Özgün Metin
Ölçü: 11'li hece ölçüsü
Bir derdimi bin dermana değişmem
Çünkü ol derdimin derman içinde
Yarem açıp Eflâtun’a danışmam
Yareme em veren lokman içimde
Tabibe ne minnet Habib var iken
Nutku Kâm’urunca şifa verirken
Bi hicab miratı hakkı görürken
Esrarı var ehli bürhan içinde
Gel tabib Habibi hakka varalım
El bağlayıp divanına duralım
Cism-i cân derdine derman soralım
Habib tarif etti irfan içinde
Mârifet bağının meyvesin devşür
Akıl ile matun et fikre karıştır
Aşkın küresinde halledip pişir
Bu cismi cân eder cânan içinde
FEDAYİ derdine derman aradı
Ne Eflâtun buldu ne Lokman sordu
Derdim Şah Hüseyin Kerbelâ derdi
Şehit olmuş yatar al kan içinde
Günümüz Türkçesiyle
1. Bir derdimi bin dermana değişmem, çünkü o derdimin dermanı kendi içindedir. Yaramı açıp Eflâtun'a danışmam; yarama merhem olan Lokman benim içimdedir.
2. Habib (Hz. Muhammed) varken hekime ne minnet; onun sözü dilediğince şifa verirken, perdesiz olarak Hakk'ın aynasını görürken... Sırları, delil ve hakikat ehlinin içindedir.
3. Gel hekim, Hakk'ın Habibine varalım; el bağlayıp divanında duralım. Ten ile canın derdine dermanı soralım; Habib onu irfan içinde tarif etti.
4. Marifet bağının meyvesini devşir; akılla macun yap, düşünceye karıştır. Aşkın ocağında eritip pişir; bu, cismi sevgilinin içinde cana dönüştürür.
5. Fedâî derdine derman aradı; ne Eflâtun bulabildi ne Lokman sorabildi. Derdim Şah Hüseyin'in Kerbelâ derdidir; şehit olmuş, al kan içinde yatar.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş dörtlüklü bir koşmadır; on birli hece ölçüsüyle söylenmiştir. Bütün dörtlüklerin son dizesi "içinde" redifiyle biter; kafiyeler "derman, lokman, bürhan, irfan, cânan, kan" kelimelerindeki "-an" sesiyle kurulur. İlk dörtlükte "değişmem, danışmam" kendi aralarında, sonrakilerde ilk üç dize birbiriyle kafiyelidir. Mahlas son dörtlüğün başında geçer. İkinci dörtlüğün ikinci dizesindeki "Nutku Kâm'urunca" sözü aktarımda bozulmuş görünmektedir; günümüz Türkçesinde bağlama göre anlamlandırılmıştır.
Anlam ve Söz Sanatları
Şiir, baştan sona hekimlik ve ilaç yapımı imgeleriyle kurulmuştur. Eflâtun ve Lokman, Doğu edebiyatında hekimliğin ve hikmetin simgeleridir; ozan ikisini de geri çevirir, çünkü onun derdinin dermanı yine kendi içindedir. Bu, aşk derdinden şikâyet etmeyip onu nimet sayan tasavvufî tavrın özlü bir anlatımıdır. Cafer Özdemir, Fedâî'nin Fuzûlî'nin "Aşk derdiyle hoşem el çek ilâcumdan tabîb" beytindeki anlamı kendi şiirinde yeniden söylediğini belirtir; bu şiirin ilk dörtlüğü de hekime "el çek" diyen aynı tavrı paylaşır.
Dördüncü dörtlükte ozan, eski eczacılığın dilini tasavvufa uyarlar: marifet bağından meyve devşirmek, onu akılla macun yapmak, düşünceye karıştırmak ve aşk ocağında pişirmek. Bu reçetenin sonunda cisim, sevgilinin içinde cana döner; yani insan, ilahî aşkta kendi benliğini aşar. Son dörtlükte şiir beklenmedik bir yöne döner ve derdin adını koyar: bu, Kerbelâ'da şehit düşen Hz. Hüseyin'in derdidir. Aşk derdi ile Kerbelâ acısının aynı dert olarak sunulması, Fedâî'nin Alevî-Bektaşî inancıyla tasavvufu birlikte işleyişinin tipik bir örneğidir.
Kaynakça
- Abdullah Çelebi, Amasya'lı Fedayi Baba Divanı, İstanbul: Can Yayınları, 1991; metin: "Fedayi (Amasyalı)", Alevi Deyişleri Nefesler Hakk Âşıkları, 21 Ağustos 2019, şiir no. 9. https://www.deyisler-nefesler.com/fedayi-amasyali/
- Cafer Özdemir, "Hak Âşığı Amasyalı Fedâî Baba ve Tasavvuf Kültürü", Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi, 83, 2017, s. 125-148 (s. 132). https://dergipark.org.tr/tr/pub/tkhcbva/issue/71937/1157386
Çevrimiçi kaynaklar






