Şehzade Bayezid'in Amasya valiliği yıllarında şehzadeye şiirler ve kasideler sunarak onun yakınları arasına girenlerden biri, Enverî mahlaslı Amasyalı âlim Pîr Hasan Çelebi'ydi. Sonradan Tokat'a müderris olarak gönderildi ve kadılık yaparken 890'dan (1485) sonra öldü. Hakkında bilinenlerin hepsi Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın yedinci ciltteki beş cümlelik maddesine dayanır. Madde kısa olsa da iki somut ipucu verir: babasının adı Abdülkerîm Çelebi'dir ve imzası, Amasya'daki Temennâ Mahallesi'nde çeşme ve mektep yaptıran Hüsâmeddîn Temennâyî'nin vakfiyesinde şahit olarak geçer. Bayezid'in Amasya yıllarını ve "883 sarsıntısı"nı tartışan notlar Enverî Pîr Hasan Çelebi-Şeyhîzâde başlıklı araştırmadadır.

Hüsameddin'in Maddesi

Amasyalıdır. Abdülkerîm Çelebi mahdûmu olup ulemadan tahsîl-i ulûm ederek ders-i âm oldu. Amasya'da vâlî iken Sultân Bâyezîd-i Sânî'ye eş'âr ve kasâid takdîm ederek kurbiyyet kazandı. 883 sadmesinden bu da müteessir olup Tokat'a müderris olarak gönderildi. Ba'dehû kadı olup 890 sâlinden sonra vefât etdi. Fâzıl, şâir, müeddeb bir zât idi. Hüsâmeddîn Temennâyî Vakfiyesi'nde şâhid sıfatıyla imzâsı görüldü.

Günümüz Türkçesiyle: Amasyalıdır. Abdülkerîm Çelebi'nin oğludur; âlimlerden ders alarak ders-i âm, yani halka açık ders okutabilen bir hoca oldu. II. Bayezid Amasya valisiyken ona şiirler ve kasideler sunarak yakınlığını kazandı. 883 (1478-79) sarsıntısından o da etkilendi ve Tokat'a müderris olarak gönderildi. Sonra kadı oldu ve 890'dan sonra öldü. Bilgili, şair ve terbiyeli biriydi. İmzası, Hüsâmeddîn Temennâyî Vakfiyesi'nde şahit olarak görülmüştür.

Şehzadenin Meclisinde

Bayezid, babası Fatih Sultan Mehmed tarafından çocuk yaşta Amasya sancağına gönderilmiş ve 1481'de tahta çıkmak için şehirden ayrılıncaya kadar orada kalmıştı. Şehzadenin Amasya'daki çevresi ve sonraki saltanatı II. Bayezid yazısında anlatılır; Mihrî Hatun ve Müeyyedzâde Abdurrahman gibi şair ve âlimler de bu çevredeydi. Pîr Hasan Çelebi'nin bu meclise kasideyle girmesi, dönemin genç müderrislerinin şehzadeye yaklaşmak için izlediği olağan yoldur. Hüsameddin'e göre aynı yıllarda şehzadenin "bezm-i hâss"ına, yani özel meclisine katılanlardan biri de Halifet Gazi müderrisi Hâtemî Abdülkerîm Çelebi'ydi.

Maddedeki "883 sadmesi" ifadesinin hangi olayı kastettiğini Hüsameddin açıklamaz. Aynı yıllarda Fatih, şehzadeyi içkiye ve eğlenceye alıştırdıkları yolundaki şikâyetler üzerine onun yakınlarından Hızırpaşazâde Hacı Mahmud ile Müeyyedzâde Abdurrahman'ın idamını emretmiş, Müeyyedzâde ferman Amasya'ya ulaşmadan şehzadenin yardımıyla 884'te (1479) Halep'e kaçmıştı. Pîr Hasan'ın Amasya'dan Tokat'a gönderilmesi aynı temizliğin bir parçası olabilir; maddede bu bağ açıkça kurulmaz. Tokat'tan sonra kadılığa geçtiği, ama nerelerde kadılık yaptığı bilinmez.

Vakfiyedeki İmza

Pîr Hasan Çelebi'nin şahit olarak imzaladığı vakfiye, Amasyalı Atabegzâde Hızır Paşa'nın azatlı kölesi ve kethüdası Hüsâmeddîn Hüseyin Ağa'ya aittir. Hüsameddin'in sekizinci ciltteki maddesine göre Hüseyin Ağa Temennâ Mahallesi'ne yerleşmiş, orada bir mektep ve büyük bir çeşme yaptırmış, bulduğu bir kaynağın suyunu bütün mahalleye yetecek biçimde akıtmış ve bunların bakımı için mülklerini 878'de (1473-74) vakfetmiştir. O da Bayezid'in Amasya valiliği sırasında şehzadenin teveccühünü kazanmış, vilayetin cizyedarı olmuş ve 887'de (1482) ölmüştür. Pîr Hasan'ın bu vakfiyede şahit olması, onun 870'lerin ortasında Amasya'da, şehzadenin çevresindeki kişilerle aynı işlerde bulunduğunu gösterir. Hüsameddin aynı vakfiyeyi, Bayezid'in musahiplerinden Hıfzı Ali Çelebi'nin maddesinde 872 (1467-68) tarihiyle anar; vakfiyenin iki ayrı tarihli kaydı mı vardı, yoksa tarihlerden biri mi yanlış, kitaptan anlaşılmıyor.

Kaynakların Durumu: Babası Kimdir

Hüsameddin, Pîr Hasan'ı yalnızca "Abdülkerîm Çelebi mahdûmu" diye tanıtır ve başlığa "Şeyhîzâde" lakabını koyar. Kitabın dokuzuncu cildinde ise aynı lakapla anılan bir Abdülkerîm Çelebi vardır: Hâtemî mahlaslı Abdülkerîm Çelebi-Şeyhîzâde. Hüsameddin'e göre Hâtemî, Halifet Gazi müderrisiyken Bayezid'in özel meclisine girmiş, 878'de Fatih'in Amasya'ya gelişinde Çandarlızâde İbrâhim Paşa vezirlikten alınırken o da Tokat'a gönderilmiş, orada bir süre müderrislik yaptıktan sonra Şeyh İbrâhim Tennûrî'ye bağlanıp Kayseri'ye gitmiş, şeyhinin 887'deki ölümünden sonra Amasya'ya dönmüş ve 903 (1497-98) dolaylarında ölmüştür. Şiirleri ve ilahileri olduğu, ilahilerinden birinin bir yerde görülüp kopya edildiği ama bu kopyanın yandığı da kaydedilir. On birinci ciltteki Şeyhî Mehmed Çelebi maddesi ise onu "Şeyh Kırık" lakabıyla tanınan "Şeyhî Çelebizâde Hâtemî Abdülkerîm Efendi" diye anar.

Lakabın, babanın adının ve hikâyenin bu kadar örtüşmesi, Pîr Hasan'ın Hâtemî Abdülkerîm Çelebi'nin oğlu olabileceğini düşündürür. Baba da oğul da şehzadenin meclisine girmiş, ikisi de Fatih'in Bayezid'in çevresini dağıttığı yıllarda Tokat'a gönderilmiştir. Bu benzerlik iki türlü açıklanabilir: ya baba ile oğul aynı tasfiyeden birlikte etkilenmiştir, ya da Hüsameddin aynı olayı iki ayrı maddeye farklı tarihlerle (878 ve 883) yazmıştır. Hüsameddin kendisi iki madde arasında bağ kurmaz; bu sayfadaki akrabalık bir çıkarımdır. Doğruysa Pîr Hasan, Şehzade Ahmed'in yakınlarından şair Şeyhî Mehmed Çelebi'nin kardeşi, Hüsameddin'in Hâtemî'nin kardeşi saydığı Âfitâbî Abdurrahman Çelebi'nin de yeğeni olur. Âfitâbî ile Hâtemî'nin kardeşliği de kesin değildir.

Enverî Mahlası

On beşinci yüzyılda Enverî mahlasını kullanan tek kişi Pîr Hasan Çelebi değildi. Aynı yıllarda, Fatih Sultan Mehmed'in seferlerine katılmış ve vezir Mahmud Paşa adına 869'da (1465) manzum bir tarih olan Düstûrnâme'yi yazmış bir Enverî daha vardır. Onun hayatı hakkında bilinenler kendi eserine dayanır ve gerçek adı bilinmez. İki Enverî'yi birleştiren bir kaynak yoktur; Düstûrnâme yazarının Mahmud Paşa'nın maiyetinde Rumeli seferlerinde bulunması, Pîr Hasan'ın Amasya'daki hayatıyla da uyuşmaz.

Şiiri

Şiirlerine ulaşılamamıştır. Bayezid'e sunduğu kasidelerden hiçbiri bilinen bir mecmuada ya da tezkirede tespit edilemedi.

Kronoloji

1454 dolayı-1481: Şehzade Bayezid'in Amasya valiliği; Pîr Hasan bu yıllarda şehzadeye kasideler sunar.

872 ya da 878 (1467-68 ya da 1473-74): Hüsâmeddîn Temennâyî Vakfiyesi'ne şahit olarak imza atar.

883 (1478-79): Hüsameddin'in "883 sadmesi" dediği olaydan sonra Tokat'a müderris olarak gönderilir.

890 (1485) sonrası: Kadı iken ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Çevrimiçi kaynaklar