Amasya'ya hangi yönden girilirse girilsin, bir noktada insan başını kaldırıp kuzeye bakar. Vadiyi iki yandan sıkıştıran dağlardan birinin sarp kayalığında, kentle yaşıt bir yapı durur: Harşena Kalesi. Aşağıdan bakıldığında surun nerede bittiği, kayanın nerede başladığı kolay kolay kestirilemez; taş ile kaya burada birbirine karışmıştır. Kentin yetiştirdiği antik coğrafyacı Strabon, memleketini "hem şehir hem kale" diye anlatmıştı ve aradan iki bin yıl geçtikten sonra da kalenin yolunu tutan ziyaretçi aynı tarifi kendi gözüyle doğrulayabilir.
Kalenin tarihi tek bir kurucuya ya da tek bir çağa bağlanamaz. Erken Tunç Çağı'ndan Osmanlı'nın son yüzyıllarına kadar kesintisiz kullanılan yapı, Pontus krallarından Danişmendlilere, Selçuklulardan Osmanlı şehzadelerine kadar pek çok hanedanın izini taşır. Rivayetle belgenin birbirine en çok karıştığı yerlerden biri de burasıdır; bu yüzden kalenin hikâyesi anlatılırken kesin bilinenle sonradan eklenen anlatılar mümkün olduğunca ayrı tutulmuştur.
Bir Bakışta Amasya Kalesi
- Adı: Amasya Kalesi, Harşena Kalesi; kimi kaynaklarda Harşene ya da Harşana.
- Yeri: Amasya il merkezinin kuzeyinde, Yeşilırmak'ın kuzey yakasındaki Harşena Dağı'nın kayalıkları üzerinde.
- Yüksekliği: Kalenin oturduğu kaya denizden 700 metre, Yeşilırmak'tan 300 metre yüksekte sayılır. UNESCO başvurusu ise Harşena'yı 272 metre yüksekliğinde, sivri koni biçimli bir kireçtaşı kütlesi olarak tanımlar; iki sayı farklı ölçütlere dayanır.
- Kuruluş: Turizm yazını kuruluşu Erken Tunç Çağı'na (yaklaşık MÖ 3200) bağlar, ancak şehir merkezinde bu kadar eski bir yerleşimi kanıtlayan buluntu yoktur; bugünkü sur ve yapıların çoğu Helenistik, Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine aittir.
- Savunma: Yeşilırmak kıyısına kadar inen sekiz savunma kademesi ve dört kapı.
- Koruma statüsü: 2015'te "Harşena Dağı ve Pontus Kral Kaya Mezarları" adıyla UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi'ne, karma (kültürel ve doğal) kategoride alındı.
Adının Kökeni
Kalenin adı konusunda kaynaklar tek ağızdan konuşmaz; bu yüzden hepsini sırasıyla yazmak daha dürüsttür. UNESCO'ya sunulan başvuru metni, "Harşena" sözcüğünün Hattice "Harşuwana-Arşuawana" ifadesinden geldiğine inanıldığını, bunun da "güzel, kutlu akar su kenti" anlamına geldiğini yazar. Bu açıklama metinde bir inanış olarak sunulur, kesin bir kanıt olarak değil.
İki ayrı gelenek de kaleyi farklı kişilere bağlar: Arap tarihçilere göre kale "Türk hükümdarı Karsan Han" tarafından, Batılı tarihçilere göre Pontus Kralı Mithridates tarafından yaptırılmıştır. İç Kale'nin yapımı yazılı kaynakların çoğunda Mithridates'le ilişkilendirilir ve bunun için MÖ 250 dolayları işaret edilir. Kimi tarihçiler ise yapıcısı Kumandan Karsan ya da Harsana olduğu için kalenin Harşana, Harşena adını aldığını söyler. Adı yerel gelenekte bir Kral Harşena'ya bağlayanlar da vardır, fakat bilinen Pontus kralları dizisinde böyle bir isim bulunmadığı için bu bir rivayettir. Kaleyi şu kişi yaptırdı diyebilmek için elde belge yoktur. Yapının yüzyıllara yayılan bir katmanlar bütünü olduğu ise kazılarla doğrulanmaktadır.
Coğrafi Konum ve Kayanın Yapısı
Amasya, Orta Karadeniz Bölgesi'nin iç kesiminde, Karadeniz kıyısını Anadolu'nun içine bağlayan yolların kavşağında yer alır. Kent, doğu-batı doğrultusunda uzanan ve yüksekliği iki bin metreyi bulan dağlar arasında Yeşilırmak'ın açtığı derin bir vadide kurulmuştur. Yeşilırmak kıvrılarak doğuya doğru akar ve kentte Tersakan Çayı ile birleşerek geniş bir havza oluşturur. Havzanın kuzeyinde yükselen koni biçimli kireçtaşı kütlesi binlerce yıldır Harşena Dağı adıyla bilinir ve Jura dönemine tarihlenir. Vadi tabanı denizden yaklaşık 400 metre yüksekliktedir; kaledeki 700 metrelik rakımın bir bölümü bu tabandan gelir.
Dağın zirvesinde iki düzlük bulunur; güneyinde ise ırmağa kadar uzanan yarlar vardır. Doğu ve batı yamaçları da dik ve kayalıktır. Bu topografya antik kente neredeyse doğal bir kalenin sağladığı savunma avantajını vermiştir. Kale ile kral mezarlarının Yeşilırmak ve vadisiyle birlikte oluşturduğu manzara, UNESCO başvurusunda doğal-kültürel peyzaj olarak gerekçelendirilmiştir. Mezarlar nedeniyle bölge yabancı yazında "Krallar Vadisi" adıyla da anılır.
Strabon'un Gördüğü Kale
Kalenin en eski ve en değerli tanığı Strabon'dur. Yaşadığı yıllar kaynaklarda farklı verilir: kimi yerde MÖ 63 ile MS 19 dolayı, kimi yerde MÖ 64 ile 24 yazılır. Coğrafya adlı eserinin XII. kitabında, doğduğu kent Amaseia'yı büyük ve derin bir vadide, Iris (Yeşilırmak) kıyısında anlatır. Ona göre kent hem şehrin hem kalenin avantajını bir arada taşır: Nehre doğru inen yüksek ve dik bir kaya vardır; bir yanında nehir kıyısındaki şehri çeviren sur, öbür yanında doruklara tırmanan duvar yer alır. Doruklar ikidir ve çok dar bir boyunla birbirine bağlanır; nehir kıyısından boyuna çıkış her iki yanda beş altı stadion, boyundan zirvelere ise bir stadionluk sarp bir yokuş sürer ve bu yokuş her saldırıya karşı üstündür. Bu çevrenin içinde kralların sarayları ve anıtları bulunur.
Strabon ayrıca kayanın içinde su depoları bulunduğunu, nehre doğru ve boyuna doğru oyulmuş iki boru biçimli kanal sayesinde kentin susuz kalmadığını, nehir üzerinde iki köprü bulunduğunu yazar; Amaseia'nın eskiden krallara verildiğini, kendi döneminde ise bir eyalet olduğunu da ekler. Sarnıçların, kanalların ve köprülerin yeri bugünkü Amasya ile karşılaştırılabilecek kadar belirgindir.
Kalenin Üç Bölümü
Kale üç bölümden oluşur: İçeri Şehir (Hatuniye Mahallesi), Kızlar Sarayı ve Yukarı Kale. Kazı başkanı Emine Naza Dönmez aynı düzeni yukarıdan aşağıya tarif eder: Harşena Kalesi olarak anılan Yukarı Kale, Kral Kaya Mezarları'nın önündeki teras olan Kızlar Sarayı ve bugün Hatuniye Mahallesi'nin bulunduğu Aşağı Saray. UNESCO başvurusu aynı bölümleri Yukarı Kale, Orta Kale (Kızlar Sarayı ve Kral Kaya Mezarları Alanı) ve İç Kale (Enderun Kalesi) olarak adlandırır; üç adlandırma birbirine karşılık gelir.
Yukarı Kale (Harşena)
Kalenin zirvesindeki bu bölüm, tepe noktasında kesme taş, sur duvarlarında moloz taş kullanılmasıyla bilinir. Dağ yamacındaki alt kademelerin surları çoğunlukla moloz taştan, üst kesimdeki daha özenli surlar ise kesme taştan örülmüştür; bu fark hem inşa dönemlerini hem de bölümlerin savunmadaki ağırlığını yansıtır. Harşena Dağı'nı çevreleyen surların toplam uzunluğu yaklaşık iki kilometredir ve bu surlar Antik, Orta ve Yeni Çağ'da inşa edilmiştir. Zirvede Cilanbolu sarnıç tüneli bulunur. Kale dizdarlarının, yani muhafızlarının oturduğu yer de burasıdır; yüzeyde bugün neredeyse hiçbir yapı izi görünmese de kazılar yeni katmanlar açığa çıkarmaktadır. Yer altında Osmanlı dönemine ait bir mahalle kalıntısı bulunduğu, ayrıca Doğu Roma dönemine ait üç kilisenin yeraltında olduğuna inanıldığı yazılır; bu son ifade bir inanıştır, kazıyla doğrulanmış bir bilgi değildir.
Kızlar Sarayı ve Kral Kaya Mezarları
Kızlar Sarayı, adıyla ilk bakışta şaşırtıcı bir yerdir; çünkü bu mevkii hem Pontus krallarının kaya mezarlarının hem de Osmanlı şehzadelerinin kullandığı sarayın bulunduğu bölgedir. Saray alanı Helenistik, Roma, Bizans ve Orta Çağ sur duvarlarını bir arada barındırır. Helenistik surların bir bölümü bugün de ayaktadır; bunlar düzgün, kalın ve bosajlı kesme taşlarla örülmüş izodom duvarlardır. İstanbul Üniversitesi'nin 2009'dan beri sürdürdüğü kazılarda Roma, Doğu Roma, Selçuklu ve Osmanlı yapı kalıntıları ortaya çıkarılmaktadır.
Osmanlı döneminde, 15. yüzyılda II. Bayezid'in kapıağası Firuz Ağa tarafından yaptırılan saray 150 yıldan uzun süre şehzadeler, hatunlar ve valiler tarafından kullanılmıştır; 16. yüzyılda ise İsfendiyar Çelebi'nin oturduğu bir saray anılır. Mevkii daha önce Candaroğulları Beyliği döneminde askerî üs olarak da kullanılmıştır. Gezgin Hans Dernschwam saray için, dış bölümünün taştan, iç kısmının tuğla ve ahşaptan yapıldığını ve Osmanlıların ordu çadırlarını buraya kurduğunu yazmıştır. Saray 1580'e kadar kullanılmıştır.
Alanda ayakta kalan iki hamam (Küçük Hamam ve Büyük Hamam) bugün gezilebilir. Büyük Hamam üzerine yapılan bir araştırmaya göre yapıda kitabe bulunmadığından yapım tarihi ve yaptıranı bilinmez; hamam soğukluk, ılıklık, sıcaklık, külhan ve su deposu bölümlerinden oluşur ve duvarlarında kaba yonu taş, moloz taş ve tuğla kullanılmıştır. UNESCO başvurusu iki hamamı 14. ve 15. yüzyıllara tarihler. Aynı alanda Ceylan Yolu ve Ceylan Tüneli de anılır; Ceylan Tüneli'nin ırmağa ulaştığı iddiası ise kazılarla desteklenmiş değildir.
Aşağı Kale: Hatuniye
Yeşilırmak'ın kıyısı boyunca uzanan bu bölümde antik sur duvarlarının üzerine Amasya evleri, hamamlar ve camiler inşa edilmiştir. Bölüm İstasyon Köprüsü ile Hükümet Köprüsü arasında yaklaşık 800 metrelik bir alanı kaplar; kıyı surlarının uzunluğu için ise 1200 metre de verilir. Dağa paralel sekiz teras üzerinde kurulu bu bölüme Alçak Köprü'den, İstasyon Köprüsü'nden, Sultan Bayezid Camii'nin karşısındaki Madenüs Köprüsü'nden ve Hükümet Köprüsü'nden girilebilir. Kızlar Sarayı, demiryoluyla Hatuniye'den ayrılmıştır. Kalenin dört kapısı Helkıs, Saray, Midenos ve Meydan adlarıyla anılır; kaynaklarda Helkıs yerine Belkıs, Midenos yerine Maydonos yazıldığı da görülür.
Hatuniye'deki yapıların çoğu iki yüz yıllık Osmanlı konutlarıdır: bodrum üzerinde yükselen, ahşap iskeletin arası kerpiç ya da tuğla dolgulu, iki veya üç katlı, dar sokaklara açılan çift kanatlı ahşap kapıları, cumbaları ve sürgülü pencereleri olan evler. Nehir kenarında ayrıca konak biçiminde yapılmış Yalıboyu Evleri vardır; bunlar yüksek duvarlarla çevrili, avlularında su kuyusu, ocak ve nar, dut ya da hünnap ağaçları bulunan yapılardır ve harem bölümleri kale surlarına yaslanır. Bu alanın altında Hitit çağından kalıntı bulunduğu da söylenir; şehir merkezinde bunu doğrulayan bir buluntu bildirilmemiştir.
Kral Kaya Mezarları
Amasya Pontus Krallığı'nın başkenti olduğunda, kralların anıtsal mezarları Harşena Dağı'nın güney yamacındaki kireçtaşı kayanın yüzeyine oyulmuştur. Kaynaklar farklı alanları saydığı için mezarların sayısı değişir; kale surları içinde 9, vadide ve kent çevresinde 21 kaya mezarı sayılır. Kızlar Sarayı bölgesindeki beş anıtsal mezar sırasıyla I. Mithridates, Ariobarzanes, II. ve III. Mithridates ile I. Pharnakes'e atfedilir. Mezarlar iki grup halindedir: I, II ve III numaralılar iyi korunmuş Helenistik surların yakınında doğuda, IV ve V numaralılar batıdadır. Mezar odalarının girişleri yüksekte açılmıştır ve bunlara yalnızca kayaya oyulmuş merdivenlerle ulaşılabilir.
Mezarlardan en büyüğü, I. Pharnakes'e atfedilen V numaralı mezardır. Üstündeki kaya yazıtı, kalenin komutanı (phrourarchos) Metrodoros'un krala bir sunak ve bir çiçek yatağı adadığını bildirir. Mezarların çevresine koridorlar açılarak kayada serbest duran yapılar izlenimi verilmesi planlanmış, ancak koridorlar yalnızca II, III ve IV numaralı mezarlarda tamamlanabilmiştir. UNESCO başvurusu V numaralı mezardaki çalışmanın yarım kalmasını Pharnakes'in kısa süre önce fethettiği Sinope'yi (Sinop) başkent yapma kararına bağlar; bu bir yorumdur, belge değil. Mezarların cephe düzenleri, ölçüleri ve mimari gelişimi Kral Kaya Mezarları yazısında ayrıntılı olarak anlatılmıştır.
