Mevlevîhane şeyhi Hasan Kudsî Dede ile müşaereleri ve sohbetleri Amasya'da dilden dile dolaşan İlhâmî Hasan Çelebi, babasının yanında cizye kâtibi olarak başlamış, divan kâtipliğine yükselmiş ve Zilkade 1078'de (Nisan-Mayıs 1668) ölmüştür. "Cizyedârzâde" lakabı, babası Mustafa Ağa'nın Amasya'da cizye vergisini toplayan görevli olmasından gelir. Yüzünün ve huyunun güzelliğini Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, bugün elde bulunmayan müderris Abdî Efendi tezkiresine dayanarak anlatır. Bu XVII. yüzyıl şairinin şiirlerinden hiçbiri bugüne ulaşmamıştır.

Hüsameddin'in Kaydı

Amasya Tarihi'nin yedinci cildinde yer alan madde tek paragraftır:

Amasyalıdır. Amasya cizyedârı olan Mustafa Ağa'nın mahdûmudur. Meşâhir-i fuzalâdan "Küçük Hâce" demekle meşhûr Kadızâde Mehmed İlmî Efendi'den tahsîl-i maârif edib pederinin maiyyetinde cizye kâtibi, sonra dîvân kâtibi olduğu halde 1078 senesi zilka'desinde vefât etdi. Sûret ve sîreti gâyet güzel, hat ve hâli mükemmel, şâir, maârif-âşinâ bir kâtip olduğunu Müderris "Abdî Efendi Tezkiresi"nde yazıyor. Mevlevîhâne şeyhi Hasan Kudsî Dede ile müşâare ve musâhabesi meşhûr idi.

Günümüz Türkçesiyle: Amasyalıdır, Amasya cizyedarı Mustafa Ağa'nın oğludur. Tanınmış bilginlerden, "Küçük Hâce" diye bilinen Kadızâde Mehmed İlmî Efendi'den öğrenim gördü; babasının yanında cizye kâtibi, ardından divan kâtibi oldu ve bu görevdeyken 1078 yılının Zilkade ayında öldü. Müderris Abdî Efendi tezkiresinde onun yüzü ve huyu çok güzel, yazısı ve hâli kusursuz, şair ve bilgiye yakın bir kâtip olduğunu yazar. Mevlevîhane şeyhi Hasan Kudsî Dede ile karşılıklı şiir söylemesi ve sohbetleri meşhurdu. Maddenin eski kelimeleri ve Hüsameddin'in kaynakları üzerine açıklamalar İlhâmî Hasan Çelebi-Cizyedârzâde başlıklı ansiklopedi sayfasındadır.

Hocası Küçük Hâce

İlhâmî'nin hocası Kadızâde Mehmed İlmî Efendi, XVII. yüzyılın ilk yarısında Amasya'da "Küçük Hâce" lakabıyla tanınan bir müderristir. Hüsameddin onun öğrencileri arasında Zileli İslâm Efendi, Emîr Hamzazâde Eşref Ali Çelebi, Şeyh Ya'kûbzâde Sinâneddîn Yûsuf Efendi gibi adlar sayar; oğulları Rahmî mahlaslı Ahmed Efendi ve Remzî mahlaslı Abdullah Efendi de şehrin şairleri arasındadır. Bu ailenin şecereleri ve Hüsameddin'in kayıtlarındaki karışıklıklar Hâcezâdeler yazısında ele alınmıştır. İlhâmî'nin ondan ne zaman ve ne kadar süre okuduğu bilinmiyor; maddeden çıkan tek sıra, önce öğrenim, ardından babasının yanında kâtipliktir.

Hasan Kudsî Dede ile Müşaeresi

Maddenin son cümlesi İlhâmî'yi Amasya Mevlevîhanesi'nin şeyhine bağlar. Hüsameddin'in dördüncü ciltteki kroniğine göre Mevlevî halifelerinden Hasan Kudsî Dede, şeyh Mahmûd Adnî Dede'nin ölümü üzerine Zilkade 1070 ortalarında (Temmuz 1660) Mevlevîhane şeyhi olmuş, Şaban 1091'de (Ağustos-Eylül 1680) ölmüştür. Sekizinci ciltteki bir maddede Kudsî Dede, Şeyh Cû'î zaviyesini ihya eden Hacı Mehmed Çelebi'nin kardeşi olarak anılır. Hüsameddin onu başka maddelerde de sohbetleriyle hatırlar: vaiz ve şair Memi Dedezâde Burhâneddîn İbrâhim Efendi'nin onunla ve müftü Hızır Efendi'yle şakalaşmaları meşhurdur; müezzin Bilâl Efendi onun sohbetinde yetişip sonradan Mevlevîhane şeyhi olmuştur; zâkirbaşı Tab'î Ahmed Dede de onun zamanında Mevlevîhanenin rüknü idi.

Müşaere, iki şairin birbirine şiirle karşılık vermesidir; Hüsameddin bu karşılıklı şiirlerden tek bir mısra aktarmaz ve bilgiyi Abdî Efendi tezkiresinden mi, yoksa şehirde süregelen bir anlatıdan mı aldığını belirtmez. Kudsî Dede'nin şeyhliğe gelişiyle İlhâmî'nin ölümü arasında sekiz yıl vardır. Sohbetlerin bu yıllara mı, yoksa Kudsî Dede henüz Mevlevî halifesiyken daha önceki bir döneme mi ait olduğu kaynaktan çıkarılamaz.

Şiiri

İlhâmî Hasan Çelebi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Bilinen tek kaynağı olan Abdî Efendi tezkiresi, Hüsameddin'in elindeki nüshasıyla birlikte yanmıştır. Tezkirenin konusu, kapsadığı dönem ve ondan kalan birkaç kıta ile gazel Abdî Efendi: Amasya Şairlerinin Kayıp Tezkiresi ve Şiirleri yazısında anlatılır; İlhâmî orada tezkirede adı geçen şairler arasında sayılmıştır. Hüsameddin'in eserinde geçen şairleri derleyen Metin Hakverdioğlu da onu yedinci cildin şairleri arasında gösterir.

Aynı mahlas, bir asır önce Amasya'da doğmuş bir başka şairde de görülür. Hüsameddin'in "Bâlî İlhâmî Efendi-Serhûş" başlığıyla verdiği, 915'te (1509-10) Amasya'da doğup 980'de (1573) İstanbul'da ölen şeyh, gençliğinde Cevherî mahlasını kullanmış, tarikata girdikten sonra İlhâmî mahlasını almıştır. Onun hayatı ve beyitleri Cevherî (Serhoş Bâlî Efendi) sayfasındadır. Hüsameddin iki İlhâmî arasında bir bağ kurmaz.

Kronoloji

Zilkade 1070 (Temmuz 1660): Hasan Kudsî Dede Amasya Mevlevîhanesi şeyhi olur.

Zilkade 1078 (Nisan-Mayıs 1668): İlhâmî Hasan Çelebi, divan kâtibi iken ölür.

Şaban 1091 (Ağustos-Eylül 1680): Hasan Kudsî Dede ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar