Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın kitabında adı geçen en eski Amasyalı şairlerden Ebü'l-Fazl künyeli Emîneddîn Mehmed Çelebi'nin hayatı, bir öğrencisinin talihine bağlanmıştır. Hüsameddin'e göre on dördüncü yüzyılın başında Amasya'da ders vermiş, Anadolu Selçuklu sultanı II. Mesud'un oğlu Altunbaş'ın hocası olmuş, Altunbaş'ın 718'de (1318-19) kaçıp gizlenmesi üzerine Arap ülkelerine gitmiş, Şam ve Halep'te bir süre kaldıktan sonra Mısır'a yerleşmiş ve orada müderris iken 726'da (1325-26) ölmüştür. Adına eklenen "el-Ummâsî" nisbesi, Amasyalı anlamına gelen el-Amâsî'nin bir söylenişidir ve memleketini Arap ülkelerinde de taşıdığını gösterir. Hüsameddin onu "edîb, şâir, mecîd" diye anar, ama tek mısraını kaydetmez ve bilgisini hangi kaynaktan aldığını söylemez. Altunbaş'ın kimliğini ayrıntılarıyla tartışan notlar için Emîneddîn Mehmed Çelebi-Ebu'l-Fazl el-Ummâsî başlıklı araştırmaya bakılabilir.

Hüsameddin'in Maddesi

Amasyalıdır. Abdürrahim bin Mehmed bin Yûsuf mahdûmudur. Türk ve Arap ulemâsından tahsîl-i ilim ve edeb edib Amasya'da bir müddet tedrîs-i ulûm ederek iştihâr etdi. Sultân Mes'ûd-i Selçûkî şehzâdesi Sultân Altunbaş Gâzi Çelebi muallimi oldu. 718'de Sultân Altunbaş'ın firâr ve ihtifâsı üzerine Arabistan'a gitdi. Şâm ve Haleb'de bir müddet oturup sonunda Mısır'a giderek orada ikâmet etdi. Orada müderris olup 726'da vefât eyledi. Ulum-i Arabiyye ve nakliyyede kâmil, fünûn-ı edebiyyede fâzıl, edîb, şâir, mecîd idi.

Bugün anlaşılacak dille: Amasyalıdır, Abdürrahîm bin Mehmed bin Yûsuf'un oğludur. Türk ve Arap âlimlerinden ilim ve edebiyat öğrenmiş, Amasya'da bir süre ders vererek tanınmıştır. Selçuklu Sultanı Mesud'un oğlu Sultan Altunbaş Gazi Çelebi'nin hocası olmuş; 718'de Altunbaş kaçıp saklanınca Arap ülkelerine gitmiş, Şam ve Halep'te bir süre oturduktan sonra Mısır'a yerleşmiştir. Orada müderris olmuş ve 726'da ölmüştür. Arap dili ilimlerinde ve nakle dayanan ilimlerde olgun, edebî sanatlarda faziletli, edip, şair ve usta biriydi.

Altunbaş'ın Hocası

Tâceddîn Altunbaş'ın Amasya'ya gelişi, babasının ikinci saltanatına bağlıdır. Son Selçuklu sultanlarından II. Gıyâseddîn Mesud, 1302'de tahta ikinci kez çıktıktan sonra Amasya'yı Gedegra ve Sinop'la birlikte "Gazi Çelebi" diye de anılan bu oğluna vermişti. Selçuklu ve İlhanlı dönemlerinde şehrin nasıl yönetildiği Anadolu Selçuklu döneminde Amasya valileri yazısında, Altunbaş'ın daha sonra Samsun yöresinde kurduğu beylik ise Beyliklerin mozaiği yazısında anlatılır. Bir anlatıma göre Altunbaş 1308-1318 arasında Amasya'da İlhanlılara bağlı bir sultan olarak hüküm sürmüştür; Hüsameddin'in "firâr ve ihtifâ" dediği 718 yılı bu dönemin sonuna denk gelir.

Şam, Halep ve Kahire o yıllarda Memlûk sultanlığının şehirleriydi. Emîneddîn Mehmed'in Mısır'da hangi medresede ders verdiğini, kimleri okuttuğunu ya da Arapça bir eser bırakıp bırakmadığını Hüsameddin söylemez. Memlûk dönemi biyografi kitaplarında bu künye ve nisbeyle açılmış bir kayda rastlanmadı; yapılan aramalar boşa çıktı.

Kaynakların Durumu

Maddenin ayrıntıları, kesin tarihleri ve Mısır'daki müderrislik bilgisi, Hüsameddin'in önünde yazılı bir kaynak bulunduğu izlenimini verir; ama kitap bu kaynağı göstermez ve başka bir belgeden doğrulanamaz. Altunbaş'ın Amasya'daki varlığı başka çalışmalarda da yer alır, fakat onun bir hocasından söz eden bir kayda rastlanmadı. Sayfadaki bilgiler bu yüzden tek kaynağa dayanır.

Şiiri

Şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin'in onu övdüğü alanlar, Arap dili ilimleri ve edebiyattır; Şam, Halep ve Kahire'de geçen bir ömrün şiirinin de büyük olasılıkla Arapça olduğu düşünülebilir, ama elde bunu gösterecek tek bir beyit yoktur.

Kronoloji

1302: II. Mesud, Amasya'yı oğlu Altunbaş'a verir; Emîneddîn Mehmed'in hocalığı bundan sonraki yıllara düşmelidir.

718 (1318-19): Altunbaş'ın kaçıp gizlenmesi üzerine Amasya'dan ayrılır, Şam ve Halep'e gider.

726 (1325-26): Mısır'da müderris iken ölür.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar