Pesteki fa diyezden bir oktav ve altı ses yukarıdaki re'ye uzanan "Dedem Beni Bir Bahçeye Gönderdi", Amasya'ya kayıtlı repertuvar eserleri içinde en geniş ses alanını kullanan ezgidir: künyesi on üç ses yazar. Rüstem Coşar bu deyişi 8 Temmuz 1943'te Merzifon'da, Mehmet Çelen'le birlikte, konservatuvarın derleme ekibine okumuştur ve kayıt bir plağın iki yüzünü birden doldurmuştur. Notayı İsmet Akyol yazmış, eser TRT repertuvarına 2708 numarayla, konusu "deyiş" olarak girmiştir. Her beytin sonunda dönen "bir hoş" sözü yüzünden türkü kimi yayınlarda "Bir Hoş" adıyla da anılır. Notanın başlığı "bahçeye" der, sözler ise yöre ağzıyla "bahçıya"; Nail Demircioğlu ile Haluk Yücel de türküyü bu ikinci biçimle listeler.

Künye

  • TRT repertuvar no: 2708, kırık havalar bölümü; konusu deyiş
  • Yöre: Amasya; repertuvar ilçe yazmaz, 1943 kaydı Merzifon'da alınmıştır
  • Kaynak kişi: Rüstem Coşar (icra eden de kendisi)
  • Derleyen: Ankara Devlet Konservatuvarı (Halil Bedii Yönetken, Muzaffer Sarısözen ve teknisyen Rıza Yetişen)
  • Derleme: 8 Temmuz 1943, Merzifon; konservatuvar listesinde "Koşuye(?) Makamı […'den ve Güheri'den]" başlığıyla, plak 1123/B-1 ve 1123/B-2, icracılar Rüstem Coşar ve Mehmet Çelen
  • Notaya alan: İsmet Akyol
  • Makam: Hüseynî dizisi; karar ve bitiş La
  • Usul: 7/8
  • Söz ve müzik: halk deyişi; derleme fişindeki, notaya geçmemiş son kıtada Kul Himmet mahlası geçer
  • TRT bağlantısı: TRT repertuvar no 2708. Eser bazında resmî bir TRT sayfası bulunmadığından künye, sözler ve kaynak kişiden alınmış ses kaydı için Repertükül.
  • Kültür ve Turizm Bakanlığı ses dosyası: Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü listesinde "Dedem Beni" adıyla, dinlemek için

Sözleri

Dedem beni bir bahçıya gönderdi
Vardım o bahçanın gülleri bir hoş
Yel eser de üğrün üğrün üğrünür
Üğrünür selvinin dalları bir hoş
Eğer o bahçanın bağbanı varsa
Gülünü derdirmiş gerçek er ise
Eğer o bahçanın ismi dil ise
Sultan serhoş olmuş dilleri bir hoş

Notadaki sözlükçe dört kelimeyi açıklar: üğrünmek sallanmak, salınmak; bağban bahçıvan; dermek toplamak; dil ise gönül demektir. İlk kıta düz söyleyişe şöyle aktarılabilir: dedem beni bir bahçeye gönderdi, vardım, o bahçenin gülleri ne hoştu; yel estikçe selvinin dalları usul usul sallanıyordu, o dallar ne hoştu. İkinci kıtada bahçe bir bilmeceye döner. Bahçenin bir bahçıvanı varsa ve o gerçek bir er ise gülünü derdirmiştir; bahçenin adı gönülse, orada sultan sarhoş olmuştur ve dilleri hoştur. Son dizede "dil" sözcüğü iki anlamıyla, hem gönül hem söz olarak birlikte çalışır.

Böyle okununca deyişin bahçesi tasavvufi şiirin bilinen gönül bahçesidir, gerçek er de yolun olgun kişisi. Alevi geleneğinde dede, topluluğa yol gösteren kişinin adıdır; ilk dizedeki "dedem" sözünün bu anlamda kullanılmış olması mümkündür, fakat notanın açıklamaları buna değinmez ve kelime pekâlâ büyükbaba anlamında da okunabilir.

Derleme fişinde notaya yazılmamış iki kıta daha bulunduğu, repertuvar notunda ayrıca kaydedilmiştir:

Zemheride ak güllerin açılır
İreyhanım cüml'aleme saçılır
Dost elinden bade gelse içilir
Badeyi verenin elleri bir hoş
Ezeli de deli gönül ezeli
Benzimize düştü gülün gazeli
Kul Himmet sevmez mi böyle güzeli
Ol ceylan bakışlı özleri bir hoş

Zemheri kışın en sert günleridir, ireyhan reyhan, bade ise içki. Kışın ortasında açılan ak güller ve dost elinden sunulan bade, bahçe imgesini meclise taşır. Son kıtadaki "gazel" sözcüğü burada şiir türünün adı olarak kullanılmamıştır, sararıp dökülen yaprağı anlatır: gülün solmuş yaprağı yüzümüzün rengine düştü, der söyleyen. Mahlasın bulunduğu bu kıta notaya alınmadığı için yaygın söyleyişte deyiş, bir şairin adını anmadan biter.

Hikâyesi

Deyişin hangi vesileyle söylendiğine dair basılı bir anlatı yoktur. Elde bulunan tek ipucu, konservatuvar listesindeki başlıktır. Köşeli ayraç içinde iki kaynak anılır; birinin adı okunamamış, ötekisi "Güheri" diye yazılmıştır. Derleme fişindeki son kıta ise Kul Himmet mahlasını taşır. Bu iki kayıt birbirini açıklamaz. Plağın iki yüzünün de bu parçaya ayrılmış olması, ayraçtaki iki adın aynı oturumda art arda okunan iki ayrı deyişe ait olabileceğini düşündürür; katalog bu konuda bir açıklama vermediği için bu yalnızca bir olasılıktır.

Müzikal Özellikleri

Ezgi Hüseynî dizisindedir ve 7/8'lik usulle ilerler; La'da karar verip yine La'da biter. Asıl dikkat isteyen ses alanıdır. En pes ses fa diyez, en tiz ses bir oktavın üstündeki re olarak verilmiştir; on üç seslik bu genişlik, repertuvardaki öteki Amasya eserlerinin çoğunun iki katına yakındır. Nail Demircioğlu'nun 48 türkülük tablosu diziyi de usulü de değiştirmeden aktarır; Haluk Yücel ise eseri kırık havalara katar ve usul tablosunda 7/8'liklerin sütununa yazar. Bir plağın iki yüzünü dolduran kaydın uzunluğu ile notadaki iki kıta arasındaki fark, derleme anında deyişin daha uzun okunduğunu gösterir; nota, fişteki dört kıtanın yalnızca yarısını taşır.

Okuyanlar ve Kayıtlar

Belgelere geçmiş ilk icra, Rüstem Coşar ile Mehmet Çelen'in 1943 plağıdır. Coşar aynı gün Merzifon'da "Engin Hüseynî" başlığıyla, listede "en eski tarikat makamı" diye nitelenen bir parça ile "Kandilli Kerem"i de okumuştur. Repertuvar notasının çevrimiçi kopyasına "kaynak kişiden" diye işaretlenmiş bir ses dosyası eklenmiştir. Bakanlığın Amasya'daki il müdürlüğü de "Dedem Beni" adlı bir ses dosyası yayımlamıştır, ancak okuyanın adı verilmemiştir. Bu iki kaydın dışında türküyü plağa ya da albüme okumuş bir sanatçıya taranan kaynaklarda rastlanmadı. İlin öteki türkü ve uzun havaları Yeşilırmak'ın Ezgisi başlıklı yazıda toplanmıştır.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Diğer kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar