Âşık Ahmet Abacı, 1934'te Amasya merkeze bağlı Sarıyar (eski adıyla Morami) köyünde doğmuş bir halk âşığı ve gezgin destancıdır. 1950'lerin sonu ile 1960'ların başında olayları on bir heceli dörtlüklerle destanlaştırıp matbaada bastırmış, yaprakları kalabalık şehirlerde ezgisiyle okuyarak satmıştır. Cavit Güzel'in Amasya'daki âşık tarzı destan geleneği üzerine çalışması, Abacı'yı bu "yazılı kültür ortamı" destancılığının yaşayan son temsilcilerinden biri olarak tanıtır ve onunla 2018'de yaptığı görüşmeden, gezgin destancının nasıl çalıştığını anlatan değerli bir tanıklık aktarır. Yöre âşıklarını sayan listelerde de adı geçer.

Âşıklığa Başlaması

Güzel'in aktardığına göre Abacı, askerlik dönüşüne kadar sıradan bir hayat sürdüğünü, askerden gelince kendisine "bir hâl geldiğini" ve âşıklık sevdasına düştüğünü anlatır. Gördüğü bir rüya üzerine Tokat'ın Erbaa ilçesindeki Keçeci Baba (Gül Ahi Baba) dergâhına çağrıldığını, dilinin orada çözüldüğünü ve âşıklığa ilk adımı böyle attığını söyler; ardından yine bir rüya üzerine Hacıbektaş'a, Hacı Bektaş Veli türbesine gittiğini ekler. Rüya yoluyla âşıklığa başlama, Anadolu âşıklarının hayat hikâyelerinde sık rastlanan bir motiftir ve Abacı'nın anlatısı da bu çerçeve içinde durur. 1955'ten sonra kendisini hak âşığı olarak tanımladığını, aynı yıllarda gezginci destancılık da yaptığını belirtir. Güzel, Abacı'nın Alevi-Bektaşi gelenekten yetiştiğini ve cemlerde zâkirlik yapan âşıklardan olduğunu kaydeder.

Destanları

Güzel'in tespit ettiği basılı destanları şunlardır:

  • "Toros Dağlarında Ölen Kâmil, Sıddık ve İbrahim Üç Şehitlerin Destanı", 17 Temmuz 1959 (14 dörtlük).
  • "Ahiret Sözleri ve Ana Baba Öğütleri", 17 Temmuz 1959 (16 dörtlük; Merzifon: Nurlar Matbaacılık).
  • "Amasya'nın Gümüşhacı Köyü Kazasının Kızılca Köyünden Annesini Keserle Kesen Katilin Destanı", 1961.

Güzel'in görüşmesinde Abacı, Cemal Gürsel'in 1960'ta yönetime gelişi üzerine de bir destan "bestelediğini" ve bu destanla Sivas'a kadar geldiğini anlatır; bu destanın basılı bir nüshası çalışmada ayrıca listelenmez.

Gezgin Destancılığın Tanığı

Abacı'nın anlattıkları, matbaa ile pazar yeri arasında işleyen bu mesleğin nasıl yürüdüğünü içeriden gösterir. Bir olay duyulduğunda destancılar matbaanın kapısına gider, orada hızla destan "besteler", sıra beklerdi. Basılan yapraklar çantaya konur, Ankara'dan İstanbul'a, Antalya'dan Samsun'a, Erzurum'a ve Sivas'a kadar dolaşılırdı. Abacı, satmaya yetişemediklerini, kendisi okurken yaprakları dağıtsınlar diye yevmiyeyle iki çocuk tuttuğunu söyler. Önceleri ellerinde bağlama olduğunu, sonra teyp çıkınca müziği onunla verdiklerini de ekler. Acıklı konuların müşterinin ilgisini daha çok çektiğini, başlangıçta ölenlerin yakınlarının destancılara kızdığını, sonraları ise hatıra kalsın diye parayla destan yazdırmak istediklerini anlatır.

Abacı, kalabalığın ortasında söze nasıl girdiğini de aktarır: "Çok sevgili, saygılı vatandaşlar, Türkiye, Anadolu, Amasya, Morami Sarıyar Köyü Âşık Ahmet Abacı..." diye başlayan bu takdim, âşığın kim olduğunu, destanın konusunu ve hangi şehirleri dolaştığını sayar, ardından "Merhaba dostlar merhaba" diyerek destana geçer. Güzel bu tanıklıktan satışın sırasını çıkarır: topluluğa hitap, kendini tanıtma, destanın konusunu bildirme, satıldığı öteki yerleri sayma, ara selamlama ve destanın ezgisiyle okunması. Abacı'nın anlatısı, Amasya'daki gezgin destancılık hakkında bilinen en ayrıntılı birinci el tanıklıktır.

Şiiri

Telif notu: Âşık Ahmet Abacı'nın şiirleri telif koruması altındadır. Ölüm tarihine dair yayımlanmış bir bilgiye ulaşılamadığından koruma süresinin bitiş yılı hesaplanamamaktadır. Bu nedenle şiirleri sitemizde ayrı sayfalar hâlinde yayımlanamamakta; aşağıda yalnız iki dörtlük alıntılanmaktadır.

Abacı'nın tespit edilen destanlarının hepsi on bir heceli dörtlüklerle kurulmuştur. Ölüm konulu destanlarının yanında "Ahiret Sözleri ve Ana Baba Öğütleri" öğüt veren, hikmetli bir tavır taşır. Güzel'in aktardığı parçalardan iki dörtlük şöyledir:

Büyük küçük gelin dinlen sözümü
Namahrem deyimi ama yüzünü
Ölüp elbet yumacaksın gözünü
O zaman sivali soracak Allah
Dutalım oruç kılalım namaz
Babayı döğen cennet bulamaz
Ehlibeyiti seven mahrum olamaz
Bazı insana onları gösterir Allah

Dörtlükler, dinleyiciye doğrudan seslenen bir öğüt dili kullanır. "Sivali" (sual, soru) ve "dutalım" gibi biçimler, destanın yazıya ağız özellikleriyle geçtiğini gösterir. Alıntılanan iki dörtlüğün de "Allah" sözüyle bitmesi, ezgiyle okunurken dinleyicinin kulağında kalan bir ayak oluşturur. İkinci dörtlükte namaz ve oruç ile Ehlibeyt sevgisinin aynı dizide anılması, âşığın yetiştiği geleneğe de işaret eder.

Amasya ile Bağı

Abacı Amasya merkeze bağlı Sarıyar köyünde doğmuştur ve destancılık yaptığı yıllarda kendisini kalabalıklara "Amasya, Morami Sarıyar Köyü Âşık Ahmet Abacı" diye tanıtmıştır. Aynı köyden Âşık Rıza Çulha da destancılık yapmıştır. Güzel, Abacı'yı Amasya'daki yeniçeri saz şairlerinden XX. yüzyıl destancılarına uzanan geleneğin son halkalarından biri olarak değerlendirir. Bu gelenek sitedeki Amasya'da âşıklık geleneği ve Amasya türküleri ve uzun havalar yazılarında anlatılır.

Kaynakların Durumu

Abacı hakkındaki bilgiler Güzel'in çalışmasına ve araştırmacının 27 Şubat 2018'de âşıkla yaptığı yüz yüze görüşmeye dayanır. Güzel onu yayımlandığı 2020 yılında yaşayan bir destancı olarak anar; bu tarihten sonrasına dair yayımlanmış bir bilgiye ulaşılamamıştır. Yöre âşıklarını sayan öteki çalışmalar yalnız adını verir. Sayfada âşığın edebî hayatıyla ilgili, kamuya açık yayınlarda yer alan bilgilerle yetinilmiştir.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

Kitaplar

  • Ahmet Abacı, Ahiret Sözleri Ana ve Baba Öğütleri, Merzifon: Nurlar Matbaacılık, 1959 (Güzel 2020'deki aktarımdan).

Çevrimiçi kaynaklar