Özgün Metin
Ne han kim uzada zulm elin ile
Ölincek rahmeti varmaya bile
Şular kim dünyâyı ma'bûd idindi
Göñül bagladı ol bir çöplü kıla
Şu kim beñzer oturmış vîrân evde
Gāfildür üstüne dîvâr yıkıla
'Âşıkî vir ögüdi kendüzüñe
Unutma bag u bendlerüñ sökile
Günümüz Türkçesiyle
1. Hangi han zulüm elini (ile) uzatırsa, ölünce rahmet de onunla birlikte varmasın.
2. Dünyayı mabut edinenler, gönüllerini çöplü bir kıla bağladılar.
3. Viran bir evde oturmuş birine benzer; üstüne duvar yıkılacağından gafildir.
4. Âşıkî, öğüdü kendine ver; bağların ve bentlerinin sökülüp dağılacağını unutma.
Edebî ve Tarihî Yorum
Üç Helal Lokma
Yüz altmış dokuzuncu bâbın başlığı "Haslet-i pâdişâh-ı Âl-i 'Osmân"dır. Bâb Osmanlı padişahlarının hayır işlerini sayar: Osman ayda bir fakirlere yemek verir, Orhan imaretler yaptırır, sonrakiler Mekke ve Medine'ye bağışlar gönderir. II. Murad her yıl Kudüs'e, Halil'e, Medine'ye ve Kâbe'ye bağış yollar. Bâbın merkezinde bir hikâye vardır. Murad Medine fakirlerine filori göndermek ister, ama hazinede filori bulunmaz; Halil Paşa'dan ödünç alınır. Padişah "Halil, sakın rişvet fülorisin virme" der; Halil Paşa bunun atasından miras kalan altın olduğunu söyler. Fazlullah bunu görünce padişaha hazine gerektiğini, isterse vilayetin halkından mal toplayabileceğini söyler. Murad'ın cevabı bâbın özüdür: "Bizüm vilâyetümüzde üç lokma helâl vardur, gayrı vilâyetde ol yokdur. Biri ma'denler, biri dahı kâfirden alınan harâc, biri dahı gazâdan hâsıl olan mâldur." Leşker gaziler leşkeridir ve helal lokma gerekir: "Şol pâdişâh kim leşkerine harâm lokma yidürür, o leşker harâmî olur." Bu söz Fazlullah'ın azline sebep olur.
Viran Ev
Hikâyeden çıkan öğüt bir zulüm uyarısıdır. Zulüm elini uzatan han öldüğünde rahmete eremez. İkinci beyit dünyayı mabut edinenleri, tapınılacak bir varlık sayanları anlatır: onlar gönüllerini çöplü bir kıla bağlamıştır. Üçüncü beyit güçlü bir imge kullanır: böyle biri viran bir evde oturmuş, üstüne duvarın yıkılacağından habersiz biri gibidir. Son beyitte yazar öğüdü kendine verir: bedeninin bağları ve bentleri sökülüp dağılacaktır, bunu unutmamalıdır. Bu beyitler, başka bir kalemden çıkmış olabileceği düşünülen bölümde yer alır. II. Murad'ın sözü, Âşıkpaşazâde'nin eserinin başka yerlerinde de görülen helal kazanç ve gazi askeri düşüncesiyle uyumludur. İle, bile, kıla, yıkıla ve sökile: kafiye "-ile/-ıla" sesinde kalır.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 567 (çeviriyazı metin, bâb 169).






