Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Mahi Muharremde Mü’min olanlar
Ah Hüseyin deyu zâr eder ağlar
Yasın çekip Bahri ummanına dalanlar
Ah Hüseyin deyu zâr eder ağlar
Aşığı şeydalar figana başlar
Zâr eder iniler dağ ile taşlar
Deryada balıklar havada kuşlar
Ah Hüseyin deyu zâr eder ağlar
Yedi iklim kevn-ü mekân çâr köşe
Cümle alem taaccübdür bu işe
Deryalar mevç urup gelir huruşa
Ah Hüseyin deyu zâr eder ağlar
Cennette huriler donun soyunur
Matem aylarında kara giyinir
Arş’ta Melek feryad edip çağrışur
Ah Hüseyin deyu zâr eder ağlar
FEDAYİ’nin başı Hünkâra bağlı
Kerbelâ ateşinden ciğeri dağlı
Muhammed torunu Ali’nin oğlu
Ah Hüseyin deyu zâr eder ağlar

Günümüz Türkçesiyle

1. Muharrem ayında mümin olanlar "Ah Hüseyin" diye inleyip ağlar. Yasını tutup acının okyanusuna dalanlar "Ah Hüseyin" diye inleyip ağlar.

2. Divane âşıklar feryada başlar; dağlar ve taşlar inler, sızlar. Denizde balıklar, havada kuşlar "Ah Hüseyin" diye inleyip ağlar.

3. Yedi iklim, bütün varlık ve mekân, dünyanın dört köşesi, bütün âlem bu işe şaşıp kalmıştır. Denizler dalgalanıp coşar; hepsi "Ah Hüseyin" diye inleyip ağlar.

4. Cennette huriler giysilerini çıkarır, matem aylarında kara giyinir. Arş'ta melekler feryat edip çağrışır; "Ah Hüseyin" diye inleyip ağlar.

5. Fedâî'nin başı Hünkâr'a (Hacı Bektaş Velî'ye) bağlıdır, ciğeri Kerbelâ ateşiyle dağlanmıştır. Muhammed'in torunu, Ali'nin oğlu için "Ah Hüseyin" diye inleyip ağlar.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş dörtlüklü bir ağıt-mersiyedir ve on birli hece ölçüsüne dayanır; ilk dörtlüğün üçüncü dizesi gibi bazı dizelerde hece sayısı artar. "Ah Hüseyin deyu zâr eder ağlar" dizesi her dörtlüğün sonunda, ilk dörtlükte ayrıca ikinci sırada tekrarlanan nakarattır. İlk dörtlük "olanlar, dalanlar" kafiyesiyle nakarat arasında çapraz bir düzen kurar; sonraki dörtlüklerde ilk üç dize kendi aralarında kafiyelidir ("başlar, taşlar, kuşlar"; "köşe, işe, huruşa"; "soyunur, giyinir, çağrışur"; "bağlı, dağlı, oğlu"). Mahlas son dörtlüğün başında geçer.

Anlam ve Söz Sanatları

Şiirin temel söz sanatı, bütün varlığı Hz. Hüseyin'in yasına ortak eden teşhis ve abartıdır. Önce müminler ağlar, sonra âşıklar, ardından dağ, taş, denizdeki balıklar, havadaki kuşlar, yedi iklim, coşan denizler, cennetteki huriler ve Arş'taki melekler. Yas, yerden göğe doğru genişleyen bir halka gibi kurulur; her halka aynı nakaratla kapanır. Hurilerin matem aylarında kara giymesi, Muharrem yasının Alevî-Bektaşî gelenekteki karşılığını göğe taşır.

Son dörtlükteki "Hünkâr", Alevî-Bektaşî gelenekte Hacı Bektaş Velî için kullanılan unvandır. Ozan böylece kendi bağlılığını açıkça söyler ve Kerbelâ yasını bu yolun içinden tutar. Cafer Özdemir, Fedâî'nin divanında "Biz güruh-ı nâciyânı tarîk-i Bektaşîyiz" diye Bektaşî yoluna mensubiyetini dile getirdiğini ve şiirlerinde Hz. Hüseyin, on iki imam ve Kerbelâ'nın sık sık işlendiğini kaydeder. Bu mersiye, ozanın Muharrem meclislerinde okunmaya uygun, sade ve nakaratlı şiirlerinin örneğidir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar