Babası gibi Amasya'nın şer'iyye mahkemesinde kâtiplik eden Kâtibzâde İsmâil Efendi, XVII. yüzyılın ilk yarısında bazı medreselerde ders vermiş, kadılar adına naiplik yapmış ve 1053 (1643-44) yılından sonra ölmüş bir bilgin ve ta'lik hattatıdır. Aile, Şehzade Ahmed'in Amasya'daki beylerinden Fağfûr Paşazâde İshak Bey'in soyundan gelir. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar onu "âlim, şâir, edîb, ta'lik-nüvîs bir hattât" diye tanıtır. Madde başlığında adının sonuna eklenen "Kâtibî" kelimesinin bir mahlas mı, yoksa ailenin mesleğinden gelen bir lakap mı olduğu kaynakta açıklanmaz. Kaydın günümüz Türkçesiyle aktarımı sitede İsmâil Efendi-Kâtibzâde Kâtibî başlığıyla yer alır.

Hüsameddin'in Kaydı

Fağfûr Paşazâde İshak Bey'in ahfâdından Amasya mahkemesi kâtibi İbrâhim Efendi bin Mehmed Çelebi'nin mahdûmudur. Amasya'da hutût-ı mütenevviayı hattât-ı meşhûr Ramazânzâde Hüseyin ve ulûm-ı edebiyye ve şer'iyyeyi Turâbî Mustafa Efendilerden ahz ve ikmâl etdi.
Ba'dehû ders-i âm ve Mahkeme-i Şer'iyye Kâtibi, ba'zı medârise müderris oldu. Ba'zı kudât tarafından Amasya nâibi de olup 1053 sâlinden sonra vefât etdi. Âlim, şâir, edîb, ta'lik-nüvîs bir hattât idi. Oğulları Ali, Hasan Çelebilerdir. Fağfûr Paşa vakfına mütevellî de olmuşdu.

Bugünkü dille: Fağfûr Paşazâde İshak Bey'in torunlarından, Amasya mahkemesi kâtibi İbrâhim Efendi'nin oğludur; İbrâhim Efendi de Mehmed Çelebi'nin oğludur. Amasya'da çeşitli yazı türlerini ünlü hattat Ramazânzâde Hüseyin'den, edebî ve şer'î ilimleri Turâbî Mustafa Efendi'den alıp tamamladı. Sonra herkese açık ders veren bir müderris, şer'iyye mahkemesi kâtibi ve bazı medreselerde müderris oldu. Bazı kadılar onu Amasya naibi de yaptı. 1053 yılından sonra öldü. Âlim, şair, edip ve ta'lik yazan bir hattattı. Oğulları Ali ve Hasan Çelebi'dir. Fağfûr Paşa vakfının mütevelliliğini de yapmıştı.

Hayatı

Ne zaman doğduğunu kaynak söylemez; hocalarından biri ise yaklaşık bir tarih aralığı verir. Edebî ve şer'î ilimleri okuduğu Turâbî Mustafa Efendi, 1040 Safer'inde (Eylül 1630) ölmüştür; İsmâil Efendi'nin öğrenciliği bu tarihten önceye düşer. Yazı hocası Ramazânzâde Hüseyin'i Hüsameddin, Celâleddîn Ahmed Çelebi'nin maddesinde Amasya'da yetişen hattatların en tanınmışları arasında sayar; Amasya'daki hat silsilesini Hayreddîn Efendi'nin "şerîki", yani ders ortağı olarak anılan Celâleddîn Amasî'ye bağlayan bir koldan gelir. İsmâil Efendi'nin ders-i âmlık, mahkeme kâtipliği ve müderrislik görevlerinin sırası, maddenin kurduğu cümleden çıkarılamaz; kâtipliğin babadan oğula geçen bir iş olduğu ise açıktır. Kadıların izniyle onların yerine hüküm veren naip olarak da görev yapmıştır. Ölüm yılı için yalnız bir alt sınır verilir: 1053'ten (1643-44) sonra.

Fağfûr Paşa Soyu

Ailenin atası sayılan İshak Bey, Hüsameddin'e göre Amasya ümerasından Abdullah Bey bin Ali Bey bin Fağfûr Paşa'nın oğludur. Şehzade Ahmed'in maiyetindeki beylerdendi, Niksar beyiydi ve 917'de (1511) Şiîlere karşı yapılan savaşta öldü. Oğulları Mehmed, Ali ve Hasan Beylerdir. İsmâil Efendi'nin bu üç oğuldan hangisinin soyundan geldiği yazılı değildir. Fağfûr Paşa vakfı yüz yılı aşkın bir süre sonra hâlâ ailenin elindeydi; İsmâil Efendi'nin mütevelliliği bunu gösterir.

Sekizinci ciltte aynı soydan bir çağdaşının maddesi daha vardır. "Hasan Efendi-Mevlânâ Kâtibî" başlıklı kayda göre Hasan Efendi, Fağfûr Paşa evlâdından Kâtibzâde Mehmed Efendi bin Hasan Efendi'nin oğludur; 1043'te (1633-34) Atabeg müderrisliğinden kassâm ve Amasya kadısı olmuş, Sivas ve Canik gibi yerlerde kadılık etmiş, 1054 Muharreminde (Mart 1644) Amasya kadılığından azledilmiş olarak ölmüştür. Amasya'da menzilhane yakınındaki "Kâdı Çeşmesi" onundur. İki maddede de "Kâtibzâde" aile adı ve "Kâtibî" lakabı geçer; ikisi de Fağfûr Paşa soyuna bağlanır ve ölümleri aynı yıllara düşer. Hüsameddin aralarındaki akrabalığı belirtmez. Babalarının adları farklı olduğundan kardeş değillerdir; amcazade olmaları mümkündür ama belgelenmemiştir. "Kâtibî" adının iki kişide birden görülmesi, onun bir mahlastan çok aileye verilmiş bir lakap olduğunu düşündürür.

Şiiri

Hüsameddin'in "şâir" sıfatını destekleyecek tek bir beyit kayıtlarda yoktur: madde örnek vermez, bir divandan ya da şiirlerinin toplandığı bir kaynaktan da söz etmez. Şiirlerine ulaşılamamıştır.

Kronoloji

917 (1511): Atası Fağfûr Paşazâde İshak Bey, Şiîlere karşı savaşta ölür.

Safer 1040 (Eylül 1630): Hocası Turâbî Mustafa Efendi ölür.

1053 (1643-44) sonrası: İsmâil Efendi ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar