Özgün Metin

Yâre añmışlar beni ol mâh-rû çıḳmış biliş
Saña ʿâşıḳdur dimişler bilmezem anı dimiş

Günümüz Türkçesiyle

1. Beni sevgiliye anmışlar; o ay yüzlünün beni tanıdığı ortaya çıkmış. "Sana âşıktır" deyince ise "Onu tanımam" demiş.

Edebî ve Tarihî Yorum

Ehlî burada bir dedikoduyu şiire çevirir; nükte iki mısra arasındaki çelişkide yatar. Birileri sevgiliye âşıktan söz etmiş; sevgili onu tanıdığını belli etmiş, "biliş", yani tanıdık çıkmıştır. Ama konuşanlar "Sana âşıktır" deyince sevgili birden "Bilmezem anı", onu tanımam der. Tanıma ile tanımama arasındaki bu geçiş, sevgilinin naz ve inkârını anlatır: âşık onun hafızasında vardır, ama âşıklığı kabul edilmez.

Beytin söyleyişi rivayet kipindeki "-mış" ekleriyle örülüdür: anmışlar, çıkmış, dimişler, dimiş. Âşık olaya tanık değildir, onu başkalarından duymuştur; bu da sahnenin hem gülünç hem acı tonunu artırır. Âşık Çelebi, Kınalızâde ve Hüsameddin'in üçü de beyti verir ve her biri küçük farklarla verir. Kınalızâde "sormışlar" ve "bilmiş" der, Hüsameddin ile Kınalızâde sevgiliyi "mâh-rû" yerine "bî-vefâ" diye anar. Burada Âşık Çelebi'nin metni izlenmiştir; Hüsameddin'in "bilmezin" biçimi ise eski Türkçedeki "bilmezem" ekinin sonraki bir okunuşu gibi görünür. Ehlî'nin şiirinin genel çizgileri Ehlî (Tayyibzâde Mehmed Efendi) yazısında anlatılmıştır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar