Devâtdâr Ahmed Paşa bin Hacı Şâdgeldi Paşa ahfâdından olup Amasya vâlîsi şehzâde Sultân Ahmed'in dâmâdı Nasûh Beyzâde Süleyman Bey'in birâderzâdesi Mehmed Bey'in oğludur. Erbâb-ı ihtilâl arasında "Nasûhoğlu" demekle meşhûrdu. Amasya alaybeyisi iken 1012 senesi [361] rebî'ulevvelinin gurresinde hükûmet-i Osmâniyye tarafından Amasya beyi oldu.⁶⁰⁸
Deli Tâhir Bey cesûr, fa''âl, asîl bir zât idi. Fakat asâletine pek mağrûr idi. İhtilâl himâyesinde mîrlivâ olması gurûrunu biraz daha artırmış, âdetâ gemalmaz olmuşdu. Geldiklan nâhiyesinde cesîm çiftlikleri ve pek çok avenesi vardı.
Fakat Deli Zülfikâr Bey'in inkıyâdı erbâb-ı ihtilâli fenâ hâlde kızdırmışdı. İhtilâl başkumandânı Kara Yazıcı birâderi Deli Hasan Bey, Karahisâr-ı Şarkî'de idi. Bütün ihtilâl başbuğlarını Zülfikâr Bey'in aleyhine da'vet etdi. Hâlbuki Zülfikâr Bey, Karahisâr-ı Şarkî'ye Deli Hasan'ı iknâ' etmek üzere me'mûr olmuşdu.
Bu esnâda Amasya kadısı Mahmûd Efendi, müftüsü Emîr-i Sâhib-i Tâc Alî Efendi, nakîbü'l-eşrâf kâ'im-makâmı es-Seyyid Mustafa Sâfî Çelebi, şehir kethüdâsı Hacı Pîrî Çelebi idi. Amasya kethüdâyeri erbâb-ı ihtilâlden Sarhoş Mehmed Ağa, yeniçeri zâbiti Çakaloğlu Hüseyin Ağa pek meşhûr idi.
1012 senesi recebinin on sekizinci pazar günü Üçüncü Sultân Mehmed vefât edib yerine büyük şehzâdesi Birinci Sultân Ahmed Hân Osmanlı tahtına cülûs etdi. Fakat Amasya'da Deli Tâhir Bey'in [362] ahvâl ve harekâtında Sultân Ahmed'in cülûsundan sonra bir değişiklik hâsıl oldu.
1012 şevvâlinde bin türlü iknâ'ât ve tatmînât ile ihtilâlcilerin başbuğları itâ'at etmekle Deli Hasan Bey'e vezâretle Bosna vâlîliği, Malatyalı Karakaş Ahmed Ağa'ya Revân, Tekeli Mehmed Ağa'ya Tebrîz, Kalenderoğlu Mehmed Ağa'ya Gence beylerbeyiliği verildi. Deli Zülfikâr Paşa Mar'aş beylerbeyi ve Hüseyin Paşa Karahisâr-ı Şarkî mutasarrıfı oldu.
Bu sefer de meydân Amasya beyi Deli Tâhir Bey'e kaldı. Tâhir Bey, bütün sancağın erbâb-ı ihtilâlini başına topladı. 1012 senesi zilhiccesinde i'lân-ı istiklâl ederek "Sultân Tâhir Hân" unvânını aldı. Nâmına hutbe okutdu. Her tarafa "Tâhir Hân" unvânıyla emirler, fermânlar vermeğe başladı.
1013 senesi muharreminde Amasya müftüsü Emîr Alî Efendi'yi fevkalâde tazyîk eylediğinden fetvâdan isti'fâ etmeğe mecbûr olmuşdu. İstanbul'da Amasya fetvâsı Gümüşlü Musliheddîn Efendi gibi birkaç müderrise teklîf edildiği hâlde hiçbiri de kabûl ve azîmete cesâret edemediğinden bizzarûre Alî Efendi ibkâ edildi.
Deli Tâhir Bey, Sivaslı Kara Sa'îd Ağa'yı elde ederek kendisine kethüdâ yapdı. Dündâroğlu Mustafa Ağa'yı ihtilâlcilere serdâr edib Karahisâr-ı Şarkî üzerine gönderdi. İhtilâlciler Karahisâr'ı basıp Balıkesirli Hüseyin Paşa'yı kaçırdılar. Şehri başdan başa yağmâ etdiler.
Çünkü Nasûh Paşa, 1012 senesi evâ'ilinde Haleb vâlîliğine [363] terfî' edilip Sivas'a Yularkısdızâde Ahmed Paşa beylerbeyi olmuşdu. Nasûh Paşa, oldukça kendisini erbâb-ı ihtilâle tanıtmışdı. Haleb'e gidince eşkıyâ yine ayaklanmışlardı.
Deli Tâhir Bey'in harekât-ı bâgıyânesi İstanbul'a aks etdikde Hudâvendigâr emâretine nakl edilerek Amasya sancağı beyliğine Çankırı beyi Yıldızlı İbrâhim Bey ta'yîn olundu. Deli Tâhir Bey'i i'dâma me'mûr oldu.
