Hızır Paşazâde Mehmed Paşa evlâdından Seydî Alî Beyzâde Ahmed Bey'in oğludur. Birâderleri Mustafa Paşa ile Kurd Mehmed Bey'dir. Alaybeyi iken 1015 senesi cumadelâhiresinin on birinci günü Amasya beyi oldu.
Sûret-i hafiyyede Alî Bey'e verilen fermânda İbrâhim Bey'in Amasya'dan suhûletle def'i ve mümkün olduğu takdîrde i'dâmı emr olunduğu hâlde İbrâhim Bey'e gelen fermânda Karahisâr-ı Şarkî beylerbeyi olduğu ve derhâl azîmeti bildirilmişdi.
Alî Bey, fermânı aldığı anda gizlice Köprü a'yânından mîrlivâ-yı sâbık Mü'ezzinzâde Ahmed Bey'le Murâd Çavuşoğlu Alî Ağa'ya haber uçurdu. Her ikisinden de cevâb-ı muvâfakat aldı. Çünkü bunlar hem Yıldızlı İbrâhim Bey'in düşmanlarıydı hem de erbâb-ı iktidârdan idi.
İbrâhim Bey, fermânı aldıkda hayli günler düşündü. Sonra Amasya'nın idâresini Alî Bey'e terk ederek hareket etdi. Taşâbâd'a doğru gitdi. Hâlbuki yollar tutulmuşdu.
Amasya Beyi Alî Bey, ma'iyyetine aldığı adamlarıyla İbrâhim Bey'i ta'kîb edib Amasya'nın şark boğazı nihâyetinde yetişdi. İki kuvvet arasında kalan İbrâhim Bey harben tutulup i'dâm edildi. Ma'iyyetinden hayli adamlar da kırıldı. [371]
İbrâhim Bey'in i'dâmında hizmetleri sebk eden Ahmed Bey'e Karahisâr-ı Şarkî sancağı verildi. Alî Ağa da Çorum sancağı beyi oldu. Hadd-i zâtında bunlar da İbrâhim Bey'in ayârında adamlardı.
1015 senesi şa'bânının sekizinci günü sadr-ı a'zam Bosnalı Dervîş Paşa müfsid ve gaddâr olduğunudan i'dâm edilip Rûmeli serdârı meşhûr Kuyucu Murâd Paşa sadr-ı a'zam oldu.
Bu esnâda Kalenderoğlu Mehmed Paşa, ma'iyyetinde bulunan otuz beş bin kadar eşkıyâ ile Saruhan ve Manîsâ taraflarına dehşetler veriyordu. Ramazân ayında Anadolu beylerbeyi Hüseyin Paşa, Anadolu'dan ma'zûl Ahmed Paşa, Saruhan beyi Hacı Kerîm Bey kuvvetleriyle harb ederek gâlib gelmişdi.
Koca Anadolu ülkesi derebeyleri arasında bayağı taksîmâta uğramışdı. Her hâlde bu âsî derebeylerine merâm anlatacak, Anadolu Türkleri'ni bunların işkencelerinden kurtaracak kuvvetli, tedbîrli bir er lâzımdı. Bunun için Kuyucu Murâd Paşa 1016 senesi muharreminin evâhirinde İstanbul'a gelip saferinde şark serdârı oldu.
Kuyucu Murâd Paşa, Hırvâd olup gâyet şecî', muktedir, mütedeyyin, tecrübe-dîde bir kumandân idi. Dâmâdı Amasyalı Kadızâde Alî Paşa olup kethüdâ-yı sadâreti eşkıyânın ahvâl ve husûsâtına gâyet vâkıf olan Amasyalı Yularkısdıoğlu Ömer Ağa idi.
Kalenderoğlu Mehmed Paşa'ya Ankara beylerbeyiliği verilmişdi. Bunun zıddı olan Tekeli Mehmed Paşa Kastamonu ve sâbık başdefterdâraltı Poğaçazâde Ahmed Paşa Sivas beylerbeyi idi. Kuyucu Murâd [372] Paşa 1016 senesi rebî'ulevvelinde Üsküdâr'dan kalkıp en azılı şakî olan Canpolâdoğlu Alî Paşa üzerine Haleb'e doğru gitdi.
Tekeli Mehmed Paşa, Ankara havâlîsinde icrâ-yı şekâvet eden Kalenderoğlu üzerine me'mûr olmuş, Karesi, Menteşe, Sivas eyâleti askeri de ma'iyyetine verilmişdi. Kalenderoğlu Mehmed Paşa, Tekeli Mehmed Paşa'yı püskürtdüğü hâlde serdârın kuvvet ve salâbetinden ürküp Sivas'a doğru yürüdü.
Kalenderoğlu Mehmed Paşa, uğradığı yerleri harâb ederek 1016 senesi şevvâlinde Zile'yi basdı. Yanında olan Trabzon toplarıyla döğmeğe başladı. Zile voyvodası çavuşândan Hayreddîn Ağa bir merd-i gayûr idi. Müdâfa'a ederek Zile'yi kurtardı. Bu esnâda Sivas beylerbeyiliğine Canikli Osmân Paşa ta'yîn olunup sür'atle geldi.
1016 senesi zilka'desinde Amasya müftüsü Köse Ahmed Efendi isti'fâya mecbûr olduğundan birkaç müderrise teklîf edilen Amasya fetvâsını ancak Selânikli İbrîz Mahmûd Efendi kabûl etmekle zilhiccesinde Amasya müftüsü ve Sultâniyye müderrisi olup geldi. Hâlbuki Amasya'da fuzalâdan Mü'eyyedzâde Pîrî Çelebi, Harşeneli İbrâhim Efendi, Dursunzâde Mehmed Efendi gibi erler vardı.
Amasya alaybeyisi Murâd Bey, sipâhî kethüdâyeri Haydar Ağa, yeniçeri serdârı Kara Hasan Ağa idi. Kibâr-ı zu'amâdan Yularkısdı Sinan Paşazâde İskender Bey, Kesdek Mustafa Bey, yeniçeri a'yânından serdâr-ı sâbık Çakaloğlu Hüseyin Ağa, Karabulutoğlu Ahmed Ağa meşhûr idi. [373]
Kuyucu Murâd Paşa, Haleb havâlîsinde Canpoladoğlu Alî Paşa'nın ve sâ'ir eşkıyânın cem'iyyetlerini târumâr ederek 1017 senesi muharremi gurresinde Sivas'a doğru yürümüşdü. İç Anadolu'da eşkıyâ, alabildiğine şekâvetler yapıyorlardı. Bunlardan yetişme ümerâ da bunlara uymuşlardı.
Eşkıyânın ve ümerânın ahvâl ve mezâlimini anlatmak için ahkâm defterlerinde Sivas beylerbeyine ve mülhakâtı kadılarına hitâben yazılan 11 muharrem sene 1017 târîhli fermân müsveddesi görülmekle buraya derc edildi:
"Rûm beylerbeyine ve eyâlet-i mezbûrede vâki' olan kadılara hüküm ki, Kastamonu ve Kangırı sancaklarında nâzır-ı emvâl olan Memi Çavuş dergâh-ı mu'allâma mektûb gönderip vilâyet-i mezbûreye birkaç senedir ki celâlî eşkıyâsı zuhûr edib ahâlî-i vilâyete ve âyende ve revende ve tüccâr ve züvvâra envâ'-ı zulm ü ta'addîleri hadden bîrûn olduğundan gayrı İskilib ahâlîsinden Kemerli Alî ve Pîrî ve Simre'den Hacı nâm bölükbaşı kendilerine tâbi' eşkıyâ ile gâh zorba sâhibi sancak beyleri ve gâh bi-nefsihî kendiler gezip eyâlet-i mezbûre ahâlîsinin emvâl ve erzâklarını nehb ü gâret ve davarlarını dahi sürüp vilâyetlerine alıp gidip dâ'imâ hareket ve tuğyân üzere olup bu def'a dahi Çorum sancağı beyi olan kıdvetü'l-ümerâ Alî dâme izzuhû⁶⁰⁹ gelip ahâlî-i vilâyetin evlerin basıp emvâl ve erzâklarını yağmâ ve talân edib bu âna değin ahâlî-i vilâyete eyledikleri zulüm ve ta'addîleri günden güne müştedd olmağla her biri yalnız oldukları kasaba ve nevâhî ve kurâda ahvâlleri [374] yerli yerinden hak üzere teftîş ve tefahhus olunup şer' ile haklarından gelinmesini arz etmeğin buyurdum ki ..."
Her tarafda eşkıyâ ve bunlardan yetişen ümerânın ahvâl ve mezâlimi bundan ziyâde idi, eksik değildi. Bütün Anadolu bu derebeylerin zulmünden bîzâr idi. Hiçbir tarafda huzûr ve emniyyet, verilen fermânların hükümlerini infâz edecek kuvvet yokdu.
Kuyucu Murâd Paşa, herkesin dört gözle beklediği bir halaskârdı. Serdâr Murâd Paşa'nın eşkıyâya karşı gösterdiği şiddetler, eşkıyânın halka karşı irtikâb etdikleri zulüm ve dehşetler yanında yine hafîf idi.
Kuyucu Murâd Paşa'nın Sivas'a doğru yürüdüğünü duyan Kalenderoğlu, Kara Sa'îd, Kepenekli Halîl, Kürd Haydar, Tokatlı Ağacdan Pîrî ve emsâli haramzâdeler yirmi bin eşkıyâ ile Göksun yaylağında serdârı karşıladılar.
Serdâr Murâd Paşa, büyük bir i'tidâl ve metânet ibrâz ederek eşkıyânın cem'iyyetlerini perîşân ve rast geldiği yerde eşkıyâyı kahr ve tedmîr etdi. Eşkıyâyı kuyular kazdırıp çukurlara gömdürdü. Bu sûretle Ankara vilâyetini tarayıp temizledi.
Ancak Göksun yaylağı muhârebesinde bozulup kaçan Kara Sa'îd, ma'iyyetinde olan on binden ziyâde eşkıyâ ile Amasya kalesini elde ederek tahassün etmek istedi. Kalenderoğlu Mehmed Paşa da başındaki haşerâtıyla Karahisâr-ı Şarkî kal'asına tahassün etmeğe koşdu.
1017 senesi rebî'ulâhirinde Kara Sa'îd, Amasya'yı her tarafdan [375] sardı. Darbzen toplarla döğmeğe başladı. Fakat Amasya a'yânı olan mîrlivâ Alî, alaybeyi Murâd, kal'a dizdârı Memî, zu'amâdan Mustafa ve İskender Beyler'le sipâhîlerden Topçu Mehmed, Cebecioğlu Mehmed, Köse Mehmed, Haydar, Velî ve yeniçerilerden Çakaloğlu Hüseyin, Kara Hasan, Lâdikli Kurd, Karabulutoğlu Ahmed Ağalar ve sâ'ir efendiler fevkalâde müdâfa'a etdiler.
Amasyalılar'ın fedâkârâne gayreti, Sivaslı Kara Sa'îd'i ve ma'iyyetindeki eşkıyâyı âdetâ çıldırtıyordu. Çünkü kendilerini ta'kîb eden Serdâr Murâd Paşa, Çorum'a gelip çadır kurmuşdu. Serdârın şiddetine ve paşaların kuvvetine karşı koyacak metîn bir yerden mahrûm oluyorlardı.
Kara Sa'îd, Amasya'yı zabt ve tahassün etmekden me'yûs olarak 1017 senesi cumadelûlâsının evâ'ilinde Amasya havâlîsinde icrâ-yı şekâvete koyuldu. Mezâlim ve hasârâtın envâ'ını yapıyor, her tarafı harâb ediyordu.
Ancak Amasya kadısı Mustafa Efendi erbâb-ı hamiyyetle beraber olup müdâfa'aya ikdâm etdiği hâlde Amasya müftüsü Mahmûd Efendi denâ'et-i tab' ve cehline binâ'en Amasya'yı Kara Sa'îd'e teslîm için uğraşıp birtakım sâde-dilânı iğfâl eylediğinden 1017 cumadelûlâsında azl edilip Köse Ahmed Efendi ikinci def'a Amasya müftüsü ve Sultâniyye müderrisi oldu.
Serdâr Murâd Paşa, Çorum ovasında kaldığı müddet zarfında o taraflarda icrâ-yı şekâvet eden Çorum beyi Murâd Çavuşoğlu Alî, Beyşehrî beyi Emîrşâh Beyler'i ve İskilib eşkıyâsını i'dâm ederek kalkıp [376] cumadelûlâsının yirmisinde Sivas'a geldi.
Üç gün kadar eğlenip Haleb beylerbeyi Hüseyin Paşa'yı ser-asker nasb ve ma'iyyetine Sivas beylerbeyi Canikli Osmân Paşa, Malatya mutasarrıfı Karakaş Ahmed Paşa, Kastamonu beylerbeyi Tekeli Mehmed Paşa ve Kefe'den ma'zûl Mehmed Paşa kuvvetlerini terfîk ederek Kara Sa'îd üzerine gönderdi. Kendisi de Kalenderoğlu üzerine gitdi.
Hüseyin Paşa, Amasya sancağına girdiği anda Amasya müdâfi'leri kendisine iltihâk eylediğinden kuvvetlerini iki kola ayırdı. Canikli Osmân Paşa kolunu şarka me'mûr etdi. Kendisi garba doğru yürüdü. Bütün eşkıyâ paşaların önlerinden kaçıp Kara Sa'îd'e iltihâk ediyorlardı.
Hüseyin Paşa, Amasya sancağını güzel bir tarama hareketiyle bütün eşkıyâyı Merzifon ovasına topladı. Canikli Osmân Paşa kolu Lâdik'den kalkıp Merzifon ovasına geldiği gibi Hüseyin Paşa kolu da Gümüş havâlîsine gelip Kara Sa'îd'i burada buldu.
Merzifon ovasında iki kuvvet çarpışdı. Üç gün devâm eden kanlı muhârebede Kara Sa'îd fenâ hâlde bozuldu. Binlerce eşkıyâ kılıçdan geçdi. Kılıçdan arta kalan bin kadar eşkıyâ ile Kara Sa'îd canlarını güç kurtarıp şarka doğru kaçdılar. Paşalar da ta'kîb etdiler.
Bu muhârebede fedâkârâne çalışanlar, büyük mükâfâtlara erdiler. Bunlardan Çakaloğlu Hüseyin Ağa⁶¹⁰, Lâdikli Kurd Ağa⁶¹¹, sipâhî [377] Haydar Ağa, serdâr Murâd Paşa'nın nazar-ı dikkat ve teveccühünü kazandıkları cihetle ma'iyyetine kabûl edildiler. Berâber İstanbul'a gitdiler.
Münhezim olan Kalenderoğlu'yla Kara Sa'îd eşkıyâsını ta'kîb eden serdâr Murâd Paşa 1017 cumadelâhiresinin onuncu günü Bayburd civârında Sünür ovasına indi.
Serdâr Murâd Paşa, Trabzon eyâletine müstevlî olan "Murâdhanlı" demekle meşhûr Alî, Mustafa Paşalar'la Abdurrahmân Bey nâmında üç birâderi birer tarîk ile ele geçirip i'dâm ederek Trabzon eyâletini de temizledi.
Serdâr-ı a'zam Murâd Paşa, 1017 senesi recebinin onuncu günü Sünür ovasından kalkıp on dördüncü günü Tokat'a geldi. Burada iki gün kalıp on yedinci günü hareketle yirminci günü mu'azzam bir ihtifâl içinde Amasya'ya girdi. Amasya sancağını Sinan Paşazâde Mehmed Paşa'ya tevcîh ederek târîhî fetrete hitâm verdi. Fesübhâne men lâ-yezûlü mülkühû lâ ilâhe illâ hüve'l-aliyyü'l-hakîm.
Üçüncü cildin sonu.
Günümüz Türkçesiyle
Hızır Paşazâde Mehmed Paşa'nın soyundan, Seydî Alî Beyzâde Ahmed Bey'in oğludur. Kardeşleri Mustafa Paşa ile Kurd Mehmed Bey'dir. Alaybeyi iken 1015 yılı cumadelâhiresinin on birinci günü [1606-07] Amasya beyi oldu.
Alî Bey'e gizlice verilen fermanda İbrâhim Bey'in Amasya'dan kolaylıkla uzaklaştırılması, mümkün olursa idam edilmesi emredildiği hâlde, İbrâhim Bey'e gelen fermanda Karahisâr-ı Şarkî beylerbeyi olduğu ve hemen yola çıkması bildirilmişti.
Alî Bey fermanı aldığı anda gizlice Köprü ileri gelenlerinden eski mirliva Mü'ezzinzâde Ahmed Bey'e ve Murâd Çavuşoğlu Alî Ağa'ya haber gönderdi. İkisinden de uygun cevap aldı. Çünkü bunlar hem Yıldızlı İbrâhim Bey'in düşmanlarıydı hem de güç sahibi kişilerdi.
İbrâhim Bey fermanı alınca günlerce düşündü. Sonra Amasya'nın yönetimini Alî Bey'e bırakarak yola çıktı. Taşâbâd'a doğru gitti. Oysa yollar tutulmuştu.
Amasya Beyi Alî Bey, yanına aldığı adamlarla İbrâhim Bey'i izleyip Amasya'nın doğu boğazının sonunda yetişti. İki kuvvet arasında kalan İbrâhim Bey savaşta yakalanıp idam edildi. Yanındakilerden birçoğu da öldürüldü.
İbrâhim Bey'in idamında hizmetleri görülen Ahmed Bey'e Karahisâr-ı Şarkî sancağı verildi. Alî Ağa da Çorum sancak beyi oldu. Aslında bunlar da İbrâhim Bey'in dengi adamlardı.
1015 yılı şabanının sekizinci günü sadrazam Bosnalı Derviş Paşa, bozguncu ve zalim olduğu için idam edilip Rumeli serdarı ünlü Kuyucu Murâd Paşa sadrazam oldu.
Bu sırada Kalenderoğlu Mehmed Paşa, yanındaki otuz beş bin kadar eşkıyayla Saruhan ve Manisa taraflarına dehşet salıyordu. Ramazan ayında Anadolu beylerbeyi Hüseyin Paşa, Anadolu'dan azledilmiş Ahmed Paşa ve Saruhan beyi Hacı Kerîm Bey kuvvetleriyle savaşıp galip gelmişti.
Koca Anadolu ülkesi âdeta derebeyleri arasında paylaşılmıştı. Her hâlde bu asi derebeylerine sözünü dinletecek, Anadolu Türklerini bunların işkencelerinden kurtaracak güçlü ve tedbirli bir adam gerekiyordu. Bunun için Kuyucu Murâd Paşa 1016 yılı muharreminin sonlarında [1607] İstanbul'a gelip safer ayında doğu serdarı oldu.
Kuyucu Murâd Paşa Hırvat asıllı olup son derece cesur, güçlü, dindar ve tecrübeli bir komutandı. Damadı Amasyalı Kadızâde Alî Paşa, sadaret kâhyası da eşkıyanın durumunu ve işlerini çok iyi bilen Amasyalı Yularkısdıoğlu Ömer Ağa idi.
Kalenderoğlu Mehmed Paşa'ya Ankara beylerbeyiliği verilmişti. Onun karşıtı olan Tekeli Mehmed Paşa Kastamonu beylerbeyi, eski başdefterdar yardımcısı Poğaçazâde Ahmed Paşa ise Sivas beylerbeyi idi. Kuyucu Murâd Paşa 1016 yılı rebîülevvelinde [1607] Üsküdar'dan kalkıp en azılı eşkıya olan Canpolâdoğlu Alî Paşa üzerine Halep'e doğru gitti.
Tekeli Mehmed Paşa, Ankara çevresinde eşkıyalık yapan Kalenderoğlu üzerine görevlendirilmiş, Karesi, Menteşe ve Sivas eyaleti askerleri de emrine verilmişti. Kalenderoğlu Mehmed Paşa, Tekeli Mehmed Paşa'yı geri püskürttüğü hâlde serdarın gücünden ve sağlamlığından ürküp Sivas'a doğru yürüdü.
Kalenderoğlu Mehmed Paşa, uğradığı yerleri harap ederek 1016 yılı şevvalinde [1608] Zile'yi bastı. Yanındaki Trabzon topları ile dövmeye başladı. Zile voyvodası, çavuşlardan Hayreddîn Ağa gayretli bir yiğitti. Savunarak Zile'yi kurtardı. Bu sırada Sivas beylerbeyiliğine Canikli Osmân Paşa atanıp hızla geldi.
1016 yılı zilkadesinde Amasya müftüsü Köse Ahmed Efendi istifaya mecbur olduğundan birkaç müderrise önerilen Amasya fetva makamını yalnız Selanikli İbrîz Mahmûd Efendi kabul etti ve zilhiccede Amasya müftüsü ve Sultâniyye müderrisi olarak geldi. Oysa Amasya'da âlimlerden Mü'eyyedzâde Pîrî Çelebi, Harşeneli İbrâhim Efendi, Dursunzâde Mehmed Efendi gibi kişiler vardı.
Amasya alaybeyi Murâd Bey, sipahi kethüdâyeri Haydar Ağa, yeniçeri serdarı Kara Hasan Ağa idi. Büyük zeamet sahiplerinden Yularkısdı Sinan Paşazâde İskender Bey, Kesdek Mustafa Bey, yeniçeri ileri gelenlerinden eski serdar Çakaloğlu Hüseyin Ağa ve Karabulutoğlu Ahmed Ağa ünlüydü.
Kuyucu Murâd Paşa, Halep çevresinde Canpoladoğlu Alî Paşa'nın ve öteki eşkıyanın topluluklarını darmadağın ederek 1017 yılı muharreminin başında [1608] Sivas'a doğru yürümüştü. İç Anadolu'da eşkıya sınırsızca eşkıyalık yapıyordu. Bunlardan yetişen beyler de onlara uymuşlardı.
Eşkıyanın ve beylerin durumunu ve zulümlerini anlatmak için ahkâm defterlerinde Sivas beylerbeyine ve bağlı yerlerin kadılarına hitaben yazılan, 11 muharrem 1017 tarihli bir ferman taslağı görüldüğünden buraya alındı:
"Rûm beylerbeyine ve adı geçen eyalette bulunan kadılara hüküm ki: Kastamonu ve Kangırı (Çankırı) sancaklarında mal nazırı olan Memi Çavuş yüce dergâha mektup gönderip, adı geçen vilayette birkaç yıldır Celâlî eşkıyası türeyip vilayet halkına, gelip gidenlere, tüccara ve ziyaretçilere her türlü zulüm ve haksızlığı haddi aştığı gibi, İskilip halkından Kemerli Alî ve Pîrî ile Simre'den Hacı adlı bölükbaşı, kendilerine bağlı eşkıyayla bazen zorbalık sahibi sancak beyleri, bazen de kendi başlarına gezip adı geçen eyalet halkının mal ve yiyeceklerini yağma ve talan ederek hayvanlarını da sürüp kendi vilayetlerine götürüp, hep azgınlık üzere olup bu defa da Çorum sancağı beyi olan beylerin seçkini Alî (izzeti daim olsun), vilayet halkının evlerini basıp mal ve yiyeceklerini yağma ve talan edip bugüne kadar vilayet halkına yaptıkları zulüm ve haksızlıklar günden güne arttığından, her biri yalnız oldukları kasaba, nahiye ve köylerde durumları yerli yerinde hak üzere araştırılıp soruşturularak şeriata göre haklarından gelinmesini arz ettiğinden buyurdum ki ..."
Her yanda eşkıyanın ve bunlardan türeyen beylerin durumu ve zulümleri bundan fazlaydı, eksik değildi. Bütün Anadolu bu derebeylerinin zulmünden bezmişti. Hiçbir yanda huzur ve güvenlik yoktu; verilen fermanların hükümlerini uygulayacak güç yoktu.
Kuyucu Murâd Paşa, herkesin dört gözle beklediği bir kurtarıcıydı. Serdar Murâd Paşa'nın eşkıyaya karşı gösterdiği sertlikler, eşkıyanın halka karşı işlediği zulüm ve dehşetin yanında yine hafifti.
Kuyucu Murâd Paşa'nın Sivas'a doğru yürüdüğünü duyan Kalenderoğlu, Kara Sa'îd, Kepenekli Halîl, Kürd Haydar, Tokatlı Ağacdan Pîrî ve benzeri haramzadeler yirmi bin eşkıyayla Göksun yaylağında serdarı karşıladılar.
Serdar Murâd Paşa büyük bir ölçülülük ve sağlamlık göstererek eşkıyanın topluluklarını dağıttı, rastladığı yerde eşkıyayı ezip yok etti. Eşkıyaya kuyular kazdırıp çukurlara gömdürdü. Bu yolla Ankara vilayetini tarayıp temizledi.
Ancak Göksun yaylağı savaşında bozulup kaçan Kara Sa'îd, yanındaki on binden fazla eşkıyayla Amasya kalesini ele geçirip orada sığınmak istedi. Kalenderoğlu Mehmed Paşa da başındaki ayak takımıyla Karahisâr-ı Şarkî kalesine sığınmaya koştu.
1017 yılı rebîülâhirinde Kara Sa'îd Amasya'yı her yandan sardı. Darbzen toplarla dövmeye başladı. Fakat Amasya ileri gelenleri olan mirliva Alî, alaybeyi Murâd, kale dizdarı Memî, zeamet sahiplerinden Mustafa ve İskender Beyler ile sipahilerden Topçu Mehmed, Cebecioğlu Mehmed, Köse Mehmed, Haydar, Velî ve yeniçerilerden Çakaloğlu Hüseyin, Kara Hasan, Lâdikli Kurd, Karabulutoğlu Ahmed Ağalar ve öteki efendiler olağanüstü bir savunma yaptılar.
Amasyalıların fedakârca gayreti, Sivaslı Kara Sa'îd'i ve yanındaki eşkıyayı âdeta çıldırtıyordu. Çünkü kendilerini izleyen Serdar Murâd Paşa Çorum'a gelip çadır kurmuştu. Serdarın sertliğine ve paşaların gücüne karşı koyabilecekleri sağlam bir yerden yoksun kalıyorlardı.
Kara Sa'îd, Amasya'yı ele geçirip sığınmaktan umudunu kesince, 1017 yılı cumadelûlâsının başlarında Amasya çevresinde eşkıyalığa koyuldu. Her türlü zulüm ve zararı yapıyor, her yanı harap ediyordu.
Ancak Amasya kadısı Mustafa Efendi gayret sahibi kişilerle birlikte olup savunmaya çalıştığı hâlde, Amasya müftüsü Mahmûd Efendi, aşağılık huyu ve cehaleti yüzünden Amasya'yı Kara Sa'îd'e teslim etmeye uğraşıp birtakım saf kişileri kandırdığından, 1017 cumadelûlâsında azledildi; Köse Ahmed Efendi ikinci kez Amasya müftüsü ve Sultâniyye müderrisi oldu.
Serdar Murâd Paşa, Çorum ovasında kaldığı sürece o taraflarda eşkıyalık yapan Çorum beyi Murâd Çavuşoğlu Alî ile Beyşehir beyi Emîrşâh Beyleri ve İskilip eşkıyasını idam ederek kalktı; cumadelûlânın yirmisinde Sivas'a geldi.
Üç gün kadar dinlenip Halep beylerbeyi Hüseyin Paşa'yı başkomutan atadı; yanına Sivas beylerbeyi Canikli Osmân Paşa, Malatya mutasarrıfı Karakaş Ahmed Paşa, Kastamonu beylerbeyi Tekeli Mehmed Paşa ve Kefe'den azledilmiş Mehmed Paşa'nın kuvvetlerini katıp Kara Sa'îd üzerine gönderdi. Kendisi de Kalenderoğlu üzerine gitti.
Hüseyin Paşa Amasya sancağına girdiği anda Amasya savunucuları kendisine katıldığından kuvvetlerini iki kola ayırdı. Canikli Osmân Paşa'nın kolunu doğuya görevlendirdi. Kendisi batıya doğru yürüdü. Bütün eşkıya paşaların önünden kaçıp Kara Sa'îd'e katılıyordu.
Hüseyin Paşa Amasya sancağını güzel bir tarama hareketiyle geçip bütün eşkıyayı Merzifon ovasında topladı. Canikli Osmân Paşa'nın kolu Lâdik'ten kalkıp Merzifon ovasına geldiği gibi, Hüseyin Paşa'nın kolu da Gümüş çevresine gelip Kara Sa'îd'i burada buldu.
Merzifon ovasında iki kuvvet çarpıştı. Üç gün süren kanlı savaşta Kara Sa'îd fena hâlde bozuldu. Binlerce eşkıya kılıçtan geçti. Kılıçtan arta kalan bin kadar eşkıyayla Kara Sa'îd canlarını güçlükle kurtarıp doğuya doğru kaçtılar. Paşalar da kovaladılar.
Bu savaşta fedakârca çalışanlar büyük ödüllere erdiler. Bunlardan Çakaloğlu Hüseyin Ağa, Lâdikli Kurd Ağa ve sipahi Haydar Ağa, Serdar Murâd Paşa'nın dikkatini ve beğenisini kazandıkları için maiyetine alındılar. Birlikte İstanbul'a gittiler.
Bozguna uğrayan Kalenderoğlu ve Kara Sa'îd eşkıyasını izleyen Serdar Murâd Paşa, 1017 cumadelâhiresinin onuncu günü Bayburt yakınında Sünür ovasına indi.
Serdar Murâd Paşa, Trabzon eyaletini ele geçirmiş olan "Murâdhanlı" diye tanınan Alî ve Mustafa Paşalar ile Abdurrahmân Bey adındaki üç kardeşi ayrı ayrı yollarla yakalayıp idam ederek Trabzon eyaletini de temizledi.
Serdâr-ı a'zam (başkomutan sadrazam) Murâd Paşa, 1017 yılı recebinin onuncu günü Sünür ovasından kalkıp on dördüncü günü Tokat'a geldi. Burada iki gün kalıp on yedinci günü yola çıkarak yirminci günü büyük bir törenle Amasya'ya girdi. Amasya sancağını Sinan Paşazâde Mehmed Paşa'ya verip tarihî karışıklık dönemine son verdi. "Mülkü hiç sona ermeyen Allah'ı tesbih ederim; O'ndan başka tanrı yoktur, yüce ve hikmet sahibi O'dur" anlamındaki Arapça ibare.
Üçüncü cildin sonu.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- erbâb-ı ihtilâl: isyancılar
- şekâvet, şakî: eşkıyalık; eşkıya
- ümerâ: beyler, emirler
- derebeyi: yöresinde başına buyruk güç kazanmış kişi
- ser-asker: başkomutan
- tahassün: kaleye ya da sağlam bir yere sığınma
- müdâfa'a: savunma
- darbzen: büyük top
- kul kethüdâsı: yeniçeri ocağında üst düzey görevli
- sekbânbaşı: yeniçeri ocağında bir subay unvanı
- nâzır-ı emvâl: mal nazırı, devlet mallarından sorumlu görevli
- nehb ü gâret: yağma ve talan
- mütekâ'id: emekli
- tevcîh: görev verme, atama
- ibtidâr: girişme
Kuyucu Murad Paşa
Kuyucu Murad Paşa, Hırvat asıllı olup devşirme yoluyla saraya alınmış, ölümünde doksan yaşını aşmış bir devlet adamıdır. Hüsameddin'in "Hırvâd" demesi ansiklopedi maddesiyle uyuşur. Maddeye göre Murad Paşa bir dönem Karahisarışarkî sancağı da tevcih edilmiş, Haçova Meydan Savaşı'nda görev almış, Zitvatorok Antlaşması'nın yapıldığı dönemde Macaristan serdarlığı yapmıştır. Hüsameddin'in verdiği damat bilgisi de doğrudur: Kadızâde Ali Paşa, onun damadı olarak anılır ve Zitvatorok görüşmelerini yürütenler arasındadır. Ölümünden sonra kâhyası Ömer'in de öldürüldüğü yazılır.
Hüsameddin Murad Paşa'nın sadrazamlığını 1015 şabanının sekizinci gününe bağlar. Ansiklopedi maddesi ise Derviş Paşa'nın yerine 10 Şaban 1015'te [11 Aralık 1606] getirildiğini yazar. Aradaki iki günlük fark küçüktür; hangisinin esas alındığı kaynaktan kaynağa değişebilir. Hüsameddin'in verdiği "1016 muharremi sonu İstanbul'a geliş, safer ayında doğu serdarlığı" ile maddedeki "Rebîülevvel 1016'da [Temmuz 1607] harekete geçti" kaydı da genel olarak örtüşür.
Göksun, Alaçayır ve Kara Hasan Derbendi
Hüsameddin Kalenderoğlu ve Kara Sa'îd'in Göksun yaylağında Kuyucu'yu karşıladığını yazar. Ansiklopedi maddesi, Kalenderoğlu'nun Göksun yaylasında mevzilenip Rebîülâhir 1017'de [Ağustos 1608] Alaçayır mevkiindeki savaşta yenildiğini kaydeder. Maddeye göre Murad Paşa, Amasya çevresinde faaliyet gösteren Tavil Halil ve kardeşi Meymun'u altı gün altı gece kovalamış, Karahisarışarkî sancağındaki Kara Hasan Derbendi'nde yakalayıp büyük bölümünü yok etmiştir. Hüsameddin bu olaydan söz etmez; kendi anlatısı Amasya kuşatmasına ve Merzifon ovası savaşına yönelir. Kara Sa'îd'in Amasya'yı kuşatması, Merzifon ovasındaki üç günlük savaş ve Hüseyin Paşa'nın rolü genel kaynaklarda bulunamadığı için doğrulanamadı.
Kuyular ve Şiddet
Hüsameddin Kuyucu'nun şiddetini, eşkıyanın halka yaptığı zulmün yanında hafif sayar. Ansiklopedi maddesi ise Murad Paşa'nın Celâlîleri ortadan kaldırmada aşırıya gittiğini, rivayete göre altmış yetmiş bin kadar Celâlîyi öldürüp konakladığı yerlerde kazdırdığı derin kuyulara doldurduğunu yazar. "Kuyucu" lakabı için iki rivayet aktarılır: biri âsileri kuyulara doldurması, öbürü 1585 Tebriz seferinde atıyla birlikte bir kuyuya düşüp esir olmasıdır. Hüsameddin'in "kuyular kazdırıp çukurlara gömdürdü" cümlesi birinci rivayetle örtüşür.
Paşa 1608 sonunda İstanbul'a dört yüz kadar Celâlî bayrağıyla girmiş, ardından 1609'da bir adaletname yayımlayarak devlet görevlilerinin halka zulmetmemesini ve yurtlarını terk edenlerin geri dönmesini sağlamaya çalışmıştır. Kuyucu Murad Paşa 5 Ağustos 1611'de Cülek'te ölmüştür. Hüsameddin'in ferman metni ise bu adaletnameden önceki durumu, yani Anadolu'nun 1017 başında [1608] içinde bulunduğu hâli belgeleyen bir örnek olarak ayrıca değerlidir: Çankırı, Kastamonu ve İskilip yöresinde halkın evlerinin basıldığı, hayvanlarının sürüldüğü bu ferman metninde açıkça anlatılır.
Kalenderoğlu
Kalenderoğlu Mehmed, çavuşluk ve mütesellimlik yapmış bir Celâlî elebaşıdır. Manisa'yı üs edinmiş, kendisine Ankara sancak beyliği önerilmiş, ancak Ankara kadısının direnmesi üzerine geri çekilmiştir. 1608'de Göksun'da Kuyucu Murad Paşa'ya yenilen Kalenderoğlu İran'a geçip Şah Abbas'ın ordularına katılmış, bir yıl sonra hastalanıp ölmüştür. Hüsameddin'in "Zile'yi bastı" anlatısı, Zile voyvodası Hayreddîn Ağa'nın savunması ve Canikli Osmân Paşa'nın Sivas'a atanması başka kaynaklarda bulunamadı.
Kara Sa'îd ve Amasya
Kara Sa'îd'in adı, Akdağ'ın aktardığı belgelerde 1604 yılı için Akşehir ve Kütahya arasında ortalığı kasıp kavuran "Karasait Zorbası" olarak anılır; Akdağ onun, pek çokları gibi, Altı Bölük halkından yetişmiş olduğunu düşünür. Hüsameddin'in "Sivaslı" nitelemesi ise başka kaynaklarda doğrulanamadı. Dönemin kaynaklarında Amasya, Tokat, Karahisarışarkî ve Yeşilırmak çevresi birçok kasabasının kalabalık eşkıya gruplarınca kuşatıldığı ve aylarca aç susuz direndiği anlatılır. Hüsameddin'in verdiği savunucu adları, bu direnişe katılanların kayıtlı adlarını bugüne taşır.
Dönemin Sonu
Celâlî isyanlarının bu yoğun evresinin ardından İstanbul'da Sultan Ahmed Camii'nin temeli 9 Ekim 1609'da atılmıştır; ansiklopedi maddeleri, bu yapının yaklaşık yirmi yıllık isyan fırtınasının sona erdiğini simgelediğini yazar. Aynı törende ilk kazmayı vuranlar arasında Kuyucu Murad Paşa da vardı. Hüsameddin'in "Üçüncü cildin sonu" diyerek tarihî karışıklığı 1017 recebinde Amasya'ya törenle giren sadrazamla kapatması, olayların Amasya'daki sonunu belirler; Anadolu genelinde ise karışıklık bu tarihten sonra da sürmüştür; Akdağ, 1608'den sonraki ayaklanmaların yeni bir nitelik taşıdığını ve bunlara Celâlî adının verilmemesi gerektiğini savunur.
Dipnotlardan
Dipnot 609, ferman metnindeki Çorum sancağı beyi Alî'nin, "meşhûr Murâd Çavuşoğlu Alî Bey" olduğunu bildirir. Dipnot 610'a göre Çakaloğlu Hüseyin Ağa yeniçeri ocağından kul kethüdâlığına kadar yükselmiş, sonra sekbânbaşı olmuştur. Dipnot 611'e göre Lâdikli Kurd Ağa da ocakta yükselerek kul kethüdâsı olmuş, 1023 zilhiccesinde emekli olup hacca giderken 1024 zilhiccesinde dönüşte ölmüştür; "sadr-ı esbak Bayrâm Paşa'nın babasıdır" denir ve kaynak olarak Ahkâm Defteri gösterilir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 3. Cilt, s. 529–532. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Ömer İşbilir, "Kuyucu Murad Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 26, Ankara 2002, s. 507-508. https://islamansiklopedisi.org.tr/kuyucu-murad-pasa
- Ömer İşbilir, "Nasuh Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 32, İstanbul 2006. https://islamansiklopedisi.org.tr/nasuh-pasa
- Mustafa Akdağ, "Celâlî İsyanlarında Büyük Kaçgunluk 1603-1606: I", Tarih Araştırmaları Dergisi, II/2-3, 1964. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/782881
- Abdulkasim Gül, Kuyucu Murad Paşa, yüksek lisans tezi, Atatürk Üniversitesi (taranmış, ayrıntılı okunmadı). https://eski.atauni.edu.tr/yuklemeler/cf8387e55ead3cc0c1b705194b82f7a7.pdf
Resmî kaynaklar