İstanbul'u alan, Trabzon'dan Otranto'ya uzanan seferler yöneten II. Mehmed, saray meclislerinde "Avnî" mahlasıyla gazel söyleyen bir şairdi. Şiirleri tek bir küçük divanda ve nazire mecmualarına dağılmış birkaç parçada günümüze ulaştı. Muhammet Nur Doğan'ın son neşri bu metinleri 85 parça hâlinde toplar: çoğu gazel olmak üzere bir murabba, birkaç kıt'a, tek beyitler ve Farsça ile Arapça birer beyit. Hayatı, seferleri ve Amasya ile ilişkisinin bütün ayrıntıları II. Mehmed: Fatih Sultan Mehmed'in Hayatı ve Amasya Bağı yazısındadır.

Hayatı ve Amasya ile Bağı

II. Murad'ın dördüncü oğlu Mehmed, 30 Mart 1432'de Edirne'de doğdu. 1443 baharında lalalarıyla birlikte Manisa sancağına gönderildi, aynı yıl Amasya valisi olan ağabeyi Alâeddin Ali Çelebi'nin ölümüyle tahtın tek vârisi oldu. 1444-1446 arasındaki kısa ilk saltanatından sonra yeniden Manisa'ya döndü, 18 Şubat 1451'de ikinci kez tahta çıktı ve 29 Mayıs 1453'te İstanbul'u fethetti. 3 Mayıs 1481'de Üsküdar ile Gebze arasındaki Hünkârçayırı'nda öldü; türbesi yaptırdığı caminin haziresindedir.

Amasya ile bağı tartışmalıdır ve bu sayfanın Amasya divan şairleri arasında yer alması bu tartışmayı ortadan kaldırmaz. Yerel gelenek, Hüseyin Hüsâmeddin'in Amasya Tarihi'nde de yer alan anlatıyla, Mehmed'in altı yaşındayken ağabeyi Şehzade Ahmed'in ölümü üzerine Amasya sancakbeyi yapıldığını söyler. Halil İnalcık bu iddiayı şüpheli bulur ve Mehmed'in valiliğinin belgeli olarak 1443'te Manisa'da başladığını vurgular. Belgelere dayanan bağlar başka yerdedir: iki ağabeyi Ahmed ile Alâeddin Ali Amasya'da sancakbeyliği yapmış ve burada ölmüştür; oğlu Bayezid 1454'ten 1481'e kadar Amasya'yı yönetmiştir; Mehmed de 1473'teki Otlukbeli zaferinden dönerken şehirde bir ay kadar kalmıştır. Şiirlerinin hiçbirinde Amasya adı geçmez ve hiçbir şiirin Amasya'da yazıldığı bilinmez.

Avnî Mahlası ve Şairliği

"Avn" Arapçada yardım, Allah'ın yardımı demektir; "Avnî" de "yardıma mazhar olan, yardımıma ait" anlamı taşır. Mahlasın seçilişine dair bir kayıt yoktur. Şiirlerinin bir bölümünde "Avnî" adı maktada geçer, bir kısmında ise padişah mahlas yerine doğrudan sultanlığa ya da kulluğa gönderme yapar.

XVI. yüzyıl şair tezkireleri onu bir hükümdar olarak över, ama şiirlerini de ciddiye alır. Sehî Bey sözlerinin "merdâne", gazellerinin "âşıkâne" olduğunu, üslubunun gazelde seçkin olduğunu, şiirinin "bî-bedel" sayılacağını ve darbımesel gibi dillerde dolaşan sözlerle dolu bulunduğunu yazar. Latîfî padişahın şiire yatkın bir tabiatı bulunduğunu, Avnî mahlasıyla bazen müfret, bazen gazel söylediğini kaydeder ve iki matla'ını örnek verir: "Sâkiyâ mey vir ki bir dem lâle-zâr elden gider" ile "Senün zincir-i zülfünden dil-i dîvâne bend ister". Latîfî aynı yerde Karamanoğlu ile düşmanlık yüzünden söylendiğini bildirdiği "Bizümle saltanat lâfın idermiş ol Karamânî" beytini de aktarır. Âşık Çelebi, İstanbul'un fethini ve Fâtih'in yaptırdığı cami ile medreseleri uzun bir girişle anlattıktan sonra onun da Avnî mahlasıyla "mükemmel gazeller ve düzgün kaside ve kıt'alar" yazdığını söyler.

