Gevherî, XVII. yüzyılın ikinci yarısında ün kazanan ve Karacaoğlan ile Âşık Ömer'le birlikte yüzyılın en çok okunan saz şairleri arasında sayılan bir halk şairidir. Hece ve aruzla yazdığı şiirler Anadolu, Rumeli ve Azerbaycan'daki cönk ve mecmualara dağılmış, Şükrü Elçin'in 1984'te yayımladığı Gevherî Divanı'nda varyantlarıyla birlikte 979 şiir bir araya getirilmiştir. Doğum yeri, asıl adı ve ölüm tarihi bugün de tartışmalıdır. Amasya ile bağı ise Gümüşhacıköy doğumlu tarihçi Nihad M. Çetin'in aile hatırasına dayanan kısa bir yazısından gelir. Bu bağ başka bir kaynakla doğrulanmamış, şairi ele alan iki ansiklopedi maddesinde de ihtiyatla karşılanmıştır.

Hayatı

Gevherî'nin nerede doğduğu bilinmiyor. M. Fuad Köprülü, şairin Kırım Hanı Selim Giray için yazdığı bir övgü şiirinden yola çıkarak onu Kırımlı saymış, Şükrü Elçin ve Saim Sakaoğlu ise İstanbullu olma ihtimalini daha güçlü bulmuştur. Ali Berat Alptekin de İstanbul görüşünün genel kabul gördüğünü yazar ve buna Hoca Emin'in bir menâkıbnamesindeki kaydı ekler: İstanbul'da Fener semtinde bir meyhanede Âşık Ömer ile Gevherî'nin karşılıklı beyit söylediği, kâtiplerin de bu beyitleri yazıya geçirdiği anlatılır. Doğum tarihi için yaygın kanaat XVII. yüzyılın ilk yarısının sonlarıdır; M. Şakir Ülkütaşır şairi saz şairi Kâtibî ile çağdaş sayıp yüzyılın ilk çeyreğine çekerken Hikmet Dizdaroğlu daha geç bir tarihi savunmuştur.

Şairin asıl adı da üç ayrı biçimde ileri sürülmüştür. Köprülü, mahlasın geçtiği bir dörtlükten adının Mustafa olduğunu çıkarmış, Orhan Yavuz bir başka metinden Ali adını, Elçin ise Mehmed adını öne sürmüştür. Sakaoğlu adın Mehmed olduğunu kesin bir dille söyler. Alptekin, bu dörtlüklerin şairin ölümünden sonra müstensihler eliyle çoğaltıldığını, kimi zaman ekleme ve değişikliğe uğradığını hatırlatır ve Mustafa ile Ali adlarının geçtiği dizelerin küçük farklar dışında aynı olduğuna dikkat çeker. Adın geçtiği iki dörtlük bu kategoride ayrı sayfalarda özgün metin, günümüz Türkçesi ve yorumla verilmiştir.

Genel kabule göre Gevherî, IV. Mehmed'den II. Mustafa'ya uzanan dönemde yaşayan şair ve hattat Mehmed Bahri Paşa'nın divan kâtipliğini yapmış, bu görevle bir süre Şam ve Bağdat'ta bulunmuştur. Müstakimzâde'ye göre Bahri Paşa 1112 (1700) yılında İstanbul'da ölmüştür. İyi bir medrese tahsili gördüğü, hayatının büyük kısmını İstanbul'da geçirdiği anlaşılır; şiirlerinden gezgin bir âşık olmadığı, resmî işler dolayısıyla zaman zaman şehirden ayrıldığı çıkar. Cahit Öztelli iki manzumesine dayanarak onun 1663 ve 1683 Avusturya seferlerine katıldığını düşünmüş, Nurettin Albayrak ise bu şiirlerin seferlerin başarısı için İstanbul'da söylenmiş dilekler olmasını daha akla yakın bulmuştur. İbrâhim Naîmüddin'in 1157 (1744) tarihli Hadîkatü'ş-şühedâ'sına göre Gevherî, Eğri Kalesi alay beyi olan büyükbabası Ahmed Ağa şehit düştüğünde Eğri'de bulunmuş ve onun için bir mersiye yazmıştır.

Ölüm tarihi de kesin değildir. Köprülü, son yıllarında yazıldığını tahmin ettiği bir koşmada geçen 1127 tarihinden hareketle şairin 1715'ten kısa süre sonra öldüğünü söyler. Dizdaroğlu aynı manzumenin başka bir cönkteki son dörtlüğünde 1150 tarihini bulmuş ve ölümü 1737'den sonraya yerleştirmiştir. Doğum için verilen erken tarihlerle birlikte düşünülünce bu tarihler şaire yüz yıl ya da daha uzun bir ömür biçer. Albayrak bunu pek mümkün görmez ve şairin XVII. yüzyılın ilk yarısının sonlarında doğup III. Ahmed devrinden (1703-1730) kısa bir süre sonra öldüğünü kabul etmenin en makul yol olduğunu yazar. Alptekin de ölüm yeri ve tarihine ilişkin bütün görüşlerin tahminden öteye geçmediğini belirtir.

Amasya ile Bağı

Gevherî'yi Amasya'ya bağlayan bilgilerin tamamı Nihad M. Çetin'in 1991'de Bekir Kütükoğlu armağanında yayımlanan "Gevherî'ye Dâir Birkaç Not" başlıklı yazısına dayanır. Çetin'e göre Gevherî, Amasya'ya bağlı Gümüş kasabasındaki gümüş madeninde maden eminliği yapmıştır. Şairin "Saray" adıyla bilinen konağı yakın zamana kadar Gümüşhacıköy'de ayaktaydı. Çetin'in anne tarafından dedesi Gevherîzâde Abdülvehhâb Efendi, şairin torunudur. Çetin şairin adının kesin olarak Mustafa olduğunu ileri sürer; divanının dedesine intikal ettiğini, sonradan Sivas'ta satıldığını anlatır. Dedesinin sözlü anlatımına dayanarak Gevherî ile oğlu Ahmed Efendi'nin Merzifon'da Abdürrahîm-i Rûmî Türbesi'nin hazîresinde gömülü olduğunu da yazar. Yazıda üç mühür klişesi yayımlanmıştır; bunlardan birinde "Gevherî" adı ve 1260 (1844) tarihi okunur.

Hüseyin Hüsameddin Yasar'ın Amasya Tarihi'nde Gevherî adına bir madde yoktur; taradığımız ciltlerde, Gümüş ve Merzifon ulemasını uzun uzun sayan bölümler dahil, bu mahlas geçmez. Köprülü, Elçin ve Sakaoğlu'nun Gevherî hakkındaki görüşlerinde de Albayrak'ın aktardığı kadarıyla Amasya'dan söz edilmez. Böylece iddia, tek bir araştırmacının aile geleneğine ve sözlü bilgisine dayanmış olur. Sitedeki Gümüşhacıköy'ün manevi şahsiyetleri ve tarihî türbeleri yazısı da Gevherî'yi bu kaydı esas alarak anar.

Kaynakların Tutumu

TDV İslâm Ansiklopedisi'nde maddeyi yazan Nurettin Albayrak, Çetin'in bilgilerini aktardıktan sonra ihtiyatlı davranır. Ona göre 1260 tarihini taşıyan mühür, XVIII. yüzyılın ilk yarısında öldüğü kabul edilen Gevherî'ye ait olamaz ve bu yeni bilgiler ikinci bir Gevherî'nin varlığını düşündürecek niteliktedir. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'nde maddeyi yazan Ali Berat Alptekin ise mühürlere bakılırsa Gevherî'nin Amasyalı olduğunu söyler, ama Çetin'in sözünü ettiği kişinin aynı mahlası kullanan ikinci bir âşık mı yoksa ünlü Gevherî mi olduğunun henüz çözülmediğini de ekler. İki ansiklopedi de iddiayı kayda geçirir; hiçbiri onu kesin bilgi olarak benimsemez.

Şüphenin nedenleri şöyle sıralanabilir. Çetin'in bilgileri bir aile hatırasına ve dedesinin sözlü anlatımına dayanır; konağın, divanın ya da mezarın varlığını gösteren bağımsız bir belge yayımlanmamıştır. Yayımlanan mühürlerden tarihi okunabilen tek örnek 1844'e aittir ve bilinen şairin ölümünden en az bir asır sonraya düşer. Gevherî'nin kaynaklarda belgelenen hayatı Mehmed Bahri Paşa'nın divan kâtipliği, İstanbul, Şam, Bağdat ve Eğri çevresinde geçer; maden eminliği bu kayıtların hiçbirinde yoktur. Ulaşabildiğimiz kaynaklarda Gevherî'nin Amasya, Merzifon ya da Gümüş'ü anan bir şiiri de gösterilmez. Bizim değerlendirmemiz şudur: Gümüş'teki Gevherîzâde ailesinin, XIX. yüzyılda Gevherî mahlasıyla şiir söylemiş ya da bu adı mühründe kullanmış bir atası bulunmuş olabilir; bu kişinin XVII. yüzyılın ünlü saz şairiyle aynı kişi olduğu belgelenmemiştir.

Şiiri

Gevherî'nin şiirleri XVII. yüzyılın ikinci yarısından XX. yüzyıl başına kadar geniş bir coğrafyada sevilerek okunmuştur. Şairin kendi derlediği bir divan bugüne ulaşmamıştır. Vasfi Mahir Kocatürk'ün Çorum İl Halk Kütüphanesi'nde bulduğu ve yalnız Gevherî'nin şiirlerini içeren Mecmûa-i Eş'âr-ı Gevherî, Bursa İnebey'deki 1130 (1718) tarihli bir mecmua, Şükrü Fılat mecmuası ve Ankara, Londra ve İstanbul kütüphanelerindeki onlarca cönk şiirlerin başlıca kaynaklarıdır. Hasan Eren tek bir cönkte Gevherî'ye ait 300 kadar şiir bulunduğunu bildirmiştir. Sadettin Nüzhet Ergun'la 1928'de başlayan derleme çalışmaları Köprülü, Mehmed Halid Bayrı ve Elçin'in kitaplarıyla sürmüş, Burhan Kaçar 1995'te divanın metin tahlilini doktora tezi olarak yapmıştır. Alptekin'e göre Gevherî, Âşık Ömer'den sonra en çok şiiri bilinen saz şairidir.

