Roma ile Pers dünyasının yüzyıllara yayılan hesaplaşması, 602 ile 628 yılları arasındaki savaşta son ve en yıkıcı evresine ulaştı. Kaynaklarda "antik çağın son büyük savaşı" diye anılan bu mücadele yirmi altı yıl sürdü; Suriye'den Mısır'a, Kafkasya'dan Ege adalarına ve İstanbul surlarının dibine kadar uzanan geniş bir alanda yürütüldü. Anadolu'nun kuzeydoğusundaki Pontus bölgesi savaşın başlıca çarpışma sahnelerinden biri olmadı; ama imparator Herakleios'un karşı saldırısını hazırladığı ve ordusunu kışlattığı bir arka bölge olarak olayların içinde yer aldı. Bölgenin eski kentlerinden Amaseia da aynı coğrafyanın parçasıydı. Amaseia'ya doğrudan ilişkin bir olay kaydı bulunmadığından, kentin bu çağdaki durumu ancak bölgenin ve imparatorluğun genel tablosundan çıkarılabilir.
Savaşın Nedeni ve Arka Plan
591'de sona eren önceki savaşı, imparator Mauricius'un sürgündeki Sasani prensi Hüsrev'i (II. Hüsrev) tahtına kavuşturmasıyla bitirmişti. Karşılığında Persler, Mezopotamya'nın kuzeydoğusunu, Pers Ermenistanı'nın büyük bölümünü ve Kafkasya'daki İberya'yı Bizans'a bırakmış, Bizans da o güne dek ödediği haracı bir daha ödemez olmuştu. Ayrıntıların hepsi kesin değildir, ama sonuç Bizans maliyesi için açık bir rahatlamaydı. Mauricius'un Balkanlar'daki Avar ve Slav akınlarına karşı sürdürdüğü seferler ise hazineyi zorluyor, askerin maaşını kısan sıkı malî önlemler dört isyana yol açıyordu. 602'deki son isyan, Mauricius'un Tuna boyundaki birliklere kışı yağmayla geçirmelerini emretmesinden doğdu. Ordu, Trakyalı bir yüzbaşı olan Phokas'ı imparator ilan etti; Mauricius kaçarken yakalandı ve öldürüldü.
II. Hüsrev, Mauricius'u "dostu ve babası" diye anarak onun öcünü almak gerekçesiyle savaş ilan etti. Mezopotamya valisi Narses'in Phokas'a isyan edip Urfa'yı ele geçirmesi, Persler için bir fırsat oldu. Phokas'ın gönderdiği ordu Dara yakınında yenildi ve kale 605'te düştü. Narses'in barış görüşmesi için İstanbul'a dönmek isterken Phokas'ın emriyle diri diri yakıldığı anlatılır. Bu olay, Phokas rejiminin hem itibarını hem askerî güvenilirliğini sarstı. 608'de Kartaca eksarkı yaşlı Herakleios isyan etti; oğlu, aynı adı taşıyan genç Herakleios 610'da İstanbul'a deniz yoluyla ulaştı ve Phokas'ı devirdi. Rivayete göre Phokas, hesap sorulurken yeni imparatora aynı soruyu çevirmiş ve onun daha iyi yönetip yönetemeyeceğini sormuştu.
Pers Üstünlüğü Yılları
Bizans'taki iç savaştan yararlanan Persler, önce Ermenistan'ın ve Yukarı Mezopotamya'nın sınır kentlerini aldı. 609'da Mardin ve Amida (Diyarbakır), 610'da Urfa düştü; Erzurum'un da 609 ya da 610'da Perslere teslim olduğu bilinir. 608'de general Şahin'in Kadıköy'e (Khalkedon) kadar bir akın yaptığı anlatılsa da kimi araştırmacılar bu akının gerçekliğinden kuşku duyar. Her hâlde 610 dolaylarında Fırat'ın doğusundaki bütün Bizans kentleri Perslerin elindeydi. Şahin Kapadokya'ya ilerleyerek Kayseri'yi aldı. Phokas'ın damadı Priskos kenti bir yıl boyunca kuşattı, ama Şahin'in birlikleri ablukadan sıyrıldı ve Kayseri'yi yaktı. Bu başarısızlık, Herakleios'un önceki rejimin komutanlarına duyduğu güvensizliği pekiştirdi.