Fâtih'in sarayı şairlerle doluydu. Ahmed Paşa onun hocası ve musahibiydi, genç Necâtî ömrünün son yıllarında dîvân kâtibi oldu; Melîhî, Aşkî, Mahmud Paşa (Adnî), Sinan Paşa ve İran'dan gelen birçok şair bu çevrede yer aldı. Gönül Tekin, Fâtih'in kullandığı sanatlar ve söyleyiş bakımından Şeyhî ile Ahmed Paşa'yı üstat tanıdığını belirtir. Bu çevrenin izi divanda da görülür: Fâtih'in bazı gazellerine Ahmed Paşa nazire yazmış, padişahın kendisi de başka şairlerin zeminlerinde şiir söylemiştir. Câmiü'n-Nezâir'de bir, Edirneli Nazmî'nin Mecmaü'n-Nezâir'inde altı, Pervâne Bey Mecmuası'nda yedi şiiri bulunur; bunlara Ahmed Paşa, Âhî, Hâkî, Hayretî, Kemalpaşazâde, Lâmiî, Zâtî ve Mahmud Paşa gibi şairler nazire yazmıştır.

Divanının Nüshaları ve Neşirleri

Avnî'nin şiirlerini derli toplu veren bilinen tek yazma, Millet Yazma Eser Kütüphanesi'nde Ali Emîrî koleksiyonunun manzum eserler kısmında 305 numarada kayıtlıdır. Ali Emîrî Efendi bu küçük divanı bulmuş, kendi eliyle iki kez kopya etmiş ve ilim dünyasına tanıtmıştır. Kopyalardan biri olan Manzum 530, ana nüshada bulunmayan bazı şiirleri ve beyitleri tezkirelerden toplayarak ekler. Doğan'ın verdiği varak numaralarına göre ana nüsha 1b'den 23b'ye uzanır ve bugün bilinen 85 parçanın 71'ini içerir.

Fâtih'in şiirlerini ilk kez bir arada yayımlayan Alman şarkiyatçı Georg Jacob'dur; 1904'te Berlin'de Uppsala Üniversitesi Kütüphanesi'ndeki bir mecmuadan ve bazı tezkirelerden derlediği metni bastırmıştır. Fethin beş yüzüncü yılına doğru Saffet Sıtkı (Bilmen) 1944'te Ali Emîrî'nin kopyalarına dayanan bir Fâtih Dîvânı, Kemal Edip Ünsel (Kürkçüoğlu) 1946'da Türk Tarih Kurumu yayını olarak Fâtih'in Şiirleri'ni çıkardı. Ünsel'in neşri Ali Emîrî nüshasının tıpkıbasımını da veren, on parçalık ilavelerle 87 şiire ulaşan ilk bilimsel neşirdir. Ahmed Aymutlu'nun Fâtih ve Şiirleri (1959, 1992) beyitlerin nesre çevirisini ekledi; İskender Pala'nın Fâtih'in Şiirleri (2003) ve Şahmaran Baltacıoğlu'nun İstanbul Üniversitesi'nde hazırladığı doktora tezi (2003) bu çizgiyi sürdürdü.

Muhammet Nur Doğan'ın Fâtih Dîvânı ve Şerhi ilk kez 2007'de Yelkenli Yayınları'nda çıktı. Türkiye Yazma Eserler Kurumu'nun Michael D. Sheridan'ın İngilizce çevirisiyle birlikte yaptığı baskılar (üçüncüsü 2023) metni, her beytin nesre çevirisini ve şerhini, Millet nüshasının renkli tıpkıbasımını ve ana nüshada bulunmayan şiirlerin kaynak görüntülerini verir. Doğan, önceki neşirlerde Fâtih'e mal edilen ama üslubu farklı olan ya da kaynakları şüpheli bulunan bazı şiirleri metne almamıştır; bunların önemli bir bölümünün III. Mehmed'e ait olduğunu belirtir. Ünsel'in istinsah hatası saydığı bazı yerlerin aslında okuma hatası olduğunu gösterip düzeltmeler önerir. Bu sitedeki şiir sayfalarının metni ve numaraları Doğan'ın 2023 baskısına dayanır.

Ana Nüshanın Dışındaki Şiirler

Doğan'ın neşrindeki on dört parça Millet Manzum 305'te yoktur ve kaynakları birbirinden farklıdır. XVI. yüzyılın büyük nazire derlemelerinden Pervâne Bey Mecmuası'ndan bir gazel (50) ile iki dörtlüklük bir murabba (76) gelir; gazeli M. Ali Tanyeri 1977'de Pınar dergisinde yayımlamıştır. Üç gazel nazire mecmualarındandır: biri (64) Câmiü'n-Nezâir, Ali Emîrî kopyası ve Nazmî'nin mecmuası olmak üzere üç kaynakta bulunur; biri (68) Ali Emîrî kopyası ile Câmiü'n-Nezâir'dedir; biri (69) ise Millî Kütüphane'deki bir şiir mecmuasından, Müslüm Yılmaz'ın 2015'teki bir kongre bildirisiyle tanıtılmıştır. Ali Emîrî'nin kopyası Âşık Çelebi, Kınalızâde Hasan Çelebi, Riyâzî ve Enderunlu Atâ'dan derlenmiş iki parçayı (77, 78) ekler. Farsça (79) ve Türkçe birer beyit (80) Jacob'un neşrinden, bir Arapça beyit (81) ile bir Türkçe beyit (84) Ali Emîrî'nin Cevâhirü'l-Mülûk'undan, iki beyit (82, 83) Ahmet Halit Kitabevi baskısından, bir parça da (75) Mehmed Şâkir Paşa'nın Yeni Osmanlı Tarihi'nden alınmıştır.

Jacob'un neşrinde ayrıca Enderunlu Atâ'ya dayanan ve İstanbul'un fethi için Fâtih'in kendisinin düşürdüğü bildirilen bir tarihe ilişkin kısa bir kayıt (XXI) bulunur; Doğan bunu şiirler arasına almamıştır. Bu parçaların aidiyeti ana nüshadakiler kadar sağlam değildir. Latîfî, Ali Emîrî'nin Fâtih'e mal ettiği üç beyitlik parçayı (78) II. Bayezid'in şiiri olarak kaydeder. Tek beyitlerin bir kısmı kaynak gösterilmeden basılmıştır. Bu sitede her biri ayrı sayfada yayımlanır ve aidiyetle ilgili kayıt o sayfada belirtilir.

Şiirlerinin Konuları ve Üslubu

Divanın büyük çoğunluğu aşk ve şarap gazelleridir. Sevgilinin yüzü, saçı, kaşı, gamzesi; âşığın gözyaşı, ayrılık yarası, rakip ve ağyar; bahar, gül ve bülbül; saki, kadeh ve meyhane, XV. yüzyıl gazelinin bilinen dünyasını kurar. Bu dünyaya bir padişahın bakışı da karışır: sevgili çoğu zaman "şah", âşık onun kulu ya da dilencisidir ve Fâtih bu kalıbı kendi konumuyla oynayarak kullanır. "Bir şâha kul oldum ki cihân aña gedâdur" diye açılan gazelde dünya padişahının bir güzele kul olması işlenir. Divanın ilk gazeli Hz. Peygamber'i sevgili olarak över; birçok gazelde tasavvufî bir okumaya açık imgeler vardır.

Bazı şiirler hükümdarın hayatından izler taşır. Karamanoğlu'na yönelik tehdit dolu beyit, Latîfî'nin anlattığı vesileyle bilinir. "Gör ol Türk-i Hıtâyî" ve "Eger ân gebr-i efrencî" gibi parçalarda sevgilinin yabancı, Hıristiyan ya da Frenk oluşu mazmun olarak kullanılır; "Kalâtâ" (Galata) adının geçtiği iki gazel (14 ve 61) İstanbul'un Ceneviz semtine göndermedir ve on dördüncü gazelin maktası şairi "Sitanbul şâhı" olarak anar. Altmış yedinci gazelin maktasında ise Avnî, güzellik şahına kul olduğu için "mülk-i 'Osmân"ın, yani Osmanlı ülkesinin eline teslim edildiğini söyler; divanda şairin devletini adıyla andığı tek yer budur. Yine de bu izlerden bir hatırat çıkmaz; Doğan'ın uyarısıyla, gazellerden Fâtih'in kişiliği hakkında kesin hükümler çıkarmak divan şiirinin mecaz düzeniyle bağdaşmaz.

İnalcık, Fâtih'in açık ifadeleri ve akıcı üslubuyla henüz sanatlara boğulmamış bir Türk şiirinin güzel örneklerini verdiğini, Arapça ve Farsça tamlamalar yerine Türkçe ifadeleri tercih ettiğini yazar. Vasfi Mahir Kocatürk dilinin kuvvetli ve şahsî olduğunu söyler, Coşkun Ak bazı beyitlerinde konuşma dilinin rahatlığını görür. Doğan ise bu yargıları yetersiz bulur: ona göre Avnî "orta derecede bir şair" değil, hayal ve bilgi zenginliğiyle çağının birinci sınıf şairleri arasında sayılmalıdır. Şiirlerdeki teşbih, teşhis, telmih, hüsnütalil ve tevriye örnekleri bu değerlendirmenin dayanağıdır.

Şiirleri

Bu kategoride Avnî'nin Doğan neşrindeki 85 parçasının her biri ayrı bir sayfada, özgün metni, günümüz Türkçesi ve yorumuyla yer alır. Sayfa başlıklarındaki numaralar neşirdeki şiir numaralarıdır. 1-73 arası, 48 numaralı muhammes dışında, gazellerdir; 74 ve 75 kıt'a, 76 murabba, 77 ile 78 eksik kalmış gazel parçalarıdır. 79 Farsça, 81 Arapça bir beyittir; 80, 82, 83 ve 84 tek beyitlerdir. Son parça (85), Fâtih'in söyleyip tamamlamadığı tek bir mısradır: ana nüshada altına çağının yirmi şairinin, sonradan başka bir elle sekiz şairin daha ikinci mısraları yazılmıştır. Divanın açılış şiiri Gazel 1 — Yüzüñ meh-i 'îd ü ser-i zülfüñ şeb-i İsrâ, Latîfî'nin örnek gösterdiği şarap gazeli Gazel 22 — Sâkîyâ mey vir ki bir gün lâle-zâr elden gider, Karamanoğlu beyti Beyit 80 — Bizümle saltanat lâfın idermiş ol Karamânî sayfasındadır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, s. 15-22 (Önsöz), 41-62 (Giriş), 541-559 (ana nüshada bulunmayan şiirler). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx
  • Avnî (Fâtih Sultan Mehmed), Dîvân, Millet Yazma Eser Kütüphanesi, Ali Emîrî, Manzum nr. 305 (Ali Emîrî'nin kopyası: Manzum nr. 530).
  • Georg Jacob (haz.), Der Divan Sultan Mehmeds des Zweiten, des Eroberers von Konstantinopel, zum ersten Male nach der Uppsalaer Handschrift, Berlin: Mayer & Müller, 1904. https://archive.org/details/derdivansultanm00jacogoog
  • Latîfî, Tezkiretü'ş-Şuarâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ (İnceleme-Metin), haz. Rıdvan Canım, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı (e-kitap), 2018, s. 99-101 (Sultan Mehmed ve Sultan Bâyezîd maddeleri).
  • Âşık Çelebi, Meşâirü'ş-Şuarâ, haz. Filiz Kılıç, c. 1, İstanbul: İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, 2010, s. 190-192 (Doğan neşrindeki aktarımdan).

Akademik çalışmalar

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar