Amasya ulemâsından olup yukarıda tercemesi yazılan [160] Mevlânâ Tâceddîn Ebu’l-Mekârim İbrâhim bin eş-Şeyh Mehmed et-Tokâdî mahdûmudur. “Dav’-i Lâmi” ve “Tabakât-ı Hânefiyye”de yazıldığı üzere mukaddemât-ı ulûmu pederinden ahz u tederrüs edib sonra Şam’a ve Mısır’a gitdi.

Oralarda meşâhîr-i fuzalâdan ve hâssaten Şehâbeddîn Ahmed bin Hacerü’l-Kastallânî, Bedreddîn Mahmûd bin el-Aynî gibi fuhûl-i ulemâdan ikmâl-i tahsîl ederek avdet ve Amasya’da neşr-i ulûma himmet etdi. Hayli zamân Atabeg Gâzi müderrisi oldu.

Fezâ’il-i ilmiyyesi mâlûm-ı enâm olup Amasya kâdı’l-kudâtı Mevlânâ Nizâmeddîn Abdurrahmân el-Muslihî’nin hastalığı esnâsında Amasya nâibi, ba’dehû Amasya kâdısı olduğu hâlde 866’da vefât etdi. Meşâhîr-i fuzalâdan bir zât idi.

Mahdûmları Mehmed, Abdurrahmân Çelebilerdir. Mevlânâ Abdurrahmân Çelebi, Amasya kâdı’l-kudâtı olup bunun mahdûmu Mevlânâ Hüsâmeddîn Hüseyin Efendi de kibâr-ı mevâliden olmuştu. Bunlara “Tokatlıoğulları” dendi. [161]