Hece ölçüsüyle yazdığı şiirler çoğunlukla sekizli semailer ve on birli koşmalardır; aruzla gazel, divan, kalenderî, semai ve müstezat da yazmıştır. Medrese eğitimi ve divan şiirinin etkisiyle dili çağdaşı saz şairlerine göre ağırdır, Arapça ve Farsça tamlamalara sık yer verir. Albayrak, koşma ve semailerinde halk Türkçesinin inceliklerinin görüldüğünü, aruzlu şiirlerinin ise aynı zenginliği taşımadığını söyler. Köprülü hızlı ve kolay yazmaktan doğan kusurlara, zayıf kafiyelere, durak ve ölçü aksaklıklarına ve aynı konuların tekrarına dikkat çekmiş, bu zaafların divan şairlerinin halk şiirini küçümsemesine zemin hazırladığını belirtmiştir. Buna rağmen Gevherî kendinden sonra gelen pek çok âşık tarafından usta kabul edilmiştir.

Şiirinin ana teması aşktır; sevgili, rakip, ayrılık, kader ve çile bu temanın çevresinde döner. Toplumsal konulara yalnız birkaç şiirinde değinir, tasavvufî konulara Karacaoğlan gibi pek ilgi göstermez. Mûsikiye yakınlığı bilinir; Alptekin "Gevherî" adını taşıyan bir makamdan söz eder. Şiirlerinin bir kısmı klasik Türk mûsikisi ve halk mûsikisi repertuvarına girmiştir. Alâeddin Yavaşça'nın mâhur makamında bestelediği "Elâ gözlü nazlı dilber" ile Ahmet Çağan'ın rast makamında bestelediği "Ey benim nazlı cânânım" bunların en tanınmışlarıdır.

Ailesi ve Çevresi

Gevherî'nin ailesine dair belgeli tek bilgi, Eğri Kalesi alay beyi olan büyükbabası Ahmed Ağa'nın şehadeti ve şairin onun için yazdığı mersiyedir. Hamisi ve efendisi Mehmed Bahri Paşa, IV. Mehmed'den II. Mustafa'ya kadar dört padişah döneminde yaşamış bir devlet adamı, şair ve hattattı. Çetin'in anlattığı oğul Ahmed Efendi ve Gümüş'te yaşayan Gevherîzâde soyu ise yukarıda açıklanan tartışmalı aile geleneğine aittir ve başka bir kaynakta doğrulanmamıştır.

Kronoloji

1112 (1700): Gevherî'nin divan kâtipliğini yaptığı Mehmed Bahri Paşa İstanbul'da ölür.

1127 (1715): Köprülü'nün şairin son yıllarına yerleştirdiği koşmada geçen tarih.

1130 (1718): Gevherî'nin şiirlerini çoğunlukla içeren Bursa İnebey mecmuasının tarihi.

1150 (1737): Dizdaroğlu'nun aynı manzumenin başka bir nüshasında okuduğu tarih.

1157 (1744): Gevherî'nin Eğri'de büyükbabası için mersiye yazdığını kaydeden Hadîkatü'ş-şühedâ telif edilir.

1260 (1844): Nihad Çetin'in yayımladığı ve "Gevherî" adını taşıyan mührün tarihi.

1984: Şükrü Elçin'in 979 şiiri içeren Gevherî Divanı yayımlanır.

1991: Nihad M. Çetin, Gevherî'yi Gümüş'e ve Merzifon'a bağlayan "Gevherî'ye Dâir Birkaç Not" yazısını yayımlar.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Şükrü Elçin, Gevherî Divanı: İnceleme-Metin-Dizin-Bibliyografya, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Millî Folklor Araştırma Dairesi Yayınları, 1984 (Albayrak 1996 ve Alptekin 2015 aktarımıyla).
  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 1-12, Amasya: Amasya Belediyesi Kültür Yayınları (e-kitap; Gevherî adına madde bulunmadığı tespiti için tarandı). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page1.html

Akademik çalışmalar

Kitaplar

  • Ali Berat Alptekin, "Gevherî", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 13.04.2015 (güncelleme 07.12.2020). https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/gevheri
  • Nihad M. Çetin, "Gevherî'ye Dâir Birkaç Not", Prof. Dr. Bekir Kütükoğlu'na Armağan, İstanbul: Edebiyat Fakültesi Basımevi, 1991, s. 21-23 (Albayrak 1996 ve Alptekin 2015 aktarımıyla).
  • M. Fuad Köprülü, Türk Saz Şairleri II: Gevherî, Âşık Ömer, Karacaoğlan, Ankara: Millî Kültür Yayınları, 1962, s. 191-249 (Albayrak 1996 aktarımıyla).

Çevrimiçi kaynaklar