Savaşın ağırlığı sonra Suriye'ye kaydı. Antakya yakınlarında Herakleios ve Nikitas komutasındaki Bizans kuvvetleri Şahin'e yenildi; Pers ordusu şehri yağmaladı, Antakya patriğini öldürdü ve nüfusun bir kısmını sürdü. Kilikya Geçidi'nde de Bizans savunması çöktü ve Tarsus ile Kilikya ovası Perslere kaldı. Bu yenilgi imparatorluğu fiilen ikiye böldü: İstanbul ve Anadolu'nun Suriye, Filistin ve Mısır ile kara bağlantısı koptu. Şam, Hims ve Apameia 613'te düştü. 614'te Kudüs üç haftalık kuşatmanın ardından Persler ve onlarla birlikte hareket eden Yahudi gruplar tarafından alındı. Eski kaynaklar öldürülenlerin sayısını 57 bin ile 66 bin 500 arasında verir; yaklaşık 35 bin kişi Pers topraklarına sürüldü ve Kutsal Haç dâhil pek çok kutsal emanet Ktesifon'a götürüldü. Bu rakamlar abartılı olabilir; Yahudilerin rolüne dair anlatıların da büyük ölçüde dönemin paniğinden doğduğu düşünülür.
618'de Şehribaraz Mısır'a girdi ve bir yıl süren direnişin ardından İskenderiye 619 dolaylarında düştü. Üç yüzyıldır savaş görmemiş bu zengin eyaletin kaybı İstanbul'un tahıl ikmalini kesti ve kentte ücretsiz ekmek dağıtımı 618'de kaldırıldı. Anadolu'da Persler 617'de Kadıköy'ü alarak İstanbul'u karşı kıyıdan görebilir hâle geldi; Ankara 620 ya da 622'de, Rodos ve doğu Ege adalarının bir bölümü 622-623'te Perslerin eline geçti. Anadolu'daki bu sürekli baskı yıllarca sürdü ve kaynaklar, o dönemde Herakleios'un hükûmeti Kartaca'ya taşımayı düşündüğünü aktarır. Aynı yıllarda Balkanlar'da Avarlar ve Slavlar Belgrad, Niş ve Sofya gibi kentleri ele geçirmiş, 614'te Salona'yı yıkmıştı.
Pontus ve Helenopontus
Pontus adı, Karadeniz'in güneyindeki kıyı şeridini ve Pontus Dağları'na uzanan iç kesimini kapsar. Bölge, MÖ 302 dolaylarında Mithridates Ktistes'in kurduğu krallığın ülkesiydi; krallık, Roma'ya karşı uzun yıllar savaşan VI. Mithridates döneminde zirveye çıktı. Pompeius MÖ 64'te bu krallığı sona erdirdi ve Amaseia Roma düzenine girdi. Strabon, kentin MÖ 60 ile MS 19 arasındaki hâlini ayrıntılı biçimde anlatır. İkinci yüzyılda Amaseia "metropolis" ve "birinci kent" unvanlarını aldı.
Diocletianus'un MS 295 dolaylarındaki idarî düzenlemesiyle Pontus üç ayrı eyalete bölündü. Batıdaki Galatya Pontusu, sonradan Konstantinus'un annesi Helena'nın anısına Helenopontus adını aldı; başkenti Amisos (Samsun) idi ve Sinope, Amaseia, Andres, İbora ile Zela gibi kentleri kapsıyordu. Doğuda Kapadokya Pontusu'nun başkenti Trabzon, ortadaki Polemoniakos'un merkezi ise Polemonion'du. Justinianus 536'da bölgeyi yeniden düzenleyince Polemonion ve Neokaisareia (Niksar) Helenopontus'a katıldı, Zela ise Armenia II eyaletine verildi. Herakleios çağında Amaseia'nın bağlı olduğu idarî çerçeve bu Helenopontus'tu. Kent aynı zamanda önemli bir Hristiyan merkeziydi; Amaseia piskoposu Asterios (öl. yaklaşık 410) ile savaşçı aziz Theodoros (öl. 319'dan önce) bölgenin Hristiyan belleğinde yer alan kişilerdir.
Pontus, Bizans düzeninde zamanla Armeniakon Thema'sına bağlandı. Bu büyük askerî-idarî birimlerin kuruluş tarihi tartışmalıdır. Eski kuramlar temaları Herakleios dönemine bağlar; yeni araştırmaların çoğu ise bunların daha sonra, Konstans II zamanında şekillendiğini savunur. Dolayısıyla 622'de Pontus'ta kışlayan ordunun tema askerinden oluştuğu söylenemez, o ordu Herakleios'un o yıllarda yeniden donattığı sahra ordusuydu.
Herakleios'un Karşı Saldırısı
Herakleios 615 dolaylarından başlayarak devleti savaşa hazırladı. Basılan gümüş paraların ağırlığı azaltıldı ve üzerlerine "Tanrı Romalılara yardım etsin" yazısı kondu. 619'da çıkan veba vergi tabanını daha da daralttı; memur maaşları yarıya indirildi, vergiler artırıldı, zorunlu borçlanmaya gidildi. Kilise, İstanbul'daki altın ve gümüş kaplı eşyaların savaş borcu olarak verilmesini önerdi; anıtlardan ve Ayasofya'dan değerli maden söküldü. Kimi tarihçiler bu girişimi Haçlı Seferleri'nin habercisi sayar; Walter Kaegi gibi araştırmacılar ise dinin savaşta yalnızca bir bileşen olduğunu belirterek bu adlandırmaya karşı çıkar.
Herakleios, 622 yılının Paskalya'sını (4 Nisan) izleyen gün İstanbul'dan ayrıldı; küçük oğlunu patrik Sergios'un ve patrikios Bonus'un vesayetine bıraktı. Orduyu Anadolu'da, büyük olasılıkla Bitinya'da topladı ve yazı talimle geçirdi. Askerin manevi gücünü, "elle yapılmamış" Mesih tasvirini sancak olarak taşıyarak ve savaşın dinî yönünü vurgulayan konuşmalarla yükseltmeye çalıştı. Sonbaharda Kapadokya'ya yürüyerek Perslerin Fırat vadisinden Anadolu'ya uzanan haberleşme hatlarını tehdit etti. Bu hareket, Şehribaraz komutasındaki Pers kuvvetlerini Bitinya ve Galatya'daki ön hatlardan doğuya çekilmeye, İran'a giden yolu kapatmaya zorladı.
Ardından olanlar kesin olarak bilinmez; ancak Herakleios'un 622 sonbaharında Şehribaraz'a karşı ezici bir zafer kazandığı kabul edilir. Anlatılan ayrıntıya göre imparator Pers birliklerinin pusuda gizlendiğini fark etmiş ve çarpışma sırasında geri çekiliyormuş gibi davranmıştı. Pusudan çıkıp peşine düşen Persler, Herakleios'un seçkin Optimatoi birliklerinin ani saldırısıyla dağıldı. Böylece Anadolu'nun daha fazla Pers istilasına uğraması önlendi. Aynı sırada Balkanlar'daki Avar tehdidi büyümüştü; Herakleios başkente dönmek zorunda kaldı ve ordusunu kışı geçirmesi için Pontus'ta bıraktı. Bu ayrıntı, Pontus'un savaş boyunca iki yönlü bir önem taşıdığını gösterir. Bölge bir yandan Pers akınlarının tehdidi altındaydı, bir yandan da imparatorluğun elinde kalan ve ordunun barınabildiği bir bölgeydi.
