Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Vücudun evini seyran eyledim
Gördüm ki kafeste bir bülbül öter
Üçyüzaltmış altı daireden geldim
Yanıyor ateşim külhanım tüter
Gördüm bir değirmen dönüyor çarkı
Kırk yerde tartarlar verirler narkı
Herkesin dilinden çektiği korku
Düşerse hürmetten zindanda yatar
Gördüm bir ejderha yedidir başı
Kendi sahtekârdır hiledir işi
Kul olsa peşine düşse bir kişi
Götürürde onu bir yerde yutar
Ey FEDAYİ budur sözün doğrusu
Yağmalar dükkanı imân uğrusu
Yok ise dükkanda Aslan yavrusu
Yoktur ticareti her dem pul satar

Günümüz Türkçesiyle

1. Vücudun evini gezip seyrettim; gördüm ki kafeste bir bülbül ötüyor. Üç yüz altmış altı daireden geçip geldim; ateşim yanıyor, külhanım tütüyor.

2. Bir değirmen gördüm, çarkı dönüyor; kırk yerde tartıp fiyatını koyuyorlar. Herkesin dilinden çektiği bir korku var: hürmetten düşerse zindanda yatar.

3. Yedi başlı bir ejderha gördüm; kendisi sahtekârdır, işi hiledir. Bir kişi ona kul olsa, peşine düşse, onu götürür bir yerde yutar.

4. Ey Fedâî, sözün doğrusu budur: iman hırsızı dükkânı yağmalar. Dükkânda aslan yavrusu yoksa ticareti de yoktur, her zaman pul satar.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Dört dörtlüklü bir koşmadır, on birli hece ölçüsüyle söylenmiştir. Dörtlüklerin son dizeleri "öter, tüter, yatar, yutar, satar" kelimeleriyle kafiyelenir; ilk dörtlükte "eyledim, geldim", sonrakilerde "çarkı, narkı, korku", "başı, işi, kişi" ve "doğrusu, uğrusu, yavrusu" kafiyeleri kullanılır. Mahlas son dörtlükte geçer. Şiir, gezilen bir yerde görülen şaşırtıcı şeyleri "gördüm" diye sıralayan ve her birinin altında başka bir anlam saklayan, halk ve tekke şiirinde sık rastlanan remizli bir anlatım kalıbına dayanır. Kime ve ne zaman söylendiği bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

İlk dize anahtarı verir: ozanın gezdiği yer insan vücududur. Kafesteki bülbül, beden içindeki ruh ya da gönüldür; yanan ateş ve tüten külhan, ilahî aşkın insanı içten yakışını anlatır. "Üç yüz altmış altı daire", halk inanışında insan vücudundaki damarların sayısı olarak bilinen üç yüz altmış altı sayısını çağrıştırır; bu eşleştirme bizim yorumumuzdur. İkinci dörtlükteki dönen değirmen ve "herkesin dilinden çektiği korku", ağız ve dil üzerinden sözün değerine ve tehlikesine işaret eder gibidir: tartılarak söylenmeyen söz insanı hürmetten düşürür.

Üçüncü dörtlükteki yedi başlı, sahtekâr ejderha, tasavvuf edebiyatında insanı yoldan çıkaran nefsin yaygın bir simgesidir; ona kul olanı "bir yerde yutması" bu yüzden anlamlıdır. Cafer Özdemir, Fedâî'nin Yunus Emre'nin "küt" kelimesini nefis anlamında kullandığı dizelerinden etkilendiğini ve nefsi şiirlerinde sık sık konu ettiğini belirtir. Son dörtlükte gönül bir dükkâna benzetilir: "iman hırsızı" dükkânı yağmalar. "Aslan yavrusu", Hz. Ali'nin "Esedullah", yani Allah'ın aslanı lakabı düşünülünce, Ali yoluna bağlı gerçek bir dervişi anlatıyor olmalıdır; böylesi bulunmayan dükkân değerli bir şey satamaz, "pul" satar. Bu okuma da bir yorumdur, ama ozanın öteki şiirlerindeki Ali sevgisiyle uyumludur.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar