemelen iki kelimenin Osmanlıca yazımda aynı harflerle yazılmasından doğmuştur; e-kitaptaki metin açıkça "çöğür" der.

Aynı sayfada adı "Âşık" sözüyle başlayan başka maddeler de vardır ve bunlar birbirine karıştırılmamalıdır. Hemen önceki madde, 952'de doğup Medine'de müderrislik ve şeyhülharemlik yapan, 1021 (1612) yılında ölen Kara Hâfızzâde Âşık Mehmed Çelebi'ye aittir; o bir âlim ve tarihçidir, saz şairliğine dair bir kaydı yoktur. Bir önceki sayfadaki İmâmzâde Âşık Ahmed Çelebi ise 1070 (1659-60) dolaylarında ün kazanmış bir halk ve saz şairidir. Yeniçerilik, çöğür ve Selağzı kahvehanesi yalnız Odabaşıoğlu Âşık Mehmed Ağa'nın maddesinde geçer.

Kronoloji

1173 Zilhicce (1760): Odabaşı Halil Ağa'nın oğlu Ak Hasan Ağa ölür.

1220 (1805-06): Âşık Mehmed Ağa bu yıla doğru ölür.

1338 (1919-20): Şairin soyundan diş hekimi Ahmed Hamdi Efendi Üsküdar'da ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar