Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'nde bu şeyh iki ayrı adla, iki ayrı ciltte karşımıza çıkar: yedinci ciltte "Burhâneddîn İbrâhim Efendi-Memi Dedezâde", onuncu ciltte "Zâhid İbrâhim Efendi-Memî Dedezâde". Altıncı ciltte bir de yalnız gönderme yapan üçüncü bir madde vardır. Üçü aynı kişidir; Hüsameddin bunu iki yerde açıkça söyler. Ancak maddeler babasının adında ve kimden icazet aldığında birbirini tutmaz. Söz konusu olan, Amasya'da Hacılar Meydanı'na giden yolun kenarında türbesi bulunan Halvetî şeyhi Memi Dede'nin torunu İbrâhim Efendi'dir. Hızır Paşa Tekkesi'nin şeyhi ve Torumtay Camii'nin tanınmış vaiziydi, 1088 (1677) dolaylarında öldü; şiirlerinde "Zâhid" mahlasını kullandığı ve ilahiler yazdığı bilinir.
Yedinci Ciltteki Madde
Burhâneddîn İbrâhim Efendi-Memi Dedezâde Amasyalıdır. Meşâyih-i kirâmdan Memi Dedezâde eş-Şeyh Hâmid Efendi'nin mahdûmudur. Amasya meşâyihinden fâzıl-ı meşhûr eş-Şeyh Hüsâmeddîn Hüseyin Efendi'nin hizmetinde ulûm-i şer'iyye ve me'ârif-i sûfiyyeyi ahzedip hulefâsından oldu. Ba'dehû Hızır Paşa Tekkesi şeyhi olup Torumtay Câmii şerîfinde vâ'iz olarak fevkalâde iştihâr etdi.
1071'de Amasya müftüsü Allâme Hızır Efendi'nin felâketinde azl ü nekbet gördü. 1073'de Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa'nın sadâretinde İstanbul'a gitdi. Orada bir müddet kalıp sadr-ı müşârün-ileyhin lûtf u himâyesini gördü. 1075'de sâniyen Hızır Paşa Tekkesi şeyhi olduğu hâlde avdet edib 1088'de dâr-ı kudse irtihâl etdi. Âlim, şâir, edîb, sâlih, hoş-sohbet bir zât idi. Mevlevî şeyhi Hasan Kudsî Dede ve Amasya müftüsü Hızır Efendi ile mutâyebâtı ve musâhabâtı meşhûrdur.
Maddedeki "şâir" kelimesine düşülen dipnot şöyledir: "Zâhid lakâbıyle eş'âr ve ilâhiyâtı vardır. Aşağıda Zâhid İbrahim Efendi diye gelir."
Sadeleştirilmiş biçimiyle: Amasyalıdır. Büyük şeyhlerden Memi Dedezâde Şeyh Hâmid Efendi'nin oğludur. Amasya şeyhlerinden ünlü bilgin Şeyh Hüsâmeddîn Hüseyin Efendi'nin hizmetinde şer'î ilimleri ve tasavvuf bilgisini edinip onun halifelerinden oldu. Sonra Hızır Paşa Tekkesi şeyhi oldu ve Torumtay Camii'nde vaiz olarak çok ün kazandı. 1071'de Amasya müftüsü Allâme Hızır Efendi'nin felaketinde görevinden alındı ve sıkıntıya düştü. 1073'te Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa'nın sadrazamlığı sırasında İstanbul'a gitti, bir süre orada kalıp sadrazamın lütuf ve himayesini gördü. 1075'te ikinci kez Hızır Paşa Tekkesi şeyhi olarak döndü ve 1088'de öldü. Âlim, şair, edip, iyi huylu ve sohbeti hoş bir kişiydi. Mevlevî şeyhi Hasan Kudsî Dede ve Amasya müftüsü Hızır Efendi ile şakalaşmaları ve sohbetleri meşhurdur. Dipnot: Zâhid mahlasıyla şiirleri ve ilahileri vardır; aşağıda Zâhid İbrâhim Efendi adıyla yeniden anılır.
Onuncu Ciltteki Madde
Zâhid İbrâhim Efendi-Memî Dedezâde Amasyalıdır. Hızır Paşa tekkesi şeyhi Hâmid Efendi bin eş-Şeyh Muhyiddîn Mehmed Çelebi bin İbrâhim mahdûmudur. Ceddi "Memî Dede" demekle meşhûrdur. Pederinin hücre-i terbiyyesinde tahsîl-i ilm ü edeb ve tekmîl-i sülûk edib hulefâsından oldu. Buna Burhâneddîn İbrâhim Efendi de denirdi. Pederinin vefâtında Hızır Paşa tekkesi şeyhi olup Torumtay Câmi-i şerîfinde va'z ü tezkîr, nakl-i hadîs ü tefsîr, zâviyesinde zikr u ibâdet ederek 1088 senesi hudûdunda vefât etdi. Âlim, zâhid, şâir idi. Mahdûmu Abdullatîf Efendi'dir. Yukarıda geçti.
Onuncu ciltteki maddenin bugünkü Türkçesi: Amasyalıdır. Hızır Paşa Tekkesi şeyhi Hâmid Efendi'nin oğludur; Hâmid Efendi, Şeyh Muhyiddîn Mehmed Çelebi'nin, o da İbrâhim'in oğludur. Dedesi "Memi Dede" diye tanınır. Babasının yanında ilim ve edep öğrendi, tarikat yolunu tamamlayıp onun halifelerinden oldu. Ona Burhâneddîn İbrâhim Efendi de denirdi. Babası ölünce Hızır Paşa Tekkesi şeyhi oldu; Torumtay Camii'nde vaaz verdi, hadis ve tefsir okuttu, zaviyesinde zikir ve ibadetle meşgul oldu ve 1088 dolaylarında öldü. Âlim, zahit ve şairdi. Oğlu Abdüllatîf Efendi'dir; daha önce anlatıldı.
Hayatı
Ailenin kurucusu "Memi Dede" diye bilinen Halvetî şeyhi Muhyiddîn Mehmed Efendi, 971'de (1563-64) Şâmîce Mahallesi'nde yaptırılan Hızır Paşa Tekkesi'nin ikinci şeyhiydi. Amcası olması gereken İbrâhim Efendi 1038'den (1628-29) 1044'e (1634-35) kadar tekkeyi yönetti; onun ölümünde yerine amcazadesi Hüsâmeddîn Hüseyin Efendi geçti ve 1053 Zilhiccesinin başlarında (Şubat 1644) ölünceye kadar şeyhlik etti. Zâhid'in hocası olarak gösterilen iki kişi, yani babası Hâmid Efendi ve Hüsâmeddîn Hüseyin Efendi, böylece aynı tekkenin ardışık şeyhleridir. Zâhid'in şeyhliğe ne zaman geçtiği yazılı değildir.
Hayatındaki en sarsıcı olay, Amasya müftüsü Fâzıl Hızır Efendi'nin yargılanmasıdır. Hüsameddin'in dördüncü ciltteki olaylar kısmına göre şehir kethüdası Mumcuoğlu Seyyid Ahmed Ağa'nın kışkırttığı köylüler müftünün evini taşladı; Sivas valisinin silahdarı Kaba Ali Ağa 1070 Ramazanının üçüncü günü (Mayıs 1660) müftüyü tutukladı. Mahkeme sekiz yüz kese akçeyi müftünün ödemesine hükmetti, malları ve kitapları satıldı, iki oğlu ve damadı Kıbrıs'a sürüldü. Ders halkasındaki pek çok kişi de hapse atıldı ve cezalandırıldı. Zâhid'in "azl ü nekbet", yani azil ve felaket görmesi bu olayların bir parçasıdır; maddede yıl 1071 olarak verilir, olaylar kısmı ise kovuşturmayı 1070 Ramazanına koyar ve karışıklığın 1071'e sarktığını anlatır. Zâhid 1073'te İstanbul'a gitti, Fâzıl Ahmed Paşa'nın himayesini gördü ve 1075'te (1664-65) tekkesine geri döndü.
Hüsameddin'in andığı iki sohbet arkadaşı, onun Amasya'daki çevresini gösterir. Hasan Kudsî Dede, 1070 Zilkadesinde Mevlevîhane şeyhi olmuş ve 1091 Şabanında (1680) ölmüştür. Müftü Hızır Efendi ise sürgünden önce Amasya'nın en tanınmış âlimlerindendi. "Mutâyebe", karşılıklı nükteli şakalaşma demektir; bu atışmalardan hiçbir örnek kaydedilmemiştir.
Kaynakların Durumu
Üç madde aynı kişiyi anlatır. Yedinci ciltteki dipnot ile altıncı ciltteki "İbrâhim Efendi-Memi Dedezâde eş-Şeyh" maddesi okuru "Zâhid İbrâhim Efendi" maddesine gönderir; onuncu ciltteki madde de "Buna Burhâneddîn İbrâhim Efendi de denirdi" der. Ölüm yılı (1088), tekke, cami ve vaizlik görevi üç kayıtta örtüşür. Ayrılıklar şunlardır:
- Babasının adı yedinci ve onuncu ciltte "Hâmid Efendi", altıncı ciltte "Hamdullah Efendi"dir. İki ad aynı kökten gelir; biri ötekinin kısaltılmış ya da yanlış yazılmış biçimi olabilir.
