Amasyalıdır. Kibâr-ı meşâyih-i kirâmdan Akdağlı Mevlânâ Muhyiddîn Mehmed Çelebi bin Ahmed mahdûmudur. Amasya’da müderris-i meşhûr Mevlânâ Şemseddîn Ahmed Cendî Çelebi’den ulûm-i edebiyye ve şer’iyyeyi ahz edib Mu’arrifzâde Mevlânâ Sinâneddîn Yûsuf Çelebi hizmetinde ikmâl-i tahsîl etdi.
Amasya ve İstanbul’da müderris olup Sultân Bâyezîd-i Sânî nezdinde ma’rûfiyet kazanan 893’de İmâm-ı Sultânî Amasyalı Alî Efendi sefâretle Mısır’a gitdiği esnâda üstâdı Mu’arrifzâdenin sevk ü ta’rîfiyle imâm-ı Sultânî oldu.
899 senesi ramazânında Bursa kadısı Kadızâde Mevlânâ Kâsım Çelebi vefât etdikde Bursa kadısı oldu. On yıl Bursa’da kemâl-i istikâmet ile icrâ-yı hükûmet edib 909’da Anadolu kazaskeri olarak İstanbul’a geldi.
İki yıl kazaskerlik edib 911’de azliyle [500] ikinci defa Bursa kadısı olup gitdi. 914’de yevmî yüz akçe ulûfe ile mütekâ’id olduğu hâlde 915’de dâr-ı na’îme irtihâl etdi. Âlim, fâzıl, şâir, kerîm, kâmil bir zât idi.
Edirneli Mecdî Mehmed Efendi “Terceme-i Şakâyık”da diyor ki: “Ol fâzıl-ı vâlâ-mâye ferîk-i sa’âdet refîk-i ulemâya ve fırka-i sulehâ-yı salâh-ı intimâya muhabbet üzere olup kerem-i nefsle ma’rûf ve ahlâk-ı zekiyye ile mütehallik ve mevsûf bir fâzıl-ı me’âlî-i mahfûf idi.
Elsine-i nâsda tedâvül eyleyen “Muhammediyye” nâm kitâb-ı be-nâma nazîre-i Türkî bir kitap tanzîm edib “Mahmûdiyye” deyû tesmiye eyledi. Lâkin merhûmun nazmı süst olup mertebesi rütbe-i kabûlden sâkıt olmağın beyne’l-halâyık rağbete lâyık olmadı.”
Mahdûmu Alâeddîn Alî Çelebi kudâttan olup bunun mahdûmu Mehmed Efendi de kudâttandır. Bunun mahdûmu Pîrî Ahmed Efendi Bursa kadısı olduğu hâlde 996’da vefât etdi. Merhûmun birâderi Amasya’da kibâr-ı [501] meşâyihden Hüsâmeddîn Hüseyin Efendi’dir. Diğer birâderi Kemâleddîn Ahmed Efendi kudâttandır.