İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · İKİNCİ DEVRE

Ahmed Bey

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 3. Cilt, s. 528 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Köprü Kedağra'da Orta Câmi mü'ezzini Mehmed Efendi'nin oğludur. Kardaşları Alî Bâlî, Hasan Ağalarla beraber sipâhî iken erbâb-ı ihtilâle uydu. Fakat ihtilâlin şekâvete inkılâbında hükûmet tarafdârı olup 1014 senesi şa'bânında Amasya beyi oldu.

Köprülü Ahmed Bey, diğer rü'esâya nisbetle oldukça âdil, munsif, ma'ârifden behredâr idi. Amasya a'yânı Ahmed Bey'in ibrâz eylediği fermâna [367] itâ'atle İbrâhim Bey'e yol verip Ahmed Bey'i kabûl ederek İbrâhim Bey'in uygunsuzluğuna meydân vermediler.

Amasya'nın sâbık kadısı Hayreddîn Efendi, alaybeyisi Sarı Mehmed Bey, şehir kethüdâsı Hacı Pîrî Çelebi, Kale dizdârı Memî Bey, Topçular kethüdâsı Topçu Mehmed Ağa, Sipâhî kethüdâyeri Alî Ağa, yeniçeri serdârı Çakaloğlu Hüseyin Ağa zî-nüfûz adamlardı. Hacı ve Çelebi Efendiler bunlardan da üstündü.

Çünkü bu âna kadar Anadolu a'yânı ve Türkleri, yalnız Türklüğü, Türk hukûk-ı medeniyyesini gayr-i Türkler'e karşı müdâfa'a etmek üzere kıyâm etmişlerdi. Sultân Ahmed'in cülûsundan sonra Türk makâsıd-ı asliyyesi kabûl edilmiş, erkân-ı ihtilâle mansıblar verilmişdi.

Bunun üzerine ihtilâle artık hitâm vermek lâzım gelirken erbâb-ı ihtilâl arasına karışan birtakım şerîrler ihtilâli şekâvete tahvîl ederek Anadolu'yu ve devleti fevkalâde ızrâr etmeğe koyulmuşlar, eşkıyâ nâmını almışlar, Sivas beylerbeyi Mustafa Paşa'yı öldürmüşlerdi.

Çünkü Îrân hükümdârı Abbâs Şâh ceddi Şâh İsmâ'il kadar muktedir adamdı. Âzerbaycân'ı Osmanlı Türkler'den istirdâd ederek muttasıl Anadolu'ya doğru yürüyor, Anadolu derebeylerini kendisine celb ve imâle ederek icrâ-yı nüfûz ediyordu.

Bu derebeylerinin en dişlisi Ankaralı Kalenderoğlu Mehmed Paşa, Kilisli Canpoladoğlu Alî Paşa ile Sivaslı Kara Sa'îd Bey'di. Bunların her biri binlerce eşkıyâya kumanda ediyorlardı. [368]

İstanbul ricâli mesned kavgâsından, ta'yîn sevdâsından Anadolu ahvâlini lâyıkıyla takdîr edemiyorlardı. Nasûh Paşa gibi zâbit, muktedir bir vezîri bozan eşkıyâ üzerine Deli Ferhâd Paşa gibi bir abdâlı serdâr gönderdiler. Deli Paşa daha eşkıyâ ile henüz temâs ederken bozulup kaçdı.

Bundan cür'et alan Yıldızlı İbrâhim Bey başına topladığı eşkıyâsıyla Amasya'yı ansızın basıp 1015 senesi saferinin evâhirinde zabt etdi. Amasya sancağı bana verildi diye bir fermân gösterip Ahmed Bey'i çıkardı.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Köprü Kedağra'da Orta Cami müezzini Mehmed Efendi'nin oğludur. Kardeşleri Alî Bâlî ve Hasan Ağalarla birlikte sipahi iken isyancılara uydu. Fakat isyanın eşkıyalığa dönüşmesi üzerine hükümetten yana olup 1014 yılı şabanında [1605-06] Amasya beyi oldu.

Köprülü Ahmed Bey, öbür elebaşılara göre oldukça adaletli, insaflı ve kültürlü biriydi. Amasya ileri gelenleri, Ahmed Bey'in gösterdiği fermana uyarak İbrâhim Bey'e yol verip Ahmed Bey'i kabul ettiler; İbrâhim Bey'in uygunsuz davranışına meydan bırakmadılar.

Amasya'nın eski kadısı Hayreddîn Efendi, alaybeyi Sarı Mehmed Bey, şehir kethüdâsı Hacı Pîrî Çelebi, kale dizdarı Memî Bey, Topçular kethüdâsı Topçu Mehmed Ağa, sipahi kethüdâyeri Alî Ağa ve yeniçeri serdarı Çakaloğlu Hüseyin Ağa sözü geçen kişilerdi. Hacı ve Çelebi Efendiler bunlardan da üstündü.

Çünkü bu zamana kadar Anadolu'nun ileri gelenleri ve Türkler, yalnız Türklüğü ve Türklerin medenî haklarını Türk olmayanlara karşı savunmak üzere ayaklanmışlardı. Sultan Ahmed'in tahta çıkışından sonra Türklerin asıl istekleri kabul edilmiş, isyan önderlerine makamlar verilmişti.

Bunun üzerine isyana artık son vermek gerekirken, isyancılar arasına karışan birtakım kötü kişiler isyanı eşkıyalığa çevirerek Anadolu'ya ve devlete olağanüstü zarar vermeye koyulmuşlar, eşkıya adını almışlar, Sivas beylerbeyi Mustafa Paşa'yı öldürmüşlerdi.

Çünkü İran hükümdarı Abbas Şah, atası Şah İsmâil kadar güçlü bir adamdı. Azerbaycan'ı Osmanlı Türklerinden geri alarak durmadan Anadolu'ya doğru yürüyor, Anadolu derebeylerini kendine çekip etkileyerek nüfuz uyguluyordu.

Bu derebeylerinin en azılısı Ankaralı Kalenderoğlu Mehmed Paşa, Kilisli Canpoladoğlu Alî Paşa ile Sivaslı Kara Sa'îd Bey'di. Bunların her biri binlerce eşkıyaya komuta ediyordu.

İstanbul'un ileri gelenleri makam kavgasından ve atama hevesinden Anadolu'nun durumunu gereğince değerlendiremiyorlardı. Nasûh Paşa gibi becerikli, güçlü bir veziri bozan eşkıya üzerine Deli Ferhâd Paşa gibi abdal huylu bir serdar gönderdiler. Deli Paşa, daha eşkıyayla yeni temas ederken bozulup kaçtı.

Bundan cesaret alan Yıldızlı İbrâhim Bey, başına topladığı eşkıyayla Amasya'yı ansızın basıp 1015 yılı safer ayının sonlarında [1606-07] ele geçirdi. "Amasya sancağı bana verildi" diye bir ferman gösterip Ahmed Bey'i şehirden çıkardı.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • mü'ezzin: ezan okuyan görevli
  • munsif: insaflı, adil
  • ma'ârifden behredâr: bilgiden, kültürden nasibini almış
  • zî-nüfûz: sözü geçen, nüfuzlu
  • dizdâr: kale komutanı
  • şerîr: kötü, fesatçı kişi
  • şekâvet: eşkıyalık
  • derebeyi: bölgesinde başına buyruk davranan yerel güç sahibi
  • istirdâd: geri alma
  • mesned kavgası: makam kavgası

İsyanın Eşkıyalığa Dönmesi

Hüsameddin bu sayfada isyanı iki evreye ayırır. İlk evrede Anadolu'daki isyancılar Türklüğü ve Türk haklarını savunmak için ayaklanmışlar, Sultan Ahmed'in tahta çıkışıyla istekleri kabul edilmiştir. İkinci evrede ise isyanın içine karışan kötü kişiler, ona yağma ve zulüm niteliği vermişlerdir. Bugünkü araştırmalar bu ayrımı aynı şekilde yapmaz. Celâlî isyanları, kaynaklarda genellikle başından beri vergi baskısı, yağma ve zulümle anılır; 1608'den sonraki yerel ayaklanmalar için ise dönemin kaynakları artık Celâlî yerine "eşkıya" ya da "türedi eşkıyası" deyimini kullanır. Hüsameddin'in "isyan" ile "eşkıyalık" arasında çizdiği sınır, bu nedenle yazarın kendi değerlendirmesi olarak okunmalıdır.

İran Etkisi

Metindeki Abbas Şah uyarısı, dönemin gerçek bir kaygısını yansıtır. Safevî hükümdarı I. Abbas'ın Tebriz'i zaptettiği kaynaklarda anılır. Celâlî isyanlarının başından beri Safevî teşvikinin de bir etken olduğu yazılır. Kalenderoğlu Mehmed 1608'de İran'a geçip Şah Abbas'ın ordularına katıldı. Kilis, Halep çevresinde Canpoladoğlu Alî Paşa'nın İran Şahı ve Toskana Büyük Dükü ile işbirliği yaptığı, adına para bastırıp hutbe okuttuğu da kayıtlıdır. Hüsameddin'in Kalenderoğlu, Canpoladoğlu ve Kara Sa'îd'i aynı cümlede anması bu dönemin en tehlikeli üç başbuğunu bir araya getirir.

Deli Ferhâd Paşa'nın Başarısızlığı

Metinde adı geçen serdar Ferhâd Paşa'nın Konya ve Kayseri yönünden gelen başarısızlık haberleri, Vezîriâzam Derviş Paşa'nın sorumlu tutulup görevden alınmasına yol açmıştır. Derviş Paşa'nın yerine Kuyucu Murad Paşa sadrazam olmuştur. Hüsameddin'in "İstanbul ricâli mesned kavgasından" şikâyeti, bu gelişme göz önüne alınınca daha iyi anlaşılır. Sivas beylerbeyi Mustafa Paşa'nın öldürüldüğü bilgisi ise başka kaynaklarda doğrulanamadı.

Köprülü Ahmed Bey

Metin Ahmed Bey'in babasının Köprü Kedağra'da Orta Cami müezzini olduğunu belirtir; bu nedenle ona başka yerlerde Müezzinoğlu denir. Kendisi hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Hüsameddin'in onu "âdil, munsif, kültürlü" diye anması, onu isyancılar arasında ayrı tuttuğunu gösterir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 3. Cilt, s. 528–528. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

3. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.