Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Gönül sen kendini arif mi sandın
Doğruca bir kelam söyleyemezsin
Cahiller sözüne inandın kaldın
Sen kendini ehil eyleyemezsin
Düz yolda yürümez sarpa kaçarsın
Varıp bir cahile sırrın açarsın
Umman durur iken çaydan geçersin
Bir derin deryayı boylayamazsın
Daima mihmandır insan bu handa
Cümlemiz misafir kevn ü mekânda
Yaramaz eşyayı satma dükkânda
Dosta hayır amel taylayamazsın
Hayır amel ariflerde bulunur
Gün gibi her daim doğar dolunur
Âdem olan kemalinden bilinir
Aşk oduna sinen dağlayamazsın
İmdat kılın DERVİŞOĞLU kulunuz
Kurban olam pek yeğindir haliniz
Gidiyom usanıp kalın yalınız
Usanır yaylada yaylayamazsın

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey gönül, sen kendini arif mi sandın? Doğru dürüst bir söz söyleyemezsin. Cahillerin sözüne inanıp kaldın; sen kendini ehil, yani yetkin kılamazsın.

2. Düz yolda yürümez, sarp yere kaçarsın; varıp bir cahile sırrını açarsın. Umman dururken çaydan geçersin; derin bir deryanın dibine inemezsin.

3. İnsan bu dünya hanında her zaman bir misafirdir; hepimiz bu varlık âleminde konuğuz. İşe yaramaz malı dükkânda satma; dosta götürecek hayırlı ameli yükleyip hazırlayamazsın.

4. Hayırlı amel ariflerde bulunur; onlar gün gibi her zaman doğar, dolar. Adam olan olgunluğundan tanınır; sen sineni aşk ateşiyle dağlayamazsın.

5. Kulunuz Dervişoğlu'na yardım edin; kurban olayım, sizin haliniz çok üstündür. Usanıp gidiyorum, siz yalnız kalın; insan usanınca yaylada yaylayamaz, orada duramaz.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş dörtlüklü bir koşmadır ve on birli hece ölçüsüyle söylenmiştir (hece sayımı bizimdir). Her dörtlüğün dördüncü dizesi "-(y)emezsin, -(y)amazsın" ekiyle biter ("söyleyemezsin, eyleyemezsin, boylayamazsın, taylayamazsın, dağlayamazsın, yaylayamazsın"); bu ek redif, önündeki "söyle-, eyle-, boyla-, tayla-, dağla-, yayla-" kökleri kafiye görevi görür. İlk dörtlük çapraz kafiyelidir ("sandın, kaldın"), sonrakilerde ilk üç dize kendi aralarında kafiyelenir. Mahlas son dörtlükte geçer.

Anlam ve Söz Sanatları

Deyiş, âşığın kendi gönlüne yönelttiği sert bir eleştiridir. Gönül kendini arif sanır ama cahillerin sözüne kanmıştır; düz yolu bırakıp sarpa kaçar, sırrını ehil olmayana açar. Alevî-Bektaşî geleneğinde sırrı nadana, yani bilmeyene açmamak temel bir edeptir ve deyiş bu kuralı bir kusur listesi içinde hatırlatır. "Umman durur iken çaydan geçersin" dizesi, büyük bilgi kaynağını bırakıp sığ olanla yetinmeyi anlatan güzel bir karşıtlıktır.

Üçüncü dörtlükte dünya bir han, insan da hanın misafiri olarak görülür; bu, halk şiirinde ölümü ve geçiciliği anlatan yaygın bir benzetmedir. Dükkân ve eşya imgesi, dosta, yani Hakk'a sunulacak amelin bir yük gibi hazırlanmasını anlatır; "taylamak" yükü iki yana denk olarak bağlamaktır. Son dörtlükte âşık sözü ariflere çevirir, onlardan himmet ister ve aralarından usanıp ayrıldığını söyler. Son dizedeki yayla benzetmesi, usanan kişinin hiçbir güzel yerde duramayacağını anlatan bir halk deyişini hatırlatır.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

Kitaplar

  • Ali Cem Akbulut, Gazilerovacığı Âşıkları, İstanbul: KaraMavi Yayınları, 2010; metin: "Dervişoğlu", Alevi Deyişleri Nefesler Hakk Âşıkları, 21 Ağustos 2019, şiir no. 5. https://www.deyisler-nefesler.com/dervisoglu/

Çevrimiçi kaynaklar