623'te Avar kağanıyla Trakya'daki Herakleia'da yapılması kararlaştırılan görüşme, imparatora kurulan bir tuzağa dönüştü. Herakleios son anda uyarılarak kaçtı, ama saray çevresinden pek çok kişi ve kendisini görmeye gelen çok sayıda köylü yakalandı. Daha sonra 200 bin altın solidus ödemeyi ve birkaç rehine vermeyi kabul ederek Avarlarla barış yaptı; böylece dikkatini bütünüyle Perslere çevirebildi. 25 Mart 624'te İstanbul'dan ayrılan imparator, Ermenistan üzerinden İran'ın içine yürüdü, Kafkasya'da kışladı ve 625'te Doğu Anadolu'da Amida ile Martyropolis'i aldı. Aynı yıl Şehribaraz'la Adana yakınındaki Sarus (Seyhan) ırmağında karşılaştı. Bizans öncü kuvveti burada pusuya düştü, ama Herakleios artçıyla köprüyü geçip savaşın seyrini değiştirdi. Dönemin övgü yazarları bu çarpışmayı büyüttü; olayın aslında başarılı bir geri çekilme olduğu düşünülür. Ordu o kışı Trabzon'da geçirdi, yani Pontus ikinci kez Herakleios'un kışlık üssü oldu.
626 Kuşatması ve Savaşın Dönüm Noktası
II. Hüsrev kesin bir karşı hamleye karar verdi ve iki yeni ordu topladı. Şahin 50 bin kişiyle Mezopotamya ve Ermenistan'da kalıp Herakleios'un İran'a girmesini engelleyecek, Şehribaraz'ın daha küçük ordusu ise Herakleios'un yanından sıyrılıp Kadıköy'e inecekti. Hüsrev ayrıca Avar kağanıyla ortak bir saldırı düzenledi. 29 Haziran 626'da İstanbul surlarına yönelik kuşatma başladı. Avarlar ve Slavlar Avrupa yakasında, Persler Kadıköy'de bulunuyordu; Bizans donanmasının Boğaz'a hâkimliği yüzünden iki müttefik birbirine asker geçiremedi. 7 Ağustos'ta Pers sallarından oluşan filo Bizans gemilerince kuşatılıp yok edildi. Aynı günlerde Herakleios'un kardeşi Theodoros'un Lykos çarpışmasında Şahin'i yendiği haberi geldi ve Avarlar iki gün içinde çekildi. Kuşatmanın kaldırılışı anısına yazılan Akathistos İlahisi'nin yazarı bilinmez; kimi araştırmacılar Sergios'u, kimileri George of Pisidia'yı akla getirir.
Bu arada Herakleios, Hüsrev'in Şehribaraz'ın ölümünü emreden mektuplarını ona göstererek generali tarafsızlığa ikna etti. Böylece Pers ordusunun en yetenekli komutanlarından biri savaş dışında kaldı. Herakleios ayrıca Batı Türk Kağanlığı'ndan (Bizans kaynaklarındaki adıyla "Hazarlar") Ziebel ile ittifak kurdu; Türkler 626'da Pers Kafkasyası'na saldırdı ve Tiflis kuşatmasında Bizanslılar, bilinen ilk örneklerden biri olarak çekme mancınık kullandı. Ziebel 628 sonunda öldü ve ona vaat edilen evlilik gerçekleşmedi.
Ninova ve Savaşın Sonu
Eylül 627'nin ortasında Herakleios beklenmedik bir kış seferiyle İran'ın kalbine girdi. Ordusu 25 bin ile 50 bin arasında Bizanslı askerden oluşuyordu; Göktürk müttefikleri ise kış koşullarına ve Pers taciz hareketlerine dayanamayarak kısa sürede ayrıldı. Rahzad komutasındaki Pers ordusu onu izledi, ama Bizanslıların yiyecek kaynaklarını önceden tükettiği için ikmalde zorlandı. 12 Aralık 627'de Ninova harabeleri yakınında, sisli bir günde yapılan savaşta Herakleios geri çekiliyormuş gibi yaparak Persleri düzlüğe çekti, sonra birliklerini geri döndürdü. Sekiz saat süren çarpışmada yaklaşık 6 bin Pers öldü. Patrik Nikephoros'un anlatısına göre Rahzad imparatoru teke tek dövüşe çağırdı ve onun elinde öldü; Herakleios bu çarpışmada dudağından yaralandı.