Cilanbolu: Kalenin İçindeki Sarnıç Tüneli
Kalenin en çok merak edilen yapısı, Yukarı Kale'nin ortasında kayaya oyulmuş Cilanbolu tünelidir. Strabon'un kayanın içindeki su depolarından ve kayaya oyulmuş iki kanaldan söz eden tarifi bu yapıyla ilişkilendirilir; Evliya Çelebi'den 19. yüzyıl gezginlerine kadar kente uğrayan pek çok yazar da tünelden söz etmiştir. Halk arasında tünelin Leğen Kaya'ya, hatta Yeşilırmak'a kadar indiği, kuşatma sırasında kralın gizlice kaçması için açıldığı anlatılırdı. Amasya Müzesi'nin 2 Haziran ile 10 Ekim 2008 arasında yürüttüğü kazı ve temizlik çalışması bu anlatıları sınadı. Ana kayaya güney-kuzey doğrultusunda oyulmuş, yaklaşık yüzde 35 eğimli tünelin toplam uzunluğu 205 metre olarak ölçüldü; 356 basamağın sonunda 6,90 metre uzunluğunda ve 2,75 metre derinliğinde bir su haznesine ulaşıldı. Tünelin ırmağa ya da dışarıya açılan bir çıkışı yoktur. Kazı raporu yapıyı, önemli bir bölümü Pontus Krallığı döneminde kayaya oyulmuş, üst kısımları sonraki dönemlerde örülmüş bir su sarnıcı olarak değerlendirir; Leğen Kaya iddiasını ve tünele indirilen dalgıcın kaybolduğu rivayetini de asılsız bulur.
Kızlar Sarayı mevkiinin kuzeybatısındaki dik yamaçta yer alan Zindan Sarnıcı da Cilanbolu gibi kaya tüneli tekniğiyle, tonoz biçiminde ve taş basamaklı olarak açılmıştır; ikisi MÖ 1. yüzyıla tarihlenen anıtsal sarnıçlar arasında sayılır. Cilanbolu için yayınlarda 150 basamaktan 300 metrelik uzunluğa kadar birbirini tutmayan ölçüler dolaşır. Bu sayıların kazı raporuyla karşılaştırılması, tünelin Helenistik ve sonraki evreleri, dolgudan çıkan buluntular ve eski rivayetler Cilanbolu Tüneli ve Harşena Kalesi'nin Kayaya Oyulmuş Su Yolları yazısında ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Dönemlerin Kısa Özeti
- Tunç Çağı ve öncesi: Amasya'daki ilk yerleşimler Kızlar Sarayı mevkiinde ve güneyindeki terasta kurulmuş olabilir; kalenin kentleşme sürecinin ne zaman başladığı ise henüz saptanamamıştır. Amasya il sınırlarındaki çok sayıda höyük bu çağlara ait yerleşimleri gösterir, ama kentte ve kalede bu kadar eski bir yerleşimi kanıtlayan buluntu çıkmamıştır. Hitit çağında Amasya'nın Hatti Ülkesi'nin sınırında, Yukarı Ülke içinde kaldığı ve Yukarı Ülke'nin önemli kentlerinden Hakmis'in burası olabileceği düşünülür; bu görüş de arkeolojik bulguyla desteklenememiştir. Kazılarda bitkisel ve geometrik motifli boyalı çanak çömlek parçaları ile İskit tipi mahmuzlu tunç ok uçları bulunmuş; bunlar, siyasi açıdan Pers (Ahameniş) egemenliğinin, geleneksel açıdan Frig kültürünün etkisindeki bir yerleşime (MÖ 5. yüzyıl) işaret ediyor. Herodotos'un Amasya'dan hiç söz etmemesi, bu yerleşmenin henüz dikkat çekici bir nitelik taşımadığına yorulur. 2008'de Müze Müdürü Celal Özdemir'in kurtarma kazısında, terasların Yeşilırmak'a uzanan kesiminden fisto bezekli boyalı bir testi parçası çıktı; bu parça Demir Çağı yerleşmesinin ırmağa doğru uzandığının kanıtı sayılır. Müze kazılarından ele geçen bir pişmiş toprak riton (hayvan başı ya da gövdesi biçiminde antik kap) parçası da dikkat çekicidir.
- Pontus Krallığı: Başlangıç tarihi kaynaklara göre değişir: UNESCO başvurusu MÖ 301 der ve krallığı Pers satrapı I. Mithridates Ktistes'in kurduğunu, Amaseia'yı başkent seçtiğini yazar; başka kaynaklar MÖ 281, MÖ 3. yüzyıl ya da MÖ 333 ile MÖ 26 arasını verir. Kaya mezarları ve sağlam surlar bu dönemin damgasını taşır; Strabon'un anlattığı su sistemi de bu döneme bağlanır. Hanedanın Pers kökenine bağlı olarak Amaseia'da bir Ahura Mazda kültünün ve sunağının bulunduğu da ileri sürülmüştür; bölgenin öbür iki büyük dinî merkezi Zela ile Komana Pontika ise rahiplerin yönettiği tapınak devletleriydi. VI. Mithridates Eupator döneminde krallık bugünkü Türkiye'nin yanı sıra Rusya, Ukrayna, Gürcistan, Ermenistan, Bulgaristan ve Yunanistan sınırlarına kadar genişlemiştir. Onun oğlu II. Pharnakes MÖ 47'de Zela'da (Zile) Sezar'a yenildi; Sezar'ın "geldim, gördüm, yendim" sözü bu savaşın sonunda söylenmiştir.
- Roma ve Bizans: Roma egemenliğine geçiş için MÖ 63 ile MÖ 26 gibi iki tarih öne çıkar, Roma-Pontus savaşlarında kale ciddi biçimde tahrip olmuştur; egemenlik MS 395'e kadar sürer. nehir kenarındaki sur duvarları Roma dönemine tarihlenir. Kale Pers, Roma, Pontus ve Bizans egemenliklerinde defalarca saldırıya uğramış, yıkılmış ve yeniden onarılmıştır. Amasya MS 3. yüzyılda bir piskoposluk merkezi olarak önem kazandı; şehir 712'de Araplarca alındı, birkaç yıl sonra III. Leon'un (717-741) Bizans kuvvetleri onu geri aldı. Yukarı Kale kazılarında, sonradan Osmanlı camisinin yükseleceği alanın altında bir Bizans kilisesi ile antik döneme ait bir ateş sunağı bulunmuştur; bu, kaya üzerindeki yapıların farklı inançlara hizmet ederek yeniden kullanıldığını gösterir.
- Danişmendliler ve Selçuklular: Bizans elindeki kale, Danişmendlilerin Amasya'yı fethiyle (1075) Türklerin eline geçmiş ve ardından önemli bir onarım görmüştür. Kalede Türklere ait ilk yerleşme Danişmendli dönemindendir (1072-1178). Danişmendli Seyfeddin İsmail Han (ö. 1113) Aşağı Saray'da, bugünkü Hatuniye Mahallesi'nde Enderun (Loğ Minare) Camii'ni yaptırmıştır; kentin ilk ulu camisi olan bu yapı ve minaresi günümüze ulaşmamıştır. Anadolu Selçuklu Sultanı I. Mesud (1116-1156) ise 1146'da İç Kale'yi onarıp medrese, hamam ve ırmak kenarına bir saray yaptırmış, Amasya'yı merkez seçip bu sarayda yaşamıştır. Danişmendoğlu Melik Gazi'nin kalenin doğusunda, bugünkü Şamlar Camii'nin yerinde yaptırdığı cami şehrin en eski Türk yapısı sayılır. Selçuklular zamanında kale Samsun-Tokat yolunu denetleyen etkin bir askerî merkezdi ve şehir "Dârü'l-izz" unvanıyla anılırdı. Şehir, Baba İshak'ın başlattığı Babaî isyanına da sahne oldu; Baba İlyas yakalanıp kale burçlarında idam edildi. Moğollar 1243 Kösedağ Savaşı'ndan sonra şehri zaptetti.
- Beylikler ve erken Osmanlı: Eretna dönemi (1327-1381) emiri Şadgeldi Paşa (1360-1382) kaleyi onartmış, Harşena Kalesi'ne cami ve hamam yaptırmıştır; onarım 1369'a tarihlenir. Amasya'nın Osmanlı denetimine girişi 1386 olarak yazılır; kimi çalışmalarda Osmanlı dönemi 1393'ten, bir başka anlatımda ise Yıldırım Bayezid'in Kadı Burhâneddin ile mücadelesinin sonunda, 1398'den başlatılır ve şehrin idaresi oğlu Çelebi Mehmed'e bırakılır. Osmanlı döneminde Evliya Çelebi'nin andığı Yıldırım Han Camii, medrese, hamam ve hapishane Kızlar Sarayı ve Harşena çevresinde yapılmıştır. Çelebi Mehmed 1402'deki Ankara Savaşı'ndan sonra Amasya'ya çekilmiş ve kardeşleri İsa ile Süleyman'a karşı burayı hareket üssü yapmıştır; Timur'dan kaçarak kaleye sığındığı ise yerel bir anlatıdır. Amasya 1402'de "şehzadeler sancağı" olarak düzenlenmiş, burada on iki şehzade görev yapmış ve bunlardan yedisi tahta çıkmıştır.
- Son yüzyıllar: Kale 18. yüzyıla kadar kullanılmış, sonrasında askerî önemini yitirmiştir. Kalenin 13. yüzyıla kadar kullanıldığını söyleyen bir ifade de vardır; bu diğerleriyle uyuşmaz ve açıklanmamıştır.
Onarım listesi de dönemin bir özeti gibidir: 1075 sonrasında Danişmend Ahmed Gazi, I. Mesud (1146), I. Alâeddin Keykubad (1222), Gümüşlüzade Tacettin Mahmud Çelebi (1319), Şadgeldi Paşa (1369), Osmanlı döneminde II. Murad, Şehzade Ahmed'in emiri Mustafa Bey (1511) ve Hoca Ahmedpaşazade Ali Bey (1669). Aynı listede II. Murad onarımı "1149" olarak yazılıdır; II. Murad 15. yüzyılda hüküm sürdüğü için bu açıkça bir yazım hatasıdır ve muhtemelen 1449 kastedilmektedir, ancak bunu doğrulayamadım.
Gezginlerin ve Kayıtların Gördüğü Kale
16. yüzyıl başlarında kalede bir dizdar, bir kethüda ve elli yedi nefer muhafız görev yapıyordu. Kale içinde kale hizmetlilerinin oturduğu kerpiç evler vardı; her gün sabah ve akşam kaleden şehre doğru borazan ve davul sesi yükselirdi. Şehri 7 Nisan 1555'te Avusturya elçilik heyetiyle ziyaret eden Dernschwam aynı yılın 14 Nisan'ında çıkan büyük bir yangını da kaydeder; yanan evler kısa sürede yeniden yapılmıştır. Şehzade sarayını başka bir yerde, dağın eteğinde, etrafı bahçeli, tek katlı basit bir tuğla bina olarak tarif eder ve Kanunî'nin burada kaldığını yazar. Bu tarifin Kızlar Sarayı'ndakiyle aynı yapıya ait olduğu belgelenmiş değildir.
1640'ta Amasya'ya gelen Evliya Çelebi kaleyi şöyle özetlemiştir: beş köşeli kırk bir kulesi vardır; içinde saraylar, cephanelikler, erzak ambarları, su sarnıçları ve Tozanlı Suyu'na inen su yolları bulunur; kalenin altı mağaralarla doludur. Celâlî eşkıyasının saldırıları sırasında şehrin zenginlerinin kıymetli eşyalarını kaleye taşıyıp sakladıklarını da aktarır. Bu tarif, bugün görülen kalenin çok daha geniş ve işlek bir hâlini düşündürür. Zirvede iz bırakmayan yapıların çoğu, o yıllarda gezginlerin gözünün önündeydi.
Kazı Bulguları
Kalede sistemli çalışmalar 2006'da başladı. 2006-2008 arasında Kızlar Sarayı alanında ve kalede arkeolojik kazılar yapıldı, kale surlarının rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri 2007'de hazırlandı ve surların büyük bölümü onarıldı. 2009'dan itibaren kazıları İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü'nden Emine Naza Dönmez başkanlığında yürütülmektedir; çalışmalar Harşena (Yukarı Kale) ve Kızlar Sarayı olmak üzere iki alanda sürer. İlk sezonda toprak altındaki bina temellerini belirlemek için jeofizik (manyetik) yöntem kullanıldı. Harşena'daki top kulesinin kuzeyinde, Osmanlı öncesine ve Osmanlı dönemine ait iki kültür evresi ile arazinin eğimine uygun teraslama sistemiyle kurulmuş, dört farklı mimari dönemi gösteren yapılaşma tespit edildi.
Bulgular kalenin gündelik hayatını da aydınlatıyor. 2015 çalışmalarında kuzeybatıdaki duvarların önünde, üçü Memlûk Sultanı Kayıtbay (1468-1496), biri Tomanbay (1516-1517) dönemine ait dört altın sikke bulundu. Dönmez "eşrefi" adı verilen bu sikkelerin hem Amasya tarihi hem Osmanlı-Memlûk ilişkileri bakımından önemli olduğunu yazar; iki tanesi Amasya Müzesi'ndedir. Sikkelerin Amasya'ya nasıl geldiği kesin değildir; Dönmez, Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferine Amasya sancağından katılan askerlerin dönüşte yanlarında eşyalarla birlikte eşrefi getirmiş olabileceğini ileri sürer. Bu bir varsayımdır.
2010'da Kızlar Sarayı alanında 6663 adet pul sikke içeren bir define açığa çıktı; yalnızca üçü damgalı olan bu sikkelerin hiçbiri okunabilir damga taşımaz. Gümüşhacıköy ve çevresindeki maden kaynakları nedeniyle Amasya Osmanlı için önemli bir darphane merkeziydi. Define ve Memlûk sikkelerinin yakınlığı, darphanenin burada olabileceği düşüncesini akla getirmiştir. 2018'de Yıldırım Han Camii alanında Sultan I. Selim adına Amasya'da basılmış bir gümüş sikke bulundu; ön yüzünde "Sultan Selim Şah", arka yüzünde Amasya'da darp edildiğini belirten ifade ve 918 (1512) tarihi okunur. Kazı ekibi bu bulguların aynı düşünceyi desteklediğini yazar. 2019 sezonunda kazı başkanı, Yıldırım Bayezid dönemine ait olabileceğini düşündükleri yaklaşık 700 yıllık bir cami kalıntısı, bir sokak ve olası bir zaviye bulunduğunu açıkladı. Dönmez'e göre cami, Osmanlılar Amasya'yı aldığında Yıldırım Bayezid'in kalede yaptırdığı yapıdır; Evliya Çelebi ve Hüseyin Hüsameddin de böyle bir camiden söz eder. Alanda çok sayıda çivi ve ahşap parçası bulunduğundan yapının kare planlı, minaresi kuzeybatıda yer alan ahşap ya da ahşap direkli bir cami olduğu düşünülür; ilerisinde mutfak ve depo kalıntıları ile kapkacak, zırh süsleri ve okçu yüzükleri gibi askerî malzeme ele geçmiştir. 2009-2021 arasında 216 adet lüle ve lüle parçası bulundu; bunlar 17.-19. yüzyıllara tarihleniyor.
Kalenin son onarımları ve restorasyon çalışmaları 2011-2013 yıllarında yapıldı. Koruma açısından Harşena Dağı birinci derece doğal sit, dağı, kaleyi, Kızlar Sarayı alanını ve Hatuniye dahil İç Kale'yi kapsayan 350.000 metrekarelik alan ise birinci derece arkeolojik sit olarak tescillidir. Kentteki 137 tescilli tarihî yapının 64'ü Hatuniye Mahallesi sınırları içindedir; kalenin doğu yamacındaki Helkıs Mahallesi de kentsel sit sayılır ve burada 16 tescilli geleneksel ahşap bina vardır. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın 2018'de yayımladığı Türkiye'nin en görkemli on üç kalesi sıralamasında Amasya Kalesi üçüncü sırada yer almıştır. Korumadan Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı sorumludur.
Konum ve Ulaşım
Kale, Hatuniye Mahallesi'ndedir ve Amasya şehir merkezinin kuzeyinde, Harşena Dağı üzerindeki kaleye şehirden çıkılır. Kızlar Sarayı ve kaya mezarları bölgesi, kalenin güney eteğinde, şehir merkezine yürüme mesafesindedir; İç Kale'nin üzerinde, Kral Kaya Mezarları'nın altında yer alır.
Yukarı Kale'ye ulaşım konusunda kaynaklar ayrışır. Bir gezi yazarı kalenin şehirden yaklaşık 300 metre yukarıda olduğunu, yürüyerek çıkışın yaklaşık 3,5 kilometrelik yokuş yol ve kabaca bir saat sürdüğünü, taksiyle de çıkılabildiğini yazar (2019). Başka bir kaynak zirveye araçla doğrudan çıkılamayacağını, bir bölümün yaya yapılması gerektiğini söyler. Gitmeden önce güncel durumu sormak yerinde olur.
Ziyaret İpuçları
Saat ve ücret bilgileri sık değişir; bu yüzden aşağıdakiler kesin kural olarak değil, örnek olarak okunmalıdır.
- Saatler: Kale 2024 tarihli bir haberde yaz döneminde 09.00-19.00, kış döneminde 08.00-17.00 saatleri arasında ziyarete açık olarak verilir. Bir eğitim sitesi ise haftanın her günü 08.00-17.00 yazar. Saatler akşam erken bittiği için, gün batımına göre plan yapılıyorsa önceden güncel saati öğrenmek gerekir.
- Ücret: Kral Kaya Mezarları ve Kızlar Sarayı'nın bulunduğu iç kalenin girişi ücretlidir. Bir gezi yazısı 2018'de giriş ücretini 6 TL, bir haber 2024 yazında 50 TL olarak verir; Müze Kart'ın geçip geçmediği konusunda da kaynaklar çelişir. Ücreti ve kart durumunu girişte sormak en güvenlisidir.
- Kazı alanları: Giriş kapısından sol tarafta kazı çalışmalarının sürdüğü alanlar görülebilir; bu alanlarda yönlendirmelere uyulmalıdır.
Kalenin Çevresinde Görülecek Yerler
Kale bir gezinin başlangıcı da, sonu da olabilir. Aynı rotada şu yapılar bulunur:
- Kral Kaya Mezarları: Kalenin güney eteğinde, Pontus krallarının anıtsal mezarları.
- Alçak Köprü: Roma döneminde kaleyi nehrin öbür yakasına bağlamak üzere yapılmış; 1865'te Vali Ziya Paşa köprü kemerleri üzerine ayaklar yaptırmıştır.
- Şehzadeler Müzesi: Alçak Köprü'nün ayağında, Kral Kaya Mezarları'nın eteğinde, Yeşilırmak kıyısındaki eski sur duvarları üzerinde iki katlı ahşap bir bina.
- Yalıboyu Evleri: Nehir boyunca, konak biçiminde yapılmış tarihî evler.
- Nehrin öbür yakası: Darüşşifa (1309), II. Bayezid Külliyesi (1486), Kapı Ağa Medresesi (1488) ve Gümüşlü Camii (1326) kale, Harşena Dağı ve tarihî köprülerle birlikte tek bir kompozisyon oluşturur. Amasya Müzesi, Hazeranlar Konağı, Bimarhane ve Ferhat ile Şirin Müzesi de şehir merkezinde kısa mesafeli duraklardır.
- Aynalı Mağara: Şehir merkezine yaklaşık 3,3 kilometre uzaklıktaki, cephesi cilalı bir kaya mezarı; yaygın anlatıya göre Helenistik dönemden kalan bir Mitra rahibinin anıtsal mezarı.
Bilgi ile Rivayet
Kale, hikâye üretmeye en yatkın yapılardandır; bu yüzden belgelenenlerle tartışmalı olanları ayırmak gerekir. Belgeli olanlar şunlardır: Strabon'un kale ve su kanalları tarifi; Pontus kral mezarları ve Pharnakes mezarının üstündeki Metrodoros yazıtı; Cilanbolu'nun 2008'deki kazı sonuçları (205 metre, 356 basamak, 6,90 x 2,75 metrelik su haznesi); kazıdan çıkan sikkeler, cami kalıntıları ve lüleler.
Rivayet ya da tartışmalı olanlar ise kaleyi kimin yaptırdığı (Karsan Han, Mithridates, Harsana), Cilanbolu'nun kralın gizli kaçış yolu olduğu, tünelin Yeşilırmak'a ya da Leğen Kaya'ya kadar indiği (kazı raporu bunu yalanlar), dalgıç hikâyesi ve kalenin tam kuruluş tarihidir. Mezarların koridorlarının yarım kalmasını Pharnakes'in başkenti Sinope'ye taşımasına bağlamak da bir yorumdur. Hangi taşın belgeye, hangisinin hikâyeye dayandığını bilmek, kaleyi yukarıdan Amasya'ya bakarak gezmeyi daha anlamlı kılar.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Strabon, Coğrafya (Geographica), XII. kitap, 3. bölüm, 39. paragraf.
- Abdizade Hüseyin Hüsameddin, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2007 (Doğanbaş ve Dönmez üzerinden).
Akademik çalışmalar
- Doğanbaş, M., "Amasya Merkez Harşena Kalesi Cilanbolu Tüneli 2008 Yılı Kazı ve Temizlik Çalışması", Müze Çalışmaları ve Kurtarma Kazıları Sempozyumu 18, 2010. kulturvarliklari.gov.tr
- Koşan, D., "Amasya Kızlar Sarayı Büyük Hamamı ve Korumaya Yönelik Öneriler", Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi SBE Dergisi, 2024.
- Canıbek, F. S., Amasya Harşena Kalesi ve Kızlar Sarayı Kazıları Lüle Buluntuları, yüksek lisans tezi, Bursa Uludağ Üniversitesi, 2021.
Resmî kaynaklar
- Kültür Portalı (T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı), "Amasya Kalesi" ve "Kızlar Sarayı" maddeleri. kulturportali.gov.tr
- T.C. Amasya Belediyesi, "Harşena Kalesi" ve "Amasya'nın Tarihi" sayfaları.
- T.C. Amasya Valiliği, "Kaleler" sayfası.
- UNESCO World Heritage Centre, Tentative Lists: "Mount Harşena and the Rock-tombs of the Pontic Kings" (2015). whc.unesco.org
- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, "Amasya" maddesi.
Diğer kaynaklar
- Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, "Amasya Kalesi" sayfası.
- Golcheshmeh, S., "Harşena Kalesi / Kızlar Sarayı", Online Türkiye Turizm Ansiklopedisi, 2020; Baldıran, Ş., "Amasya Kalesi", Online Türkiye Turizm Ansiklopedisi, 2019. turkiyeturizmansiklopedisi.com
- Dönmez, E. N., "Amasya Harşena Kalesi ve Kızlar Sarayı Kazılarında Ele Geçen Altın Memluk Sikkeleri Üzerine Düşünceler", Türk Tarih Kurumu. ttk.gov.tr
- Dönmez, Ş., "Öntarih ve Klasik Dönemlerde Amasya: Güncel Arkeolojik Bulgular", TÜBA-AR 16, 2016. dergipark.org.tr
- Anadolu Ajansı, "Amasya'da 700 yıllık cami kalıntısı ve sokak bulundu", 1 Eylül 2019.
- Gezi kaynakları: Gezgince (Amasya Kalesi sayfası), Gezer Döner (Amasya Kalesi, 2019), Karadeniz Gazetesi ("Amasya Harşena Kalesine gitmeden önce bilinmesi gerekenler").
- Castles.nl, "Amasya Castle"; Kültür Envanteri, "Amasya Kalesi".
- Vikipedi, "Amasya Kalesi" ve "Harşena Dağı" maddeleri (yardımcı kaynak).









