Bizans tarihinin anlatı kaynakları, yani vakayinameler, azizlerin hayatları ve imparatorluk fermanları, çoğunlukla başkentin ve onun çevresindeki siyasetin sesini taşır. Taşra kentlerinde işleyen gündelik yönetim bu metinlerde ancak dolaylı olarak görünür. Bu boşluğu doldurmaya en çok yarayan malzeme, belgelerin kendisinden çok onları kapatmakta kullanılan küçük kurşun mühürlerdir. Bir mektubun ya da resmî evrakın ipine sıkıştırılan bu madeni yuvarlaklar, yazılı belge çürüyüp kaybolduktan sonra bile yüzyıllarca toprakta kalmış ve bugün sahibinin adını, makamını, kimi zaman da mührün hangi bölgede dolaştığını bildirmektedir. Amaseia (Amasya) açısından bu malzeme özellikle değerlidir, çünkü kent Bizans döneminde hem geniş bir askerî-idari bölgenin merkezi hem de Karadeniz'in iç kesimindeki kilise teşkilatının başıydı.

Kurşun Mühür Nedir ve Nasıl Yapılırdı

Mühür kullanımı Roma dünyasında da bilinirdi, ancak Bizans İmparatorluğu'nda özellikle yedinci yüzyıldan itibaren kurşun mühür, belgenin gerçekten gönderdiği söylenen kişiden geldiğini ve yolda açılmadığını kanıtlayan bir güvenlik aracı olarak yaygınlaştı. Yunanca molybdoboullon ya da kısaca boulla denen bu mühürler, iki ayrı yuvarlak kurşun parçasından yapılırdı. Parçalar, belgeye bağlı iplerin ya da belgenin kendisinden kısmen kesilip mektubun çevresine sarılan şeritlerin üzerine konur, sonra bouleterion denen kıskaçla sıkıştırılırdı. Kıskacın yüzeyindeki oyma mührü sahibine özgü kılar, ip kurşunun içine gömülürdü. Mektup ancak mühür kırılarak ya da ip kesilerek açılabilirdi. Kurşun ucuz ve kolay biçim alan bir madde olduğu gibi çürümediği için de elverişliydi, nitekim yazılı belge kaybolduğunda bile ona iliştirilen mühür çoğu zaman kalmıştır.

Erken mühürlerde çoğunlukla yalın bir hayvan figürü ya da basit bir desen yer alırdı. Sekizinci yüzyıldan sonra mühürler gelişti ve ağır biçimde kısaltılmış Yunanca uzun yazıtlar taşımaya başladı. Bu yazıtlarda mühür sahibinin unvanları, bazen soyu ve bir koruyucu dua sıralanırdı. "Rabbim, kulun filanca için yardımcı ol" anlamındaki dua kalıbı (Kyrie boethei to so doulo) bunların en yaygınıdır ve ardından kişinin adı ile görevi gelir. Mühürlerin bir yüzünde Meryem, Hristos ya da bir aziz tasviri bulunabilir. Uzun yazıtlara bir seçenek olarak, adın, rütbenin ya da bir dileğin harflerini iç içe geçiren karmaşık monogramlar da kullanılırdı. Bu monogramların çözümü bugün de uzmanlık isteyen bir iştir ve bir kısmı hâlâ kesin olarak okunamamıştır.

Mühürler genellikle dönemin seçkinlerine aittir. Onbirinci yüzyılda kullanım orta üst tabakaya da yayılmıştır, ama bir belgeyi kurşunla mühürletebilmek yine belli bir toplumsal ve ekonomik düzey gerektirirdi. Bu yüzden mühürler, Bizans toplumunun görece küçük ama yönetime katılan kesiminin kayıtları gibidir.

Sigillografi: Mühürlerle Tarih Yazmak

Mühürleri inceleyen bilim dalına sigillografi ya da sfragistik denir. Sözcük Latince sigillum (mühür) ile Yunanca graphe (yazı, tanım) sözcüklerinden türetilmiştir ve İtalyan Anton Stefano Cartari tarafından 1682'de İtalyanca biçimiyle kullanıma sokulduğu kabul edilir. Bizans araştırmaları içinde sigillografi, hayatta kalan belgelerin azlığına karşılık mühürlerin çokluğu nedeniyle ayrı bir önem kazanmıştır. Kırk binin üzerinde mühür bilindiği söylenir; Christos Malatras ise bugün korunan Bizans kurşun mühürlerinin sayısını seksen binden fazla olarak verir. İki rakam arasındaki fark, hangi koleksiyonların ve yayımlanmamış parçaların hesaba katıldığına bağlı olmalıdır. Gustave Schlumberger'in 1904'te yayımlanan Sigillographie de l'empire Byzantin adlı hacimli eseri alanın klasik başvurularından biridir. Bizans sigillografisi üzerine ilk uluslararası kolokyum ise Ağustos 1986'da Dumbarton Oaks'ta toplanmıştır.

Mühürler çoğu zaman başka hiçbir kaynakta adı geçmeyen görevlilerin varlığını belgeler. Kimi durumda ise anlatı kaynaklarından tanıdığımız generallerin ya da patriklerin gündelik görevlerine dair ipuçları verir. Bir mührün bulunduğu yer de ayrı bir bilgi taşır. Bulunduğu yer bilinen mühürlerin en az yüzde seksenini o bölgedeki kişilerin gönderdiği kabul edilir. Ne var ki bugün korunan on binlerce mühürden yalnızca küçük bir kısmının tam buluntu yeri bilinmektedir. Koleksiyonlara giren parçaların çoğu antikacılar ve toplayıcılar aracılığıyla biriktiği için, mührün hangi binadan ve hangi tabakadan çıktığı çoğu kez kayıt dışı kalmıştır.

Armeniakon Themasının Başkenti Olarak Amaseia

Amaseia'nın Bizans idaresindeki yeri en iyi, Armeniakon themasının merkezi olmasından anlaşılır. Thema, yedinci yüzyılın ortasında Küçük Ermenistan topraklarında kurulan dört özgün thema'dan biriydi ve eski doğu ordusunun, yani Armenia magister militum'una bağlı birliklerin kalıntılarından oluşmuştu. Bu birlikler Pontus, Paflagonya ve Kapadokya'ya yerleştirilmiş, bölge de onların adıyla anılır olmuştur. Herakleios'un Pers seferleri sırasında, 629'da "Armeniakoiların tourmarkhesi Georgios"un anılması thema'nın o tarihte de var olabileceğini düşündürür, ama kaynaklarda thema'dan ilk kesin biçimde 667/668'deki Saborios isyanı vesilesiyle söz edilir. Thema'yı anan en eski kayıtlardan biri de 717/718 tarihli bir mühürdür. Yani thema'nın izleri yalnızca anlatı kaynaklarında değil, bir kurşun mührün üzerinde de yer alır.

Armeniakon'un stratejosu, Anatolikon ve Thrakesion stratejoslarıyla birlikte birinci kademe stratejoslardan sayılırdı ve yılda kırk altın libre maaş alırdı. Dokuzuncu yüzyılda thema yaklaşık dokuz bin asker çıkarır ve on yedi kaleyi kapsardı. Büyüklüğü ve doğu sınırındaki konumu stratejosunu güçlü bir kişi hâline getirmiş, sekizinci yüzyılda thema birlikleri birkaç isyana katılmıştır. Bu yüzden dokuzuncu yüzyılda parçalandı. Güneyde ve doğuda Harsianon ile Kapadokya (önce kleisoura, sonra tam thema) oluşturuldu, 819 dolaylarında kıyıda Paflagonya ve Chaldia ayrıldı, daha sonra Koloneia da ayrı bir idare olarak çıkarıldı. Armeniakon'a Batı Pontus'u kapsayan bir bölüm kaldı. Armeniakon'un hudutları bu biçimde değiştiği için, Amaseia ile ilgili bir mühürde yer alan thema adının hangi döneme ait olduğunu bilmek, mührü doğru yorumlamak bakımından önemlidir.

