Özgün Metin
Gazâlar itdi gitdi Gāzi Hünkâr
Mukābil olmadı zincâr [?] u mekkâr
Gazâvatda bil ol sâhib-kırândur
Zafer bulmaz anuñ kadrine gaddâr
Ne tutdı Hak aña nusret viripdür
Mu'înîdür anuñ bil Ganî Gaffâr
Günâhı magfiretde gark olupdur
Komadı 'aybın anuñ Ganî Settâr
Günümüz Türkçesiyle
1. Gazi Hünkâr gazalar etti, gitti; hilekâr ve düzenbaz (düşman) karşısında duramadı.
2. Bil ki o gazalarda sâhib-kırândır; zalim (düşman) onun kadrine karşı zafer bulmaz.
3. Neyi tuttuysa Hak ona yardım vermiştir; bil ki Ganî ve Gaffâr (olan Tanrı) onun yardımcısıdır.
4. Günahı mağfirette batmıştır; Ganî ve Settâr (olan Tanrı) onun ayıbını bırakmadı (örttü).
Edebî ve Tarihî Yorum
Bir Tarih Kaydının Ardından
Neşirde bir önceki manzumeden sonra kısa bir tarih cümlesi gelir: "Ve bu gazânuñ fetih târîhi hicretüñ sekiz yüz elli ikisinde vâkı' olundı, Kösova'da Sultân Murâd Han elinde kim o Sultân Muhammed Han-ı Gāzi oglıdur." Ardından "Nazım" başlığıyla bu dört beyit gelir. Böylece Kosova anlatısı iki manzumeyle kapanır: biri hanedanı ve yazarın soyunu, öteki doğrudan Murad'ı över.
Sâhib-kırân ve Settâr
İlk mısradaki "Gāzi Hünkâr" dört beytin eksenidir: II. Murad'ın gazi kimliği öne çıkar. "Sâhib-kırân", iki uğurlu yıldızın birleştiği anda doğmuş, cihana hükmetmek için yaratılmış hükümdar anlamına gelir ve Temür için de kullanılmış bir unvandır; Âşıkpaşazâde bu unvanı burada Murad'a verir. Üçüncü ve dördüncü beyitler Tanrı'nın üç sıfatını anar: Ganî, Gaffâr ve Settâr. Dördüncü beyitte Murad'ın günahının mağfirete gömüldüğü, Tanrı'nın onun ayıbını örttüğü söylenir; bu, ileride Murad'ın ölümünü anlatan bâbda Emir Seyyid'in müridinin uyarısıyla tövbe ettiği sahneyle birlikte okunabilir. İlk beyitteki kelime neşirde "zincâr [?]" biçiminde, soru işaretiyle verilmiştir; okuma kesin değildir ve burada "hilekâr" anlamına yakın bir sözcük olarak düşünülmüştür. Kafiye sözleri "-âr" sesinde birleşir: Hünkâr, mekkâr, gaddâr, Gaffâr, Settâr.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 480-481 (çeviriyazı metin, bâb 119).






