Özgün Metin
Zi mâl kim hayr işe harç idesin
İdesin andan bahş her işiñe
Ne vech-ile anı cem' eyledüñ sen
Çıkarurduñ göz ki baksa işige
'Âşıkî mâl dime senden kalana
Ya 'ikâb ya hisâb gele başuña
Günümüz Türkçesiyle
1. Ne güzel maldır ki hayır işe harcayasın; ondan her işine bağışta bulunasın.
2. Sen onu ne yolla topladın; kapıya bakanın gözünü çıkarırdın.
3. Âşıkî, senden kalana mal deme; başına ya azap ya hesap gelir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Mal Hayra Harcanandır
Örnekler sürer: Horasan padişahı Mirza Şah da çok mal toplamış ve o da ötekiler gibi telef olmuştur; Rum padişahlarından Karamanoğlu İbrahim Beg de mal toplamış, sonunda ne yaptığını herkes işitmiştir. Ardından bâbın asıl öğüdü gelir: "İmdi, 'azîzler, mâl oldur ki hayra sarf ola." Padişahların dostu karnı tok ve doğru olandır; sağlam asker de tok olan, kendi açlığının kaygısını taşımayandır. Bu düşünce, bir önceki bâbda II. Murad'ın helal lokma sözüyle aynı çizgidedir.
Kapıdaki Göz
Malın iki yüzü karşılaştırılır. İlk beyit hayra harcanan malı över: ondan her işe bağışta bulunulur. İkinci beyit sert bir soru sorar: o mal ne yolla toplanmıştır? Mısra, malı toplayanın kapıya bakan yoksulun gözünü çıkardığını söyler; yani kapısına gelen ihtiyaç sahibine bakmayı bile çok görmüştür. Son beyitte yazar kendine seslenir ve geride kalanın gerçek bir mal olmadığını söyler: insandan kalana mal denmez; o mal başına ya azap ya hesap getirir. Bu, Âşıkpaşazâde'nin derviş kimliğiyle uyumlu bir dünya görüşüdür. Mal üzerine kurulmuş üç manzumelik dizinin ortasındaki bu parça da eserin asıl metninden sonra eklenmiş görünen bâblara aittir. İşe, işiñe, işige ve başuña arasındaki kafiye gevşek tutulmuştur.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 568 (çeviriyazı metin, bâb 170).