Karşısında bir Pers ordusu kalmayan Herakleios, Hüsrev'in Dastagird'deki sarayını yağmaladı ve 300 Bizans sancağını geri aldı. 6 Ocak 628'de Hüsrev'e barış çağrısı yaptı. Nahravan Kanalı üzerindeki köprünün yıkılması Ktesifon'a saldırmasını engelledi, ama Pers ordusu zaten Hüsrev'e isyan etmişti. Hüsrev tahttan indirildi ve oğlu II. Kavad (Siroes) onun yerine geçti; Hüsrev zindanda okla öldürüldü. Kavad barış istedi, Bizans da kaybettiği bütün toprakları, esirlerini, bir savaş tazminatını ve en önemlisi Kudüs'ten götürülen Kutsal Haç'ı geri aldı. Haç 14 Eylül 629'da İstanbul'da, ardından 630'da Kudüs'te törenle yerine konuldu.
Savaşın Sonuçları
İki imparatorluk da bu savaştan tükenmiş çıktı. Sasani devleti ağır vergiler, dinî huzursuzluk ve eyalet toprak sahiplerinin güçlenmesiyle zaten zayıflamıştı; Kavad'ın birkaç ay sonra ölmesiyle hanedan yıllar süren bir iç savaşa girdi. Tahta kısa aralıklarla Ardeşir III, Şehribaraz ve Hüsrev'in kızları Purandokht ile Azarmidokht geçti; ancak 632'de III. Yezdicerd ile bir istikrar sağlanabildi ve bu, Sasani devletini kurtarmaya yetmedi. Bizans tarafında Balkanlar büyük oranda Slavların eline geçmişti, Anadolu tekrarlanan Pers istilalarıyla harap olmuştu ve yeniden kazanılan Kafkasya, Suriye, Filistin ve Mısır üzerindeki hâkimiyet yıllarca süren Pers işgalinin ardından gevşemişti. Hazine tükenmişti; savaş gazilerine ödeme yapmak ve yeni asker toplamak güçleşti. Clive Foss bu savaşı, Küçük Asya'da antik çağın sona erişine giden sürecin ilk aşaması olarak niteler.
Toparlanmaya vakit bulamayan iki devlet, İslam'la birleşen Arapların 630'lardaki saldırısıyla karşılaştı. Sasani Devleti hızla çöktü ve tamamen yok oldu. Bizans ise Suriye, Ermenistan, Mısır ve Kuzey Afrika'yı yitirdi; elinde Anadolu ile Balkanlar ve İtalya'daki birkaç tutunma noktasından ibaret bir çekirdek kaldı. Buna karşın Persler'in aksine ayakta kaldı ve 674-678 ile 717-718'de İstanbul'a yönelen iki Arap kuşatmasını geri püskürttü.
Amaseia İçin Ne Söylenebilir
Savaşın bilinen kaynakları Amaseia'nın başına gelenleri ayrıca kaydetmez. Pers ordularının Anadolu'ya giriş güzergâhları Kapadokya, Galatya ve Bitinya üzerinden Kadıköy'e uzanan hatlar çevresinde anlatılır; Pontus'un iç kesimlerindeki kentlerin kuşatıldığına ya da yağmalandığına dair kesin bir belge ortaya konmuş değildir. Bu nedenle kentin bir Pers saldırısına uğradığı ya da halkın kaleye sığındığı yolundaki cümleler belgeye değil çıkarsamaya dayanır. Çıkarsama makuldür: Harşena Kayası'nın üzerindeki kale, Yeşilırmak vadisinin dik kayalıkları arasındaki konumuyla doğal bir korunaktı ve savaş yıllarının güvensizliğinde yerleşik halk için sığınak olabilirdi. Yine de bu bir olasılıktır ve kaynaklarla doğrulanmış bir olgu olarak sunulamaz.
Daha sağlam olan, bölgesel çerçevedir. Amaseia, Helenopontus eyaletinin kentlerinden biriydi ve Herakleios ordusunu Pontus'ta kışlattığında bu kışlağın bölgedeki yerleşimlere dayandığı düşünülebilir. Kentin ordunun iaşesine ya da barınmasına katkı verip vermediğini gösteren bir kayıt ise bilinmiyor. Yedinci yüzyılın bu savaşı, Amaseia'nın sonraki yüzyıllarda bir sınır ve geçiş kenti olarak yaşayacağı güvensizlik çağlarının öncesinde yer alır. Kent, 1075'te Danişmendli Türkmen beylerince alınana kadar yaklaşık yedi yüzyıl Bizans yönetiminde kaldı.
Kaynaklar Üzerine Not
Savaşın kaynakları ağırlıklı olarak Bizans kökenlidir. Çağdaş Yunanca metinler arasında 630 dolaylarında yazılan Chronicon Paschale, George of Pisidia'nın şiirleri ve Theodoros Synkellos'un 626 kuşatması sırasında verdiği vaaz öne çıkar. Pers arşivleri kaybolduğu için çağdaş bir Pers kaynağı yoktur; Taberî'nin tarihi ise bugün kayıp olan kaynaklardan yararlanır. Ermenice Sebeos tarihi ve Süryanice kayıtlar da önemlidir. Theophanes Confessor'un Chronicle'ı savaşın iskeletini sunar, ama pek çok geç dönem kaynağı gibi büyük olasılıkla Urfalı Theophilos'a giden ortak bir kaynaktan beslenir. Bu yüzden özellikle 602-620 arasındaki tarihlerin hepsi yaklaşıktır ve bağımsız tanık sayısı azdır. Yazıdaki yıllar da bu çekinceyle okunmalıdır.
Kronoloji
591: Önceki Bizans-Sasani savaşı sona erer; Mauricius, II. Hüsrev'i tahtına kavuşturur.
602: Mauricius öldürülür, Phokas imparator olur; II. Hüsrev savaş ilan eder.
605: Dara kalesi Perslerin eline geçer.
610: Herakleios, Phokas'ı devirerek imparator olur.
614: Kudüs düşer; Kutsal Haç Ktesifon'a götürülür.
618-619: Mısır Perslerin eline geçer.
622: Herakleios karşı saldırıya geçer, Şehribaraz'ı yener ve ordusunu Pontus'ta kışlatır.
624: Herakleios İran'a ve Kafkasya'ya yönelir.
625: Sarus çarpışması; Bizans ordusu Trabzon'da kışlar.
626: Persler ve Avarlar İstanbul'u kuşatır, kuşatma başarısızlıkla sonuçlanır.
12 Aralık 627: Ninova Muharebesi.
628: II. Hüsrev devrilir, II. Kavad barış yapar.
629-630: Kutsal Haç İstanbul'a ve Kudüs'e getirilir.
Kaynakça
Diğer kaynaklar
- Byzantine-Sasanian War of 602-628 (genel seyir ve kaynak değerlendirmesi).
- Heraclius (Herakleios'un hayatı ve 622 seferi).
- Pontus (region) (Pontus ve Helenopontus'un idarî tarihi).
- Shahrbaraz (Pers komutan Şehribaraz).
- Battle of Nineveh (627).
- Amasya (kentin Roma ve Bizans dönemi).
- Walter Kaegi, Heraclius: Emperor of Byzantium (2003).
- Dodgeon, Greatrex ve Lieu, The Roman Eastern Frontier and the Persian Wars, Bölüm II (2002).
Çevrimiçi kaynaklar









