İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · İKİNCİ DEVRE

İbrâhim Bey

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 3. Cilt, s. 526–528 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Sivas'a yakın Yıldızeli kasabasından sipâhî Mehmed'in oğludur. Sipâhî kethüdâlığından zorbalığı sâyesinde Çankırı beyi olmuşdu. İhtilâlciler arasında buna "Yıldızlı İbrâhim" denmişdi. 1013 senesi şa'bânının evâsıtında sâniyen Amasya beyi olup hareket etdi.

Sivas beylerbeyi Ahmed Paşa'ya gelen fermânlar şâyân-ı dikkatdi. Birisi şudur: "Rûm beylerbeyi Ahmed Paşa'ya hüküm ki sâbıkâ Amasya sancağı beyi olan Tâhir-i müzevvir emirler yazıp tuğrâ çekip elinde müzevver emir tutulduğu mesmû'-ı hümâyûnum olmağın mezbûru ele getirip hakkından gelinmesini emr edib buyurdum ki".

İbrâhim Bey'e gelen fermânlarda Karahisâr'a hücûm edenlerin adları yazılmış olup şunlardı: Dündâr Mustafa, Arnavut Hüseyin, Çeribaşı Mehmed, Kızılbaş Hüseyin, Geduslu Alî, Köse Mahmûd, Yardımoğlu [364] Sefer Şâh, Şeytânoğlu İbrâhim, Karakuru Osmân, Bacı Süleyman.

Sivas beylerbeyi Ahmed Paşa Amasya üzerine hareket edib İbrâhim Bey de Çorum Beyi Mehmed Bey'le beraber Amasya üzerine yürümüşdü. Deli Tâhir Bey, kendisine edilen nasîhatı dinledi. Amasya'dan bilâ-vukû'ât çıkıp kapısı halkıyla Bursa'ya doğru gitdi.

Fakat erbâb-ı ihtilâlin meşâhîrinden Kara Sa'îd, Uzun Halîl başlarında olan cem'iyyetleriyle Tâhir Bey'den ayrılıp Sivas'a doğru gitmişlerdi. Bu esnâda sâbıkâ çâşnîgirbaşı Mehmed Ağa, Sivas defterleri kethüdâsı olup Amasya'ya gelmişdi. Eşkıyâdan gidemeyip Amasya'da kaldı.

Yıldızlı İbrâhim Bey, Amasya'ya şa'bân evâhirinde gelip vâliyâne Amasya'ya girdi. Çorum beyi Mehmed Bey, Tokatlı es-Seyyid Mehmed Paşa, Sivas beylerbeyi Ahmed Paşa nezdinde kalmışlardı. Kara Sa'îd ile Uzun Halîl harbinde Mehmed Bey şehîd ve Ahmed Paşa mecbûr-ı firâr olup Sivas'a "Râziye Kadın Dâmâdı" demekle meşhûr Kaya Paşazâde Mustafa Paşa ta'yîn edildi. Zilhiccede geldi.

İbrâhim Bey Amasya ve etrâfında olan eşkıyâyı başına toplayıp Deli Tâhir Bey'i taklîd etmeğe kalkışdı. Kendisine uyan erbâb-ı ihtilâl şunlardı:

Murâd Çavuşoğlu Alî, Hacı Bölükbaşı, Benezoğlu Hızır, Mü'ezzinoğlu Alî Bâlî, Kurd Zülfikâr, Serpaşmaklı Mehmed, Mü'ezzinoğlu Ahmed, Kurman Tiryâkioğlu Muslî, Sakaoğlu Hasan, [365] Parmaksız Ahmed, Kara Mustafaoğlu Halîl, Danişmendoğlu Mehmed ve Mustafa ve Bâyezîd, Kapıcı Mûsâ.

Bunların içinde Ahmed, Zülfikâr, Halîl, Mustafa pek müdhiş adamlardı. Bu esnâda Giresun kasabasında meşâyihden Mehmed Efendi nâmında bir câhil oradaki nüfûzuna istinâden mehdîlik da'vâsına kıyâm etmişdi. Kendisine uyanlar çokdu. Karahisâr-ı Şarkî'ye Tokâdî es-Seyyid Mehmed Paşa ve Trabzon'a Bâlî Paşa beylerbeyi olmuşlardı.

Kezâlik Trabzon ve mülhakâtında Murâd Hânoğulları Mustafa, Abdurrahmân ve Alî Beyler de teneffüz ederek kimseyi tanımaz olmuşlar, beylerbeyilere karşı koymağa başlamışlardı. Bu sebebden Bâlî Paşa bunlarla pek meşgûl idi.

