Özgün Metin
Diler kim dünyâsın suya yitüre
Niçe susuzları suda yitüre
Mahabbet-i mâlı dînden çıkardı
Yüzi kara günâh yükin götüre
Günümüz Türkçesiyle
1. Dünyasını suya ulaştırmak ister; nice susuzları suda yitirmek (ister).
2. Mal sevgisi onu dinden çıkardı; yüzü kara, günah yükünü götürür.
Edebî ve Tarihî Yorum
Hazineler Ne Oldu
Yüz yetmişinci bâbın başlığı bir soru sorar: mal toplayan padişahların sonu ne oldu? İlk örnek Osmanlı'nın kendi tarihindendir: "Merhûm Yıldurum Hündkâr mâl cem' itdi, tedbîr-i memleket kaldı." Akçeler toplanıp hazinelere konmuş, memlekette darlık olmuştur; sonunda o malı "Temür bedbaht" yemiş ve vilayet ayak altında kalmıştır. Bu, eserin Yıldırım Bayezid devrine yönelttiği eleştirilerle uyumludur. İkinci örnek Bağdat padişahı Sultan Ahmed'dir: hazine toplamış, malı taş sandıklara koydurup gece Dicle'ye bıraktırmış, ırmağın dibine indirmiş ve kimseye söylemesinler diye götürenleri öldürtmüştür. Sonunda mal suda kalmış, kendisi de soyu sopuyla birlikte telef olup gitmiştir. Timur'un Anadolu seferini sitedeki Timur'un Anadolu seferi ve Ankara Savaşı'nda Amasya sayfası ayrıntılı anlatır.
Su ve Susuzlar
Sultan Ahmed'in hikâyesine bir söz oyunuyla bakılır. O, dünyasını, yani malını suya ulaştırmak istemiştir; ama bir yandan da nice susuzu, yani ihtiyaç sahibini suda yitirmiştir. "Su" kelimesi burada hem ırmağı hem de susuzların ihtiyacını karşılayacak bağışı çağrıştırır: hazinesini Dicle'ye gömen padişah, o malla doyurabileceği susuzları da yitirmiştir. İkinci beyit ahlaki yargıyı açıkça verir: mal sevgisi onu dinden çıkarmıştır; yüzü kara olarak günah yükünü götürür. Hemen ardından gelen iki manzumeyle birlikte mal ve hazine üzerine bir dizi kuran bu parçanın Âşıkpaşazâde'ye aidiyeti, bulunduğu bölüm yüzünden tartışmalıdır. Yitüre iki kez kafiye olur, üçüncüsü götüre'dir.
Kaynakça
- Âşık Paşazade, Osmanoğulları'nın Tarihi, haz. Kemal Yavuz, M. A. Yekta Saraç, İstanbul: K Kitaplığı, 2003, s. 568 (çeviriyazı metin, bâb 170).