Olga Karagiorgou'nun Hellas, Opsikion ve Armeniakon thema'ları için yürüttüğü proje, mühürleri thema tarihinin kaynağı olarak kullanma yönünde atılmış bir adımdır. Proje, bir thema'da görev yapmış görevlilerin bilinen tüm yayımlanmış ve yayımlanmamış mühürlerini bir araya getirmeyi hedefler. Mühürler tek tek incelenir, mümkün olduğunca kesin tarihlenir ve kaç görevliyi temsil ettiği belirlenir, çünkü aynı kişi birden çok mühürle ve farklı kıskaçlarla anılabilir. Görevliler sonra yüzyıllara ve askerî, sivil, mali, adli ya da kilise alanına göre sıralanır. Böylece belli bir makamda, örneğin stratejoslukta kimlerin hangi sırayla bulunduğu ortaya çıkar ve tarihi belirsiz mühürlerin onar yıllık aralıklara oturtulması kolaylaşır. Çalışma ayrıca hangi ailelerin bir thema'da hangi alanla geleneksel olarak ilişkili olduğunu da araştırır; mühür süslemelerinde belli azizlerin ya da sahnelerin tercih edilmesi ise bölgesel sanat zevkine ışık tutar. Dumbarton Oaks ve Fogg Müzesi mühür kataloğunun 2001'de McGeer, Nesbitt ve Oikonomides'in yayıma hazırladığı dördüncü cildi de "Doğu" bölgesine ayrılmıştır ve Armeniakon üzerine yazılanların başvurduğu kaynaklar arasında yer alır.

Amaseia'dan Çıkan Mühür

Kentle doğrudan ilişkilendirebileceğimiz en açık örnek, Birmingham Üniversitesi'ne bağlı Barber Güzel Sanatlar Enstitüsü koleksiyonundaki bir mühürdür. Koleksiyonun çekirdeğini, 1970'lerde Trabzon çevresinde yaptığı araştırma gezilerinde 152 parçayı toplayıp müzeye bağışlayan Anthony Bryer oluşturur. Toplam 165 parçanın 146'sı Bizans kurşun mührüdür ve bunların 111'i Pontus kökenlidir. Mühürler altıncı ile on üçüncü yüzyıllar arasına tarihlenir, çoğu yedinci ile on ikinci yüzyıllara aittir. Christos Malatras koleksiyonu 2018'de inceledi ve sonuçlarını Byzantine and Modern Greek Studies dergisinde yayımladı. Makalenin ağırlığı Trabzon ve doğu Pontus üzerindedir. Amaseia ise yalnızca bir mühürle anılır. SL-53 numaralı bu parça, "Büyük Kilise'nin kubukleisios'u ve oikonomos'u"na aittir ve iç Pontus'taki Amaseia'da bulunmuştur.

Unvanlar mührün ne tür bir belgeye eşlik ettiğini sezdirir. Büyük Kilise, Konstantinopolis'teki Ayasofya'ya, yani patrikhanenin merkezine verilen addır. Kubukleisios, patriğin yakın hizmetindeki oda görevlisi, oikonomos ise kilisenin mali işlerini yürüten idareci anlamına gelir. Mühür böylece Amaseia'daki yerel kiliseye değil, Konstantinopolis patrikhanesinin kadrosundan bir görevliye aittir ve Amaseia'ya ulaşan ya da orada işlem gören bir patrikhane yazışmasının izini taşır. Makalenin okuduğum bölümü mühürün tarihini vermez, bu nedenle hangi yüzyıla ait olduğunu söylemek mümkün değildir. Mührün özel mi resmî mi bir yazışmaya iliştirildiği de belirlenemez.

Malatras bu mührü, Barber koleksiyonundaki başka kilise mühürleriyle birlikte anar. Koleksiyonda iki Trabzon metropolitinin (yaklaşık 1027-28'de Konstantinos ve on ikinci yüzyıl sonunda Niketas), bir Sardeis metropolitinin, muhtemelen Bitinya'daki Kedron manastırının bir başrahibinin ve Kıbrıs'taki Konstantia piskoposluğunun mühürleri de vardır. Yani Amaseia'dan çıkan mühür, tek başına bir kentin değil, birbirine bağlı geniş bir kilise ve devlet haberleşme ağının parçasıdır. Bu noktada bir uyarı yerindedir. Tek bir mühürden Amaseia'nın Bizans dönemindeki yazışma hacmine ya da kilise teşkilatının işleyişine dair geniş sonuçlar çıkarmak doğru olmaz. Eski metinde geçen "Pontus'a ait yaklaşık dört yüz kayıtlı mühür" ifadesini bağımsız bir kaynakla doğrulayamadım; elimizdeki güvenilir sayılar Barber koleksiyonu için verilen 111 Pontus mührü ve genel olarak Bizans mühürleri için verilen rakamlardır.

Komşu Pontus'un Mühürleri Ne Söyler

Amaseia'nın kendi mühür topluluğu elimizde tek parçayla temsil edilse de, doğu Pontus'un mühürleri bu bölgedeki yazışma ağının nasıl işlediğini anlamaya yarar. Barber koleksiyonunun yaklaşık yarısı, mührün üzerinde devlet ya da kilise hiyerarşisindeki unvanını ya da makamını belirten görevlilere aittir. Dokuzu taşra idaresindendir ve görev bölgelerini de belirtir. Üçü Chaldia thema'sının sivil görevlileridir: onuncu yüzyılın ikinci çeyreğine ait bir krites, dokuzuncu yüzyılın ilk yarısına ait bir protonotarios ve genikos kommerkiarios ve on birinci yüzyıl ortasına ait bir anagrapheus. Bu dağılım, yerel işlerde mali ve sivil boyutun ağır bastığını gösterir.

Chaldia'da alışılmadık sayıda, otuz üç kommerkiarios kayıtlıdır; çoğu thema'da bu görevliden birkaç tane bilinir. Kommerkiarioslar ithalat ve ihracat mallarını denetler ve mühürler, kommerkion denen vergiyi tahsil edip makbuzunu verirdi. Bunun nedeni, Trabzon'un ipek yolu üzerinde Bizans'ın doğu ticaretinde önemli bir geçiş durağı olmasıdır. İslam kaynaklarında Trabzon, doğulu tüccarların Bizans'a girdiği başlıca transit merkezi olarak anılır ve toplanan harç o kadar büyüktür ki Chaldia stratejosu maaşının yarısını, yani yirmi libre altını bu vergiden alırdı. Malatras'a göre bu kommerkiariosların mühürlerinin çoğu Chaldia'da değil Konstantinopolis'te ya da Karadeniz'in başka bölgelerinde bulunmuştur. Çünkü ithal lüks mallar yerel pazar için değil, belgeleri ve makbuzlarıyla birlikte başkente gidiyordu. Bir mührün bulunduğu yer, bu yüzden, onu üretenin görev yaptığı yerle her zaman örtüşmez.

Koleksiyondaki diğer taşra mühürleri yazışma ağının ne kadar geniş olduğunu gösterir. Biri Kayseri çevresindeki Harsianon thema'sının anagrapheus'una, yani vergi ve mülk değerlendiricisine aittir. Bir diğeri, Van Gölü'nün batısındaki özerk Ermeni prensliği Taron'un hükümdarına aittir; imparator ona kendi prensliğinin stratejosu unvanını vermiştir. Geriye kalan dört mühür çok uzak bölgelerdendir: Sicilya'dan bir protonotarios, güney Anadolu'daki denizci Kibyrrhaioton thema'sının stratejosu, Midilli'nin bir kuratoru ve Adalar stratejosu. Dördünün de ortak noktası deniz bölgelerinden gelmeleridir ve bu, dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında Araplar Girit'i ve sonra Sicilya'yı aldığında bile deniz yollarının önemli bir haberleşme aracı olduğunu doğrular. Bu dört mührün üçü on birinci yüzyılın ikinci yarısına aittir; taşra görevlilerinin coğrafi ve toplumsal hareketliliğinin yüksek olduğu bir dönemdir. Nitekim tahta çıkmadan önce yirmi yıl içinde sekiz farklı thema'da doux olarak görev yapan Nikephoros Botaneiates (1078-81) bu hareketliliğin örneği olarak anılır. Malatras bu tür mühürlerin kurumsal bir yazışmaya olduğu kadar akraba ya da dost olan görevliler arasındaki haberleşmeye de ait olabileceğini belirtir.

Unvanlar ve Yerel Özellikler

Pontus mühürlerinin bir başka özelliği, sahiplerinin çoğunun yerel kökenli olmasıdır. Makam ya da yer adı belirtmeyen mühürler ağırlıklı olarak yereldir ve yüksek unvanlara yalnızca yerel seçkinlerin en önde gelenleri ulaşabilirdi. Barber koleksiyonunda bunun tek örneği, imparatorun akrabası olan sebastos Theodoros Gabras'tır. Yedinci ile onuncu yüzyıllar arasındaki mühürlerde en sık görülen unvanlar spatharios ve spatharokandidatos'tur. On birinci yüzyılda spatharokandidatos ve protospatharios öne çıkar; bu unvanlar o sırada itibarlarını hızla yitirmiş, yüzyıl ortasından sonra yalnızca daha düşük rütbeli merkez ve taşra görevlilerine verilir olmuştur. On ikinci yüzyılda mühürlerde unvan anılması azalır, yerini manzum mühürler ve soy övgüsü alır. Büyük ölçüde başkent buluntularından oluşan Dumbarton Oaks koleksiyonunda ise magistros ve patrikios gibi yüksek unvanlarla spatharios ve spatharokandidatos gibi orta unvanlar yaklaşık eşit sayıdadır.

Hayvan figürleri de bölgesel bir özellik olarak öne çıkar. Trabzon çevresinden gelen Bizans mühürlerinin yaklaşık yüzde yirmisinde aslan, tavus kuşu, kartal, ördek ya da efsanevi grifon gibi hayvan tasvirleri vardır ve bunların tamamı dokuzuncu yüzyılın sonu ile on birinci yüzyıl arasına tarihlenir. İstanbul Arkeoloji Müzesi'nin aynı dönem mühürlerinde bu oran yüzde bir dolayındadır. Malatras bu motiflerin doğu etkisini mi yoksa klasik motiflerin canlandırılmasını mı yansıttığını belirsiz bırakır. Pontus'ta bu süslemenin başka bölgelerden uzun yaşamasını ise bir yerel moda ve belki başkentin geleneksel değerlerine karşı bir tutum olarak yorumlar. Bu motifler yalnızca orta ve alt düzey unvan sahiplerinin ve unvansız "özel kişiler"in mühürlerinde görülür. Yerel aziz Eugenios'un portresi ise yalnızca on üçüncü yüzyıl sonuna ait bir mühürde bulunur. Orta Bizans döneminin hiçbir Trabzon metropoliti de mühürlerinde şehrin sözde hamisi Eugenios'a yer vermemiştir. Eugenios kültü Büyük Komnenoslar zamanında, on üçüncü yüzyılın ortasından sonra imparatorluk düzeyine yükselmiştir.

Malatras'ın genel vargısı, Bizans devletinin bu bölgeye idare ve vergi, özellikle de kommerkiarioslar eliyle toplanan ticaret vergisi dışında az ilgi gösterdiği, yerel seçkinlerin devlet sistemine zayıf biçimde katıldığı ve bunun yerel özelliklerin gelişmesine yol açtığı yönündedir. On birinci yüzyıl sonunda merkezî denetim gevşeyince bu eğilim, Theodoros Gabras'ın özerk yönetiminde ayrılıkçılığa dönüşmüştür. Bu yorum doğu Pontus için geliştirilmiştir ve Amaseia için aynen geçerli sayılamaz. Amaseia, ticaret yolu üzerindeki Trabzon gibi bir geçiş durağı değil, iç kesimde bir thema merkeziydi.

Amaseia Metropolisi

Amaseia'dan çıkan mührün kilise unvanı taşıması tesadüf sayılmaz. Kent üçüncü yüzyıldan itibaren Hristiyan metropolit piskoposluğunun merkeziydi. Geç Roma döneminde Helenopontus eyaletinin başkenti olarak metropolit başpiskoposluğunu da barındırıyordu ve Amisos, Andrapa, Euchaita, Ibora, Sinope, Zaliche ve Zela piskoposlukları ona bağlıydı. Onuncu yüzyılda Amaseia, Konstantinopolis Patrikhanesi'ne bağlı metropolisler arasında on birinci sırada yer alıyordu. Kentin Hristiyan geçmişinden anılan kişiler arasında 319'dan önce ölen savaşçı aziz Theodoros ile 410 dolaylarında ölen ve cilalı vaazlarının bir kısmı günümüze ulaşan piskopos Asterios vardır.

Bu ağ Türk göçleriyle birlikte on ikinci yüzyıldan sonra zayıfladı. 1317'de, 1315'te uzun süredir boş duran makama atanan metropolit Kallistos, şiddetli bir Türkmen saldırısı yüzünden kentine giremedi. Patrik XIII. Ioannes'in izniyle metropolitlik, Trabzon İmparatorluğu sınırları içinde olduğu için daha güvenli sayılan Limnia'ya taşındı. 1384'te Limnia piskoposu, kendi metropoliti bölgeye giremediği için Amaseia metropolisinin işlerini geçici olarak yürüttü. Bu dönemden kalan bir kayıt, bir zamanlar ünlü ve büyük olan Amaseia metropolisinin yabancıların akını yüzünden harap ve yoksul duruma düştüğünü söyler. Ortodoks metropolis 1923 nüfus mübadelesine kadar varlığını sürdürdü; 1922'de bu çevrede kırk bin dolayında Hristiyan, bunların yaklaşık yirmi bini Rum olmak üzere, yaşıyordu. Son görevli metropolit Germanos Karavangelis'ti.

Armeniakon'un Sonu

Armeniakon thema'sı on birinci yüzyılın sonlarına kadar Bizans'ın elinde kaldı. 1073'te, Malazgirt yenilgisinin ardından Frank paralı askerleri Roussel de Bailleul komutasında bölgenin denetimini ele geçirdi ve 1075'te gelecekteki imparator Alexios Komnenos Bizans otoritesini yeniden kurana kadar bölgeyi yönetti. Kısa süre sonra bölge Selçuklu Türklerinin eline geçti ve yalnızca bazı kıyı kaleleri direndi. Komnenos imparatorları kıyı bölgelerini yeniden kazanmayı başardı, ama Armeniakon thema'sı bir daha kurulmadı. Amasya ise 1075'te Türkmen Danişmend beylerinin eline geçti ve Danişmendlilerin başkenti oldu. Bu tarihle birlikte Bizans'ın yaklaşık yedi yüzyıllık yönetimi sona ermiş sayılır.

Mühürler bu sonu da kendi biçimlerinde yansıtır. Malatras'a göre on ikinci yüzyılda mühürlerde makam unvanı anılması azalmış, Komnenos hanedanıyla ilişkili yüksek unvanların sahipleri neredeyse tamamen Konstantinopolis'te yaşamıştır. Trabzon çevresinden gelen örneklerde on ikinci yüzyıldan unvan taşıyan taşra mührü yoktur. Amaseia için bu yüzyıldan mühür bulunup bulunmadığı başvurulan kaynaklardan anlaşılamamıştır.

Mühürlerin Sınırları

Mühürlere dayanan her yorum, malzemenin niteliğinden doğan sınırlarla karşılaşır. Mühür resmî yazışmanın kendisini değil, yalnızca onun kapatıldığı noktayı korur ve mektubun içeriği kaybolmuştur. Bulunduğu yer bilinen parça azdır. Üstelik koleksiyonlardaki örnekler, mühür yaptırabilecek durumdaki küçük bir toplumsal kesimi temsil eder. Bu nedenle Amaseia'daki gündelik hayatın büyük bölümü, köylüler, esnaf ya da yazışma yapmayanlar, bu kaynakta görünmez. Mühürler doğru okunduğunda idarenin biçimini, görevlilerin hareketini ve kilisenin kentle ilişkisini gösterir. Bunun ötesinde bir toplumsal tarih için kazılara, yazıtlara ve kilise kayıtlarına ihtiyaç vardır.

Amaseia için yapılacak iş, kentte ve çevresinde bulunmuş ya da başka koleksiyonlara geçmiş tüm Bizans mühürlerinin tek bir katalogda toplanmasıdır. Armeniakon thema'sı için Karagiorgou'nun projesi bu yönde atılmış bir adımdır. Bu projenin Amaseia'ya ilişkin sonuçlarını ve doğrudan Amaseia'dan çıkan mühür sayısını yazıyı hazırlarken doğrulayamadım.

Kronoloji

629: Herakleios'un Pers seferleri sırasında "Armeniakoiların tourmarkhesi Georgios" anılır; thema'nın bu tarihte var olabileceğine işaret edilir.

667/668: Armeniakon stratejosu Saborios'un isyanı; thema'dan kaynaklarda ilk kesin olarak söz edilen olay.

717/718: Armeniakon, bir mühürde anılır.

819 dolayı: Paflagonya ve Chaldia thema'ları Armeniakon'dan ayrılır.

Onuncu yüzyıl: Amaseia metropolisi, Konstantinopolis Patrikhanesi'ne bağlı metropolisler arasında on birinci sıradadır.

1073-1075: Roussel de Bailleul bölgeyi ele geçirir; Alexios Komnenos 1075'te otoriteyi yeniden kurar; aynı yıl Danişmend beyleri Amasya'yı alır.

1315-1317: Metropolit Kallistos atanır, Türkmen saldırısı yüzünden kentine giremez; metropolitlik Limnia'ya taşınır.

1384: Limnia piskoposu Amaseia metropolisinin işlerini geçici olarak yürütür.

1904: Schlumberger'in Sigillographie de l'empire Byzantin adlı eseri yayımlanır.

1986: Dumbarton Oaks'ta Bizans sigillografisi üzerine ilk uluslararası kolokyum toplanır.

2023: Malatras'ın Barber koleksiyonu makalesi çevrimiçi yayımlanır (basılı sayı Ekim 2024).

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

  • Christos Malatras, "Remarks on the collection of Byzantine lead seals of the Barber Institute of Fine Arts (University of Birmingham): mobility, networks, and identity in eastern Pontos", Byzantine and Modern Greek Studies 48/2 (2024), s. 207-234, DOI 10.1017/byz.2023.17. barber.org.uk

Kitaplar

  • McGeer, Nesbitt, Oikonomides (ed.), Catalogue of Byzantine Seals at Dumbarton Oaks and in the Fogg Museum of Art, Volume 4: The East, Washington D.C., 2001.
  • Gustave Schlumberger, Sigillographie de l'empire Byzantin, Paris, 1904.

Diğer kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar