Özgün Metin

Vezin: fâilâtün feilâtün feilâtün feilün (remel). Bu kalıp neşirde değil, bizim ölçümümüzde yer alır.

Bâde-i nâb ile buldı ruh-i cânân revnak
Gûyiyâ güller ile buldı gülistân revnak
Zülf-i miskîn ki ruh-i yâr ile tâbende-durur
Şem‘-i pür-nûr ile san buldı şebistân revnak
Dâne dâne ruh-i dilberde ‘arak gören dir
Cem‘-i kevkeble ne bulmış meh-i tâbân revnak
Göricek yaşumı nâz ile salınur ol yâr
Cûy-bâr ile bulur serv-i hırâmân revnak
İşidüp nâlemi handân olur ol yâr bulur
Na‘ra-i bülbül ile gonca-i handân revnak
Eşk-i çeşmümle olur la‘l-i leb-i yâr ferih
Tâb-ı kevkeble bulur la‘l-i Bedahşân revnak
Hatt ü hâl ile bulur ‘Avnî ruh-i yâr şeref
Bâblarla nitekim buldı Gülistân revnak

Günümüz Türkçesiyle

1. Sevgilinin yanağı saf şarapla parlaklık buldu; sanki gül bahçesi güllerle parlaklık buldu.

2. Sevgilinin yanağıyla parıldayan misk kokulu zülüf, sanki ışıl ışıl bir mumla parlaklık bulan gece odasıdır.

3. Sevgilinin yanağında tane tane teri gören, "parlak ay yıldızların toplanmasıyla ne parlaklık bulmuş" der.

4. Gözyaşımı görünce o sevgili nazla salınır; salınan servi de ırmakla parlaklık bulur.

5. İnleyişimi işitince o sevgili güler; gülen gonca da bülbülün narasıyla parlaklık bulur.

6. Sevgilinin lâl dudağı gözümün yaşıyla sevinir; Bedahşan lâli de yıldızların ışığıyla parlaklık bulur.

7. Ey Avnî, sevgilinin yanağı ayva tüyü ve benle şeref bulur; nitekim Gülistan (gül bahçesi ya da Sadî'nin kitabı) bablarıyla parlaklık buldu.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Yedi beyitlik gazelin bütün beyitleri aynı kalıpla kurulur: ilk mısra sevgiliyle ilgili bir olguyu söyler, ikinci mısra bunu tabiattan ya da hayattan bir benzerle açıklar ve "revnak", yani parlaklık, güzellik kazanma kelimesiyle biter. Bu düzenli yapı, belâgatte iki ayrı cümle arasında benzerlik kuran ve "tebâdür" ya da "temsil" diye anılan söyleyişe yakındır. Kafiye "cânân, gülistân, şebistân, tâbân, hırâmân, handân, Bedahşân, Gülistân" kelimelerinin "-ân" sesindedir. Remelin mahbun kolu ölçüyü verir.

Anlam ve Söz Sanatları

İlk iki beyitte renk ve ışık işlenir. Şarap içen sevgilinin yanakları kızarır ve gül bahçesinde açan kırmızı güllere benzer. İkinci beyitte siyah ve kokulu zülüf yanağın ışığıyla parlar, tıpkı gece odasının mumla aydınlanması gibi. Birinci mısradaki zülüf ve yanak ile ikinci mısradaki mum ve oda arasında, Doğan'a göre, düzensiz bir leffüneşir vardır: yanak mumu, zülüf odayı karşılar, ama sıra ters çevrilmiştir.

Üçüncü beyit yanaktaki ter tanelerini ayın çevresinde toplanmış yıldızlara benzetir. Dördüncü ve beşinci beyitler âşıkla sevgili arasındaki bir alışverişi anlatır: âşığın gözyaşı sevgiliyi naz ile salındırır, tıpkı ırmak kenarındaki servinin suyla canlanması gibi; âşığın feryadı sevgiliyi güldürür, tıpkı bülbülün ötüşüyle goncanın açılması gibi. Âşığın acısı sevgilinin güzelliğini besleyen bir kaynak olur.

Altıncı beyit Bedahşan lâline başvurur. Bedahşan, Afganistan'ın kuzeydoğusunda, kıymetli taşlarıyla, özellikle "la'l-i Bedahşân" denen yakut türüyle ünlü bir bölgedir; Doğan'ın Onay'dan aktardığı bir rivayete göre taşın bu bölgeye nispeti, madenin orada çıkmasından değil, başka yerden getirilip orada parlatılmasındandır. Beyitte âşığın gözyaşları parlayan yıldızlar, sevgilinin gülümseyen dudağı da onların ışığıyla parlayan lâldir. Makta "Gülistân" kelimesiyle bir tevriye kurar. Kelime gül bahçesi demektir, ama aynı zamanda Sadî'nin sekiz baptan oluşan ünlü ahlak kitabının adıdır. Gül bahçesi bölüm bölüm düzeniyle, kitap da bablarıyla güzelleşir; sevgilinin yanağı da ayva tüyleri ve benleriyle, sanki bir kitabın bab başlıklarıyla süslenir.

Kaynakça

  • Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, şiir 36, s. 294-296 (yazma: Millet, Ali Emîrî Manzum 305, vr. 12a). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx

Çevrimiçi kaynaklar