Bizans ile Sasani İmparatorluğu arasındaki uzun savaş 628'de Heraklios'un zaferiyle kapandığında, iki devlet de bitkin düşmüştü. Pontus ve Kappadokia yaylalarındaki Sasani işgali ancak 620'lerin sonunda sona ermiş, kentler yıpranmış, vergi düzeni bozulmuştu. Birkaç yıl içinde güneyden gelen yeni bir güç, Müslüman Arap orduları, Suriye'yi, Mısır'ı ve Ermenistan'ı Bizans'ın elinden aldı. Toros Dağları'nın ardında kalan Anadolu da yıllık seferlerin hedefi oldu. Yeşilırmak vadisindeki Amaseia, bu akınlar çağında yarımadanın kuzeydoğusundaki en önemli idari ve askerî merkezdi. Yedinci yüzyılın ortasından dokuzuncu yüzyılın sonuna kadar kenti ve çevresini ilgilendiren olaylar, hem Bizans'ın savunma düzenini hem de Arap akıncılarının güzergâhlarını anlamak için iyi bir örnek oluşturur.
Armeniakon Ordusunun Anadolu'ya Çekilişi
Müslüman fetihlerinin ilk dalgası Bizans'ın sahra ordularını ağır kayıplara uğrattı. Hayatta kalan birlikler imparatorluğun elinde kalan son geniş kara parçası olan Anadolu'ya çekildi ve yerleştikleri bölgelerin adıyla anılan askerî-sivil idare birimlerinin, yani thema'ların çekirdeğini oluşturdu. Ermenistan komutanlığına bağlı eski sahra ordusu, Armeniakoi, Pontus, Paphlagonia ve Kappadokia'nın bir bölümüne yerleştirildi, bölge de onların adını aldı. Armeniakon thema'sının 640'lı ya da 660'lı yıllarda oluştuğu kabul edilir. Heraklios'un Pers seferleri sırasında, 629'da, "Armeniakoi'nin tourmarkhesi George"dan söz edilmesi kimi araştırmacılara thema'nın çok erken var olduğunu düşündürür, ancak bölgenin komutanından açıkça söz eden ilk kesin kayıt 667-668 yıllarındaki Saborios isyanıdır. Merkez Amaseia'ydı. Thema'yı yöneten strategos, Anatolikon ve Thrakesion strategoslarıyla birlikte en üst sınıfta yer alır ve yılda kırk altın libre maaş alırdı.
Armeniakon, Bizans'ın İslam dünyasıyla paylaştığı kuzey sınırının hemen gerisinde uzanıyordu. Doğuda Ermenistan, güneyde Melitene (Malatya) ve Kappadokia bulunuyordu. Arap akıncıları yazın, sa'ife adı verilen yıllık seferlerle bu bölgelerden geçerek Anadolu içlerine giriyordu. Thema'nın komutanı bu yüzden yalnız bir taşra valisi sayılamazdı, doğudan gelecek her tehdidin ilk muhatabıydı. Büyüklüğü ve sınır konumu strategosunu imparatorluğun en güçlü adamlarından biri yaptı; sekizinci yüzyılda thema birliklerinin birçok isyana karışması da buradan doğdu.
Kalenin Savunma Değeri
Amaseia'nın güvenliği önce arazinin verdiği avantaja dayanıyordu. Amaseialı coğrafyacı Strabon, kenti hem şehir hem kale olarak elverişli bulur ve onu ırmağa doğru dik inen bir kaya üzerinde tarif eder. Kayanın iki zirvesi dar bir boyunla birbirine bağlanır, zirvelerde görkemli kuleler yükselir, krallara ait saraylar ve anıtlar surun içinde yer alır. Kayanın içine, biri ırmağa, öbürü boyna doğru iki tünel oyulmuş, bu sayede kent suyundan yoksun bırakılamaz. Irmağın üzerinde iki köprü vardır. Strabon'un tarif ettiği bu düzenin Arap akınları çağında ne kadarının ayakta olduğunu belgeler göstermiyor, ancak Harşena Dağı'nın dik yamaçları ve vadinin darlığı değişmemişti.
Kalenin kimin tarafından yaptırıldığı kesin olarak bilinmez. Kimi anlatılar kökenini Pontus kralı Mithridates'e kadar götürür, ancak yapının asıl önemi, çağlar boyunca onarılıp elden ele geçse de savunma değerini yitirmemesinde yatar. Bizans komutanları yedinci ve sekizinci yüzyılda Arap ordularıyla açık meydan savaşından genellikle kaçındı, ordularını korumak için müstahkem yerlere çekildi, akıncılar dönerken onları yıpratmaya çalıştı. Bu tutum ancak 740'tan sonra karşı akınlara dönüştü. Akınların yoğun olduğu yıllarda çevredeki köylüler için kale ve çevresindeki kayalık sığınaklar can güvenliğinin tek dayanağıydı.
Yedinci Yüzyılın Ortasında Pontus'a Yönelen Akınlar
Muaviye, Şam valiliği döneminde ve halifeliğinin ilk yıllarında Bizans'a karşı seferleri düzenli hâle getirdi. Müslüman ordular daha 640'larda Anadolu'nun içlerine girmeye başlamıştı; 647'de Kappadokia'nın büyük kenti Kayseri (Caesarea Mazaca) yağmalandı, Muaviye'nin komutasındaki ordular Amorion'a kadar uzandı. Amaseia'nın yakın çevresine ilişkin ilk ayrıntılar, Ankara-Amaseia yolu üzerindeki komşu kent Euchaita ile ilgilidir. Pontus'un önemli bir hac merkezi olan ve Amaseialı Aziz Theodoros'un anısına bağlı bu kasabaya 640'ta bir Arap saldırısı yapıldığı, 663'te ise akıncıların kenti ele geçirdiği, Aziz Theodoros kilisesini yıktığı, yağma yaptığı ve kışı orada geçirdiği bildirilir. Halk bu sırada çevredeki müstahkem sığınaklara kaçmıştı. Kent sonradan yeniden kuruldu ve toparlandı. Sekizinci ya da dokuzuncu yüzyılda yazılmış bir azizler yaşamına göre Aziz Theodoros'un kalıntıları o sıralarda hâlâ Amaseia'daydı; Euchaita Hıristiyanları ise bunların kendi kentlerine taşınmasını giderek artan bir ısrarla istiyordu.
Arap tarih yazıcıları Muaviye'nin halifeliğindeki ilk Bizans seferini 662 ya da 663'e koyar ve bu seferde bir Bizans ordusunun ağır bir yenilgiye uğradığını yazar. 664 ya da 665'te Abdurrahman b. Halid, kuzeydoğu Anadolu'daki Koloneia'ya akın düzenledi. Koloneia, bugünkü Şebinkarahisar çevresindeki bölgedir ve Armeniakon'un doğu kanadını oluşturuyordu. Bu seferler, Pontus'taki Bizans varlığını ve thema'nın karargâhı olan Amaseia'yı sürekli bir baskı altında tutuyordu.
Saborios'un İsyanı ve Halife ile Pazarlık
İmparator II. Konstans yıllardır Sicilya'daki Syrakusa'da oturuyor, Konstantinopolis'i genç oğlu IV. Konstantinos'a bırakmıştı. İmparatorun yokluğunda Muaviye, özellikle Armeniakon'a yönelik yıkıcı akınlar gönderdi. 667'nin sonlarında Armeniakon strategosu Saborios, öbür thema'ların askerlerinin birçoğunun Konstans'la birlikte Sicilya'da bulunmasından yararlanarak isyan etti. Theophanes onun Pers kökenli olduğunu, adının Şapur'dan geldiğini yazar, çağdaş araştırmacıların çoğu ise Saborios'u Ermeni sayar. Saborios arkasını güvene almak için generallerinden Sergios'u Şam'a, halifenin yanına gönderdi. İstanbul'daki yönetim de kubikularios Andreas'ı Muaviye'ye yolladı. Theophanes'e göre Saborios "bütün kamu gelirleri" kadar ağır bir haraç önermişti, Andreas bu teklife denk bir karşılık veremedi ve Muaviye, Saborios'a asker göndermeyi kabul etti. Andreas yine de Sergios'u Kilikia'daki Arabissos yakınında bir geçitte yakalatmayı başardı; Sergios hadım edildi ve kazığa oturtuldu.
Doğu kanadını güvenceye alan Saborios batıya, Konstantinopolis'e doğru ilerledi ve Anadolu'nun büyük bölümünü denetimine aldı. Bithynia'daki Hadrianopolis'te ordugâh kurdu, orada birliklerini eğitirken Arap ordusunun gelişini ve imparatorluk yanlısı patrikios Nikephoros'un ordusunu bekliyordu. Bu sırada atı ürktü, başını bir kent kapısına çarptı ve Saborios öldü. Başsız kalan Armeniakon askerleri hızla teslim oldu. Arap ordusu karışıklıktan yararlanıp Boğaz'a kadar akın etti, Amorion'u aldı; şehir aynı kış Bizanslılarca geri alındı. İsyan Bizans'a toprak kaybettirmedi, ancak bir thema ordusunun kayıtlara geçen ilk isyanı olarak sonraki yüzyılda tekrarlanacak benzer girişimlerin önünü açtı. Bizans ve Süryani kaynaklarında, bir isyancının ya da Müslümanlarla anlaşan bir komutanın ölümle karşılaşacağına dair sık tekrarlanan inanç da bu olaydan beslenir. Kaynaklar bu olayda Amaseia'nın başına gelenleri ayrıca belirtmez.
Sebastopolis Savaşı
680'de kurulan barış, 692'de II. Iustinianos'un haraç düzenini bozmasıyla sona erdi. Iustinianos sikkelerin bir yüzüne kendi portresini, öbür yüzüne İsa'nın portresini bastırmış, halife Abdülmelik de İsa figürsüz, biraz daha hafif sikkeler çıkarınca imparator haracın eksik ödendiğini ileri sürerek antlaşmayı bozmuştu. Savaş, Armeniakon'un tam ortasındaki Sebastopolis'te (bugünkü Sulusaray yakınları) yapıldı. Anatolikon strategosu Leontios komutasındaki Bizans ordusu, Muhammed b. Mervan'ın kuvvetleriyle karşılaştı. Araplar bozulan antlaşmanın metinlerini bayrak yerine kullanarak davalarının haklılığını vurguladı. Bizans ordusu başlangıçta üstündü, ancak Iustinianos'un Balkanlar'dan getirip Opsikion'a yerleştirdiği Slav birliğinin başındaki Neboulos, adamlarının büyük bölümüyle, yaklaşık yirmi bin kişiyle, Arap tarafına geçti. Neboulos'un Muhammed b. Mervan tarafından satın alındığı ileri sürülür. Bu ihanet yenilgiyi belirledi. Savaştan sonra Arap akınları yeniden başladı; Neboulos ve adamları Suriye'ye yerleştirilip sonraki Anadolu seferlerinde kullanıldı.
712: Mesleme Amaseia'yı Alıyor
Amaseia'nın Arap ordusunca ele geçirildiği kaynaklarda açıkça kayıtlı olan olay 712'dedir. Halife I. Velid'in kardeşi Mesleme b. Abdülmelik 705'ten itibaren yıllık yaz seferlerine komuta ediyordu. 707-708 kışında Tyana'yı kuşattı; bir Bizans yardım ordusunu bozguna uğratınca şehir baharda teslim oldu. Aynı yaz Amorion yakınında bir Bizans ordusunu yendi, 709'da İsauria'ya akın etti. 710'da Cezire, Ermenistan ve Azerbaycan valiliğine getirilince halifeliğin kuzeybatı sınırının tümü onun komutasına girdi. Bu konumdan giriştiği seferlerde 712'de Galatia'yı yıktı ve Amaseia'yı aldı. Theophanes ile Süryanice 1234 Tarihi, Mesleme'nin Amaseia'yı çevredeki kalelerle birlikte ele geçirdiğini ve çok sayıda esir aldığını kaydeder. Türkçe İslam kaynaklarında da Mesleme'nin 711-712 seferlerinde Amasya'yı ve çevresindeki bazı merkezleri fethettiği yazılır. Mesleme 714'te Melitene'yi aldı ve Galatia'yı yeniden yağmaladı.
Kaynaklar 712'deki alışın nasıl gerçekleştiğini, kuşatmanın ne kadar sürdüğünü, kalenin direnip direnmediğini aktarmaz. Kentin Arap yönetiminde ne kadar kaldığı da belirsizdir. Mesleme'nin Amaseia'yı yalnız kısa süreli bir akınla mı yoksa bir garnizon bırakarak mı ele geçirdiği, elimizdeki kayıtlardan anlaşılmaz. Yalnızca kentin sonraki yıllarda yeniden Bizans denetiminde göründüğü bilinir; İmparator III. Leon dönemindeki Bizans kuvvetlerinin şehri ele geçirdiği, Türkçe kaynaklarda da kısaca anılır.
Mesleme 715-716 yıllarında Konstantinopolis'e yönelik büyük seferin hazırlıklarına girişti. Bizans'ta bu sırada iç savaşa yakın bir karışıklık vardı. Anatolikon strategosu Konon, yani sonradan III. Leon adıyla tahta çıkacak komutan, Mesleme ile temas kurmuştu ve Arap komutan onu müttefik sayıyordu. Armeniakon strategosu Artabasdos da Leon'un yanındaydı. Mesleme 716'da Toros'u aşıp Amorion'a yürürken, valilerini dost bildiği Armeniakon ve Anatolikon topraklarını yağmalamadı. Leon 717'nin mart ayında Konstantinopolis'te imparator olarak tahta çıkınca Artabasdos'a kouropalates unvanını verdi ve kızı Anna'yı onunla evlendirdi. Artabasdos o sırada Armeniakon'un da komutanıydı ve bu sayede Amaseia'nın karargâhı, hanedanın yeni yöneticisi ile aynı çevrenin içinde kaldı. Arap ordusunun Konstantinopolis kuşatması 718'de başarısızlıkla sonuçlandı; yeni halife II. Ömer döneminde askerî harekât bir süre durduruldu.
Hişam Dönemi: 730 ve 740
Halife Hişam (724-743) döneminde Arap akınları 725-726'dan itibaren yeniden her yıl düzenlenir hâle geldi. Muaviye b. Hişam, Meymun b. Mihran ve Mesleme komutasındaki ordular Bizans sınırını aştı. Sonraki yıllarda Mesleme Kayseri'yi aldı, İbrahim b. Hişam birkaç önemli Bizans kalesini fethetti. Türkçe çalışmalarda bu dönemin seferlerinin Konya, Kemah, Kayseri, Malatya, Niksar, Çankırı ve Ankara'ya kadar uzandığı sayılır. Bu hat Amaseia'nın hem doğusunu hem batısını çevreliyordu. 730'un sonunda Armeniakon'a bağlı Charsianon (Harsianon) kalesi, bugünkü Akdağmadeni yakınındaki Muşalikale, Arapların eline geçti. Theophanes bu olayı Mesleme'ye, Arap kaynakları Muaviye b. Hişam'a yazar. Kale sonraki yüzyıl boyunca iki taraf arasında sürekli el değiştirdi. Armeniakon'un güneyindeki bu kalenin düşmesi, Amaseia yönüne giden yolları açık bırakıyordu.
740'ta büyük bir Arap ordusu Akroinon (bugünkü Afyon yakınları) çevresinde III. Leon'un oğlu V. Konstantinos'un ordusuyla karşılaştı ve ağır bir yenilgiye uğradı. Bu bozgun, Anadolu içlerindeki yıllık Arap saldırılarının sonunu getirdi. Emevî devleti bu tarihten sonra kabile savaşlarıyla ve Horasan'daki hareketlenmeyle uğraşmak zorunda kaldı, Anadolu seferleri gündemden düştü. Bizans tarafında da savunma anlayışı değişti: 740'tan sonra Bizanslılar Arap topraklarına akınlar düzenlemeye, kayıp toprakları geri almaya başladı. Aynı dönemde Armeniakon askerleri bir iç savaşın ortasındaydı. 741'de V. Konstantinos'un eniştesi Artabasdos tahta el koydu, Armeniakon birlikleri onun yanında yer aldı. Artabasdos'un oğlu Niketas'ın komutasındaki bu birlikler 743'te Modrina'da yenildi.
Yerel Kronolojilerdeki Anlatılar ve Çekinceler
Amasya'nın tarihini anlatan yerel yayınlarda dolaşan bir sıralamada Mesleme'nin kenti 708'de aldığı, ertesi yıl Bizans'ın geri aldığı, 710'da yeniden kuşatıp 711-712'de Karaman Dağı yönünden şehre girerek Pontus'un fethini tamamladığı anlatılır. Aynı kronolojiye göre 716'da, 730-733'te ve 736-738'de kent birkaç kez Arap komutanlar ile Bizans valileri arasında el değiştirir. Bir Bizans patriğinin Battal Gazi adlı bir mücahit tarafından kılıçla öldürüldüğü, 751 dolaylarında Emevî hanedanından kaçan bir prensin kentte öldürüldüğü, 761'de Abbasi kuvvetlerinin şehri aldığı gibi ayrıntılar da bu anlatılara aittir. Adlar ve tarihler Theophanes ile Arap tarih yazıcılarının kayıtlarıyla örtüşmez. Doğrulanabilen olaylar 712'deki alış, 730'da Charsianon'un düşmesi ve 740'taki Akroinon yenilgisidir. Yerel kronolojideki 730 yılı Amaseia'ya bağlanmış olsa da güvenilir kaynaklarda bu tarihte Arapların aldığı yer Charsianon'dur. Bu nedenle anılan ek ayrıntılar kesinleşmiş bilgi olarak ele alınamaz.
Abbasiler Döneminde Sınır Boyu Akınları
Abbasilerin başkenti Bağdat'a taşımasıyla Bizans cephesindeki baskı bir süre hafifledi, ancak sınırdaki çatışmalar hiçbir zaman tümüyle kesilmedi. 778'de Bizanslılar Suriye'ye karşı, çeşitli thema ordularından oluşan büyük bir sefer düzenledi; Armeniakon birlikleri strategos Karisterotzes komutasında bu seferde yer aldı. 782'de Harun er-Reşid, Tatzates adlı Ermeni komutanın Arap tarafına geçmesinin de yardımıyla Boğaz'a kadar ilerledi ve Bizans uygun şartlarla barışa zorlandı. 797-798'de Abdülmelik b. Salih Kappadokia ve Galatia'ya girdi, Ankara'ya ulaştı ve Bizans'ın büyük ordu üssünü yağmaladı.
Amaseia çevresindeki dikkat çekici bir kayıt 810-811 yıllarına aittir. Euchaita yakınında Arapların elde ettiği bir zaferde Armeniakon strategosu ve hazinesi ele geçirildi. Kaynaklar olayı 810'a, bir başka anlatımla 811'e yerleştirir. Armeniakon thema'sının maaş ödemesi olan roga'nın, 93.600 nomisma tutarındaki parasının Araplara kalması bu kaybın boyutunu gösterir. Maaşın ödenmesi ordunun ayakta kalması için vazgeçilmezdi. 830'da Halife Me'mun Kappadokia'ya girip Tyana'yı aldı; 831'de İmparator Theophilos'un orduları Charsianon'da büyük bir Abbasi akıncı ordusunu yok etti ve ardından Kilikia'yı yağmaladı.
838: Dazimon Savaşı
Amaseia çevresinde yaşanan en büyük çatışma, 838 yazında Dazimon ovasında gerçekleşti. Theophilos 837'de Fırat boylarına sefer düzenlemiş, Arsamosata ile Sozopetra'yı yıkmış, Melitene'den haraç ve rehine almıştı. Halife Mutasım karşılık olarak Anadolu'nun en büyük kentlerinden biri olan ve hüküm süren hanedanın kökeni sayılan Amorion'u almaya karar verdi. Kaynaklara göre askerleri kalkanlarına ve sancaklarına "Amorion" yazmıştı. Tarsus'ta toplanan ordu iki ana kola ayrıldı. Halifenin komutasındaki ana ordu Kilikya Kapıları'ndan Kappadokia'ya girecek ve Ankara'ya yürüyecekti. Uşrusana prensi Afşin'in komutasındaki, içinde on bin kadar Türk atlı okçunun bulunduğu ve yirmi ila otuz bin kişi olduğu tahmin edilen ikinci ordu, Melitene emiri Ömer el-Akta ve Ermeni prenslerinin birlikleriyle Hadath geçidinden Armeniakon'a girecekti.
Haziran ortasında Afşin Anti-Toros dağlarını aşıp Amaseia ile Tokat arasındaki Dazimon kalesinin yakınında ordugâh kurdu. Dazimon, Bizanslıların da toplanma noktası olarak kullandığı stratejik bir yerdi. Theophilos bu hareketleri temmuz ortasında öğrendi; küçük bir kuvveti Kilikya Kapıları yönündeki halife ordusunu gözetlemek üzere bırakıp ordusunun büyük bölümüyle doğuya, Afşin'in üzerine yürüdü (araştırmacılar ordunun büyüklüğünü yaklaşık yirmi beş ila kırk bin kişi arasında tahmin eder). 21 Temmuz'da iki ordu birbirini gördü, Bizans ordusu Dazimon'un güneyindeki Anzen tepesine yerleşti. Theophobos ile Okulların Domestikosu Manuel gece baskını önerdi, imparator ise ertesi güne bırakmaya karar verdi. 22 Temmuz sabahı başlayan çarpışmada Bizanslılar önce üstün geldi, karşı kanadı geriye attı ve üç bin Arap'ı öldürdü. Öğleye doğru Theophilos öbür kanadı güçlendirmek için iki bin askerle Kürt birliğini sahadan ayırdı; Afşin'in atlı okçuları tam bu sırada karşı saldırıya geçti. Bizans askerleri imparatoru yerinde göremeyince onun öldüğünü sandı ve geri çekilme bozguna dönüştü.
Theophilos muhafız birlikleri ve Kürtlerle Anzen tepesinde çevrilmişti. Ani bir yağmur Türk yaylarının kirişlerini gevşetip kullanılamaz hâle getirdi, Afşin ise mancınık getirtti. İmparator Arap hatlarını yararak, birçok yara alıp Khiliokomon'a ulaştı. Onu kurtaranın Manuel mi Theophobos mu olduğu kaynaklarda farklı anlatılır. Dazimon yenilgisinin ardından Ankara boşaltıldı, Arap orduları birleşip Amorion'a yürüdü ve şehir iki haftalık kuşatmadan sonra düştü. Yaklaşık yetmiş bin olan nüfusun ancak yarısının hayatta kaldığı, kalanların köle olarak satıldığı yazılır. Olay dokuzuncu yüzyıl Bizans'ının en ağır darbelerinden biriydi, ancak Abbasiler başarıyı sürdürmedi ve halife ülkesindeki isyan haberleri üzerine geri döndü. Theophilos'un öldüğü söylentisi İstanbul'da yayılınca Hıristiyanlığa geçmiş Kürt birliğinin komutanı Theophobos Sinope'de imparator ilan edildi, ertesi yıl barışçıl biçimde teslim oldu ve "Pers" birliği dağıtıldı. Dazimon, orta dönem Bizans ordusunun Türk atlı okçularıyla ilk karşılaşması olarak da önemlidir. Aynı toplulukların torunları olan Selçuklular, yüzyıl sonra Anadolu'da Bizans'ın başlıca rakibi olacaktı.
Thema'nın Parçalanması ve Savunma Düzeni
Akınlar sürerken Bizans sınır bölgelerindeki savunmayı yeniden örgütledi. Sekizinci yüzyılın sonlarında ve dokuzuncu yüzyılın başlarında, Anadolu'nun içlerini Arap akınlarından korumak için kleisourai denen küçük sınır bölgeleri kuruldu. Terim önceleri stratejik öneme sahip tahkimli dağ geçitleri için kullanılırdı, sonra bütün bir bölgeyi bir kleisourarkhes komutasında ayrı bir komutanlık yapma anlamını kazandı. Bu komutanların görevi, küçük ve orta ölçekli akınlara karşı bölgesel gerilla savaşı yürütmekti. Armeniakon bu bölünmeden etkilendi: büyük thema'nın güneyinde ve doğusunda Charsianon ile Kappadokia önce kleisoura, sonra tam thema oldu. Yaklaşık 819'da Paphlagonia ile Khaldia kıyı thema'ları ayrıldı, Koloneia bölgesi önce bir dux, 863'e doğru bir strategos yönetimine verildi. Armeniakon batı Pontus'u kapsayan bir çekirdeğe indi.
Dokuzuncu yüzyılda Armeniakon bölgesinin dokuz bin kişi kadar asker çıkarabildiği ve on yedi kaleyi barındırdığı kaydedilir. Charsianon 863-873 arasında tam thema düzeyine yükseltildi; Arap kaynaklarına göre strategosu dört bin kişilik bir kuvveti ve dört kaleyi komuta ediyordu. Arap akınlarının belirleyici dönemi 861'den sonra Abbasi devletinin zayıflaması ve Makedon hanedanı altında Bizans'ın güçlenmesiyle kapandı. Bölünmeler sırasında bile Amaseia kuzey Anadolu savunmasının merkezlerinden biri olarak kaldı. Strabon'un bir zamanlar huzurlu bir kültür kenti olarak betimlediği yerleşim artık orduların toplandığı, sığınakların hazırlandığı, kalelerin gözetlendiği bir sınır kentiydi.
Kronoloji
629: Armeniakoi'nin tourmarkhesi George'dan söz edilir; thema'nın erken varlığına işaret eden kayıt budur.
640'lar: Armeniakon thema'sı, Müslüman fetihlerinin ilk dalgasından geri çekilen birliklerden oluşur; oluşum sürecinin 660'lara dek uzadığı da ileri sürülür.
647: Müslüman akıncılar Kayseri'yi (Caesarea Mazaca) yağmalar.
663: Amaseia yolu üzerindeki Euchaita Arap akıncılarınca ele geçirilir, Aziz Theodoros kilisesi yıkılır.
667-668: Armeniakon strategosu Saborios isyan eder, Muaviye ona asker gönderir, isyan Saborios'un ölümüyle sona erer.
692: Sebastopolis Savaşı; Slav birliği Neboulos'un ihaneti üzerine Bizans yenilir.
712: Mesleme b. Abdülmelik Amaseia'yı çevredeki kalelerle birlikte alır.
716-718: Mesleme'nin Konstantinopolis seferi; Armeniakon strategosu Artabasdos III. Leon'u destekler.
730: Charsianon kalesi Arapların eline geçer.
740: Akroinon Savaşı; Arap ordusu V. Konstantinos karşısında yenilir.
743: Artabasdos'un oğlu Niketas ve Armeniakon birlikleri Modrina'da yenilir.
810 ya da 811: Euchaita yakınında Armeniakon strategosu ve hazinesi Araplara geçer.
831: Theophilos, Charsianon'da bir Abbasi akıncı ordusunu yok eder.
22 Temmuz 838: Dazimon (Anzen) Savaşı; Theophilos Afşin'e yenilir, ardından Amorion düşer.
863-873: Charsianon tam thema düzeyine çıkarılır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Strabon. Coğrafya, XII. kitap (Amaseia'nın tarifi).
Akademik çalışmalar
- Apak, Adem. "Emevîler Döneminde Anadolu'da Arap-Bizans Mücadelesi." Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 18/2 (2009): 95-122.
Kitaplar
- Haldon, John F. Byzantium in the Seventh Century: The Transformation of a Culture. Cambridge University Press, 1997.
- Haldon, John F. Warfare, State and Society in the Byzantine World, 565-1204. UCL Press, 1999.
- Treadgold, Warren T. Byzantium and Its Army, 284-1081. Stanford University Press, 1995.
Diğer kaynaklar
- Şahin, İlhan; Emecen, Feridun. "Amasya." TDV İslâm Ansiklopedisi. islamansiklopedisi.org.tr
- "Mesleme b. Abdülmelik." TDV İslâm Ansiklopedisi. islamansiklopedisi.org.tr
- Theophanes the Confessor. Chronographia (Anno Mundi 6204: Mesleme'nin Amaseia'yı alması).
- Prosopography of the Byzantine Empire I: Maslama 1.
- Armeniac Theme, Charsianon, Euchaita, Saborios, Sebastopolis ve Anzen savaşı maddeleri (Oxford Dictionary of Byzantium'a dayanan ansiklopedik derlemeler).
Çevrimiçi kaynaklar