Günümüz Türkçesiyle
Hacı Şâdgeldi Paşa'nın oğlu Devâtdâr Ahmed Paşa'nın soyundan olup, Amasya valisi şehzade Sultan Ahmed'in damadı Nasûh Beyzâde Süleyman Bey'in kardeşi oğlu Mehmed Bey'in oğludur. İsyancılar arasında "Nasûhoğlu" diye tanınırdı. Amasya alaybeyi iken 1012 yılı rebîülevvel ayının başında [1603-04] Osmanlı hükümeti tarafından Amasya beyi oldu.
Deli Tâhir Bey cesur, faal ve soylu bir kişiydi. Ancak soyuyla çok övünürdü. İsyancıların himayesinde mirliva (sancak beyi) olması gururunu biraz daha artırmış, âdeta dizginlenemez olmuştu. Geldiklan nahiyesinde geniş çiftlikleri ve çok sayıda adamı vardı.
Fakat Deli Zülfikâr Bey'in boyun eğmesi isyancıları fena hâlde kızdırmıştı. İsyanın başkomutanı Kara Yazıcı'nın kardeşi Deli Hasan Bey, Karahisâr-ı Şarkî'deydi. Bütün isyan elebaşılarını Zülfikâr Bey'in aleyhine çağırdı. Oysa Zülfikâr Bey, Deli Hasan'ı ikna etmek üzere Karahisâr-ı Şarkî'ye gönderilmişti.
Bu sırada Amasya kadısı Mahmûd Efendi, müftüsü Emîr-i Sâhib-i Tâc Alî Efendi, nakîbü'l-eşrâf (seyyidlerin başkanı) vekili es-Seyyid Mustafa Sâfî Çelebi, şehir kethüdâsı Hacı Pîrî Çelebi idi. Amasya kethüdâyeri isyancılardan Sarhoş Mehmed Ağa, yeniçeri subayı Çakaloğlu Hüseyin Ağa çok tanınmış kişilerdi.
1012 yılı recebinin on sekizinci pazar günü Üçüncü Sultan Mehmed vefat edip yerine büyük oğlu Birinci Sultan Ahmed Han Osmanlı tahtına çıktı. Fakat Amasya'da Deli Tâhir Bey'in durum ve davranışlarında Sultan Ahmed'in tahta çıkışından sonra bir değişiklik oldu.
1012 yılı şevvalinde [1604] binbir türlü ikna ve gönül alma çabasıyla isyancıların elebaşıları itaat edince Deli Hasan Bey'e vezirlikle Bosna valiliği, Malatyalı Karakaş Ahmed Ağa'ya Revan, Tekeli Mehmed Ağa'ya Tebriz, Kalenderoğlu Mehmed Ağa'ya Gence beylerbeyiliği verildi. Deli Zülfikâr Paşa Maraş beylerbeyi, Hüseyin Paşa Karahisâr-ı Şarkî mutasarrıfı (sancağın yöneticisi) oldu.
Bu kez meydan Amasya beyi Deli Tâhir Bey'e kaldı. Tâhir Bey sancaktaki bütün isyancıları başına topladı. 1012 yılı zilhiccesinde [1604] bağımsızlığını ilan ederek "Sultân Tâhir Hân" unvanını aldı. Adına hutbe okuttu. Her yana "Tâhir Hân" unvanıyla emirler ve fermanlar vermeye başladı.
1013 yılı muharreminde [1604] Amasya müftüsü Emîr Alî Efendi'ye aşırı baskı yaptığından Alî Efendi fetva görevinden çekilmek zorunda kalmıştı. İstanbul'da Amasya fetva makamı Gümüşlü Musliheddîn Efendi gibi birkaç müderrise önerildiği hâlde hiçbiri bunu kabul edip yola çıkmaya cesaret edemediğinden çaresiz Alî Efendi görevde bırakıldı.
Deli Tâhir Bey, Sivaslı Kara Sa'îd Ağa'yı kendine bağlayarak kâhyası yaptı. Dündâroğlu Mustafa Ağa'yı isyancılara serdar yapıp Karahisâr-ı Şarkî üzerine gönderdi. İsyancılar Karahisâr'a baskın yapıp Balıkesirli Hüseyin Paşa'yı kaçırdılar. Şehri baştan başa yağmaladılar.
Çünkü Nasûh Paşa, 1012 yılı başlarında Halep valiliğine yükseltilmiş, Sivas'a Yularkısdızâde Ahmed Paşa beylerbeyi olmuştu. Nasûh Paşa kendisini isyancılara oldukça tanıtmıştı. Halep'e gidince eşkıya yine ayaklandı.
Deli Tâhir Bey'in isyancı davranışları İstanbul'a ulaşınca kendisi Hudâvendigâr (Bursa) sancağına nakledildi; Amasya sancak beyliğine Çankırı beyi Yıldızlı İbrâhim Bey atandı. İbrâhim Bey, Deli Tâhir Bey'i idam etmekle görevlendirildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- Devâtdâr: divit taşıyan, yazı malzemesinden sorumlu saray görevlisi
- ahfâd: torunlar, soy
- gemalmaz: dizginlenemeyen, laf dinlemeyen
- avene: yardımcılar, adamlar
- nâhiye: kazanın alt bölümü, bucak
- nakîbü'l-eşrâf: Hz. Muhammed soyundan gelenlerin kayıtlarını tutan ve onlara bakan görevlinin unvanı
- cülûs: tahta çıkış
- i'lân-ı istiklâl: bağımsızlık ilanı
- fetvâ: şeriat açısından görüş bildirme, müftülük görevi
- ibkâ: yerinde bırakma
- mutasarrıf: bir sancağı yöneten görevli
- harekât-ı bâgıyâne: isyancı davranışlar
"Sultan Tâhir Han" Olayının Anlamı
Hüsameddin'in aktardığı olayın ağırlığı, Tâhir Bey'in yalnızca eşkıyalık yapmayıp egemenlik iddia etmesindedir. İslâm devletlerinde bir hükümdarın adına hutbe okutulması ve para basılması, egemenliğin iki temel işareti sayılırdı; bir sancak beyinin kendine "Han" unvanı vermesi de devlete karşı doğrudan bir meydan okumaydı. Bu bölümün başında Hüsameddin, isyancıların para bastırdığını belgelerden bildiği hâlde hutbe okuttuklarının belgelerde geçmediğini söylemişti. Burada ise Tâhir Bey'in adına hutbe okuttuğunu açıkça yazar; yani kendi genel gözlemiyle bu özel anlatım arasında bir ayrılık vardır. Bu ayrılığı gideren bir belge, kullandığımız kaynaklarda bulunamadı.
Deli Tâhir Bey'in kendisi hakkında bu bölümün dışında bir bilgiye ulaşılamadı. "Sultan Tâhir Han" adıyla basılmış bir sikkenin bulunup bulunmadığı da doğrulanamadı.
Deli Hasan ve Bosna Valiliği
Metinde Karayazıcı'nın kardeşi olarak anılan Deli Hasan, Celâlî isyanlarının tanınmış elebaşılarından biridir. Kardeşinin ölümünden sonra isyancı grubun başına geçmiş, 1602'de Ankara'yı kuşatmış, ardından devletle anlaşarak Bosna beylerbeyi olmuştur. Kaynaklarda Nisan 1603'te on bin kadar adamıyla Rumeli'ye geçtiği, 1604'te Temeşvar beylerbeyiliğine nakledildiği ve 1605'te bir suikast girişiminden sonra Belgrad'a kaçarken yakalanıp öldürüldüğü yazılır. Hüsameddin ise Deli Hasan'ın Bosna valiliğini Sultan Ahmed'in tahta çıkışından sonraki barış girişimleri arasında, 1012 şevvalinde verir. Bu sıralama, Rumeli'ye geçiş tarihine göre daha geç görünür; iki anlatının nasıl uzlaştırılacağı burada belirlenemedi. Kalenderoğlu Mehmed için verilen "Gence beylerbeyiliği" ise genel kaynaklarda anılmaz; orada ona Ankara sancak beyliği önerildiği, Ankara kadısının direnmesi üzerine geri çekildiği yazılır.
Hüsameddin'in verdiği bu atamalar, bir isyan elebaşısına uzak bir beylerbeyilik verip bölgeden uzaklaştırma yöntemini gösterir. Mustafa Akdağ da Celâlî başbuğlarına yöre sancaklarının, beylerbeyiliklerin ise genellikle uzak eyaletlerde verildiğini, Deli Hasan'ın Bosna'ya, Tavil Mehmed'in Şehrizol'a gönderildiğini yazar. Yıldızlı İbrâhim'in ise Sivas'a, yani Rum eyaletine verildiğine dikkat çeker.
Nasûh Paşa'nın Halep Görevi
Metin Nasûh Paşa'nın 1012 başında Halep valiliğine terfi ettirildiğini söyler. TDV maddesi de onun 1012'de [1603] kapıcıbaşılıktan Halep beylerbeyiliğine gönderildiğini ve Sivas beylerbeyiliğine Şevval 1012'de [Mart 1604] atandığını kaydeder. Bu cümle, bir önceki maddede Nasûh Paşa'nın Amasya'ya 1012 saferinde geldiği anlatısıyla birlikte okunduğunda tarih sıralamasında bir sorun doğar; hangisinin kesin olduğu burada belirlenemedi.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 3. Cilt, s. 525–526. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Zeynep Kemaloğlu, "Amasya Müzesi'ndeki Osmanlı Dönemi Sikkelerinden Örnekler", Amasya İlahiyat Dergisi, 22, 2024, s. 328-374. https://isamveri.org/pdfdrg/D04028/2024_22/2024_22_KEMALOGLU.pdf
- Ömer İşbilir, "Nasuh Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 32, İstanbul 2006. https://islamansiklopedisi.org.tr/nasuh-pasa
- Mustafa Akdağ, "Celâlî İsyanlarında Büyük Kaçgunluk 1603-1606: I", Tarih Araştırmaları Dergisi, II/2-3, 1964. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/782881
Resmî kaynaklar
Diğer kaynaklar