- Soy zinciri yedinci ve altıncı ciltte babayı doğrudan "Memi Dedezâde", yani Memi Dede'nin oğlu yapar; onuncu ciltte ise "Hâmid Efendi bin eş-Şeyh Muhyiddîn Mehmed Çelebi bin İbrâhim" yazılır. Memi Dede'nin adı da Muhyiddîn Mehmed bin İbrâhim olduğundan iki ifade uyuşur.
- İcazet: yedinci cilde göre Hüsâmeddîn Hüseyin Efendi'nin halifesidir, onuncu cilde göre babasının. Tekkenin şeyhlik sırası düşünüldüğünde iki bilgi birbirini dışlamaz, ama hangisinin asıl mürşit olduğu belli değildir.
- Şeyhliğe geçişi: onuncu cilt "pederinin vefâtında" der; yedinci cilt ayrıca 1071'de azledilip 1075'te "sâniyen", ikinci kez şeyh olduğunu yazar.
- Birinci ciltteki Hızır Paşa Tekkesi şeyhleri listesinde Memi Dede, oğlu İbrâhim, Hüsâmeddîn ve ardından Mustafa Efendi sayılır; ne Hâmid Efendi ne Zâhid bu listede yer alır. Liste eksiktir; tekke 1143 (1730-31) yangınında yanmıştır.
Kardeşi Âbid İsmâil Efendi de Hüsameddin'e göre Hâmid Efendi'nin oğlu, Hüsâmeddîn Halvetî'nin halifesi ve Hızır Paşa Tekkesi şeyhidir. İki kardeşin adlarına eklenen "Zâhid" ve "Âbid" sözleri, dünyadan el etmiş kişi ile ibadete düşkün kişiyi anlatan, birbirini tamamlayan iki sıfattır; Âbid'in de bir mahlas olup olmadığı belirtilmez.
Amasya ile Bağı
İstanbul'da geçen iki yılı saymazsak bütün ömrü, dedesinin şeyhlik ettiği tekkede ve Torumtay Camii'nin kürsüsünde geçti. İki madde de onu Amasyalı olarak kaydeder.
Şiiri
İki maddede de şair diye anılır; yedinci ciltteki dipnot ayrıca "Zâhid" mahlasıyla şiirleri ve ilahileri olduğunu söyler. Şiirlerine ulaşılamamıştır: ne bir ilahinin ne bir beytin metni verilir, bir divandan veya mecmuadan da söz edilmez. Mahlasın yaygınlığı aramayı daha da güçleştirir. Zâhid pek çok şairin kullandığı bir ad olduğu için, adı bilinen herhangi bir ilahi mecmuasındaki "Zâhid" imzalı parçayı ona bağlamak ayrıca belge ister.
Kronoloji
1044 (1634-35): Amcası İbrâhim Efendi ölür; Hızır Paşa Tekkesi şeyhliğine Hüsâmeddîn Hüseyin Efendi geçer.
Zilhicce 1053 (Şubat 1644): Hüsâmeddîn Hüseyin Efendi ölür.
Ramazan 1070 (Mayıs 1660): Müftü Hızır Efendi tutuklanıp yargılanır; Zâhid'in azli maddede 1071'e konur.
1073 (1662-63): İstanbul'a gider, Fâzıl Ahmed Paşa'nın himayesini görür.
1075 (1664-65): İkinci kez Hızır Paşa Tekkesi şeyhi olarak Amasya'ya döner.
1088 (1677) dolayları: Ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 511-512 (e-kitap s. 417), "Burhâneddîn İbrâhim Efendi-Memi Dedezâde" maddesi ve dipnot 193. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page417.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 143 (e-kitap s. 234), "Zâhid İbrâhim Efendi-Memî Dedezâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page234.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 105 (e-kitap s. 43), "İbrâhim Efendi-Memi Dedezâde eş-Şeyh" maddesi (gönderme) ve e-kitap s. 39'daki aynı başlıklı ilk madde. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page43.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 8, s. 333-334 (e-kitap s. 579), "Hüsâmeddîn Hüseyin Efendi-Halvetî Şeyhi" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page579.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 4, s. 135-139 (e-kitap s. 586-587), 1070 olayları; s. 170 (e-kitap s. 599), Hasan Kudsî Dede'nin ölümü. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page586.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 1, s. 230 (e-kitap s. 151), "Hızır Paşa Tekkesi". https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page151.html
Çevrimiçi kaynaklar
