Özgün Metin

Ne assı eyleyiser sanu sanmak
Şuña degmez hazîneñ oda yanmak
İşüñ sen sıdk-ıla vir Hakk'a kim ol
Kim ola muhkem meyli o sunmak
Kaçan kim sen idesin 'akluñ-ılan
Danışmasañ diyeler saña ahmak

Günümüz Türkçesiyle

1. Sanmak, zannetmek ne fayda edecek; hazinenin ateşte yanmasına değmez.

2. İşini doğrulukla Hakk'a ver ki o (sana) sağlam bir meyil sunsun.

3. Ne zaman ki sen kendi aklınla iş edersin, danışmazsan sana ahmak derler.

Edebî ve Tarihî Yorum

Kocakayası

Amasya'nın komşusu Osmancık yöresi, doksan dokuzuncu bâbın sahnesidir: "Bu Osmancuk nevâhisinde Zeytûn'da bir hisâr vardur ki aña Kocakayası dirler." Hisar Haydar Beg'in elindedir ve çok sarptır. Haydar Beg hisara yüz yıllık azık koymuştur ve hiç dışarı çıkmaz; oğlu Kasım Beg'i zaman zaman çevredeki beylere armağanlarla gönderir. Oğlu bir gün "Beni tutarlarsa ne idersin" diye sorar; baba "Ogul ben seni Allah'a ısmarladum. Ben bu hisârumdan ölmeyince çıkmazın, pîrligüm vaktında kimseye hizmet idemezin" der. Yörgüç Paşa hisarı almak için çok uğraşır. Hisarda Tayfur Çelebi adında biri vardır ve her zaman "Ben Elvân Çelebi oglanlarındanın" der; hisarda evlenip yerleşmiştir ve Haydar Beg onu oğlundan bile çok sever. Yörgüç çok şey vererek Tayfur'u kendine çeker; Tayfur bir gece hisarın zahire hazinesine ateş verir ve bütün azık yanar. Yörgüç hemen hisarı kuşatır, dışarıdan azık girmesine imkân bırakmaz. Haydar Beg içeriden seslenir: "Yörgüç, ben n'olacagum oldum, Hak ta'âlâdan dilerin ki senüñ dahı soñuñ benden biter olsun" ve hisarı kendi isteğiyle verir. Hünkâr Haydar Beg'e iyi tımarlar verir; hisara kul konur ve yazarın zamanına kadar Osmanlı elinde kalır.

Elvan Çelebi Soyundan Bir Hain

Bu bâbın yazar için özel bir yanı vardır: hisarı düşüren kişi kendini Elvan Çelebi'nin soyundan sayan biridir. Elvan Çelebi, Âşıkpaşazâde'nin atasıdır ve yazarın doğduğu köy onun adını taşır. Yazar bu iddiayı aktarır ama doğrulamaz; "dâyim dir idi", hep söylerdi, demekle yetinir. Kendi soyundan geldiğini söyleyen birinin ihanetini anlatırken sesini yükseltmez. Beyitlerin konusu ise Haydar Beg'in hesabının boşluğudur; ihanetin ahlakına girilmez: yüz yıllık azık hesap etmek, sanmak ve zannetmek, bir gecelik ateşe değmez. İkinci beyit işi Tanrı'ya doğrulukla bırakmayı öğütler, üçüncü beyit danışmanın önemini söyler: kendi aklıyla iş yapan ve danışmayan ahmak sayılır. Danışma beyti, oğlunun kaygısını dinlemeyen Haydar Beg'e bir gönderme olarak okunabilir.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 454 (çeviriyazı metin, bâb 99).