1014 senesi evâ'ilinde İbrâhim Bey, kendi kethüdâsı Kör Yûsuf Ağa'yı Amasya mütesellimi nasb ederek Çankırı'ya gidip her iki sancağa birden mutasarrıf olmuşdu. Kör Yûsuf Ağa, İbrâhim Bey'den ziyâde zâlimâne hareket ederek herkesi sindirmişdi.

1014 senesi rebî'ulâhirinde Amasya müftüsü Emîr Alî Efendi vefât eylediğinden yerine Trabzon müftüsü ve Hâtuniyye müderrisi Şücâ'eddîn Efendi Amasya müftülüğüne ve müderrisliğine ta'yîn edildi.

Bîçâre Şücâ'eddîn Efendi, Trabzon'dan kalkıp Amasya'ya gelirken eşkıyânın ta'arruzâtına uğradı. Nîm-cân ile Amasya'ya geldi. Fakat bir ay sonra vefât etdi. Yerine cumadelâhiresinde Müftü Tâceddîn Efendizâde Ahmed Efendi Amasya müftüsü ve es-Seyyid Haydar Efendi nakîbü'l-eşrâf kâ'im-makâmı oldu. [366]

Fakat Kör Yûsuf Ağa'nın harekât-ı zâlimânesi, celâlîleri birbirine düşürdü. Halkı da şikâyetlere mecbûr oldu. Bu şikâyetler üzerine İbrâhim Bey Çankırı'dan Amasya'ya geldi. Yûsuf Ağa'yı Çankırı sancağına kendi tarafından bey ta'yîn ederek gönderdi. Eline bir de fermân-ı mülûkâne verdi.

Yıldızlı İbrâhim Bey, Deli Tâhir Bey'den daha deli çıkdı. Amasya'da i'lân-ı saltanat ve istiklâl etdiği hâlde kendisini tutan eşkıyâya kafa tutuyordu. Şâhâne etvâr ile herkesi dilgîr ediyordu. Eşkıyâ buna tahammül edemeyip üç fırka olmuşlardı.

Bir fırkası sipâhî kethüdâsı Murâd Çavuşoğlu Alî Ağa'nın, diğer fırkası Köprülü Mü'ezzinoğlu Ahmed Ağa'nın başında toplandılar. Üçüncü fırkası da İbrâhim Bey'e uyup kaldılar. Serdâr Nasûh Paşa, bu hâle vâkıf olduğu anda İbrâhim Bey'i azl edib yerine Mü'ezzinoğlu Ahmed Ağa'ya Amasya sancağı beyliğini tevcîh ve İbrâhim Bey'i tenkîle me'mûr etdi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Sivas yakınındaki Yıldızeli kasabasından sipahi Mehmed'in oğludur. Sipahi kethüdâlığından zorbalığı sayesinde Çankırı beyi olmuştu. İsyancılar arasında ona "Yıldızlı İbrâhim" denmişti. 1013 yılı şabanının ortalarında [1604-05] ikinci kez Amasya beyi olup yola çıktı.

Sivas beylerbeyi Ahmed Paşa'ya gelen fermanlar dikkate değerdi. Birisi şudur: "Rûm beylerbeyi Ahmed Paşa'ya hüküm ki, daha önce Amasya sancağı beyi olan sahtekâr Tâhir'in emirler yazıp tuğra çektiği ve elinde sahte emir tutulduğu padişahlık kulağıma ulaşmış olduğundan, adı geçeni ele geçirip hakkından gelinmesini emredip buyurdum ki".

İbrâhim Bey'e gelen fermanlarda Karahisâr'a saldıranların adları yazılmış olup şunlardı: Dündâr Mustafa, Arnavut Hüseyin, Çeribaşı Mehmed, Kızılbaş Hüseyin, Geduslu Alî, Köse Mahmûd, Yardımoğlu Sefer Şâh, Şeytânoğlu İbrâhim, Karakuru Osmân, Bacı Süleyman.

Sivas beylerbeyi Ahmed Paşa Amasya üzerine hareket etmiş, İbrâhim Bey de Çorum beyi Mehmed Bey'le birlikte Amasya üzerine yürümüştü. Deli Tâhir Bey kendisine yapılan öğüdü dinledi. Amasya'dan çatışma çıkmadan ayrılıp adamlarıyla birlikte Bursa'ya doğru gitti.

