Özgün Metin

'Adû kim def' ola ol kat' olupdur
Adı diri, o ma'nîde ölüpdür
Dahı gülmez anuñ cânı yâ göñli
Harâbdur bâgçası göñli solupdur

Günümüz Türkçesiyle

1. Def edilen düşmanın işi kesilmiştir; adı diridir, ama o anlamda ölmüştür.

2. Artık onun canı da gönlü de gülmez; bahçesi harabtır, gönlü solmuştur.

Edebî ve Tarihî Yorum

Amasya Askeri

Mekke'ye giden Cem Sultan'ın oradan dönüşü yüz elli dokuzuncu bâbda anlatılır. Cem Mekke'den Mısır'a döner ve Karamanoğlu Kasım Beg ile Adana'da buluşur. Ankara sancakbeyi olan hain bir kul Cem'e kaçar; Cem ve Karamanoğlu Ankara'ya yönelir. Bu noktada Amasya'nın askeri sahneye çıkar. Yazar şöyle anlatır: Sultan Bayezid Han oraya varmadan, Cem'e gitmiş olan o haine, "Amasiyye leşkerinden Engüri nevâhisinde karavul göndürmişler-idi, ol hâyine buluşdılar, amân virmeyüp kelb gibi depelediler." Yanında gelen "Karaman kuzgunları"nın bir kısmını da kırarlar; kurtulanlar başlarını güçlükle alıp kaçar. Sultan Bayezid Ankara'ya varır ve birkaç gün orada dinlenir. Cem Karamanoğlu ile kaçıp İçil'e girer. Bayezid yeniden Konya'ya çıkar ve Cem'in ardından seçme erler gönderir. Cem kaçarak deniz kıyısına iner, bir gemi bulur ve denize açılır; yazar "Bilinmez kandalıgı" der ve bu arada çok acayip hikâyeler olduğunu, ama kısa kestiğini ekler. Bayezid İstanbul'a döner. Tarih 887 (1482).

Amasya'nın Yeri

Bu bâb, eserin II. Bayezid devrini anlatan kısmında Amasya'nın adının geçtiği önemli yerlerdendir. Bayezid'in uzun yıllar sancakbeyi olarak oturduğu şehrin askeri, Ankara yöresine karakol olarak gönderilmiş ve Cem tarafına geçen haini yakalamıştır. Bu kayıt, Bayezid'in tahtı için Amasya'daki çevresine güvendiğini de gösterir. Amasya ile Bayezid arasındaki bağı II. Bayezid sayfası daha geniş anlatır. Beyitler ise yenilen tarafın hâline bakar. Def edilen düşmanın işi bitmiştir; adı yaşasa da aslında ölmüştür. İkinci beyit bu yenilginin içteki karşılığını verir: canı ve gönlü artık gülmez, bahçesi harap, gönlü solmuştur. Beyitler Cem'in adını anmaz, ama onun denize açılıp bilinmeyen bir yere gidişinin hemen ardından gelir. Olupdur, ölüpdür ve solupdur sözleri beyit sonlarında birbirini yankılar.

Kaynakça

  • Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 550 (çeviriyazı metin, bâb 159).