Fakat isyancıların ünlülerinden Kara Sa'îd ile Uzun Halîl, başlarındaki topluluklarıyla Tâhir Bey'den ayrılıp Sivas'a doğru gitmişlerdi. Bu sırada eski çaşnigirbaşı (sofra görevlilerinin başı) Mehmed Ağa, Sivas defterleri kethüdâsı olarak Amasya'ya gelmişti. Eşkıya yüzünden gidemeyip Amasya'da kaldı.

Yıldızlı İbrâhim Bey, şaban sonlarında Amasya'ya gelip vali sıfatıyla şehre girdi. Çorum beyi Mehmed Bey ile Tokatlı es-Seyyid Mehmed Paşa, Sivas beylerbeyi Ahmed Paşa'nın yanında kalmışlardı. Kara Sa'îd ile Uzun Halîl'in savaşında Mehmed Bey şehit düştü, Ahmed Paşa kaçmak zorunda kaldı. Sivas'a, "Râziye Kadın Damadı" diye tanınan Kaya Paşazâde Mustafa Paşa atandı. Zilhiccede geldi.

İbrâhim Bey, Amasya ve çevresindeki eşkıyayı başına toplayıp Deli Tâhir Bey'i taklit etmeye kalkıştı. Ona uyan isyancılar şunlardı:

Murâd Çavuşoğlu Alî, Hacı Bölükbaşı, Benezoğlu Hızır, Mü'ezzinoğlu Alî Bâlî, Kurd Zülfikâr, Serpaşmaklı Mehmed, Mü'ezzinoğlu Ahmed, Kurman Tiryâkioğlu Muslî, Sakaoğlu Hasan, Parmaksız Ahmed, Kara Mustafaoğlu Halîl, Danişmendoğlu Mehmed, Mustafa ve Bâyezîd, Kapıcı Mûsâ.

Bunların içinde Ahmed, Zülfikâr, Halîl ve Mustafa çok korkunç adamlardı. Bu sırada Giresun kasabasında şeyhlerden Mehmed Efendi adında bir cahil, oradaki nüfuzuna dayanarak mehdilik davasına kalkışmıştı. Ona uyanlar çoktu. Karahisâr-ı Şarkî'ye Tokatlı es-Seyyid Mehmed Paşa, Trabzon'a Bâlî Paşa beylerbeyi olmuşlardı.

Yine Trabzon ve çevresinde Murâd Hânoğulları Mustafa, Abdurrahmân ve Alî Beyler de başlarına buyruk davranarak kimseyi tanımaz olmuşlar, beylerbeylerine karşı koymaya başlamışlardı. Bu yüzden Bâlî Paşa bunlarla çok meşguldü.

1014 yılı başlarında [1605-06] İbrâhim Bey, kendi kâhyası Kör Yûsuf Ağa'yı Amasya mütesellimi atayıp Çankırı'ya giderek her iki sancağa birden yönetici olmuştu. Kör Yûsuf Ağa, İbrâhim Bey'den daha zalimce davranarak herkesi sindirmişti.

1014 yılı rebîülâhirinde Amasya müftüsü Emîr Alî Efendi vefat ettiğinden yerine Trabzon müftüsü ve Hâtuniyye müderrisi Şücâ'eddîn Efendi Amasya müftülüğüne ve müderrisliğine atandı.

Zavallı Şücâ'eddîn Efendi, Trabzon'dan kalkıp Amasya'ya gelirken eşkıyanın saldırısına uğradı. Yarı ölü hâlde Amasya'ya geldi. Fakat bir ay sonra vefat etti. Yerine cumadelâhirede Müftü Tâceddîn Efendizâde Ahmed Efendi Amasya müftüsü, es-Seyyid Haydar Efendi de nakîbü'l-eşrâf kaymakamı oldu.

Fakat Kör Yûsuf Ağa'nın zalimce davranışları celâlîleri birbirine düşürdü. Halk da şikâyet etmek zorunda kaldı. Bu şikâyetler üzerine İbrâhim Bey Çankırı'dan Amasya'ya geldi. Yûsuf Ağa'yı kendi adına Çankırı sancağına bey atayıp gönderdi. Eline bir de padişahlara yakışır bir ferman verdi.

Yıldızlı İbrâhim Bey, Deli Tâhir Bey'den daha deli çıktı. Amasya'da saltanat ve bağımsızlık ilan ettiği hâlde, kendisini destekleyen eşkıyaya kafa tutuyordu. Padişah tavırlarıyla herkesi gücendiriyordu. Eşkıya buna dayanamayıp üç kola ayrılmıştı.

Bir kolu sipahi kethüdâsı Murâd Çavuşoğlu Alî Ağa'nın, öbür kolu Köprülü Mü'ezzinoğlu Ahmed Ağa'nın başında toplandı. Üçüncü kolu da İbrâhim Bey'e uyup kaldı. Serdar Nasûh Paşa bu durumu öğrenir öğrenmez İbrâhim Bey'i azledip yerine Mü'ezzinoğlu Ahmed Ağa'ya Amasya sancak beyliğini verdi ve İbrâhim Bey'i cezalandırmakla görevlendirdi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • mütesellim: bir sancak beyinin yerine yönetimi yürüten vekil
  • müzevver: sahte, uydurma
  • tuğrâ çekmek: padişahın imzası sayılan tuğrayı sahte olarak çizmek
  • mesmû'-ı hümâyûn: padişahın kulağına gelmiş olan
  • kapı halkı: bir beyin yanındaki maaşlı adamlar, hizmetliler
  • çâşnîgirbaşı: saray mutfağında yemeği tadan görevlilerin başı
  • mehdîlik: Kıyamete yakın geleceğine inanılan kurtarıcı olduğunu ileri sürme
  • nakîbü'l-eşrâf kâ'im-makâmı: seyyidlerin başkanının vekili
  • fırka: kol, grup
  • azl: görevden alma
  • tenkîl: cezalandırma

Yıldızlı İbrâhim

Yıldızeli kökenli Yıldızlı İbrâhim, Celâlî isyanlarının tanınmış adlarından biridir. Mustafa Akdağ'ın aktardığı bir belgeye göre 1604 sonlarında Bolu sancağına bağlı Gerede'ye ve çevresine, üç yüz kişilik bir levent bölüğüyle birlikte "Celâlî Hüseyin" ile beraber baskın yapmıştı; Bolu sancak beyi de Düzce yöresinden altı yüz kadar sekban ve suhte toplayıp bunun öcünü almaya hazırlanıyordu. Hüsameddin'in Çankırı beyi olduğunu ve zorbalığı sayesinde bu makama geldiğini yazması bu tabloyla uyuşur. Akdağ ayrıca, Celâlî başbuğlarının çoğunun yöre sancaklarına, beylerbeyiliğe verilenlerin ise uzak eyaletlere atandığını, Yıldızlı İbrâhim'in tek istisna olarak Rum (Sivas) beylerbeyliğine verildiğini belirtir. Hüsameddin ise, daha sonraki sayfalarda, İbrâhim Bey'in Sivas beylerbeyi olduğunu ileri sürerek sahte ferman gösterdiğini yazar. İki bilgi arasındaki farkı belgeye bakmadan çözmek mümkün değildir.

Sahte Fermanlar ve Egemenlik İddiası

Metinde Deli Tâhir için "müzevver emirler yazıp tuğra çekmiş" ifadesinin geçtiği fermandan, Tâhir'in bağımsızlık ilanının merkezde nasıl karşılandığı görülür: padişah adına sahte belge düzenlemek de egemenlik iddiası anlamına geliyordu. Hüsameddin, İbrâhim Bey'in de aynı yolu izleyip kendini Amasya'da sultan ilan ettiğini söyler. İsyancıların kendi arasında bölünmesi de metinde açıkça görülür. Kara Sa'îd ile Tavil Halîl'in sonradan Kalenderoğlu'na bağlandığı Katip Çelebi'ye dayanarak Akdağ tarafından aktarılır.

Müftülük ve Medrese

Metnin sonundaki müftü değişiklikleri, fetva makamının kargaşa içinde bile doldurulmaya çalışıldığını gösterir. Müftülüğün Hâtuniyye müderrisliğiyle birlikte verildiği de metinden anlaşılır. Emîr Alî ile Şücâ'eddîn Efendi hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.

Köprü ve Mü'ezzinoğlu Ahmed

Bölümün sonunda adı geçen Köprülü Mü'ezzinoğlu Ahmed Ağa bir sonraki maddede Amasya beyi olarak karşımıza çıkar. Köprü'nün Amasya sancağına bağlı olduğu ve Köprülü Mehmed Paşa'nın da bu kasabaya yerleşmesi nedeniyle Köprülü diye anıldığı TDV'nin Köprülü Mehmed Paşa maddesinde yazılıdır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 3. Cilt, s. 526–528. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

3. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.